2025’TE 591’İ ÖLDÜ/ÖLDÜRÜLDÜ “Aile yılında” Ocak’ta 22 kadın katledildi
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Gebze’de de 150 kişiye ulaştırılan, Eğitim-İş’in kitapçığındaki somut verilere göre 2025’te 297’si şüpheli 591 kadın öldü, öldürüldü. “Aile yılı”nda da durum değişmedi. Ocak ayında 22 kadın katledildi
Yazı dizisi: 116’ncı yılında 8 Mart – 5
“2025 yılında en az 294 kadın, erkekler tarafından katledildi; 297 kadının ölümü ise şüpheli bulundu.
2026 yılında durum değişmedi. Sadece Ocak ayında 22 kadın katledilirken, bu kadınların yüzde 73’ü sistem tarafından hapsedildikleri evlerinde ölü bulundu.”
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Gebze’de de 150 kişiye ulaştırılan, Eğitim-İş’in kitapçığındaki somut verilere göre 2025’te 297’si şüpheli 591 kadın öldü, öldürüldü. “Türkiye Yüzyılı / Aile yılı”nda da durum değişmedi. Ocak ayında 22 kadın katledildi
Yayın sorumluluğunu Eğitim-İş Sendikası Genel Sekreteri Seher Ergin ve Genel Özlük – Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy’un üstlendiği kitapçığın metinleri Ar-Ge Uzmanı Dr.Burcu Doğan tarafından kaleme alındı.
Eğitimden erken ayrılan 18-24 yaş arasındaki kadınların yüzde 17.9’u lise altı eğitim düzeyindedir. 16-17 yaş arası 9 bin 354 kız çocuğu evlendirilmiştir. 16-17 yaş arası 229 bin kız çocuğu ise ucuz işgücü olarak çalıştırılmaktadır.
Bu durum, devletin çocukları koruyamadığının ve haklarına sahip çıkmadığının en açık göstergesidir.
Türkiye’de yaşayan 7 milyon 376 bin kadın ‘ev içi düzeni sağlama ve çocuk/yaşlı/hasta bakımı’ nedeniyle iş hayatına katılamamaktadır.
Ev içindeki kadın emeğinin ücret karşılığı olmadığı için gelir elde edilememekte, ‘görünmeyen emek’ sorunu ve ekonomik bağımlılık artmaktadır.
Erkekler için meslek sınırlaması yokken kadınlar için, ev içi düzeni sağlama görevinin de aksamaması adına ‘kadın işi’ tanımı yapılmaktadır.
Bu da kadınların az sayıda meslekte kalabalıklaşmasını ve kadın işsizliğini beraberinde getirmektedir.
Türkiye’de ilkokul ve altı eğitim düzeyindeki erkekler, kadınlardan yüzde 13.2 daha fazla ücret alırken; yükseköğretim mezunu erkekler ile kadınlar arasındaki fark yüzde 17.4’tür.
Ülkede cinsiyetçi baskılar son bulmadığı için, kadınlar eğitimin avantajlarından daha kısıtlı düzeyde faydalanabilmektedir.
Kadınlar bulundukları meslekte daha yüksek pozisyonlara gelebilmek için çalışsa da işyerlerindeki cinsiyetçi yaklaşımlar nedeniyle ‘cam tavan’ engeline takılmaktadır.
Bunun en açık kanıtı, Türkiye’de yönetici pozisyonlarında çalışan 1 milyon 476 bin erkeğe karşılık yalnızca 362 bin kadın olmasıdır.
Türkiye’de ücretsiz aile işçisi olarak çalışan erkeklerin sayısı 885 bin iken, kadınlarda bu sayı 1 milyon 792 bindir.
Ücretsiz çalışan milyonlarca kadın, kendilerine ait bir gelirleri olmadığı için erkeklerin gelirine, yani yoksulluğa mahkûm edilmektedir.
Çalışan kadınlar mesai sonrası evlerine gittiklerinde, ev içi düzeni sağlama dayatmasından kurtulamadığı için çift vardiya yapmaktadır.
İşyerinde etkin olan cinsiyetçi yaklaşımın yarattığı sömürü düzeni, evde görünmeyen emek olarak devam etmekte ve kadınlar çift vardiya, çift sömürüye maruz bırakılmaktadır.
2025 yılında en az 294 kadın, erkekler tarafından katledildi; 297 kadının ölümü ise şüpheli bulundu.
2026 yılında durum değişmedi. Sadece Ocak ayında 22 kadın katledilirken, bu kadınların yüzde 73’ü sistem tarafından hapsedildikleri evlerinde ölü bulundu.
Bozuk düzene karşı kadınlar durmuyor, direniyor.
Şık Makas
Tokat’taki fabrikada yaşanan işten çıkarmaların ardından gelişen direniş sürecine kadın işçiler damga vurdu.
Temel Conta
Kadınlar, ücretlerinin erkeklerle eşit olmamasına karşı, ‘Eşit işe eşit ücret’ sloganıyla grev yaptı.
Kadınlar termik santrallere yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nı, zeytinliklerini ve yaşam ormanlarını korumak için direndiler.
HepsiJet’te kadınlar, taciz edilen çalışma arkadaşlarını yalnız bırakmadılar. Kadın dayanışmasıyla faili ve onu koruyan yöneticileri teşhir ettiler.
TKİS Blinds
Düşük ücret ve uzun saatler mobbing/baskı altında çalışan perde işçisi kadınlar, sendikalaşma haklarını direnerek kazandılar.
Agrobay
Kadınlar, düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırılmaya ve yoksulluğa karşı direndiler.
Polonez işçilerinin, sendikal faaliyetlerden dolayı işten çıkarılmalarına karşı başlattıkları direnişte kadın işçiler en önde yer aldı.
Ve daha nicesi…
Görünmeyen, değersizleştirilen, cinsiyetçi dayatmalara maruz kalan kadın emeği, haklarını almak için dün, bugün ve yarın…
Direnmekten ve mücadele etmekten vazgeçmedi, vazgeçmeyecek!
FOTOLAR
Ev sahipliğini Türk Kadınlar Birliği’nin yaptığı Uluslararası Kadın Oy Hakkı Birliği’nin 12’nci kongresi dünyanın dört bir yanından katılanlarla Yıldız Sarayı’nda toplanıyor. Türkiye’de ilk kez 17 kadın milletvekili seçilmesinden iki ay sonra, Nisan 1935.
Çok sayıda kız çocuğu eğitimden koparılarak erken yaşta evlendiriliyor ya da sermayenin sömürüsüne maruz bırakılıyor.
Cinsiyetçi iş bölümü yüzünden dört duvar arasına hapsedilen kadın emeği görmezden geliniyor, yok sayılıyor.
Cinsiyetçi dayatmalar nedeniyle kadınlar, yüksek eğitim düzeyinin iş hayatında sağladığı imkânlardan faydalanmak konusunda erkeklerle aynı özgürlüğe sahip olmuyor.
Kapitalizmin, ‘erkek işi’ ve ‘kadın işi’ sınıflaması, kadın emeğini dar bir alana hapsediyor.
Bu nedenle eğitim düzeyi arttıkça gelir farkı da kadınların aleyhine büyüyor.
Kadın emeği, kariyer basamaklarını sadece çalışarak değil; cam tavan ve mobbing/baskı engellerini aşarak tamamlamak zorunda kalıyor.
Çift vardiya, çift sömürü düzeni içinde kadınlar yaşamın tüm yükünü tek başına taşımaya çalışıyor.
Ücretsiz aile işçisi kadınlar, emek sömürüsüne ve güvencesiz bir geleceğe mahkûm ediliyor.
Kadınlar, emeği ve özgürlüğü için mücadele ederken erkekler tarafından şiddete uğruyor ve katlediliyor.
Dizide dün
Yarış değil denge: Masada değilsek menüde olmalıyız
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/yaris-degil-denge-masada-degilsek-menude-olmaliyiz/3254.html
Dizide yarın
TKP Merkez Komite Üyesi Zehra Güner