BU EKONOMİ DEĞİL; TERCİH REJİMİ. Yiyin efendiler, yiyin!..
Bu ülkede fakire düşen hep aynı:
Sabır.
Kanaat.
Dua.
Kemer.
Zengine düşen de hep aynı:
İhale.
Garanti.
Muafiyet.
İstisna.
Tevfik Fikret’in “sofra” dediği şey, bizim evdeki sofra değil.
Kamu sofrası.
Milletin vergisiyle kurulan, milletin hayatıyla donatılan sofra.
Tevfik Fikret,
“Yiyin efendiler yiyin!”
Dediyse boşuna demedi.
Çünkü bizde “iş yapmak”la “iş almak” aynı şey değil.
İş yapmak üretmek ister.
İş almak yakınlık ister.
Vatandaşın payına; faturaya yetişmek düşer.
Sofrada olanın payına; “belge.”
Belgenin adı uzun:
Vergi, Resim ve Harç İstisnası…
Manası kısa:
Sen ver, o vermesin.
Vatandaş gecikirse faiz işler.
Şirket gecikirse “yapılandırma” gelir.
Vatandaş “tasarruf” dinler.
Şirket “teşvik” alır.
Biz buna “ekonomi” diyoruz.
Aslında;
Bu ekonomi değil; tercih rejimi.
Kimin büyüyeceğini, kimin küçüleceğini piyasa değil, kapı belirliyor.
Sonra da çıkıp “devlet güçlü” diyorlar.
Evet, güçlü...
Çünkü güç, kime uygulanıyorsa oradan ölçülüyor:
Denetim fakireyse güçlü, ceza vatandaşa ise güçlü, yük yine aynı sırtlardaysa güçlü.
Tevfik Fikret bir de “ocak” demişti:
“Yarın sönmüş bakarsınız bugün çıtırdayan ocak.”
O ocak, halkın ocağı.
Mutfak.
Hayat.
Umut.
Ocak sönünce, kimse “büyüme” masalı anlatamaz.
Çünkü açlık masal dinlemez.
Ve işin en acısı şu:
Bu düzen sadece parayı değil, adalet duygusunu da harcıyor.
Sofra milletindir.
Ama tabaklar hep aynı ellere gidiyorsa…
Orası sofra değildir.
Orası yağmanın sofrasıdır.
Hesap da her zamanki gibi… millete yazılmıştır.
Ekonomi büyüse bile sofra büyümüyor; sadece sofranın etrafındaki sandalye sayısı azalıyor.
Tevfik Fikret’in “yarın sönmüş bakarsınız bugün çıtırdayan ocak” dediği yer var ya… İşte o ocak, tam da burası: Bugün harlanan şey kamu kaynağıyla büyütülen servet; yarın sönme riski ise faturası yine halka kesilen düzenin kendisi.
Son cümle mi?
Bu memleketin sofrası “iştah veren” değil; adalet veren sofra olmalı.
Yoksa şiir aynı şiir…
Sadece “efendiler” değişir, “fukara” yerinde sayar!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Korkunun iktidarı, umudun halkı 23 Temmuz 2026 Perşembe
- Petrol aktı, fatura halka kaldı 17 Temmuz 2026 Cuma
- 15 Temmuz’un illiyet zinciri 16 Temmuz 2026 Perşembe
- Kurtarıcı Bekleyenler Cumhuriyeti 14 Temmuz 2026 Salı
- Savunma susturulamaz, adalet şikâyetle örtülemez 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Bir Çöküşün Anatomisi 10 Temmuz 2026 Cuma
- Tedbirle gelenlerin tarihi sınavı 09 Temmuz 2026 Perşembe
- Delegelerin iradesine düşen butlan gölgesi 08 Temmuz 2026 Çarşamba
- Nefesin kalmasa bile; susma, haykır 03 Temmuz 2026 Cuma
- NATO’dan utanmayın, halkımızdan utanın!.. 01 Temmuz 2026 Çarşamba