Ataerki ve kapitalizm kıskacında kadın
04 Mayıs 2026 08:15

KONUK YAZAR: ALEV Ç. ATAKUL Ataerki ve kapitalizm kıskacında kadın

Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri Alev Çalımbay Atakul yazdı: Ataerki; erkeklerin, kadınların emekleri ve bedenleri üzerinde tahakküm kurduğu eşitsiz cinsiyet ilişkileri sistemidir

Konuk Yazar

Alev Çalımbay ATAKUL

Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube

Kadın Sekreteri

**

Sanayi Devrimi öncesinde kadınların ev eksenli çalışmaları Sanayi Devrimi ile birlikte kamusal alana da taşınmıştır. İşin mekânsal olarak ayrılması kadınların ataerki tarafından doğallaştırılan ve görünmez kılınan ev içi emeğinin, işin kamusal alana taşınmasıyla boyut değiştirmiştir. Kadının ücretli bir işte çalışıyor olmasının özel alanda maruz kaldığı sömürü ve tahakkümü yok etmediği, aksine buradaki problemlere ikinci bir boyut kattığı görülmüştür.

Sanayi Devrimi’nin ilk dönemlerinde kadın ve çocukların emek piyasasındaki etkinliklerinin yüksekliği kimi sorunları açığa çıkarmıştır. Kadın ve çocukların çok düşük ücretlerle çalışıyor olması erkek işçinin direnç göstermesine sebep olmuştur. Ucuz emek gücü olarak kadınlar, kapitalistler için cazip birer kaynakken, ev içindeki erkek açısından otoritelerini sarsan unsurlar olarak görülmüştür.

Bu noktada kapitalizm ve ataerki arasında gerilimli bir ilişkinin var olduğu görülmektedir. Çünkü piyasa tarafından kamusal alandaki işe çekilmeye çalışılan ucuz emek gücü olarak kadınlar, ataerki açısından ev içine gönderilmek istenmektedir.

Aile ücreti talebi, kadınların emek piyasasından uzaklaştırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Nitekim, erkeği ertesi güne hazırlayan, ev içini düzenleyen kadınların bu hizmetlerini elde tutabilmek için erkek işçiler aile ücreti talep etmişlerdir.

Böylelikle hem kadınların ev içinde kalmaları sağlanmış hem de kadınların ücretinin bir kısmı erkek işçiye ödenerek ailenin geçimini sağlayan erkek algısı temellendirilmiştir. Bu noktada cinsiyete dayalı iş bölümünün de mekânsal olarak genişlediği görülmektedir. Mekânsal genişlemedeki kasıt, cinsiyet ayrımcılığının özel alandan kamusal alana doğru olan kaymasıdır.

Ücret eşitsizliği ile aile ücreti, aynı madalyonun iki yüzü olarak, birbirini etkiler ve erkeğin evsel egemenliğinin maddi dayanağını oluşturur. Öte yandan gerek ücret eşitsizliği gerekse aile ücreti, birer hukuksal metin, yasa değil, sermaye üretiminin bağrında taşıdığı iki eğilimdir. Bu eğilimler hem sermayedarların öznel yönelimleri hem de işçi sınıfının, işçi kadınların ve erkeklerin öznel yönelimleri olarak dışa vurur. Koruyucu yasaların kabulü ve aile ücretinin 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında kapitalist merkezlerde baskın hale gelmesi, basitçe bir talep kabulü şeklinde gerçekleşmez. Başka bir deyişle, basitçe şu şekilde yasalaştırabilir ve hukuk yoluyla bu şekilde değiştirilebilir bir “öznel uzlaşma” değil, nesnel yasaların, bir başka nesnel yasayı doğuruşu söz konusudur. Bu nedenle de zaten bu sistem tıkırında işlemez. Bu en iyi şurada görülebilir. İşçi ücreti, çoğu zaman, bırakalım aileyi, tekil işçiyi bile insanca yaşatamayacak kadar düşük olmasına rağmen, yine de “aile ücreti”dir. İşçi ücreti her zaman minimuma eğilim gösterir, ancak bu minimum, pazarlar arasında ve iktisadi, toplumsal ve kültürel gelişmeye bağlı olarak zaman içinde değişir. Öte yandan, işçi ücreti, gerçekten aileyi geçindirir, hayatta tutar sınırdan aşağı düştüğünde, kadın çalışır duruma gelir. Emperyalist küreselleşme döneminde, bu durum baskın hale gelir ve cinsel çelişkinin şiddetli biçimde kendisini göstermesine yol açar.

Yine, iddia edildiği gibi, aile ücretinin kabulü, burjuva erkekle proleter erkek arasında, bir “mülkiyet paylaşımı” değildir. Çünkü kapitalist toplumda belirleyici olan, sermaye üretimidir. Ne kadar yaşamsal olursa olsun, ev içi üretime hakim gelir. Dolayısıyla, ev içinde erkeğin kadınla ilişkisi, bir üretim aracı sahipliği biçiminde olsa da, sermaye karşısında, “proleterin karısı”, bir tüketim kalemi durumundadır. Burjuva erkeğin proleter erkekle paylaştığı, altı üstü, bir evsel köle sahibi olmasına yetecek kadar ücrettir. Bu haliyle bile ücret, ürettiği değerin ancak bir kısmına tekabül edebilir. Bu nedenle, hâkim olan toplumsal üretim bazında, proleterin “kadını” mülk olarak sahipliği, bir üretim aracı bazında, mutfak robotundan daha fazla iktisadi belirleyicilik taşımaz. Öte yandan, durumun bir “mülkiyet paylaşımı” olmaması, sermaye ile erkek arasındaki “maddi çıkar ortaklığının” toplumsal ilişkilerin belirlenişindeki önemini karartmaz. Ortaklığın biçimini, çelişkinin şiddetini ve birliğin de kuvvetini belirler.

Türkiye’de kadınların emek piyasasındaki konumunun kültürel değerler, toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsiyet ayrımcılığı tarafından belirlendiği görülür. Pek çok kadının eve yakın, akraba ya da hemşerilerinin işlettiği atölyelerde çalışmayı tercih etmesinin ya da mecbur kalmasının sebebi kadınların üzerinde oluşturulan baskıdır.

- Esnek çalışma modeline uyma,
-Seyahat gerektirmeyen işlerde çalışma,
-Karar verici/ yönetici pozisyonlarını tercih etmeme,

Özetle, kadının evdeki sorumluluğunu aksatmayacak şekilde çalışma hayatında bulunması…

Kısacsı ataerki, erkek egemenliğinin kapitalizm öncesine uzanan bir tarihi olduğunu, erkeklerin, kadınların emeği ve bedeni üzerinde binlerce yıldır tahakküm kurduğunu anlatır. Sosyalist Feminizmin literatüre kazandırdığı ataerkil kapitalizm ise, günümüz kapitalist toplumlarında kadınların ezilmesinin erkek egemenliği sistemi ataerki ile kapitalist üretim tarzının karşılıklı dayanışmacı ilişkisiyle koşullandığını anlatır. O halde kadınların kurtuluşu ne sadece ataerkiye karşı ne de sadece kapitalizmle mücadeleyle olanaklıdır; kadınlar, sınıf sömürüsüyle birlikte cinsler arası eşitsiz ve tahakküme dayalı ilişkilerin ortadan kalkmasıyla özgürleşecektir.

Bu vesileyle 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününü kutluyor, sözlerimi bitirirken, “Yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı, barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz” şiarıyla yolumuza devam edeceğimizi vurgulamayı okurlara bir borç biliyorum.


Güncelleme: 04 Mayıs 2026 08:17
BENZER HABERLER
X