Recep Dursun 10 başlıkta analiz etti Yeni Parti: Bir Programın Anatomisi - 2

28 Temmuz 2026 05:24
Yeni Parti; Atatürkçü-Cumhuriyetçi temellere dayanan, emeği ve sosyal devleti önceleyen, kamucu-kalkınmacı, katılımcı planlamayı savunan, piyasa ekonomisini toplumsal amaçlarla sınırlandırmak isteyen çağdaş bir sosyal demokrat partidir

**

Dünden devam

7-SOSYAL DEMOKRASİ VE EVRENSEL DEĞERLER;

Program, siyasal özgürlüklerle sosyal hakları birbirinden ayırmamaktadır.

İfade özgürlüğü kadar eğitim hakkının, adil yargılanma hakkı kadar barınma hakkının, seçme hakkı kadar sağlık ve sosyal güvenlik hakkının da temel olduğu kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, klasik liberal özgürlüğün sınırlarını aşar.

Aç insanın kâğıt üzerindeki özgürlüğüyle yetinmez.

İşsiz insanın seçme hakkının yanına çalışma hakkını koyar.

Evsiz insanın ifade özgürlüğünün yanına barınma güvencesini ekler.

Kadınların eşit işe eşit ücret hakkı, kamusal bakım hizmetleri ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme gibi hedefler de çağdaş sosyal demokrasinin evrensel yönüyle uyumludur.

Bu bakımdan program, yalnızca ulusalcı bir Cumhuriyetçilikle sınırlı değildir.

Cumhuriyet’in tarihsel birikimiyle insan haklarını, çoğulculuğu, kadın-erkek eşitliğini, çevre hakkını ve sosyal yurttaşlığı birleştirmeye çalışmaktadır.

Bu, programın güçlü yanıdır.

Cumhuriyet ile demokrasiyi birbirinin karşıtı değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak görmektedir.

8-ANTİ-EMPERYALİZM VE TAM BAĞIMSIZLIK SINAVI;

Program bağımsızlık kavramını sahiplenmektedir.

Enerji bağımsızlığı, teknolojik bağımsızlık, yerli savunma sanayisi, dışa bağımlılığın azaltılması ve ulusal çıkar temelli çok yönlü dış politika hedefleri bulunmaktadır.

Savunma sanayisi stratejik bağımsızlığın temel alanlarından biri olarak görülmekte ve yerli teknoloji üretiminin artırılması istenmektedir.

Bunlar bağımsızlıkçı unsurlardır.

Fakat anti-emperyalizm daha başka bir şeydir.

Anti-emperyalizm yalnızca yerli teknoloji üretmek değildir.

Anti-emperyalizm, uluslararası sermaye düzeninin bağımlılık ilişkilerine, askeri vesayete, eşitsiz anlaşmalara, ekonomik dayatmalara ve başka halkların egemenlik haklarını çiğneyen müdahalelere açıkça karşı çıkmaktır.

Programda Batı İttifakı içindeki etkinliğin güçlendirileceği, Avrupa Birliği üyelik sürecinin hızlandırılacağı, Gümrük Birliği’nin güncelleneceği ve NATO’daki etkinliğin artırılacağı açıkça yazılmaktadır.

Aynı zamanda Rusya ve Çin’le dengeli ilişkiler öngörülmektedir.

Bu dış politika yaklaşımı:

Anti-emperyalist bir kopuş programı değil, Batı ittifakı içinde ulusal çıkarları gözeten çok yönlü dış politika anlayışıdır.

Programda “emperyalizm” kavramına açık bir siyasal kategori olarak yer verilmemesi de dikkat çekicidir.

NATO üyeliğinin, yabancı askeri üslerin, ikili savunma anlaşmalarının, Gümrük Birliği’nin asimetrik sonuçlarının, dış borç bağımlılığının, çokuluslu şirketlerin kar transferlerinin ve uluslararası finans kuruluşlarının siyasal etkisinin eleştirel bir çözümlemesi yapılmamaktadır.

Bu nedenle partiye, mevcut programıyla, tereddütsüz biçimde anti-emperyalist denilemez.

Tam bağımsızlıkçı” tanımı da ancak sınırlı ve Cumhuriyetçi bir anlamda kullanılabilir.

Program ulusal egemenliği, enerji ve teknoloji bağımsızlığını savunmaktadır. Fakat dış politika ve uluslararası ekonomik düzen bakımından bağımlılık ilişkilerini kökten sorgulayan bütünlüklü bir tam bağımsızlık programı ortaya koymamaktadır.

Bağımsızlık sözcüğü vardır.

Fakat anti-emperyalizmin siyasal teşhisi eksiktir.

 9-PARTİNİN GERÇEK SİYASAL KİMLİĞİ;

Bu programın ışığında sorulara açık yanıt vermek gerekir.

Sol bir parti midir?

Evet.

Ancak sosyalist ya da devrimci sol değil; Cumhuriyetçi ve sosyal demokrat soldur.

Emekten yana mıdır?

Evet.

Sendika, grev, toplu sözleşme, insanca ücret, taşeron sisteminin kaldırılması ve sosyal haklar bakımından belirgin biçimde emekten yanadır.

Kamucu mudur?

Evet...

Kamu yararını piyasanın üzerinde tutmakta, devleti yatırımcı ve yönlendirici aktör saymakta, kamu hizmetlerini hak olarak görmektedir.

Fakat kapsamlı kamu mülkiyeti ve yeniden kamulaştırma programı bulunmamaktadır.

Planlı ekonomiyi savunmakta mıdır?

Evet.

Fakat bu, piyasayı kaldıran emredici bir planlama değil; kamu ve özel sektörün birlikte yer aldığı stratejik, katılımcı ve yönlendirici planlamadır.

Neoliberalizme karşı mıdır?

Büyük ölçüde evet.

Kuralsız piyasaya, rantçılığa, güvencesizliğe, kamu kaynaklarının ayrıcalıklı kesimlere aktarılmasına ve sosyal devletin tasfiyesine karşıdır.

Liberal piyasa ekonomisini bütünüyle reddetmekte midir?

Hayır...

Serbest girişimi, rekabeti, özel yatırımı, sermaye piyasalarının geliştirilmesini, girişim sermayesini ve finansal teknolojileri desteklemektedir.

Anti-emperyalist midir?

Program metnine göre bu sıfatı kesin biçimde hak edecek açıklıkta değildir.

Tam bağımsızlıkçı mıdır?

Ulusal egemenlik, teknoloji, enerji ve savunma alanlarında bağımsızlıkçı eğilimler taşımaktadır.

Fakat ekonomik, askeri ve diplomatik bağımlılık ilişkilerini bütünlüklü biçimde sorgulamadığı için radikal anlamda tam bağımsızlıkçı sayılamaz.

Bu haliyle en doğru tanım şudur:

"..Yeni Parti; Atatürkçü-Cumhuriyetçi temellere dayanan, emeği ve sosyal devleti önceleyen, kamucu-kalkınmacı, katılımcı planlamayı savunan, piyasa ekonomisini toplumsal amaçlarla sınırlandırmak isteyen çağdaş bir sosyal demokrat partidir."..

10-PROGRAMIN TAMAMLANMASI GEREKEN BEŞ BÜYÜK EKSİĞİ;

Programın yönü vardır,ama yön tek başına yetmez.

A-Birincisi;

Kamuculuğun mülkiyet boyutu açıklanmalıdır.

Stratejik sektörlerin hangilerinde kamu mülkiyetinin esas alınacağı, yeni KİT’lerin kurulup kurulmayacağı ve kamu zararına yol açan özelleştirmelerin nasıl ele alınacağı belirtilmelidir.

B-İkincisi;

Vergi adaletinin sınıfsal içeriği kurulmalıdır.

Servet, rant, miras, finansal kazanç ve olağanüstü şirket karlarının nasıl vergilendirileceği somutlaştırılmalıdır.

C-Üçüncüsü;

Sosyal vaatlerin bütçe maliyeti açıklanmalıdır.

Temel vatandaşlık gelirinin, kamusal bakım hizmetlerinin, sosyal konutun ve ücretsiz kamu hizmetlerinin finansman kaynakları gösterilmelidir.

D-Dördüncüsü;

Anti-emperyalizm ve tam bağımsızlık konusunda açık bir dış politika ve ekonomik egemenlik doktrini oluşturulmalıdır.

Dış borç, Gümrük Birliği, çokuluslu tekeller, askeri üsler ve uluslararası finans düzeni karşısındaki tutum belirsiz bırakılmamalıdır.

E-Beşincisi;

Vaatler hukuki takvime bağlanmalıdır.

İlk yüz gün, ilk yıl ve beş yıllık dönem için anayasa değişiklikleri, yasa teklifleri, sorumlu kurumlar ve ölçülebilir hedefler açıklanmalıdır.

Çünkü program, pusuladır, ama pusula gemi değildir.

Rotayı gösterir; yolculuğu garanti etmez.

Bu incelemelerim sonucu gördüğüm ve tespit ettiğim eksikliklerden rağmen gönül rahatlığı ile Yeni Parti Programı’nın kalbi solda atmaktadır, diyebilirim.

Emeği anmakla yetinmemekte, emeği insan onurunun temeli saymaktadır.

Cumhuriyet’i geçmişin vitrini değil, geleceğin toplumsal sözleşmesi olarak görmektedir.

Devleti sermayenin bekçisi değil, toplumun örgütlü iradesi haline getirmeyi istemektedir.

Planlamayı savunmakta, sosyal devleti güçlendirmekte, yoksulluğu özgürlük sorunu saymaktadır.

Bunlar küçümsenecek sözler değildir.

Fakat siyaset, yalnızca güzel sözlerin sanatı değildir.

Siyaset, tarafını belirleme cesaretidir.

Program, emek ile sermaye arasındaki çatışmada emeğe yaklaşmaktadır; ama özel sermayeyle bağlarını koparmamaktadır.

Devletçiliği savunmaktadır; ama mülkiyet düzenine neşter vurmamaktadır.

Bağımsızlığı anmaktadır; ama emperyalizmin adını koymamaktadır.

Planlamayı istemektedir; ama planın kurumunu, kaynağını ve yaptırımını henüz göstermemektedir.

Bu nedenle Yeni Parti’ye bugün için:

Solcu denilebilir.

Emekten yana denilebilir.

Kamucu denilebilir.

Planlamacı denilebilir.

Anti-neoliberal denilebilir.

Ama:

Piyasa ekonomisini reddeden, radikal biçimde anti-emperyalist ve eksiksiz bir tam bağımsızlık programına sahip parti denilemez.

Programın önünde iki yol vardır;

Birincisi, kamuculuğu yalnızca piyasanın kusurlarını onaran bir sosyal politika aracına indirgemektir.

Ki, bu yolun sonunda iyi niyetli ama sınırları sermaye düzenince çizilmiş bir sosyal demokrasi vardır.

İkincisi ise, Cumhuriyet’in halkçı ve devletçi damarını yeniden üretimle, bütçeyle, kamu mülkiyetiyle, emek örgütlenmesiyle ve ekonomik bağımsızlıkla buluşturmaktır.

Ki, bu yolun sonunda yalnız iktidarı değiştiren değil, düzenin önceliklerini değiştiren bir parti vardır.

Çünkü Cumhuriyet yalnız sandık değildir.

Cumhuriyet, fabrikadaki işçinin alın teridir.

Tarladaki çiftçinin toprağıdır.

Okuldaki çocuğun ücretsiz kitabıdır.

Mahkeme kapısındaki yurttaşın adalet umududur.

Kadının eşitliği, gencin geleceği, emeklinin onurudur.

Ve bağımsızlık…

Bir bayrağın gökte dalgalanmasından ibaret değildir.

Bağımsızlık, o bayrağın altında yaşayan halkın ekmeğine, fabrikasına, madenine, suyuna, okuluna ve geleceğine gerçekten sahip olabilmesidir.

Saygıyla...

Analizde dün

https://www.gebzeemek.com/yazar/recep-dursun/bir-programin-anatomisi-1/4271.html

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X