38 YILLIK GTO ÖNÜNDE İLK EYLEM 8 Mart'ı kutlanmayacak kadınlar
1988 yılında kurulan GTO önünde ilk protesto eylemini Kadın Dayanışma Komiteleri, "Yolları ayırıyoruz" mottosu ile gerçekleştirdi. TKP Merkez Komite Üyesi Zehra Güner hangi kadınların 8 Mart&’ının kutlanıp hangilerinin kutlanmayacağını, izah etti
Yazı dizisi: 116’ncı yılında 8 Mart – 6
Analiz içerir
8 Mart, Dünya Kadınlar Günü.
8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü.
Bu sene pazar gününe denk gelen 8 Mart’ı kimi çevreler Kadınlar Günü, kimi çevreler Emekçi Kadınlar Günü olarak kutladı.
Salon aktiviteleri, sokak eylemleri oldu.
Salon aktivitelerinde en sıradışısı CHP Çayırova Kadın Kolları’nın katılımcılara Balkan geleneğine göre baharın gelişinin de müjdecisi e-el yapımı marteniçka bileziklerinin hediye edildiği, seminer konuşmacılarından sebep konu nitelikleri yüksek semineri…
Sokak eylemlerinde en renklisi Gebze Kadın Platformu’nun Eskiçarşı’dan kent meydanına LGBT+İ pankartı yasaklı yürüyüşü…
En özgün ve sıradışısı ise Türkiye Komünist Partisi’nin yeni kolu Kadın Dayanışma Komiteleri’nin Gebze yapılanmasının Gebze Ticaret Odası önündeki eylemiydi ve birçok ilk niteliğine sahipti.
Kadın Dayanışma Komiteleri’nin Gebze yapılanması kendisini ilk Eğitim-İş’in öğretmen Aylin Polat Dağ’ın eşi tarafından öldürülmesi sonrası düzenlenen basın açıklamasına katılımla gösterdi. Kendi adına ilk eylemi, önceki pazardı.
Gebze’de bugüne kadar gerek İlçe Milli Eğitim ve Devlet hastaneleri, gerekse belediye önünde onlarca protestoya tanıklık edildi. 1988 yılında kurulan Gebze Ticaret Odası önünde ilk defa protesto gösterisine tanıklık edildi.
Yaratıcı nitelikli bir eylemdi: Başta Ortadoğu olmak üzere tüm kanlı savaşlarda ve emperyalizmin işgallerinde, gerek kadın gerekse iş cinayetlerinde sermayenin de suç ortağı olduğu gerekçesiyle kırmızı spreyle bezeli sembolik paralar, GTO giriş kapısının önüne bırakıldı.
Çıkışları, “Yolları ayırıyoruz” sloganı ile hayli keskin ve söylem itibariyle sıradışı idi.
Ortadoğu gerekçe gösterilerek toplumun her kesimiyle birlik beraberlik çağrılarının yapıldığı günümüzde, “Yolları ayırıyoruz” denildi.
Kısa mesafeli yürüyüş ve basın açıklamasında ajitasyonu komite üyelerinden Gül Anlar çekti. Komitenin açıklaması komite üyesi Leyla Beyaztaş tarafından okundu. Ardından TKP Merkez Komite Üyesi Zehra Güner konuştu. Polis müdahalesi veya herhangi bir tatsızlık yaşanmadı ama eylem emniyet tarafından da kayda alındı. Görevli memurlar hangi konuşanın ana konuşmacı olduğunu tahlilde zorlandı.
Zehra Güner konuşmasını gerek daha önceden hazırladığı metinden gerek spontane yaptı. Hangi kadınların 8 Mart’ının kutlanıp hangilerinin kutlanmayacağına dair kategorilendirmesi ilginçti.
Ne konuştuğunu ses kaydından yine dinledik. Yazılı metni de inceleyip harmanladık. Zehra Güner, şunları kaydetti:
"Kadınların Kadınlar Günü'nü kutlayalım. Boyun eğmeyen kadınların, sömürüye, şiddete, tacize karşı mücadele eden kadınların, sermaye sınıfı ile yollarını ayıran, emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadele eden kadınların Kadınlar Günü'nü kutlayalım. Başka kimlerin Kadınlar Günü'nü kutlayalım? Direnen kadınların, mücadele eden kadınların Kadınlar Günü'nü kutlayalım.
Patron olan kadınların Kadınlar Günü'nü kutlamayalım. İş birlikçi kadınların Kadınlar Günü'nü kutlamayalım.
Yollarını sermaye ile ayıran kadınların Kadınlar Günü'nü kutlayalım. Mücadele eden kadınların günüdür 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.
1857 yılında 40 bin kadın dokuma işçisinin çalışma saatlerine, çalışma koşullarına ve eşitlik talebiyle ortaya çıktı 8 Mart. Üzerinden 169 yıl geçti; geçti geçmesine de bizim sorunlarımız hiç değişmedi. Yine kadınlar işsizlikle mücadele ediyor. Yine kadınlar yoksullukla mücadele ediyor. Yine kadınlar sömürüyle mücadele ediyor; tacizle, tecavüzle, ölümle mücadele ediyor; cinayetlerle mücadele ediyor. Bitmedi, 169 yıl boyunca bitmedi.
Üzerinden 169 yıl geçse de biz kadınlar işsizlik, düşük ücretler, şiddet taciz ve mobbing, evde ve işte sömürü, uzun çalışma süreleri ile boğuşuyoruz. 169 yıl öncesinde kadınların mücadelesine konu olan güvencesiz çalışma koşulları değişmedi.
Peki bize düşen ne? Bize düşen bunlara karşı mücadele etmektir. Kadınlar silahlansın diyorlar. Kadınların silahı birlikte mücadele etmektir, birlikte olmaktır, dayanışmadır.
Bu patron düzeninin kadınlara verdiği rol hiç değişmedi. 169 yıldır tarihin belli yerlerinde değişse de, genel olarak dünyada hüküm süren kadınların toplumsal rollerinde bir değişiklik yok. Ne diyorlar? 'Kadınlar sesini çıkarmasın.' Ne diyorlar? 'Kadınlar boyun eğsin, mücadele etmesin.' Peki biz buna razı mıyız? Değiliz; olmadığımız için geldik.
Peki biz kimden kaynaklandığını düşünüyoruz başımıza gelen bu işsizliğin, yoksulluğun, şiddetin, sömürünün? Neden kaynaklanıyor? Patronlardan kaynaklanıyor. Bu patron düzeninden kaynaklanıyor. Tek tek patronlar ve bu patron düzeni ve onların iş birlikçileri bizim bu gericiliğe, bu sömürüye maruz kalmamızın nedeni.
Şimdi buradan boyun eğmeyen kadınlar adına söyleyelim: Biz size itaat etmeyeceğiz. Biz sermayenin istediği kadınlardan olmayacağız.
Sizinle yolları ayıran kadınların sayısını her geçen gün artırmak için çalışıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz.
Biz mücadele edeceğiz. Sizin düzeniniz kadınları sömürüyor, kadınları öldürüyor.
Bakın 4 ay önce, yine burada biraz önce sözü edildi, 8 Kasım 2025’te bir kozmetik fabrikasında, Ravive Kozmetik’te yangın çıktı ve yangında 7 kişi öldü. Kadınlar öldü, çocuk işçiler öldü. Sonra ne yansıdı kamuoyuna? Dediler ki 'sigortasız çalışıyor, kayıt dışı'. Dediler ki 'hiçbir önlem alınmamıştı kimya fabrikası olmasına rağmen'. Peki bu iş yerine çalışma iznini kim verdi? Bu iş yerinde önlemler alınmamasına karşı iki bina yanında olan devletin kurumu neden burayı denetlemedi?
Şimdi hukuk süreci devam ediyor, evet dava devam ediyor. Davanın ilk duruşması 24 Mart’ta yapılacak. Bu konuda suçu olanlar cezalandırılsın; ama ya bu izni verenler? Ya bu denetlemeyi yaptırmayanlar? Biz bunlara ne diyeceğiz? Onların hiç mi suçu yok? İşte bu sözünü ettiğimiz olay bu patron düzeninin aynasıdır. El eledirler, el ele işçilerin canına kıymışlardır. Kadınları, kadın işçileri, çocuk işçileri göz göre göre ölüme göndermişlerdir.
İşte bu, açık şekilde bu patron düzeninin sonucudur. Hükümet ve patronlar kadın işçileri, çocuk işçileri göz göre göre adım adım ölüme götürmüş. Bunlarla yolları ayırmaya çağrı yapıyoruz.
Geçtiğimiz hafta bir öğretmen öldürüldü. Peşinden taciz-tecavüz mağduru olan bir kadın ve çocuğu, Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra ölü bulundu. Bir gün sonra boşanmak üzere olduğu eşi tarafından bir kadın sokakta öldürüldü. Biz ölüyoruz, öldürülüyoruz. Bizi kim koruyacak arkadaşlar? Korunmayı mı bekleyeceğiz?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı diye bir bakanlığımız var bizim. Bakın hükümet politikalarına; bunlar mı koruyacaklar bizi?
Her şey patronlar için. Her şey bu düzenin sürdürülebilmesi için.
8 Mart geliyor diye neler yaptılar şimdi. Her şey bu patron düzeninin sürdürülmesi için. Kadın istihdamından bunların anladığı, kadın girişimci sayısının artması, girişimcilik kültürünün geliştirilmesi... Bunlar onların lafları. Farkındalık eğitimleri yapmak, projeler yapmak...
Diyorlar ki: 'Kadınlar ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü bir şekilde yer alırsa...' Buna itirazımız olabilir mi? Kadınlar güçlü şekilde yer alsınlar, evet ama yöntemde farklıyız. Şimdi onların yöntemi diyor ki: 'Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine daha kolay ulaşacağız. Kadın hamlesi adıyla yeni bir çalışma yapıyoruz ve biz burada kadın odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir iş ekosisteminin oluşturulmasını hedefliyoruz.'
Kadınların gerçek sorunları ile bunların ilgisi yok. İşleri güçleri patronlara ve bu düzene kaynak sağlamak, sürdürülebilir bir düzen yaratmak.
Sevgili arkadaşlar, bunlar biraz önce konuştuğumuz, hepimizin yaşadığı sorunları ifade ediyor mu? Bizim gerçekliğimiz 'iş ekosistemi' oluşturmak mı? Bu nedir ya? Bu sistemin sürdürülebilir olmasını sağlamak için çalışıyorlar. Onlar bu sistemi sürdürmeye çalışıyor, görevleri o. Biz ne yapmak istiyoruz?
Bizim sorunumuz da bu sistemle; biz de bu sistemi değiştirmek istiyoruz.
Onların sorunu bu düzeni devam ettirmek. Bizim sorunumuz, onların bu düzeninin sürmesi. Biz bu düzeni sona erdirmek istiyoruz. Üreten biziz. Bizim gücümüzle dönüyor bu düzen. Onların paraları, servetleri ile değil.
Hodri meydan diyoruz. Haklı olan, güçlü olan biziz. Üreten biziz, emeğimizle var ediyoruz. Ürettiğimiz her şeyin üstüne konan bir avuç kan emici asalakla hesaplaşacak olan milyonlarca kadınız biz.
Üreten biziz. Biz gücümüzle bu düzenin sürmesini sağlayan yine bizim üretimimiz arkadaşlar. Ne patronların serveti, ne parası, ne başka bir şey. Üreten biziz, o halde emeğimize sahip çıkacağız. Her şeyin üstüne konan bir avuç kan emici asalakla hesaplaşacak milyonlarca kadın var burada.
Son dönemde dünyada bambaşka bir şey olmaya başladı. Gazze, peşinden Venezuela, peşinden Küba, peşinden İran... Emperyalistler ne yapıyor bu ülkelerin etrafında? Bugün kurulmaya çalışılan dünya düzeninde 'Ben güçlüysem her şeyi yapmaya muktedirim' diyor. Hukuk yok, kural yok, haklar yok, halklar yok; hiçbir şey yok. Güçlü olan haklı olmuyor sevgili arkadaşlar. Savaş açsanız da, tankınızla tüfeğinizle saldırsanız da halklara diz çöktüremeyeceksiniz.
Emperyalistlerden ve iş birlikçilerinden yollarımızı ayırıyoruz. Diyorlar ki 'Ama İran’da molla rejimi var', emperyalist saldırganlığı haklı buluyorlar. Bunlarla da yolumuzu ayıracağız arkadaşlar. Küba ile dayanışmak bizim borcumuzdur. Küba ile, Venezuela ile, Gazze ile, İran ile dayanışmak bizim borcumuzdur. Bu dayanışmaya karşı çıkanlarla da yolları ayırıyoruz.
Çağrımız bu yönde. Çağrımız bu önünde toplandığımız Ticaret Odası üyeleri nezdinde tüm patronlarla yollarımızı ayırmak.
Emperyalist barbarlıkla, bu barbarlığı haklı bulanlarla yolları ayırmak.
Gerçek düşmanımız kim arkadaşlar? Patron düzeni. Aç kalmamıza da, işsiz kalmamıza da, savaşlara da, faturalar altında ezilmemize de neden olan bu patron düzenidir.
Aç kalmamıza, işsiz kalmamıza, savaşlara, ekmeğimizi küçülten, faturalar altında ezilmemize neden olan, ayrımcılığa, düşük ücretlere, kadın cinayetlerine, iş cinayetlerine neden olan bu düzenin sürdürücüsü sermaye ordusuyla yollarımızı ayırmaya çağrı yapıyoruz.
Biz umutsuz değiliz. Mücadele eden kazanır. Hayatımıza sahip çıkmak için emek mücadelesini yükseltmeliyiz. Yaşamak için örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. İzmir’de mücadele eden ve haklarını kazanan Elda Tekstil işçileri gibi... Buradan bir kez daha selam olsun tekstil işçilerine.
Biz yaşanabilir bir ülke istiyoruz. Ülkemizi istiyoruz biz ya, fazla bir şey istemiyoruz. Kadınlar bu çifte sömürü düzenine karşı mücadele ederek kurtulacak. Kadınlar patron yanlısı kadın siyasetçilerle de kurtulmaz. Kadınlar erkekleri öne çıkaran siyasal kültürle de kurtulmaz. Biz kadınlar emeğimize el koyanlarla, geleceğimizi karartanlarla, insanca yaşam hakkımızı yok sayanlarla mücadele ederiz.
Biz hayatımızı istiyoruz. Ülkemizi yaşanabilir, kadınların öldürülmediği bir ülke haline getirmek istiyoruz.
Emeğimiz için yaşasın 8 Mart! Hayatımız için yaşasın 8 Mart!
Kadınların kurtuluşu sömürüye, ikinci sınıf vatandaş kabul edilmeye, şiddete karşı örgütlenmekten geçiyor. Ayıracağız yolları, başka yolu yok. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın mücadelemiz!
Bugün burada gerçek düşmanımızın bu düzen olduğunu haykırdık. Düşmanımızı bir kez daha tanıdık, intikamımızı büyüttük, yumruklarımızı sıktık. Kadınların yalnızlığından güç alanlara karşı birlikte ve örgütlü olursak yenilmeyeceğimizi onlara gösterdik.
Bundan sonra her sözümüzde daha kalabalık olacağız. El ele, omuz omuza vereceğiz ve kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesini daha da büyüteceğiz. Bu kokuşmuş düzeni birlikte değiştireceğiz. Eğer örgütlüysek güçlüyüz.
Biz kadınlar ekmeğimize el koyanlarla, geleceğimizi karartanlarla, insanca yaşam hakkımızı yok sayanlarla –yalnızca- mücadele ederiz.
Kadınların kurtuluşu her türlü zorbalığa, sömürüye, ikinci sınıf vatandaş kabul edilmeye, şiddete, din istismarına karşı örgütlenmekten ve mücadele etmekten, bunları yerle bir etmekten geçiyor.
Ayıracağız yolları bunlarla, başka yolu yok.
Kadın Dayanışma Komiteleri sizleri çağırıyor. Kardeşlerim, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Yaşasın 8 Mart!”
Dizide dün
Eğitim-İş’in “gör” dediği
“Aile yılı”nda ocakta 22 kadın katledildi
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/aile-yilinda-ocakta-22-kadin-katledildi/3264.html
Dizide yarın
CHP eğitmeni Dilesen Karataş
Dünyada ve Anadolu’da kadın mücadele tarihi