TUNCAY YILDIZ’IN EŞİ VE OĞLU DA KATILDI Çürüdüğünü gördüm. Nasıl ‘helalleşelim’ dersin
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin ikinci adalet nöbeti bugün gerçekleşti. Zafer Laç; Akat ile yeğenleri arasında para trafiğini anlattı. İlknur Yıldız, “Eşimin çürüdüğünü gördüm. Nasıl dersin, ‘Acısı hafiflemiştir. Helalleşelim’ diye haykırdı
Özet haber
Ravive Kozmetik faciası sonrası Dilovası İşçi Aileleri Derneği’nin DGD-SEN, İSİG Kocaeli Meclisi ve hukukçular işbirliğinde ilkini geçen pazar gerçekleştirdikleri nöbet eyleminin ikincisi bugün (21 Haziran Pazar) Gebze 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’nda tekrarlandı.
Bugünkü eylemin yineleri
Davanın Kandıra’dan Gebze’ye alınması,
Meclis araştırma komisyonu kurulması,
Sorumlu kamu görevlilerinin yargılanması,
L’actone markası sahibi Ali Osman Akat, Lykke Kozmetik sahipleri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör ile birlikte Ravive Kozmetik’te üretim yapan tüm firmaların yargılanması,
Tahliyelerin son bulması ve hamileliği gerekçesiyle ev hapsiyle tahliye edilen Aleyna Oransal ile ikinci celsede serbest bırakılan mülk sahibi Güven Demirbaş ve Küresel OSGB Müdürü Ünal Aslan’ın yeniden tutuklanması oldu.
Hafta içinde sanıkların aracılar ile “Helalleşme” teklifleri kati bir dille ret edilirken faciada sorumluluğu olduğu ve ifadesinin alınması istenen Kaymakam Metin Kubilay’ın Sakarya’nın Erenler İlçesi’ne tayini kınandı.
Dilovası Belediyesi’nde zabıta memurlarının kontrol için gittikleri Ravive’den koliler dolusu parfüm ile çıkıp rüşvet aldığı iddiası bir kere daha tekrarlanırken bu lekeye rağmen görevlerine iadesi yine kınandı.
Cumhurbaşkanlığı – CİMER’e ulaşan çok sayıda şikâyete rağmen CİMER başta olmak üzere hiçbir kamu kurumunun hiçbir şey yapmadığı hatırlatıldı.
Dilovası yerel basınının nöbet eylemini görmezden gelmesi eleştirildi.
Dilovası İşçi Katliamı Ailelerinden Zafer Laç; Ali Osman Akat ile yeğenleri İsmail Oransal ve Alper Ali Oransal arasındaki milyonlarca liralık para trafiğini kalem kalem anlattı:
“İsmail Oransal'dan Ali Osman Akat'ın hesabına
12 Ağustos 2022'de 700 bin TL, 23 Eylül 2022'de 570 bin TL, 19 Eylül 2022’de 320 bin TL ile üç ayrı tarihte daha toplam 810 bin TL para akışı gerçekleşmiştir ve gönderdiği para açıklamalarının altında genellikle, ‘Oransal ödeme’ yazmaktadır. Hani, ‘Biz görüşmüyorduk, konuşmuyorduk?’”
Eyleme, fabrika binasından sağ çıkan ancak daha sonra hastanede hayatını kaybeden Tuncay Yıldız’ın oğlu Özcan ve eşi İlknur Yıldız da katıldı.
Özcan Yıldız, Dilovası’ndaki fabrikada yapılan fason üretimin, ürettiriciler tarafından denetiminin Çorlu’daki fabrikasında yapıldığını aksi halde hiçbir firmanın Dilovası’ndaki fabrikada kendi ürününün üretimine onay vermesinin mümkün olmadığını iddia etti. Dilovası’ndaki fabrikanın Ali Osman Akat’ın maddi desteğiyle İsmail Oransal ve Gökberk Güngör tarafından kurulduğunu kaydetti.
Eşi İlknur Yıldız ise yangından sağ çıkan eşinin hastanede çok ağır ve ağrılı geçen tedavi sürecine tanıklık ettiğini hatırlatıp,
“Şimdi gelmişler bizimle anlaşmaya çalışıyorlarmış, haber gönderiyorlar. Diyorlar ki, ‘acıları biraz hafiflemiştir’. Bu acı hafifleyecek bir acı değil. Ne zaman adalet yerini bulur, bizim acımız o zaman geçer. Ben eşimin zangır zangır titrediğini ambulanstan inerken gördüm, o şoktaydı. O onlar o yangın anında, o patlamada, o çığlıklarda orada ne yaşandı gördüler mi, duydular mı? Kendileri olsalar ne yaparlardı, anlaşırlar mıydı? Üç kuruş paraya canlarını satarlar mıydı? Bize böyle bir çirkin teklifle nasıl bulunabiliyorlar? Doktorlar eşimin fotoğrafını gösterdi. Eşimin etlerinin çürüdüğünü gördük a. O derilerini kazıdılar, tenine yapay deri taktılar. Olmadı, vefat etti, bir daha söktüler. Eşim o kadar acı çekmişken, çocuklarım buna şahit olmuşken bize 'hafiflemiştir acıları, anlaşalım' demeye nasıl gelebiliyorlar?” diye isyan etti.
Smart Solar grevinin öne çıkan isimlerinden Birgül Ünsal konuşması esnasında meydandan kayıtsız geçenlere seslenip, “Bakın, bu çadır siz bu davaya katkıda bulunun diye kuruldu! Bakın, çarşıya geçen, gezip giden insanların, insanlara sesleniyorum, bir kafanızı çevirip bakın, bir resim çekin, bir paylaşın! Burada insanların acıları var! Anneleri, babaları, kardeşleri yanarak, diri diri öldü! Bugün o yani içim öyle acıyor ki. Bugün oradan gidip LC Waikiki'den aldığınız parfümü kullanıyorsanız bunda sizin de sorumluluğunuz var” diye isyanını haykırdı.
Tespit edilebildiği kadarıyla
CHP Parti Meclis Üyesi Baran Seyhan ve Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, Nakliyat-İş Sendikası Genel Sekreteri Erdal Kopal, Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Kemal Yılmaz, DGD-SEN Örgütlenme uzmanları Mevlüde Karataş ve Mustafa Erdem Bilgin ile Avukat Saruhan Efe Kadaifçi, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal, Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Sema Olkun Kopal’ın da katıldığı nöbeti CHP, DEM Parti ve Emek Partisi’nin Gebze, Darıca ve Dilovası İlçe Örgütleri;
İstanbul Barosu, Veli-Der Kocaeli 2 No’lu Şube,
Petrol-İş Gebze, BMİS Gebze 1 ve 2 No’lu Şubeler, Tüm Emeklilerin Sendikası, Emeklilerle Dayanışma Sendikası, Gebze İşçilerin Birliği Derneği’nden başkan, yönetici ve üyeler destekledi.
“Unutmak yok helalleşmek yok”, “Dilovası işçisine adalet herkes için adalet”, “Kamu görevlileri yargılansın”, “Kaza kader değil bu bir katliam”, “Katiller halka hesap verecek”, "Katillerden hesabı emekçiler soracak!” sloganlarının atıldığı eylem esnasında işçi aileleri ve destekçileri meydanda kurulan tentenin altında, minderler üzerinde oturdu. Buranın yanına kurulan stant ile vatandaşlara birebir detaylı bilgilendirmede bulunuldu. 16.00’da başlayan eylem 18.30’da sona erdi. Nöbet eyleminin üçüncüsü 28 Haziran Pazar günü aynı yerde, aynı saatte başlayacak ve 21 Temmuz’daki üçüncü celseye kadar her Pazar aynı şekilde tekrarlanacak.
Eylem, Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin basın açıklamasının faciada hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu’nun kardeşi Derya Esetoğlu tarafından okunması ile sona erdi. Açıklama şöyle;
“Başta kendi kayıplarımız olmak üzere ve iş cinayetlerinde, katliamlarda yitirdiğimiz tüm işçiler için adalet çağrısıyla başlattığımız Adalet Nöbeti’mizin ikinci haftasındayız. 7 ayı geçkin bir süredir devam eden adalet arayışımız ve mücadelemizi, bir nöbet şekline getirmek zorunda kalışımız, kendi kendisini yeterince açıklasa da tüm kamuoyuna ve halkımıza çağrıda bulunmak için açıklama yapma mecburiyeti hissediyoruz.
Kasım 2025 tarihinde, ülkenin en büyük ve geniş işçi havzalarından birinde; tamamen kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir binada, tamamen kaçak ve denetimsiz olarak işletilen bir parfüm ve kolonyağı imalathanesinde, bırakın iş sağlığı ve güvenliği tedbirini, insani koşullar bile sağlanmayan bir biçimde çalıştırılan yakınlarımızı kaybettik.
Aylar süren soruşturma sonucunda, işyerinin sahipleri, binanın sahibi, işyerini denetlemekten kaçınmış iş sağlığı uzmanlarından oluşan bir grup katil yargılanmaya başladı. Ancak bu ne yeterli ne de adaletli bir yargılamadır. Davada ifade veren görgü tanıklarının da belirttiği gibi işyerini denetlemekle görevli zabıtaların, eli boş gelip de ellerinde kutu kutu kolonyağı ve parfüm ile çıktıkları bu imalathaneden biz sevdiklerimizin cansız bedenlerini çıkardık. Hemen iki bina yanında İşKur olan bu binada çalışan sevdiklerimizin, çalışma koşullarına şahit olmamaları imkansız olmasına rağmen susan SGK görevlileri, kaçak ve hakkında yıkım kararı olan binayı yıkmak yerine kullanılmasına göz yuman belediye ve bakanlık yetkilileri başta olmak üzere, bu olaydan sorumlu hiçbir kamu görevlisi henüz yargılanmadı.
Bırakın yargılanmayı, hemen hepsi görevlerine devam ediyorlar. Dilovası kaymakamı, en son kararname ile farklı bir ile gönderilerek yargı çevresinden kaçırıldı. Bizim sevdiklerimizi, görevlerini bile isteye yapmayarak ölüme götürenler, şu anda aramızda dolaşıyor ve yapmadıkları görevlerinin başında hayatlarına devam ediyorlar. 7 ay oldu ve kamu görevlileri dosyasında halen elle tutulur bir gelişme yaşanmadı.
Bu 7 ayda, sevdiklerimizin katledilmesine sebep olan kişilerin bir kısmının yargılandığı davada ise ilk celse 1, ikinci celse 3 kişi tahliye edildi. Biz adalet arıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz, ancak yargı bizim mücadelemizi ve yakınlarımızın adaletini yok sayarak, katilleri ve katillerin işbirlikçilerini serbest bırakıyor; katiam ortamını yaratan kamu görevlilerini yargılamıyor.
Serbest bırakmaların artarak çoğalmaması için bu nöbet yoluyla yürüttüğüz mücadelemiz sonuç verdiği için, geçtiğimiz Cuma günü yapılan tutuk incelemelerde tutuklu sanıkların tümünün tutukluluğuna devam kararı verilmiştir. Ancak bu yeterli değil, serbest bırakılan sanıkların tekrardan tutuklanması, kamu görevlilerinin soruşturması derhal sonuçlandırılarak yargılanmalıdırlar.
Yargı süreçleri özensiz, yavaş ve kötü niyetli şekilde yürütülür duruşma kamuoyundan ve halktan kaçırılarak Kandıraya götürülür; adeta bu işin peşini bırakın denirken çeşitli kanallardan bize ulaşılarak “helalleşme” istekleri dile getiriliyor. Siyasi parti yöneticileri, farklı kentlerin belediye başkanları, sanık yakınları üzerinden örtük bir şekilde, adalet mücadelemizden vazgeçmemiz isteniyor. Daha önce de dediğimiz gibi: Bizim acımız da kederimiz de satılık değil, olmayacak! Biz adalet arıyoruz. Bunu yaparken de yalnızca halkımıza, biz ve kaybettiğimiz yakınlarımız ile aynı yazgıyı paylaşan emekçilere güveniyoruz. Bu sebeple, adalet nöbetimizi başlattık ve sürdürüyoruz.
Tüm işçi ve emekçi kamuoyuna, halkımıza buradan sesleniyoruz: Kamu görevlileri görevlerini yapmadıklarında, hepimiz ölüm ile burun buruna yaşıyoruz. Kamu görevlileri ise hakim karşısına bile çıkartılamıyorlar. Bizim ölümümüze sebep olanlar yargılansın istiyoruz. Başka katliamlar yaşanmasın istiyoruz. Herkesi taleplerimiz etrafında dayanışma göstermeye, nöbetimize davet ediyoruz.”
Bugünkü nöbet eylemine dair diğer tüm detaylar, yarından itibaren hafta boyunca Gebze Emek’te…