Okullara yardımcı personel, atamalarda adil ölçüt istedi
15 Eylül 2025 08:12

TÜRKCAN CAMİA VE MESLEK İÇİN TALEP ETTİ Okullara yardımcı personel, atamalarda adil ölçüt istedi

Türk Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Kürşad Türkcan, tüm camianın hijyen ve güvenli eğitimi için okullara yardımcı personel istedi. Meslektaşlarının atamasında ise tek ve adil ölçütün sınav başarısı olması gerektiğini söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Sendikacılara sorduk - 6

 

“2025-2026 eğitim-öğretim yılına başlamanın heyecanını yaşarken, Türk Eğitim-Sen Kocaeli 2 Nolu Şube Başkanlığı olarak tüm eğitim çalışanlarımıza, öğrencilerimize ve velilerimize başarılı, sağlıklı, huzurlu bir eğitim yılı diliyoruz. Yeni eğitim yılı, eğitim camiamız için yalnızca bir takvim değişikliği değil, aynı zamanda sorunların çözümü ve umutların tazelenmesi için önemli bir başlangıçtır.”

Geçen hafta bugün başladığımız, hafta sonu arasından sonra süren dizimizin bugünkü konuğu, Türk Sağlık-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Kürşad Türkcan ile röportajımız önce yazılı, sonra yüzyüze görüştük.

8’nci dönem toplu sözleşme görüşmesinde çok tartışılan tutumlarına dair yazılı değerlendirmesine burada yer verdik.

Sözlü görüşmede, “Türk Eğitim-Sen’in o toplu sözleşme masasına hiç oturmaması gerektiğine dair, diğer sendika çevrelerinden eleştiriler var. ‘Çoğunluk sağlanmamalıydı’ deniliyor. Şüphe yok ki katılmıyorsunuz. Niçin ve mesele nedir?” sorusuna yanıtı ile

İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 2025 yılı ağustos ayı il içi atamalarına dair değerlendirmesini, diğer şube başkanlarından da kısmi görüş ve bazı değerlendirmelerimiz ilavesi ile haberleştireceğimizden ayrıştırdık.

Türkcan ile şube binasında gerçekleştirdiğimiz görüşmede kendisine Basın ve Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Melin Keçeci de eşlik etti. Keçeci, 2017-2021 yılları arasında şube kadın komisyonu başkanlığı da yapmıştı. Yönetimde üstlendiği görev itibariyle eğitim iş kolundaki sendika şubeleri arasında, tek.

Türkcan sorularımıza dair yazılı değerlendirmesine girizgahtaki paragraf ile başladı. Şöyle devam etti:

“Türk Eğitim-Sen; her durumda iyiyi, güzeli, doğruyu, yardımlaşmayı ve dayanışmayı ilke edinen, yüreğinde hoşgörüyü eksik etmeyen, adalet çizgisinden sapmayan eğitim çalışanlarının kararlılıkla bir araya geldiği bir sendikadır. Duruşu, eylemleri ve söylemleriyle eğitim çalışanlarının gerçek temsilcisidir. Eğitim çalışanları çok iyi bilmektedir ki; omuz omuza mücadele edebilecekleri, her koşulda haklarını talep edebilecekleri sendika Türk Eğitim-Sen’dir. Nitekim sendikamızın çatısı altında toplanan üyelerimiz, her zaman birlik olmanın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın gücünü hissetmiş; “Ben” değil, “Biz” olma bilincini örgütlü mücadelenin temel şartı olarak benimsemiştir.

Eğitim sistemimizin en can yakıcı problemlerinden biri olan mülakat uygulamaları, yıllardır adaletsizliğe neden olmakta ve eğitimcilerde derin güvensizlik yaratmaktadır. Türk Eğitim-Sen olarak şunu net biçimde ifade ediyoruz: Aynı adayı iki farklı komisyona mülakata alın, verilecek puan asla birebir aynı olmayacaktır. Çünkü mülakat komisyonu üyelerinin bilgi birikimi, duygu durumu, formasyonu ve hatta o günkü psikolojik hali bile değerlendirmeyi doğrudan etkilemektedir. Yapılan mülakatlarda adaylara kimi yerde 5 puan, kimi yerde 20 puana kadar değişen farklarla not verildiği görülmüştür. Bu gerçekler ışığında, mülakatın hangi yöntemle yapılırsa yapılsın adil olmayacağını açıkça görüyoruz. Bu nedenle tüm öğretmen atamalarında tek ve adil ölçüt sınav başarısı olmalıdır.

Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken yaklaşık 18 milyon öğrencimiz okullarıyla buluşmaktadır. Ancak eğitim öğretimin sağlıklı yürütülebilmesi için kritik öneme sahip olan yardımcı hizmetli ve personel eksikliği, birçok okulumuzda ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Okulları her gün eğitime hazırlayan, öğrencilerin hijyenik ve güvenli ortamlarda eğitim almalarını sağlayan yardımcı personel, özellikle okul öncesi kurumlar için vazgeçilmezdir. Bu eksiklikler, yalnızca eğitim çalışanlarını değil, öğrenci ve velileri de mağdur etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, hükümet nezdinde ısrarlı girişimlerde bulunmalı, tüm okullarda yeterli kadro kontenjanı sağlanmalıdır. Okul yöneticilerini çaresiz bırakarak veliyle karşı karşıya getirmek kimsenin hakkı değildir.

  1. 8. dönem toplu sözleşme görüşmelerine 40 yılı aşan mücadelemiz, 33 yıllık sendikal tecrübemiz ve 4 milyon memur, 2,5 milyon emekli, aileleriyle birlikte 25 milyon vatandaşımızın omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun bilinciyle katıldık. Öncesinde yaptığımız çalışmalarla, kamu görevlileri ve emeklilerin yaşadığı sorunları tespit edip, kapsamlı ve gerekçeli olarak hazırladığımız taleplerimizi kamuoyu ve yetkililerle paylaştık. Bu doğrultuda 23 Temmuz günü, taleplerimizi açıkladığımız basın toplantısının ardından yaptığımız toplantılar ve basın açıklamalarıyla sürece ilişkin görüş ve önerilerimizi kamu görevlileriyle ve kamuoyuyla paylaştık. Kamu işveren tarafının ilk teklifinin ardından Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde, bütün ülke genelinde de eş zamanlı olarak basın açıklamaları yaparak, önerilen teklifin yetersizliğine vurgu yaptık, yeni bir teklifle kamu görevlilerinin beklentilerinin karşılanması gerektiğini vurguladık. Ardından 15 Ağustos günü gerçekleştirdiğimiz gündem çalışmasıyla Türkiye’de sosyal medyada kamu görevlilerimizin ve emeklilerin sorunlarını birinci sıraya yükselterek farkındalık oluşturduk. Buna ek olarak 18 Ağustos günü tüm ülke genelinde ve bütün hizmet kollarında iş bırakma eylemi yaparak, hizmet üretmedik, kamu çalışanlarının ülkede ne denli önemli görevler ifa ettiğini bir kere daha herkese hatırlattık, Kamu İşveren tarafına adil bir teklif talebimizi yineledik. 

Türkiye Kamu-Sen, kamu görevlilerinin hakları için bütün platformların en etkin biçimde kullanılmasından yanadır. Buradan hareketle pazarlık sürecinde de hakem sürecinde de imza ve karar yetkisi olmamasına rağmen gerekli ciddiyeti ve hassasiyeti göstermiş, sorumluluk bilinci içinde hareket etmiş, duruşunu bozmadan, ilkelerinden taviz vermeden, çelişkili açıklamalar yapmadan kamu çalışanlarının haklarının korunması ve kamuda adaletli bir sistem tesis edilmesi için bütün gayretiyle mücadele yürütmüştür. Konfederasyonumuz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin güvencesi olarak bütün sorunlarının çözülmesi için yapılması gereken ne varsa yapacak, atılacak hiçbir adımdan, verilecek hiçbir mücadeleden geri durmayacaktır.

Şubemizin faaliyet alanında yer alan dört ilçede; Gebze’de 5 bin 878, Darıca’da 2 bin 292, Çayırova’da bin 448 (1448) ve Dilovası’nda 805 öğretmenimiz görev yapmaktadır.

 

Bu ilçelerde İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve bürokratlarımızla ilişkilerimiz, karşılıklı saygı ve nezaket çerçevesinde sendikamıza yakışır düzeydedir. Türk Eğitim-Sen olarak her zaman her doğruyu her platformda söylemeyi şiar edindik ve karşımızdaki muhataplarımız da bu bilinçle hareket etmektedir. Şube yönetim kurulu üyelerimiz ve ilçe başkanlarımıza ulaşan her sorunu, öğretmenin sendikasına bakmadan çözme gayretindeyiz. Yerelde çözülemeyen sorunları ise Genel Merkezimizin desteği ile bakanlık düzeyine taşıyarak çözüm aramaktayız.

Velilerimize de önemli bir çağrımız vardır: Bizlere emanet ettiğiniz evlatlarınız, öğretmenlerimizin sorumluluğundadır ve emin ellerdedir. Lütfen öğretmenlerimize müdahaleci yaklaşımlardan kaçınınız. Özellikle iletişim araçları üzerinden her saat rahatsız edilmek, öğretmenlerimizin şevkini kırmakta, mesleki verimliliğini düşürmektedir. Okul idareleri de öğretmenlere adil ve hakkaniyetli davranmalı, bazı yöneticilerin koltuktan aldıkları güçle eğitim çalışanlarına baskı kurmasına asla izin verilmemelidir. Sendika olarak üyelerimize verilmeye çalışılan angarya görevler karşısında, Genel Merkezimizin aldığı eylem kararları doğrultusunda üyelerimizi koruma altına almaktayız.

Türk Eğitim-Sen Kocaeli 2 Nolu Şube olarak yalnızca hak mücadelesi değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve mesleki gelişimi destekleyen faaliyetlerle de üyelerimizin yanındayız. Bu doğrultuda yurt içi ve yurt dışı turlar, salon programları, kurslar ve çeşitli etkinlikler düzenleyerek üyelerimize değer katmayı sürdürüyoruz.

2025-2026 eğitim-öğretim yılının; adaletin ve liyakatin esas alındığı, şiddetin değil sevginin konuşulduğu, eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirildiği, öğrencilerimizin güven içinde eğitim aldığı, öğretmenlerimizin ise huzurlu bir çalışma ortamında görev yapabildiği bir yıl olmasını diliyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak bugün olduğu gibi yarın da her şartta eğitim çalışanlarının yanında durmaya, haklının ve doğrunun savunucusu olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

 

Başkan Türkcan, şubedeki görüşmemizde, geçen haftanın önemli gündemi eğitimde şiddete dair sorularımıza şu yanıtları verdi:

  • Darıca’da son yaşanan eğitime şiddet vakasında şiddeti uygulayan veli ile kardeşinin gerekçesi, velinin çocuğunun gayriresmi şekilde okula kaydının kabul edilmemesi idi. Veliler, öğrencileri için ‘Daha iyi bir eğitim’ alacağı iddiasıyla bu yönteme başvuruyor. Şiddet uygulandığında elbette kabul edilemez ama öte yandan, velilerin tutumunu değerlendirir misiniz? Bu sorunun önüne nasıl geçilir?

 

  • Okulda, evde, sokakta… şiddetin her türlüsüne karşıyız ve kınıyoruz. Şiddetle hiçbir konu ve sorunun çözülemeyeceği, malumdur.

 

  • Ama söylediğiniz gibi, olayın çıkma nedeni öğrenci kaydı ve tam bilmemekle birlikte doğru olduğunu düşünüyorum: Veli asıl ikametgahının dışında, -kayıt yaptırmak istediği okulun kapsama alanı dahilinde- farklı bir adresle kayıt başvurusu yapmaya geliyor. Bakanlığımız bunun önüne geçmek için, başvuran velinin belirttiği adreste yönetmeliğe ek koydu: Kişinin belirttiği adreste oturduğunun ispatı doğalgaz, su veya elektrik faturasıdır. Burada tabi bizim, ilçe milli eğitim müdürlerimizin, bürokratlarımızın bu kuralı kati olarak uygulayabilmesi gerekir. Hiçbirimiz, ‘Dost, ahbap…’ diye arkadan dolanmamalıyız. Bir yere veya birine aidiyet duygusuyla bu işi yapalım dersek diğer tarafta yaptıramayan kişi de, asla benimsememek ve kınamakla birlikte, şiddete yönelebiliyor. Tabi şiddete karşıyız, tasvip etmiyoruz, şiddet bir çözüm değil. Farklı bir çözüm yolu bulunabilirdi.

 

  • Ama bu sorunda en önemli çözüm şudur: Velilerimizin, ‘Şu okul iyidir. Bu okul kötüdür’ türü bir algısı yanlış. Bütün öğretmenlerimiz çok kıymetli. Emin olun ki tüm öğretmenlerimizi ayrı ayrı seviyor, değer veriyoruz. Bölgemiz kapsamında bilindiği üzere ben Gebze Bölgesi’nin şube başkanıyım ve bölgedeki dört ilçemize de, köylerine varana kadar gidiyoruz. Hepsinde pırıl pırıl öğretmenlerimiz var. İnanın ki kıyıda köşedeymiş gibi gördüğünüz o kadar gayretli ve iyi çalışan öğretmenlerimiz, idareci arkadaşlarımız var ki… Velilerin bu tutumu sadece bir mahalle veya ilçe içindeki bir algı: ‘O okul iyiymiş, biz de oraya gönderelim.’ Her veli çocuğunun iyi bir eğitim aldığını düşünür ve ister. Bizim de aslında velilere bunu anlatabilmemiz lazım. Ulaşamadığımız nokta bu bence. Velilere, ‘Öğrenci için en iyi okul evine yakın olandır. Farzı misal, Darıca Nene Hatun’da oturan çocuğu Gebze Kirazpınar’daki okula götürmek çocuk için bir zulüm. Sabahleyin bir saat gidip aynı gün bir saat yol gelmesi. Çocuk için en iyi okul, evine en yakın okuldur. Mahallesindeki okul. Sokaktaki komşusunun çocuğunun da okuduğu, okul ve/veya sınıf arkadaşı olduğu, velilerin ve ailelerin de birbirini tanıdığı, sokakta oyun oynadığı gibi aynı okulda eğitim aldığı arkadaşlarının, ortamın olduğu yerde mutlu olur çocuk. İşte biz bunu velilere anlatabilmeliyiz. Herkese bunu söylemeliyiz. Bürokratlarımızın, siyasilerin, siyasi parti temsilcilerinin bu topa girmeyip topyekûn olarak, ‘En iyi okul en yakın okuldur. Değiştirmeyin’ fikrini velilere anlatabilmeyiz, Yoksa bu sorunlarla karşılaşmaya ne yazık ki devam edeceğiz.

 

  • Öğretmenlik Meslek Kanunu…Eğitimde şiddeti merkeze alarak, değerlendirir misiniz?

 

  • Öğretmenlik Meslek Kanunu uzun süre gündemimizi meşgul etti. Ama 10 Ekim 2024’te çıkmıştı. 18 Ekim 2024’te de yasallaşarak yürürlüğe girdi. Bizim şu anda öğretmenlere ait bir meslek kanunumuz var. Şiddeti önlemeye dair 33’ncü maddesinde bir hüküm var. Burada bazı şiddetle, hakaretle, tehditle ilgili konularda verilecek cezanın yüzde 50 arttırılması ve tutukluluk hali verilecek bir ceza ise tutukluluk halinin kaldırılmaması, uygulanması hakkında kanunumuza bir madde var. Bu şu anda uygulamada. Burada eksik bizce şu. Kamu davası açılması yönünde bir hüküm yok. Şiddete uğrayan öğretmenlerimiz şimdi, sınıfta ders veren öğretmene yönelik bir vaka. Bu gibi durumlarda öğretmen ve idarecilerin bir şey yapmadan kamunun bunu üstlenmesi ve kamu davasının açılması gerekmektedir.

 

  • Eğitimde şiddet söz konusu olduğunda bölgemizde sendikaların genelde birlikte hareket ettiğine, biri hariç tanık olduk. 2024 yılında İstanbul’daki İbrahim Oktugan cinayeti sonrası tüm öğretmenler iş bıraktı ama beş sendika, biri İzmit üçü Gebze’de dört farklı eylem yaptı?

 

  • Bazı konularda her sendikanın farklı görüşleri olabilir. Mali ve sosyal haklarda ayrışılabilir. Konu şiddet olduğunda her zaman birleşmekten yana tavır sergiledik. Sözünü ettiğiniz vakada o dönem bütün sendikalar bir iş bırakma kararı alınmıştı. Orada bir ayrışma oldu. Eğitim Bir-Sen, Kocaeli il merkezinde yapacağını açıkladı. Biz de genel merkezden gelen uygulama takviminde şubelerin bulunduğu yerlerde geniş katılımlı, il veya ilçe milli eğitim müdürlükleri önünde açıklamalar yer aldı. Eğitim-İş’in ilk kararında ise, Adliye önü vardı. Sonrasında biz hazırlığımızı Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yapmaya göre yaptık. Duyurularımız, başvurularımız bu şekilde oldu. Eğitim-İş sonradan fikir değişikliğiyle İlçe Milli Eğitim önüne dondu. Orada bir iletişim kopukluğu oldu. Saygı duyarız. Onların kararıdır. Ben hep pozitif bakmaktan yanayım. Şöyle düşünün: Sabahleyin onlar halka kendini gösterdi. Öğleden sonra da bizi de gördüler. Meydanda da Eğitim-Sen yaptı. Bazen ayrışmalar olabiliyor. Şiddete karşı hiçbir sendikanın şiddeti ve uygulayanı savunan bir tavrı olacağını düşünmedim. Her zaman karşı duruyor ve birleşik hareket ediyoruz. Bölgemizde sadece bir kez aksi durum yaşandı.

 

 

Yarın: Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya

Dizimizde beşinci bölüm..

Eğitim-İş Sendikası Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Adem Eliçora

https://www.gebzeemek.com/haber/egitim/en-huzurlu-ilce-dilovasi-ikinci-cayirova-cagirmaliydi/1845.html

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 15 Eylül 2025 08:22
BENZER HABERLER
X