İLK NÖBETTE DÖRT TALEP Dava Gebze’ye alınsın. Kamu yargılansın
Ravive Kozmetik faciasının 218’nci gününde hayatını kaybeden işçilerin aileleri ilk adalet nöbetini dün tuttu. Dört talep öne çıkarken davanın Kandıra’dan Gebze’ye alınması ve ihmali bariz şekilde açığa çıkan kamu görevlilerinin yargılanması istendi
Haber serisi – 1
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti
08 Kasım 2025’te Dilovası’nda meydana gelen, üçü çocuk, altısı kadın olmak üzere yedi emekçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik faciasının 218’nci gününde hayatını kaybeden işçilerin aileleri Gebze, 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’nda, adalet nöbeti başlattı.
Kandıra’da görülen davanın Kurban Bayramından önce gerçekleşen ikinci celsesinin ara kararlarında tutuklu sanıklardan Aleyna Oransal hakkında hamileliği gerekçesiyle yurt dışı çıkış yasağı ile ev hapsi verilerek, Küresel OSGB Müdürü Ünal Aslan ve Güven Demirbaş’ın adli kontrol şartı ile tahliye edilmesine karar verilmişti. İkinci celsede de hiçbir kamu görevlisi hakkında soruşturma açılmaz ve ifadesine başvurulmazken 21 Temmuz’da görülecek üçüncü celsenin de Kandıra’da, Kocaeli 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki salondaki görülmesine hükmedilmişti.
Katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerinin ilki dün gerçekleşen nöbet eyleminde; “Kamu görevlilerinin derhal dosyaya dâhil edilerek yargılanması”, “Tahliye kararlarına karşı etkin itiraz süreçlerinin işletilmesi, “Belediye, SGK, Çalışma Bakanlığı ve itfaiye kayıtlarının eksiksiz incelenmesi” ve “Davanın Gebze’de görülmesi” öne çıkan talepler oldu.
İlki dün (14 Haziran Pazar) gerçekleşen ve iki saat süren nöbet, davada üçüncü celsenin görüleceği 21 Temmuz’a kadar her pazar aynı yerde, 16.00-20.00 saatleri arasında tekrarlanacak.
Eyleme Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, eyleme öncülük eden bağımsız işçi sendikası DGD-SEN ve ailelerin avukatları birlikte karar verdi.
Gebze’deki ilk nöbet eylemi öncesi kitle, Eskiçarşı’daki tarihi İbrahimağa Çeşmesi önünde toplandı ve buradan sloganlar eşliğinde kent meydanına yürüdü. Nöbete, Sakarya Hendek havai fişek fabrikası patlamasında ve Gayrettepe’deki gece kulübü yangınında yakınlarını kaybeden aileler de destek verdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Prof.Dr.Muhip Kanko ve Parti Meclis Üyesi Baran Seyhan, Devrimci İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Dölek, DEM Parti Gebze İlçe Eşbaşkanı Nigar Doğan, EMEK Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, TKP Gebze İlçe Başkanı Aydaner Aktaş, Gebze Sendikalar Birliği Sözcüsü ve BMİS Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın, Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube Başkanı Sinan Kaya, BMİS Gebze 1 No’lu Şube Başkanı Selçuk Çifçi, faciada hayatını kaybeden işçilerden Hanım Gülek’in ailesinin vekili Avukat Uğur Çelebi, İSİG Kocaeli Meclisinden Selçuk Karstarlı’nın konuşma yaptığı eyleme
CHP Gebze İlçe Başkanı Gökhan Orhan ve Dilovası İlçe Başkanı Semiha Meral Pırtı ile Kocaeli Büyükşehir ve Gebze Belediyeleri Meclis üyesi Ahmet Kadı; Kocaeli Büyükşehir ve Dilovası Belediyeleri DEM Parti Meclis Üyesi Eylem Güleser, Türkiye İşçi Partisi Gebze İlçe Başkanı Enver Dodanlı, EMEK Partisi Darıca İlçe Başkanı Orhan Kaya, SOL Parti Gebze İlçe Başkanı Arif Buğra Aydoğan, DGD-SEN Örgütlenme Uzmanı Mevlüde Karataş, Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek, MMO Gebze Temsilciliği Başkanı Tanfer Yeşiltepe, , Emeklilerle Dayanışma Sendikası – EDS Gebze Temsilciliği Başkanı Mesut Aslan, ile UİDDER ve Umut-Sen’dan başkan, yönetici, üye ve işçi temsilcilerinin katıldığı nöbet eyleminde CHP üyesi Doktor İsmail Demir de eylemdeki aile bireylerinden herhangi birinin olası rahatsızlığına karşı, ilk müdahalede bulunmak amacıyla yer aldı.
Hendek faciasında hayatını kaybeden Halis Yılmaz’ın babası Muammer Yılmaz ve kardeşi Merve Nur Yılmaz, Gayrettepe faciasında hayatını kaybeden Gayrettepe Şivan Dolu’nun ablası Zülfiye Dolu ile Dilovası’nda hayatını kaybedenlerin aile bireyleri Hanım Güleç’in kızı Tuğba Gülek Laç ve damadı Zafer Laç, Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut, Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu’nun da aralarında bulunduğu aile bireyleri söz alarak konuştu.
(Tüm konuşmalar yarından itibaren, haber serisinde yer alacaktır.)
Aileler adına açıklama DGD-SEN’in avukatı Saruhan Efe Kadaifçi tarafından yapıldı.
Kadaifçi yürüyüş öncesi yaptığı açıklamada geride kalan celselere dair kısa bilgilendirmede bulunup, “En başından beri süreci şeffaflıkla herkesin izleyebileceği, bütün sorumluların açık açık yargılanacağı, bu denetim, ihmal zincirinin bir daha yaşanmayacağı bir tabloyu yaratmak için mücadele ediyoruz. Ancak mevcut tablo bir türlü bizi ikna etmiyor, bir türlü aradığımız şeyi bulamıyoruz. Adalet talebimizin karşılığını bulamıyoruz. Bu sebeple bundan sonrasında Gebze Meydan'da her pazar günü, 21 Temmuz'a kadar her pazar günü nöbet yapmak kararı aldık” dedi. Kadaifçi şöyle devam etti:
“Biz şunu biliyoruz: Dilovası'nda bir ihmal zincirinin sonucu olarak Ravive Kozmetik yangını başladı. Kocaeli Büyükşehir ve Dilovası Belediyelerinin, Çalışma ve Sosyal Bakanlığı'nın, SGK'nın, İŞKUR'un, patronların, zabıtaların hepsinin ortak zincirleme ihmaliyle bu yangın gerçekleşti. Dolayısıyla bizim hiçbir kişi ve kurum fark etmeksizin adalet talebimiz var. Sorumluların yargılanmasını istiyoruz.
Eğer yoksulsak, güçsüzsek adliyelerde adaleti bulmamız, yedi canımızın hesabını sormamız bu memlekette mümkün değil. Hareket etmeden, hesap sormadan, bir güç oluşturmadan biz katillerden hesabı soramıyoruz. Dolayısıyla bu yüzden buraya geldik. Sesimizi halkımıza duyuruyoruz. Yargıya, kamu görevlilerini yargılaması gereken kişilere, soruşturmayı yapanlara güvenmiyoruz. Sadece Gebze halkına güveniyoruz.
Raviva’da yedi kişinin ölümü Gebze'nin, Dilovası'nın, Kocaeli'nin aşina olmadığı bir şey değil. Her gün burada birileri ölüyor. Her gün burada birileri çalışırken parmağını kaybediyor, kolunu kaybediyor. Dava devam ederken yine Dilovası'nda, Çolakoğlu'nda kafalarına kazan düştü üç kişi vefat etti.
Eğer mahkeme, emniyet, yargı, bürokrasi, valilik, kaymakamlık bir daha böyle iş cinayetleri yaşanmasın istiyorsa o zaman bu duruşmayı Kandıra'ya kaçırmayacaklar. Gebze'de açacaklar spor salonunu, hepimizin gözleri önünde sorumluları açık açık yargılayacaklar!
Kamu görevlileri dosyasında halen iddianame hazır değil. Halen bakanlık itiraz ediliyor, kaymakamlık itiraz ediyor. Kamu görevlileri dosyasının ilerlemediğini, kanayan bir yara olduğunu biz sadece Dilovası işçi katliamından bilmiyoruz. Hendek'ten, Gayrettepe'den, Soma'dan, Ermenek'ten, İliç'ten biliyoruz! İnsanlar çalışırken sermaye düzeni tarafından öldürüldüğünde hiçbir zaman kamu görevlileri yargılanmıyor!
Dolayısıyla tavrımız net. Biz şunu bekliyoruz: Gebze Adliyesi’nde iki video çeken kalem memuruna hemen müdahale ediliyorsa Dilovası katliamında insanlar öldü. O zaman ilk bu dosyayı çözecekler Madem adliyelerde davaların yavaş ilerlememesini Adalet Bakanı dert ediniyorsa o zaman ilk bu dosyayı çözecek. Kamu görevlileri dosyasını hemen hızlandıracak.
Yapabileceklerini biliyoruz. Yaptıracak gücü de sadece halkımızın bize teveccühüyle, desteğiyle sağlanabileceğini biliyoruz. Bunları bilerek hep beraber bir karar aldık. Bundan sonra pazar günleri bütün Gebze halkına, anlatacağız. Kaybettiklerimizi nasıl kaybettiğimizi anlatacağız. Kamu görevlileri dosyasının, esas soruşturmanın eksikliklerini anlatacağız ve Kandıra'dan Gebze'ye bu duruşmayı taşıyacağız.”
Kadaifçi, meydandaki nöbet esnasında yaptığı değerlendirmede de,
“Biz aileler ve, avukatlar olarak bu nöbetin, bu sıcakta dört saat beklemenin ne kadar zorlayıcı olacağını bilerek bu kararı aldık. Buradan geçen insanlara, Gebze halkına, belki yakınını kaybetmemiş ama çalışırken parmağını, kolunu kaybetmiş, iş yerinde çalışırken başka bir iş arkadaşını kaybetmiş insanlara sesimizi duyurmak için bu yöntemi seçtik. Bu yöntemle bu kamu dosyası, kamu görevlileri dosyasının ve diğer dosyanın ilerleyebileceğine, eğer biz sesimizi duyurabilirsek bu konuda gelişmeler olabileceğini düşünüyoruz. Biz gücümüzü sadece Gebze ve Kocaeli halkına duyurmakla elde edebileceğimizi düşünüyoruz.
Mahkemenin; hukuku bahane etse bile kamu görevlileri dosyasını ilerletmemesinin ve Güven Demirbaş'ı tahliye etmesinin bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Dilovası'nda insanların; ucuz iş gücüyle çalışmak zorunda olduğunu, bunu bu düzenin yarattığını iddia ediyoruz.
Anlatmadığımız şu var: Mahkeme bizi neden Kandıra'ya taşındığı konusunda, ‘Biz güvenlik önlemi alamayız’ dedi. Ama bu açıklama bürokrasi, yargı ve emniyetin meseleye bakış açısını, davanın Kandıra’ya götürülme gerekçesini çok net özetliyor.
Şimdi soruyoruz: Yangından iki gün sonra TOMA'larla, insanları 200-300 metre mesafede tutan kocaman güvenlik önlemleriyle o bina alelacele yıkıldı. Savcıyla konuşma vaktimiz dahi olmadı. Ailelerden vekâlet çıkardık, savcılığa danışma vaktimiz dahi olmadı. Savcılığa, ‘Burada deliller toplanmadı. Aile avukatlarının da burayı incelemesi lazım’ dedik. Savcılık bize, ‘Bu bir idari işlem, daha önceki yıkım kararını uyguluyoruz’ diye yanıt verdi.
Ali Osman Akat'ın ‘Kocaeli Emniyet Yardımcısı'na ulaştım’ demesi üzerine Dilovası İlçe ve Kocaeli İl Emniyeti’ne soruyoruz: Burayı yıkarken neden bu kadar büyük güvenlik önlemleri aldınız? Neden TOMA çağırdınız oraya? Neden oraya kimseyi yakınlaştırmadınız? Neden gecesinde acilen orayı yıkma kararı aldınız?
Dilovası'nı, Kocaeli'ni yöneten herkese soruyoruz. Bu nasıl oldu? Buna neden karar verdiniz? Oraya TOMA'yı diken emniyet, oraya güvenlik önlemlerini alan emniyet, Gebze'de bir tane spor salonunda bu dava görülse gerekli önlemleri alamaz mıydı? Neden alamazdı?
Gebze'de bu duruşma herkese açık şekilde görülse, kamu görevlileri dosyası kamuya açık şekilde ilerlese, mahkemedeki beyanlar araştırılsa, üzerine gidilse, mevcut ve önceki dönem belediye başkanları Ramazan Ömeroğlu ve Hamza Şayir, İmar Müdürü Hüseyin Öztürk'e mahkemede sorulsa bunun önlemini emniyet alamaz mıydı?
Şimdi bunun cevabını biz arıyoruz. Bunun cevabını ararken de bu nöbete karar veriyoruz. Daha öncesinde bu ülkede bu her zaman oluyordu, daha fazla olacak. İnsanlar yoksullaştıkça, holdingler zenginleştikçe daha fazla iş cinayeti olacak. Daha fazla Dilovası, daha fazla Çolakoğlu, daha fazla Hendek olacak.
Tam burada Taksim'de daha öncesinde de nöbet yapıldı. Davutpaşa'da yangın oldu, Ostim'de yangın oldu. Oradaki insanlar nöbet tuttu Taksim'de. Bu nöbetin kendisi Türkiye'de çok değerli bir iş yapan, sessiz bir soykırımı anlatan İş Sağlığı İş Güvenliği Meclisi'ni doğurdu. Dolayısıyla bizim bir tartışmaya ihtiyacımız var. Burada işçiden yana olduğunu beyan eden kurumlar, sendikalar ile bizim ortak bir mücadele hattı örmeye ihtiyacımız var. Bunun karşısında duracak bir tartışmaya, bir ortaklaşmaya ihtiyacımız var. Başka çare yok.
Eğer bunu yapmazsak, eğer bunun önünde Dilovası'nın, Hendek'in, Gayrettepe'yi birleştiren bir iradeyi ortaya koymazsak, biz bu meselenin önünde duramayız. Bunun önünde bir engel olamayız. İSİG Meclisi her sene rapor yayınlıyor, rapor yayınlarken şu dipnotu geçiyor: ‘4000 tane ölüm tespit edildiyse en az 3 katı gerçeği’ diyor. Şirketler, holdingler, patronlar sessizce öldürüyor; kimsenin de hesabı sorulamıyor. Ancak bir hareketlilik içerisine girilirse o zaman dosyalar ilerliyor.
O yüzden buradaki sendikalara dasiyasi partilere, emekten yana olan herkese bir sorumluluk düşüyor” dedi.