PERDE DEĞİŞİYOR DEKOR AYNI Saray operasyonu mu, saraya da mı operasyon
**
Türkiye’de siyaset, bir süredir mahkeme koridorlarında yankılanan kelimelerle konuşuyor:
Butlan, kayyum, tedbir, iptal...
Hukukun dili soğuk görünür; oysa bazen en sıcak siyasal mühendislik, en kuru hukuk terimlerinin içine saklanır.
Dosyanın kapağında “kurultay” yazar, satır aralarında iktidar krizi okunur.
Bir celseye bakarsınız, parti içi çekişme dersiniz; biraz yaklaşınca sınıfların gölgesi düşer tutanakların üstüne.
Soruyu tersinden sormak gerekir: Bu yalnızca sarayın CHP’ye operasyonu mudur, yoksa saray da dâhil bütün siyasal alanın yeniden ayarlanması mıdır?
Devlet dediğimiz aygıt, tek kişinin gece yarısı gördüğü rüyadan ibaret değildir.
Devlet, sermaye düzeninin hafızasıdır; unutmayan, bekleyen, fırsat kollayan, gerektiğinde döven, gerektiğinde mağdur yaratan o büyük düzenek.
Bugün “mağduriyet” siyasetin en geçer akçesi oldu.
Bir siyasetçiye baskı uygulanıyor, sonra o baskıdan bir kahraman heykeli dökülüyor.
Halktan çalınan gelecek, liderlerin kişisel dramlarıyla perdeleniyor.
İşçi aç, emekli yoksul, genç umutsuz; ama ekranlarda sınıf yok, program yok, düzen yok. Sadece isimler var.
Alkışlanan isimler, yuhalanan isimler, tasfiye edilen isimler, parlatılan isimler...
Baskı düzenin dışına çıkışı büyütmüyor; çoğu zaman düzenin içindeki yeni kapıyı parlatıyor.
Kitleye, “sistemi sorgulama, şu mağdura sarıl” deniyor.
Dün başka bir figür için kurulan sahne, bugün başka bir figür için kuruluyor.
Perde değişiyor, dekor aynı kalıyor.
Davul başka elde, ritim aynı ritim.
Oysa memleketin gerçek davası adliye klasörlerinden taşar.
Fabrika kapısında bekleyen işçinin, kirasını ödeyemeyen emekçinin, tarlasını bankaya kaptıran köylünün, diplomasıyla işsiz kalan gencin dosyası hangi mahkemede görülür?
Onların tanığı kimdir? Bilirkişisi kimdir?
Kararı kim yazar?
İşte düzen siyasetinin ustalığı burada:
Halkın büyük davasını küçültür, küçük adamların büyük kavgası gibi gösterir.
Hukuk ise bu oyunda tarafsız hakem rolünü oynuyor. Oysa soru şudur:
Hangi hukuk?
Kimin hukuku?
Sandığın iradesini koruyan hukuk mu, düzenin ihtiyacına göre zaman ayarlı çalışan hukuk mu?
Eğer bir karar, halkın örgütlü iradesini değil de egemenlerin gelecek tasarımını büyütüyorsa, orada hukuk cübbesiyle siyaset yapılmaktadır.
Üstelik bu mühendislik yalnız muhalefeti biçimlendirmez; iktidarın kendisini de geleceğe göre törpüler.
Saray bugün operasyonun öznesi gibi görünür, yarın aynı düzenin nesnesi olur.
Çünkü sistem kişileri kullanır, eskiyeni çöpe atar, parlatılması gerekeni vitrine koyar.
Çarkın adı sadakat değildir; çıkar, süreklilik ve sınıf egemenliğidir.
Bu yüzden sorulacak soru kahvehane sorusu değil, tarih sorusudur.
Solun sınavı tam da buradadır.
Sarayın baskısını teşhir etmek yetmez; mağduriyetin düzen içi büyüsünü de bozmak gerekir.
Çünkü devrimci bakış, kişilere değil sınıflara bakar.
Kahraman aramaz; ekmek, özgürlük, eşitlik, örgütlü halk iradesi arar.
Krizleri değil, krizi üreten sistemi hedef alır.
Butlan tartışması bu nedenle bir mahkeme başlığı değildir yalnızca.
Bu, Türkiye egemenlerinin yarınını kurma girişimidir.
Saray mı operasyon yapıyor? Evet, yapıyor olabilir. Ama daha yakıcı soru şudur:
Operasyon kimin tarihsel çıkarına hizmet ediyor?
Halkın değil sermayenin sürekliliği korunuyorsa, mesele parti davası değil, düzen davasıdır.
Bugün yapılacak iş, alkış sırasına girmek değil, perdenin iplerini göstermek; mağdurların resmini değil, ezilenlerin ekmeğini, alın terini, örgütlü öfkesini siyasetin birinci satırına yazmaktır.
Çünkü düzenin aynasını kırmadan hiçbir yüz gerçekten özgürleşmez; hiçbir dava halkın davası olmaz ve tarih asla değişmez...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- O satıh, halkın iradesidir! 25 Haziran 2026 Perşembe
- Kurultayı beklerken 24 Haziran 2026 Çarşamba
- Arınma mı dediniz? Mutlak bahanedir 23 Haziran 2026 Salı
- Haritadan silinen Batı yakası 19 Haziran 2026 Cuma
- Her yer Samsun olmadan asla 16 Haziran 2026 Salı
- Tavuk, adaletin terazisi ve kayyım 15 Haziran 2026 Pazartesi
- Çarklar, çıkarlar, çöküş ve çıkış 11 Haziran 2026 Perşembe
- Arınma mı dediniz 10 Haziran 2026 Çarşamba
- Dostun gülü, yargının taşı 05 Haziran 2026 Cuma
- Sizleri Asla Unutmayacağız 04 Haziran 2026 Perşembe