TÜZÜK VARSA HERKES İÇİNDİR Tedbirle gelenlerin tarihi sınavı

09 Temmuz 2026 03:00
Hüküm altına alınmamış sonuçlar, parti yönetimlerinin keyfi yorumlarıyla var edilemez. Mahkeme kararına yorumla ek yapılmaz. Körfez ve Darıca İlçe örgütlerinde yaşananlar, bunun en somut ve en acı örneğidir.

**

Hukuk, bir terzi işi değildir; yani dikilen ceket, her dönemin, her koltuğun üzerine oturmaz.

Ankara’dan gelen bir mahkeme kararı masaya konduğunda, vicdanlar sızlamıyorsa, orada hukuk devleti değil, "işine geldiği gibi yorumlama devleti" başlamıştır.

38.​Kurultay’ın hukuki geçerliliği üzerine düşen gölge, parti içi dengeleri sarsarken; "ihtiyati tedbir" kararıyla koltuğa dönenlerin bugün sergilediği tutum, hukukun ruhuna değil, sadece kendi iktidarlarının bekasına hizmet etmektedir.

Mahkeme kararının kapsamını, kendi siyasi tasarruflarına göre genişletmek, hukuki bir zorunluluk değil, bir yetki gaspıdır.

Hukukun en büyük felaketi, kararın sınırını kaybetmesidir.

Bir mahkeme karar verir. Kararın konusu, talebi, gerekçesi ve hüküm fıkrası vardır.

Hukuk, işte bu sınırlarla ayakta durur. O sınır aşıldığında artık mahkeme kararı değil karar kılığına girmiş siyasal tasarruf konuşur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36.Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararı, 4-5Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay ve sonrasındaki kurultaylar bakımından değerlendirme yapmıştır.

Bu kararın doğru olup olmadığı ayrı bir tartışmadır. Fakat asıl mesele şudur: 

Bir tedbir kararı, dava edilmeyen il ve ilçe kongrelerini kendiliğinden hükümsüz kılamaz.

Hüküm altına alınmamış sonuçlar, parti yönetimlerinin keyfi yorumlarıyla var edilemez. Mahkeme kararına yorumla ek yapılmaz.

Kocaeli Körfez ve Darıca İlçe örgütlerinde yaşananlar, bunun en somut ve en acı örneğidir.

Bir ilçe başkanını ve yönetimini görevden alırken, o kararı yargı hükmüne sığdırmak, mahkeme yerine geçmektir.

Hukuku, rakibini tasfiye etmek için bir "hizaya getirme sopası" olarak kullananlar, yarın o sopa kendi ellerine değdiğinde ne diyecekler?

Bu karar hukuksuz" diyerek kürsülerden haykıranlar, koltuğa oturduklarında 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nı, parti tüzüğünü ve yönetmelikleri bir kenara itip, "ben yaptım oldu" diyebiliyorsa, bu sadece tüzük ihlali değildir; bu, parti içi demokrasinin tabutuna çakılan son çividir.

Kurallar, kişilerin ihtiraslarına göre esnetilen lastikler değildir.

Eğer tüzük varsa, o tüzük herkes içindir.

Eğer hukuk varsa, o hukuk sadece düşmanlar için değil, dostlar ve yöneticiler için de geçerlidir.

Mahkeme kararı, keyfi bir genişletme aracı olarak kullanılamaz. Yorumla ekleme yapılamaz.

Tedbir kararı ile göreve dönenlerin, kendilerini yasalardan ve parti disiplininden muaf görmeleri, sadece bugünü değil, yarının siyasi ahlakını da zehirlemektedir.

Partiyi yönetmek, bir hükümdarlık sürmek değildir.

Siyasi partiler; şahsi duyguların, eski küskünlüklerin, rövanşist hislerin ve "ne pahasına olursa olsun koltuk" anlayışının tatmin edildiği yerler olamaz.

Hukuk, gücü elinde bulunduranın oyuncağı değildir; zayıfın ve haklının tek güvencesidir.

Hukuku ve yargı kararlarını, kendi çıkarlarınız için değil, partinin ve demokrasinin geleceği için tutarlı bir şekilde savunun.

Aksi takdirde, bugün keyfi kararlarla il ve ilçe başkanlarını harcayanlar, yarın siyasi tarihin tozlu raflarında "tüzüğü çiğneyenler" olarak, hukuku kendine kalkan yapanlar olarak yer alacaklardır.

Tedbir kararından anayasa çıkarılmaz.

Butlan kararından parti içi sıkıyönetim icat edilmez.

Körfez ve Darıca İlçe Başkanı ve yönetimini görevden alan MYK yazısı, tam da bu tehlikeli eşikte durmaktadır.

Önce CHP Tüzüğünün25.maddesine dayanıldığı söylenmekte, sonra mahkeme kararının kapsamı genişletilerek önceki atama ve görevlendirmelerin de geçerliliğini yitirdiği ileri sürülmektedir.

Sorulması gereken soru basittir:

Bu sonuca hangi mahkeme hükmetmiştir? 

Bu konuda açılan bir dava var mıdır?

Hangi mahkeme kararı ile kongreler  iptal edilmiştir? 

Hangi ilçe örgütünün seçilmiş iradesi yargı kararıyla ortadan  kaldırılmıştır?

Cevap yoksa hukukta yoktur.

İhtiyati tedbirle görev dönen genel başkan, parti meclisi, MYK ve disiplin kurulları parti hukukunun üstünde değildir.

Onlar koltukların sahibi değil, emanetçisidir. 

Emanetin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kaynağı delege iradesidir. Sınırı 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, parti tüzüğü ve yürürlükteki yönetmeliklerdir.

Tedbir kararı, kişilere sınırsız iktidar yetkisi vermez.

Tedbir, kanunları ve parti içi hukuku askı ya alan bir ferman  değildir. 

Tedbirle gelen tedbirli davranmak zorundadır.

Parti, mahkeme koridorunda kurulmaz. İlçe örgütü, yazı işleri müdürlüğü gibi atanmaz.

Delege iradesi, merkez kararlarının süsü değildir.

Sandık varsa parti vardır. Tüzük varsa örgüt vardır. Hukuk varsa meşruiyet vardır.

Bugün mesele yalnız Körfez ve Darıca değildir.

Bugün mesele, bir ilçenin başkanı değildir. 

Bugün mesele, hukuksuzluğa karşı  çıkanların, dışarıdaki tek adam rejimini eleştirip içeride küçük tek adamlıklar kuranların demokrasiye söyleyecek sözü kalmaz.

Bu nedenle yapılacak iş bellidir:  Önce kararların gerekçesi örgüte açıkça anlatılmalı, sonra savunma hakkı tanınmalı, her işlem kanun, tüzük ve yönetmelik terazisinde tartılmalıdır.

Gizli oy, keyfi kararın perdesi  yapılamaz. 

Oy birliği hukuksuzluğu meşru kılmaz.

Bir kurulun kalabalık imzası, hukuka aykırı işlemlerini temizlemez.

Yönetmek, bastırmak değildir. Örgütü korumak, örgütün iradesini ezmek hiç değildir.

Olması gereken de bellidir:

Tedbir kararının sınırları dar yorumlanmalı; mahkeme kararında açıkça hüküm altına alınmayan hiçbir örgüt işlemi yok sayılmamalı, seçilmiş il ve ilçe yönetimleri ancak kanun, tüzük ve yönetmelikte gösterilen usul ve gerekçelerle denetlenmelidir.

Görevden alma, cezalandırma aracına dönüştürülmemeli, parti içi hukuk kişisel ihtiyaçların sopası yapılmamalıdır.

Aksi halde parti içi iktidar, iktidarın aynadaki küçük suretine dönüşür.

Çünkü hukuk, herkese lazım olan son sığınaktır.

Ve unutulmasın ki; o sığınağı parti içinde yıkanlar, hukuk isterken inandırıcı olamazlar.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X