REKLAMA KISA ARA. ŞİMDİ GERÇEKLER İhmal resmileşti. Rejim firma imajını candan üstün tuttu
Adalet nöbetinin ikincisindeki YKS’de “Makam aracı ile sınava öğrenci yetiştiren" Dilovası Belediyesi’nin Ravive'deki ihmali resmileşti. Hendek sonrası Niğde’deki cinayeti tetikleyen rejim, firma imajını candan üstün tuttu
Haber serisi – Yorum Analiz
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri Adalet Nöbeti: 3 – 4
Dilovası’nda İşçi Katliamı Aileleri’nin adalet nöbetinin ikincisine denk gelen YKS sürecinde makam aracıyla sınava öğrenci yetiştirdiğine dair PR tipi propaganda ve imaj çalışması yapan Ramazan Ömeroğlu başkanlığındaki, rüşvet lekeli Dilovası Belediyesi’nin faciadaki ihmal ve denetimsizliği Başsavcılığa verilen bilirkişi raporunda da belgelenince belediyeden yedi kişi tutuklanmıştı.
Faciadan bağımsız şekilde her mecrada feryat figan edilen rüşvet iddiası ola ki 2024 yerel seçimlerini Dilovası’nda DEM Parti alsaydı da söz konusu iddialar DEM Partili belediyeye yönelik olsaydı ortada belediye başkanı ve meclisi kalır mıydı bilinmez ama belediyeden rüşvet iddialarına dair en ufak bir açıklama gelmediği gibi AKP’li Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, dizimizin bu bölümünün yayına girdiği saat diliminde de görevde idi.
Faciadan bağımsız şekilde, Ravive Kozmetik’in yer aldığı binaya dair yıkım kararı ne Hamza Şayir’in ne Ramazan Ömeroğlu’nun belediye başkanlığı döneminde “Covid sürecidir”, “Bütçe yok” gibi gerekçelerle gerçekleşmedi. Bina, faciadan iki gün sonra apar topar yıkıldı. Hukukçular, Gebze’den Biga’ya tayini çıkan, geçen hafta belediyeden gözaltına alınıp serbest kalın zabıta memuru Hacı Kocabay’ın akrabası Savcı Ahmet Kocabay ve/veya ilgili makamlarla görüştüklerinde yıkım işleminin ‘yargıdan bağımsız, idare tasarrufu’ ile gerçekleştiğini söyledi. Aleni delil karartma ola ki DEM Partili veya CHP’li ya da başka partili bir belediyede gerçekleşseydi ortada belediye başkanı ve meclisi kalır mıydı bilinmez ama delil karartmadan da lekeli Dilovası Belediyesi’nin AKP’li Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, dizimizin bu bölümünün yayına girdiği saat diliminde de görevde idi.
Öte yandan Hendek faciasının davalarında aynı işverenin Niğde’de ve Sivas’taki üretimine göz yumarak Niğde’deki faciaya zemin açan Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist rejim, facia sonrası Vali Bey tarafından yapılan açıklamada firmanın ismini vermedi. Firmanın imajını, insan canının üzerinden tuttu…
Pazar günkü adalet nöbetinde geçen dönem Makine Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı;
Günümüz TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu – İKK Sekreteri Mehmet Ali Elma şunları kaydetti:
“Buradaki mücadele ilk mücadelemiz değil. Bizler, yıllardır bunun mücadelesini veriyoruz. Sadece Dilovası'nda değil, daha öncesinde İliç'te, Hendek'te ve beraberinde Soma'da, sayamayacağımız kadar birçok yerde bu mücadelene önden takipçisi olduk. Burada da aynı şekilde bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Bizler şu farkındayız; ne olursa olsun bunlar engellenebilir iş cinayetleridir. Bunun adı tam da cinayettir. Göz göre göre gelen cinayete engel olmamak da bu suça ortak olmak demektir. Bizler yıllardan beridir söylüyoruz. Her iş cinayetinden sonra üç tane sorun var:
- İhmal
- Denetimsizlik
- İş güvenliği ve işçi sağlığı önlemlerinin maliyet olarak görülmesi.
Daha dün yaşadık. Burada mücadele ediyorken, adalet arayışı içerisindeyken daha dün Niğde'de havai fişek fabrikasında yine bir canımızı kaybettik. Bu ilk olmadı, son da olmayacak. Son olabilmesi için buradaki ailelerimizin haklı mücadelelerini adalet nöbetindeki mücadelelerini dayanışma ile destekliyoruz, onların yanında olduğumuzu her daim söylüyoruz. Bu dayanışmayı sonuna kadar sürdüreceğiz. Gerek hukuki yollarla gerekse hep birlikte tüm toplum kesimlerinin bu konuyla ilgili duyarlılıklarını arttırmak adına çabamızı devam ettireceğiz.
Benden önce konuşan Kocaeli Baro Başkanımızın dediği gibi, bizler bu kentin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları olarak, ayrıca Akademik Odalar Birliğimizdeki tüm meslek odalarımızla birlikte bu davanın takipçisiyiz.
8 Kasım 2025 tarihinde ülke tarihinin karanlık günlerinden birini yaşadık. Bir daha bu karanlık günleri yaşamamak için herkes elini taşın altına koymalı ve duyarlı olan tüm vatandaşlarımız bu adalet nöbetine, adaletin tesis edilmesi için katkı koymalı. Sonuna kadar bu işin takipçisi olduğumuzu tekrar yineliyor; bundan sonraki mücadelede ve bundan sonraki kazanımların elde edilmesi için, özellikle adaletin tesisi için ailelerimizin mücadelelerini yürekten selamlıyor ve yanlarında olduğunu tekrar tekrar ifade ediyorum. Tüm kamuoyunun bu konuyla ilgili desteklerini bekliyor, herkesi saygıyla selamlıyoruz.”
Pazar günkü nöbette İSİG Kocaeli Meclisi’nden Selçuk Karstarlı da faciada ihmale işaret etti:
“Biz bu dava sürecinin başında da, önceki iş cinayetleri davalarında da bu katliamların tedbirsizlik, denetimsizlik ve cezasızlık zincirinin bir sonucu olduğunu söyledik. Burada denetimsizlik ve cezasızlığın çok özel bir önemini dün tekrar gördük. Niğde’de yine bir havai fişek fabrikasında, Yertaş fabrikasında bir patlama meydana geldi ve bir işçi arkadaşımız hayatını kaybetti, birisi de hala yaşam mücadelesi veriyor.
Vali Bey bu patlamadan hemen sonra bir açıklama yaptı, ‘Bir güvenlik zafiyeti yoktur’ dedi. Yönetmelik gereği ise bu tür işletmelerin denetlenmesinde yönetmelik gereği İçişleri Bakanlığı, Valilikler ve emniyetin birinci derecede sorumluluğu var.
Öte yandan bu çok sık rastladığımız bir şey;
İş cinayetleri yaşandıktan sonra ilin yetkili makamları, valiler, zaman zaman savcılar bir açıklama yaptığında iş yerinin ve bu işverenlerin adını ifade etmiyor, dile getirmiyorlar.
‘Bir havai fişek fabrikası, bir kozmetik tesisi’ diyorlar.
Bu neden böyle? Yani işçilerin hayatından daha mı önemli iş yerlerinin marka değerleri? Aynı şeye yine tanık olduk.
Peki biz bir şeyi daha hatırlatalım: Kimindi Niğde’deki bu iş yeri? Hendek katliamında birinci derecede sorumlu olan Yaşar Coşkun’un kardeşine aitti. O davada da defalarca, ‘Burada Hendek’te bundan sonra üretim yapamayacak ama Sivas’ta ve Niğde’de bu ailenin başka işletmeleri var; onlar olağan şekliyle üretime devam ediyorlar’ denildi. Bunun sonucunu gördük.
Hendek’te buraları denetlemekle yükümlü olan kişiler gerçekten yargılansaydı, gerekli cezaları alsalardı, bu aileye ait diğer işletmeler denetlenseydi bugün Niğde’de bu patlama olur muydu, bu işçi arkadaşımızı kaybeder miydik?
Söylemek söylediğimiz şeyi tekrar ediyoruz: Denetimsizlik ve ceza zinciri işçi ölümlerinin arkasındaki en büyük nedenlerdir ve bunun arkasında da devlet mekanizması var. Valisiyle, savcısıyla bütün devlet erkanı bu işçi katliamlarında üstüne düşen görevi yapmadığı için katliamlar sürüp gidiyor. Mücadelemiz bu tabloyu değiştirmek içindir.
Bu yüzden işçi olan herkese, hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına, sendikalara, meslek örgütlerine, emekten yana olan, hayatını kendi emeğiyle kazanan herkese bir kez daha çağrı yapıyoruz: Bu davalar sadece Dilovası’nda hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin davası değildir, bu hepimizin davası.
Her yıl bu ülkede 3 binden fazla insan bu tür vakalarla, iş cinayetleriyle ölüyor. 20 binden fazla insan meslek hastalığından ölüyor, tanısı bile konmuyor. Bu açık bir savaş, bir sınıf kırımıdır. Türkiye işçi mezarlığına dönüşmüş durumdadır. Bu tabloyu değiştirmek için el ele vermek zorundayız, bu mücadeleyi büyütmek zorundayız. Çağrımızı tekrar edelim tüm Gebze halkına, buradan sesimizi duyurabildiğimiz herkese: 21 Temmuz’da tekrar bir duruşma var, bu duruşmada aileleri yalnız bırakmayın. Gelin bu davaya birlikte sahip çıkalım.”
Seride dün
Rejimin “Adalet”i, varsılı yoksula sorgulattı
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/onlara-bir-sey-olmuyor-sofralarinda-bir-kisi-eksik/4081.html
Seride yarın
DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar…
EMEP Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar…