GİDEN KÖTÜ..YA GELEN Rozet ve ilke ve siyasi ahlak!..
***
Siyasette rozet değişir. Olabilir.
Ama söz değişiyorsa, seçmenin yüzüne bakmak zorlaşır.
Mesele yalnız gidenler değil; gidişi mümkün kılan zemindir.
Ve bu muhasebe, polemikle değil, ciddiyetle yapılır.
Siyasette bazı şeyler çok hızlıdır.
Kur, hızlı derler.
Enflasyon, hızlı derler.
Gündem, zaten ışık hızı.
Ama hepsinin üstünde bir hız var: Rozet.
Dün yakada başka. Bugün yakada başka.
Dün “asla.”
Bugün “zaten.”
Dün “itiraz.”
Bugün “icraat.”
Milletvekili Hasan Ufuk Çakır ve bazı belediye başkanları CHP'den ayrılıp AKP’ye geçti.
Hayırlı olsun.
Kime hayırlı olsun?
Gidene mi?
Getirene mi?
Yoksa yıllarca oy verene mi?
Çünkü seçmen, rozetin metaline oy vermez.
Seçmen, anlatılan hikâyeye oy verir.
Seçmen, savunulan değerlere oy verir.
Seçmen, “biz buna karşıyız” denilen düzene karşı duruşa oy verir.
Şimdi o seçmen, çok basit bir soru soruyor:
“Yıllarca itiraz ettiğin yere, nasıl ‘normal’ diyerek girdin?”
Bu soru sorulmadan kurulan her cümle eksiktir.
Bu soru sorulmadan yapılan her “hayırlı olsun” tebriki, seçmene söylenmiş bir “ne yapalım”dır.
Bir de işin kolay tarafı var.
“Giden gitsin.”
“Zaten belliydi.”
“Menfaat.”
Kolay, rahatlatıcı, hızlı.
Zor olan şu:
Bu kopuşlar niye bu kadar mümkün hale geldi?
Bu zemin nerede oluştu?
Bu yollar nerede açıldı?
Siyaset boşluk sevmez.
Boşluğu ya ilke doldurur…
Ya da menfaat.
Menfaat doldurunca da rozet değişimi “olay” olmaktan çıkar, “rutin” olur.
Ve o rutinin bedelini sadece parti ödemez.
Seçmen öder.
Örgüt öder.
Mücadele öder.
Eğer mesele ilkeyse, şu soruyu sormak zorundayız:
O günlerin karar süreçlerinde sorumluluğu olanlar kimdi, ne yaptı?
Kim konuştu?
Kim sustu?
Kim sorumluluk aldı?
Kim sessizliğe sığındı?
Siyaset sabırlıdır.
Ama kayıt tutar.
Günün sonunda ayırt eder.
Aday belirlemek “soy kütüğü” değil, rıza ve temsil meselesidir
Kimseye siyasi sabıka kaydı gibi bir “gelecek taahhüdü” de imzalatamazsınız, doğru.
Ama siyaset, “temsiliyet” işidir.
Temsil gücü, toplumsal karşılık ve örgütsel rıza gerektirir.
Bu üçlüden biri zayıflarsa ne olur?
Örgüt kenarda kalır.
Yerel emek görünmezleşir.
Seçmen yabancılaşır.
Sonra siyasetin dili değişir.
İlke değil, ilişki konuşulur.
Mücadele değil, denge konuşulur.
Halk değil, kulis konuşulur.
Ve bir gün “nasıl gitti?” diye şaşırırsınız.
Şaşırmayın.
Çünkü siyasette “ilke ve değerlere dayalı bağ” zayıfladığında, “kapı” çoğalır.
Ve kapı çoğalınca, rozet hızlanır.
Siyasi tutarlılık yalnızca “gidenleri” eleştirmek değildir.
“Giden kötü.”
“Giden vefasız.”
“Giden yanlış.”
Peki “gelen”?
Yıllarca hangi çizgiye itiraz etmiş, hangi sözleri vermiş, hangi değerlere dayanarak yürümüş?
Sonra hangi muhasebeyle, hangi gerekçeyle, hangi yüzle geldi?
Siyaset, tek taraflı tartıyla adil olmaz.
Gidenleri eleştirip, gelenleri alkışlarsanız; ilkeyi değil, sonucu kutsarsınız.
Sonuç kutsanınca da, yarın bir başka sonuç için bir başka rozet kutsanır.
Bu, örgüt ahlakını yorar.
Seçmenin güvenini çürütür.
Siyaseti “ilke”den “ikbal”e indirger.
Madem ki zaman dayanışma zamanıdır…
Madem ki otoriterliğe, yoksullaştırmaya ve baskı politikalarına karşı toplumsal bir mücadele hattı örmekten söz ediyoruz…
Bu ülkenin derdi rozet değil.
Bu ülkenin derdi geçim.
Bu ülkenin derdi adalet.
Bu ülkenin derdi özgürlük.
İnsanların sofrası küçülürken, siyasetin kulisi büyüyorsa; orada siyaset değil, hesap vardır.
Siyasetin gerçek değeri; özeleştiri kapasitesinde ve ortaklaşma iradesinde ortaya çıkar.
Memleketi karanlığa sıkıştıran otoriter düzene karşı ortak bir siyasal irade hattı kurmak; halkı yoksullaştıran zihniyeti iktidar yetki ve gücünden yoksun bırakıp halkın iktidarını kurmak için mücadele etmek zorundadır!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Güle güle güzel insan, Necati Tanıyan 19 Ekim 2026 Pazartesi
- Makam mı, sorumluluk mu 12 Ekim 2026 Pazartesi
- Kim Kazanacak; Kişiler mi, Demokrasi mi? 21 Eylül 2026 Pazartesi
- Togg’ladı mı, kamulaştı mı? 07 Eylül 2026 Pazartesi
- İsim değişebilir. Peki, anlayış değişti mi? 06 Eylül 2026 Pazar
- 30 Ağustos: Zaferin tapusu 30 Ağustos 2026 Pazar
- Kömür karası, adaletin aynası 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Efsaneler de takvime yenilir 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- Paşa paşa yatmak boyun eğmemektir 25 Ağustos 2026 Salı
- Hukukun sustuğu yerde barış mı dediniz 07 Ağustos 2026 Cuma