GÜN GELİR. SAĞIR DUYAR Üç maymun. Güzelmiş

05 Nisan 2026 07:50
Bu memleketi büyük laflar değil, küçük insanların büyük sabrı taşıyor. Ama herkes şunu aklına yazsın: Hiçbir sessizlik sınırsız değildir.

Gazeteci  Cengiz Yücak’ın pazartesi günkü sosyal medya sayfasında;

Kör sağıra, “Ne güzelsin” demiş.

Ne kör görmüş.

Ne sağır duymuş.

Dilsiz anlamış.

Ama anlatamamış, şeklinde bir paylaşımını okumuştum.

Bu paylaşımın konusu aslında tam da memleketin bugünkü haliydi.

Nasıl mı?

Bakıyoruz, görmüyoruz.

Dinliyoruz, duymuyoruz.

Konuşuyoruz, söylemiyoruz.

Herkes her şeyi biliyor.

Kimse hiçbir şeyin adını koymuyor.

Meydanlarda nutuk var.

Ekranlarda masal var.

Sokakta ise hayatın çıplak sesi:

Geçinemiyoruz.

Ama o sesi de duymuyorlar.

Duyunca da, “Abartı” diyorlar.

Millet ekmeği küçültüyor, onlar cümleyi büyütüyor.

Vatandaş peyniri gramla alıyor, memleketi tonla anlatıyorlar.

Televizyonda refah var.

Mutfakta yok.

Kağıtta büyüme var.

Cüzdanda yok.

Sözde sabır var.

İnsanda artık takat yok.

Bu ülkede en çok sabır sömürüldü.

En çok da utanma duygusu tüketildi.

Çünkü burada yara açan, sonra kanayana kızıyor.

Yoksullaştıran, sonra şükür istiyor.

Susturan, sonra neden konuşmuyorsun diye soruyor.

Sonra dönüp millete bakıyorlar.

“Neden yüzünüz gülmüyor?”

Nasıl gülsün?

Anne pazarda susuyorsa…

Baba evde hesabını değil ömrünü eksiltiyorsa…

Genç geleceğini burada değil, gideceği yerde arıyorsa…

Emekli yaşarken değil, idare ederken yoruluyorsa…

Bu memlekette mesele artık sadece ekonomik değildir.

Mesele, haysiyet meselesidir.

En büyük tehlike yoksulluk da değil.

Alışmak.

Yalana alışmak.

Haksızlığa alışmak.

Aşağılanmaya alışmak.

Susmaya alışmak.

İnsan önce itiraz eder.

Sonra yorulur.

Sonra susar.

Sonra suskunluğunu karakter sanır.

İşte çürüme budur.

Kör sağıra, “Ne güzelsin” demiş ya

Biz artık o fıkranın içinde yaşamıyoruz.

Biz, onun devlet dili olduğu yerde yaşıyoruz.

Çirkinlik güzellik diye sunuluyor.

Beceriksizlik kader diye pazarlanıyor.

İtaat fazilet, itiraz kusur sayılıyor.

Ve herkes birbirine bakıyor.

Kör gibi.

Sağır gibi.

Dilsiz gibi.

Oysa mesele gözde değil.

Vicdanda.

Kulakta değil.

İdrakte.

Dilde değil.

Cesarette.

Bu ülke hala ayaktaysa nutuklarla değil,

Sabah işe giden işçiyle,

Mutfakta eksilte eksilte doyuran anneyle,

Mahcubiyetini içine gömen babayla,

Onurunu son maaşına kadar taşımaya çalışan emekliyle ayakta.

Bu memleketi büyük laflar değil, küçük insanların büyük sabrı taşıyor.

Ama herkes şunu aklına yazsın:

Hiçbir sessizlik sonsuz değildir.

Hiçbir yalan ebedi değildir.

Hiçbir karanlık, kendine güneş diyerek sabah olamaz.

Bir gün gelir.

Kör görür.

Sağır duyar.

Dilsiz konuşur.

Ve o gün mesele sadece düzenin değişmesi olmaz.

O gün mesele, bu memleketin yeniden insan olmaya başlaması olur.

Çünkü bir ülkede hakikat konuşamıyorsa, iktidarın dili ne kadar yüksekse, çürüme o kadar derindir…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X