Vali kandırmış. B.Y fırçalamış. Eze yürümüş Akse’de tek çöken bina, tek ölen Bilirler değil
Gebze, Akse Sapağı’nda Bilir Apartmanı faciasının birinci yılında tablo vahim: Halkı Vali kandırmış, belediye başkan yardımcısı, tepki göstereni fırçalamış. Bir yıldır rapor açıklanmadı ama Eze İnşaat, Körfez – İzmit hattını da aldı. Yıkılan binalarda evlerinden olan aileler, darmadağın paramparça
Haber Analiz
Gebze, Cumhuriyet’in ilanın 102’nci yılını kutlamaya hazırlandığı 2025 yılındaki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na felaketle uyanmış,
Eze İnşaat’ın yüklenici olduğu ve bitmek bilmeyen Darıca – Gebze metro hattının üzerinde Arslan Apartmanı çökerken Bilir Ailesinden dört kişi hayatını kaybetmiş, enkazdan sadece bir aile bireyi, Dilara Bilir sağ çıkartılmıştı.
Gebze’de Cumhuriyet’in ilanının 103’ncü yılı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dün yine ama bu sefer facianın burukluğunda kutlandı. Kazada hayatını kaybeden Emine – Levent Bilir ile çocukları Hayrunnisa ve Muhammet Emir için Kuran okunduğu saatlerde Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri’nin yıkılan bina önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Geride kalan bir senede…
Metro hattının kazısının niye konutların temeline sadece 15 metre derinlikten kazıldığı dahil olmak üzere hiçbir soruya yanıt verilmedi. Bir senedir rapor açıklanmazken facianın bir numaralı zanlısı, olağan şüphelisi Eze İnşaat’a, Körfez – İzmit metro hattı da teslim edildi.
Aynı Ravive Kozmetik faciasında olduğu gibi ilgili tüm kamu kurumlarının sapır sapır, tel tel, “Üçlü ve güçlü” şekilde döküldüğü vakada yargılanan kamucu yok.
Facia, Arslan Apartmanı ile sınırlı kalmadı. Gerek facia civarında gerekse Darıca’nın Fevzi Çakmak ve Gebze’nin İstasyon Mahalleleri’nde, yine metro hattının güzergahının geçtiği pek çok yerde yıkım kararı alınan binalardan tahliye edilen vatandaşların yaşamları darmadağın oldu.
Gebze’de kira bedelleri 25-30 bin liralarda seyrederken 5 bin TL civarı kira desteği,
Borçlanarak edindiği konutu elinden alınan vatandaşlara borçlandırarak konut temini seçeneklerinden ötürü, faciada tek “ölen” Bilir Ailesinin fertleri olmadı gibi.
Dünkü basın açıklamasında siyasilerin ve sivil toplumun konuşmalarından öte ailelerin isyanı da ön plana çıktı.
Facia gecesi açık havadaki basın toplantısı esnasında Arslan Apartmanı’na ilişkin hiçbir şikayet başvurusunun olmadığını söyleyen Vali İhsan Aktaş’ın sözlerinin üzerine bir yurttaş belgeli olarak aksini öne sürmüş, Aktaş buz kesmişti. Dün Aktaş bu sefer de yalancılıkla suçlandı.
Gebze Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Yandık’ın ise hak, hukuk ve adalet arayan yurttaşları niye tepki gösterdiği gerekçesiyle amiyane tabirle “fırçaladığı”, provokatörlükle suçladığı öne sürüldü.
Dünkü basın açıklamasına Yeni Parti Kocaeli Milletvekili Nail Çiler ve DEM Parti Kocaeli Milletvekili Prof.Dr.Ömer Faruk Gergerlioğlu, her iki partinin yanı sıra Saadet Partisi, Emek Partisi ve SOL Parti’nin ilçe başkanı, yöneticileri ve meclis üyeleri, çeşitli sivil toplum örgütleri temsilcileri ve mağdur aileler katıldı.
AYDOĞAN: ‘KADER’ DEYİP
GEÇTİLER: KABUL ETMİYORUZ
Eylemde ilk sözü eylemde sunumu üstlenen SOL Parti Gebze İlçe Başkanı Arif Buğra Aydoğan aldı. Aydoğan, “Bundan bir sene önce, bir sabah uyandığımızda Aslan Apartmanı’nın ihmaller zincir, hırs, denetimsizlik sonucu yıkıldığını öğrendik.
Bir aileyi ihmaller sonucu kaybettik. Hiçbir sorumlu hesap vermedi, hiçbir sorumlu yargılanmadı. ‘Kader’ dediler, geçtiler.
Bu da yetmezmiş gibi, tam bir hafta sonra Dilovası’nda yine ihmaller sonucu, yıllardır süren şikâyetler sonucu belediyenin, devletin kurumlarının hiçbir önlem almayışından kaynaklı yedi işçi, dördü çocuk insanlarımız yanarak katledildi.
Memleketi ihmaller, kader, kaza katliamlar ülkesi haline getirdiler. Bizler artık bunu kabul etmiyoruz. Bu memleket sahipsiz değil. Bu memleketin gerçek sahipleri halkımız! Ölmekten, ihmaller sonucu hayatımızı kaybetmekten, rantçılar ve sonucu yaşamlarımızı kaybetmek istemiyoruz. Bugün bu katliamın birinci yıldönümündeyiz. İyi ki buradayız, unutmadığımızı göstermek için buradayız” dedi. Ardından sözü MMO Gebze Yürütme Kurulu Başkanı Tanfer Yeşiltepe’ye verdi.
TÜM YURTTAŞLARIN YAŞAMA İMKÂNI VAR
Facianın yargılama sürecinde dosyaya giren bilirkişi raporlarına atıfta bulunan Yeşiltepe, “Bu binanın yıkılmasının teknik olarak zeminde oynamadan kaynaklı olduğunu meslektaşlarımız ortaya koydu.
Tam bulunduğunuz noktada 17 metreden bir tünel geçiyor. Bu tünelle birlikte bu bölgede zeminle bir oynama yaşandı. Yeterli teknik inceleme yapılmadı. Kamu kurumlarına ihbarlar önemsenmedi.
Bizler Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği olarak söylüyoruz: Tüm yurttaşlarımızın yaşam hakkı, tüm yurttaşlarımızın sağlıklı, güvenilir barınma hakkı savunulabilir ve bunu savunmaya devam edeceğiz. Bu memleketin yurtsever mimar mühendisleri olarak, “Yeter ki bizden destek isteyin, yeter ki bizim sözümüze önem verin” diyoruz.
Tüm yurttaşlarımızın sağlıklı, güvenilir evlerde yaşamasının imkânı var. Tüm yurttaşlarımızın tezgâh başında hayatını kaybetmeden yaşama imkânı var. Tüm yurttaşlarımızın mahalle arasında kaçak olarak yapılmış binaların önlenmesi ile birlikte yanarak hayatını kaybetmeme olanakları var. Oda olarak, birlik olarak her zaman emekçi yurttaşlarımızın yaşam hakkını, çalışma hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Arif Buğra Aydoğan, 29 Ekim 2025’te sadece bir binanın çökmediğini, metro inşaatı ile birlikte koskoca bir mahallede yaşamın bittiğini belirtip, “Burayı rezerv alan ilan ettiler. Aynı 6 Şubat depreminden etkilenen illerde yaptıkları gibi bir mahalleyi ranta çevirmeye çalıştılar. Birçok aileyi mağdur ettiler diyerek mikrofonu mağdur ailelerden İbrahim Tekinoğlu’na bıraktı.
SAYIN VALİ. “YOK” DEMEKLE YOK OLMUYOR
Tekinoğlu, haklı davaları ve adalet arayışlarında kendilerine desteğe gelen herkese teşekkür edip şunları söyledi:
“Bu felaket yaşanmadan 5 ay önce CİMER’e başvurdum. Metronun kazısı sonrası evimizde çatlaklar oluştuğunu, dış kapının kapanmakta zorlandığını ve kayma riski olduğunu bildirdim.
Ulaştırma Bakanlığı’na cevaben, ‘Yüklenici Ege İnşaat’a teknik değerlendirme ve analiz talimatı verildi. Süreç genel müdürlükçe takip ediliyor’ diye yanıt verdi.
Geldiler, evimizdeki 6 milimlik kaymaya dair, ‘Bu gayet normal’ dediler ve gittiler.
Binanın çöktüğü gece Kocaeli Valisi geldi ve ‘Bize ulaşmış herhangi bir şikâyet yok’ dedi.
Daha sonra Aslan Apartmanı çöktükten sonra buraya Kocaeli Büyükşehir Belediyesi valisi geldi. Tam o esnada söze girdim ve CİMER’e başvuru yaptığımı söyledim. Bunu der demez araya girerek toplantıyı, basın toplantısını sonlandırdı, gitti.
Sayın Vali, CİMER kaydı elimde, Bakanlığın talimat yazısı elimde. "Yok" demekle yok olmuyor.
EZE İNŞAATI KİM KORUYOR.
HALA KİM İHALE VERİYOR?
Ben bir vatandaş olarak üzerime düşeni yaptım, uyardım. Önlem almayan, liyakatsiz bir şekilde bu işi yürüten Eze İnşaat oldu.
Sonucu ortada, 4 can gitti ama hala Ege İnşaat ihale almaya devam ediyor. Kim koruyor bu Eze İnşaat’ı? Böyle liyakatsiz bir şekilde nasıl ihale verilir?
Ve şunun herkesin bilmesini istiyorum: Benim 3 katlı binamı ağır hasarlı hale getiren sebep, Aslan Apartmanı’nın yana yatarken binamın kolonlarımı patlatarak yerinden ayrılması oldu. Akse Sapağı’ndaki tek ağır hasarlı bina benim binam.
O an tek ölüm tehlikesi geçiren ben ve ailem olmuştur. Olayın canlı tanıkları ve birebir yaşayanı bizleriz.
Buradan Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum: Bu vahim olayda ihmaller zincirinden ve liyakatsiz işten dolayı 4 kişi vefat etmiştir. Ve üzerinden bir sene geçtiği halde bu 4 kişinin vefatına giren kim varsa adalet önüne çıkarılmalıdır.
Eze İnşaat bu olayda baş aktördür, kanımca. Gerekenlerin artık acilen yapılması lazım.
Felaket bununla da bitmedi. Tapulu yerimizi tebligat bile yapmadan rezerv alanı ilan edip Hazine’ye devrettiler.
Sonra Akse Sapağı merkezindeki 6,5 kat imarlı yerimiz için, ‘Size 3 kat vereceğiz ama borçlandıracağız. Borç istemiyorsanız 1,5 katını devlete verin’ dediler.
Bunu diyen de Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz.
Bu adaletsizlik kabul edilemez. Bir hafta önce evimi haber vermeden gelip yıktılar.
Yıkan, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi. Gebze Belediyesi’nin de bundan haberi olmaması mümkün değil.
Benim bütün anılarım o evdeydi. 49 sene ömür sürdüm ve Gebze’yi terk etmek zorunda kaldım.
Akse Sapağı’nda kiralar 25-30 bin liradan başlıyor. Ben emekli bir adamım. Emeklinin durumu belli. Kira yardımı ise 5 bin 500 TL gibi komik bir rakam.
TAHİR BÜYÜKAKIN DA SÖZÜNÜ TUTMADI
Burada önemli bir nokta var: Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın olduğu toplantıda Zinnur Başkan da vardı. Tahir Büyükakın kira yardımını destekleyip 8.000 ile 10.000 arasına çıkarılacağını söyledi. Ama sözler askıda kaldı.
Aynı imar hakkımda, 3 dairemi borçsuz bir şekilde istiyorum. Bu benim hakkım.
Son olarak şunu söylüyorum: Adalet yoksa bu ülkede her sistem çöker. Adalet vicdanlı olmayı gerektirir. Vicdanını kaybeden yaptığı her işi kendine hak görür. Bu da toplumu çürütür. O yüzden insanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Eylem, Yeni Parti Kocaeli Milletvekili Nail Çiler’in konuşması ile sürdü.
ÇİLER: 30 GÜNDE ÇIKAR DENİLEN
RAPOR BİR YILDIR ÇIKMADI
Eylem, Yeni Parti Kocaeli Milletvekili Nail Çiler’in konuşması ile sürdü.
Nail Çiler denetim yetersizliğinden ötürü yaşanan ve aynı aileden dört kişinin hayatını kaybettiği facia sonrası Akse Sapağı’nda 21 bina, 55 iş yeri ve 95 bağımsız konutun boşaltıldığını, bilirkişi raporunun üç defa değiştirildiğini, erişim yasağından ötürü basının haber yapamadığını, çok sayıda insanın evinden ve işinden olduğunu belirtip şunları söyledi:
Biz kimin ihmali varsa onların ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Yalnızca burada değil Darıca’nın Fevzi Çakmak Mahallesi’nde de binalar boşaltıldı.
Ulaştırma Bakanlığı, ‘Raporlar 30 günde çıkar’ demişti. Bir sene oldu.
Bu metro inşaatına başlanırken bilimsel, teknik inceleme yapıldı mı, bilmiyoruz.
TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını önerdik, ret edildi.
Bölge tüccarının vergi ödemelerinde kolaylık sağlansın, 5 bin 500 TL’lik kira desteği arttırılsın dedik.
Biz daha önce buraya çok geldik. Bugün merhumların okuması yapılıyormuş, onlara da Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun. Ama arkadaşlar, bu insanlar kendileri ölmedi. Biz onları ölüme terk etmiyoruz.”
Çiler’in ardından DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu söz aldı.
GERGERLİOĞLU: DERİNLİK 50 METRE
OLMALIYDI. 15 METREDEN KAZILDI
Çiler’in ardından DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu söz aldı.
Gergerlioğlu, Arslan Apartmanı’nın kendiliğinden çökmediğini, metro kazısı ile binanın altına adeta bir “tuzak” kurulduğunu belirtip, “50 metre aşağıdan gitmesi gereken metro hattı 15 metre aşağıdan gidiyordu. Biz gördük, siz de az sonra bakabilirsiniz. Binanın altına bir göçük kazmışlar, bir tuzak var ve bina öncesinde direnmiş ama 29 Ekim 2025 sabahı 4 kişiye mezar olmuş” dedi.
Hesap vermesi gerekenlerin hesap vermediğini ve sorgulanmadığını kaydeden Gergerlioğlu, “İşte bundan dolayı şu anda milyonlarca kişiyi ilgilendiren fon soygunu yaşanıyor. İşte bundan dolayı; siz bu ülkeyi hukuksuzluk içinde bırakırsanız, sadece Arslan Apartmanı’nda dört kişi değil, 1 yıl sonra milyonlarca insan enkaz altında kalır. Onun için hukuk lazım” diye konuştu.
CİMER’e yapılan başvurunun belgesini gösteren, faciadan bir gün önce binanın zeminindeki eczacının Gebze Belediyesi’ni sesler nedeniyle uyardığını hatırlatan Gergerlioğlu, ‘Belediyeden bakmaya geliyorlar. Bir şey olmadığını söyleyip gidiyorlar ve bir gün sonra bina çöküyor. Yani göz göre göre oldu bu cinayet, bu katliam arkadaşlar. Ardından Dilovası geldi, ardından Derince’de Pamir fabrikası yangını. Sürekli devam ediyor. Peki sonra ne oldu? Bir hukuk var mı, yargılama var mı? 1 yıl geçti, biz mecliste gündem ettik bunu. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı ile görüşüyoruz, soruyoruz, Adalet Bakanlığı’na soruyoruz, soru önergeleri veriyoruz. Halen açılmış bir dava yok” dedi. Gergerlioğlu ayrıca özetle şunları söyledi:
AKSE SAPAĞI HAYALETKENT’E DÖNÜŞTÜ
“Bilirkişi raporu ile ispatlandı. Metro inşaatından kaynaklı olduğu söylendi. Sadece bir binanın değil mahallenin altına tuzak kurmuşlar. Akse Sapağı, Gebze’nin en işlek yerildi. Hayaletkent oldu. Vatandaşlar, şikayetlerinin üzerine tüm kurumlar arasında koşturmuşlar. Her kurum diğerini sorumlu tutmuş. Kira destekleri yetersiz.
Fon vurgunu oldu. Fatma Betül Sayan Kaya’nın yargılanmasını istedik, yargılamıyorlar. Biz böylesine bir kötülüğe mahkûm muyuz? Nedir yani bu insanların kaderi ölmek mi? Bu insanların kaderi katliamdan sonra bu hali çekmek mi? Yani bunu kabul etmiyoruz arkadaşlar. Bu iş böyle olmaz. 1 yıldır ortada hiçbir şey yok. İnsanlar son derece mağdur.
Bayramoğlu, Balyonoz Koyu’ndaki KBB tesislerine gittiler, insanlar orada perişan. İl dışına çıkmaya çalıştılar, bir çözüm olmadı ve sonunda gelinen noktada bir çözüm yok. Biz bunun böyle olmaması gerektiğini söylüyoruz. Çözüm bekliyoruz. Vatandaşlar mağdur. Mahalle 1 yıldır çözümsüz durumda. Koca Gebze’nin merkezinde büyük bir skandal yaşanıyor. Yargısal bir süreç bile yok, olacak bir iş değil ve bu işin takipçisi olacağımızı söylüyorum. Teşekkür ediyorum arkadaşlar.
BİNA YIKILMADI. DEVRİLDİ.
EZE İNŞAAT ÖDÜLLENDİRİLDİ
Bu bina yıkılmadı, devrildi. Binanın kendisi çürük değildi. Bütün bunlardan sonra Eze İnşaat adeta ödüllendirildi. Kartepe – Körfez metro hattını yine Eze İnşaat kazıyor.
Yıllardır Darıca – Gebze metro hattı bitmiyor ve ne zaman sorsam, ‘Seneye bitecek” deniliyor.
Hesap soran bir Ulaştırma Bakanı yok. Ya Alican Uludağ bütün bu belgeleri göstererek ‘Ulaştırma Bakanı hesap ver’ dedi, adamı ertesi gün tutuklayıp cezaevine attılar. Peki suçlular yargılanıyor mu? Hayır. Böyle bir düzen olmaz arkadaşlar. Biz böyle bir kara düzene layık değiliz. Millet olarak bu kadar hukuksuzluk, bu kadar adaletsizlik, bu kadar cinayete layık değiliz.”
Gergerlioğlu’nun ardından aileler söz alarak mağduriyetlerini anlattı…
ERAY ÖREN / YILDIZ APARTMANI SAKİNİ:
ARABAM VAR. SATTIM. ARTIK BAŞ EDEMİYORUM
“Yıkılan binanın bitişiğindeki beş katlı binada oturuyorum. 29 Ekim 2025’te saat 7’de devrilme sesiyle uyandık, balkona çıktık. Ne yazık ki binanın devrildiğini gördük. O günden bu güne sokaktayız. Verilen sözler tutulmadı. Hiçbirimize şu anda kira desteği yok. 1 TL alamıyoruz.
Yıldız Apartmanı’nın iskanı, yapı denetim var, enerji belgesi her şeyi var. Kaçak göçek hiçbir şey yok. Attıkları imzaya sahip çıkmıyorlar. Ben iskânı var diye aldım bu binayı, 10 yıl boyunca kredi ödedik. Ben neden şu anda sokaktayım?
1 yıl oldu mahkemelerle uğraşıyorum. Bilirkişi raporu çıkıyor, ite hatalar var, düzeltilmesi gerekiyor. İşte yapı denetim raporlarına ben giremiyorum, göremiyorum. Riskli ilan eden firma girmesi gerekiyor diyor, sürekli erteleniyor. 1 sene oldu hala erteleniyor, ne olacağımız belli değil.
35-40 bin lira kiralardayız şu anda. Arabam var, arabamı sattım, artık baş edemiyorum. Evi taşırken kredi çektim 150 bin lira, 370.000 lira geri ödemesi var. Mahvolduk, elimizde avucumuzda her şey bitti. Çocukların psikolojisi, dersler bitti. Her gün evde bir huzursuzluk var. Bütün komşularım aynı.
Mecliste sürekli vekillerimiz takip ediyor. Ne olacak, ne olacak? Neden 1 senedir bu açıklanmıyor? Mülkiyet hakkına gasp var şu anda. Dışarıda sokaktayız, hepimiz sokaktayız.
Niye ben yeni aldığım 10 yıllık yeni binamı niye yıktırıp ben borç ödeyeceğim? Neden beni 3 trilyon, 4 trilyon borç ödemeye mahkum ediyorsunuz? Ben zaten evimi yeni aldım, bir tane çatlak yok evde. Varsa bir şey, bir yerde problem var, çıkarın sorumluları, faturayı baştan silsinler. Neden ben 1 senedir mağdurum? Daha dayanacak gücüm kalmadı.”
RAFET ÖZCAN: BİNAMIZI KORUYAMADILAR.
BELEDİYE OTURMADIĞINIZ BİNADAN VERGİ ALDI
2012’de ben dairemi sıfır aldım. Bütün evrakları, her şeyi, ruhsatı, iskanı, hepsi var. Böyle bir olay yaşadık. 120 ay kredi ödedim, bir gecede sıfıra çıktık gittik. Şu anda kiradayız. Emekli adamım, çalışmaya çalışıp hayata tutunmaya çalışıyoruz. Bütün psikolojimiz bozuldu. Sağlığımızdan olduk ve bize kimse sahip çıkmıyor. Ne arayanımız var, ne soranımız var. Bizim binamız yeni. Bizim binamızın ne çatlağı var, hiçbir şeyi yok. Biz binamıza güveniyoruz ama günlerce altımızda dinamitler patlatıldı.
Zemini oynattıysanız, zeminde bir sıkıntı varsa söyleyin. Bize herhangi bir cevap veren yok. Biz mahkemede niye uğraşıyoruz? Sorumlu biz değiliz ki. Buradan Sayın Adalet Bakanımıza da sesleniyorum. 1 yıldır davayı sonuçlandıramadık. Yani perişanız, perişanız. 15 tane daire burada. Şu kadarcık kız çocuğu ‘ben odamı istiyorum’ diye ağladı. Gözlerinden yaşlar döküldü, benim içim parçalandı burada. Yazıktır, günahtır. Biz bunları hak etmedik ki. Vergimizi ödeyen normal vatandaşlardık. Günahımız nedir?
Belediyeye gidiyoruz, hala da bina vergisi ödüyoruz. Olmayan binamızın vergisini ödüyoruz. "Binan yoksa arsan var senin" diyorlar bize. Böyle bir şey, böyle bir adalet olabilir mi?
Yağmalandı binamız. Bizİ sokmadıkları binalara hırsızlar girdi. Binamıza taşınsak bile belki 5-6 milyon masraf var. Elektrik kablomuz, su sayaçlarımıza varana kadar hepsini çaldılar. Yazıklar olsun. Hadi bizi neyse de binamızı niye koruyamadınız?
Sözün bittiği yerdeyiz artık. Öyle psikolojisi bozuk olan arkadaşlarımız var ki, ‘Binaya çıkacağım, atacağım kendimi’ diyor. Yani bunun sorumlusu kim olur? Böyle bir şey olursa, Allah göstermesin, eğer böyle bir şey yaşanırsa bunun sorumlusu kim olacak? Yazıktır! 1 senedir dava yok. Ya bilirkişiye gitti, mahkemeye gitti, oraya gitti, buraya gitti. Ya biz niye oylanıyoruz?”
CANER KOÇAR: MURAT KURUM, KİMSE
MAĞDUR OLMAYACAK DEMİŞTİ
Bizim binalarımız iskanlı, yapı ruhsatlı. Burada mühendisler var aramızda. Bildiğim kadarıyla ruhsat çıkmadan önce binanın zemin kontrol etüt çalışması yapılıyor. Mühendisler bunu daha iyi biliyordur. Yani ondan sonra oraya belediye ruhsat veriyor. ‘Evet buraya bina yapılabilir’ deniliyor. Bizim binamız da bunlardan. Yıldız Apartmanı da aynı şekilde. Gördüğünüz gibi bina da sağlam zaten, kusur da yok.
Olaydan bir hafta 10 gün sonra karot aldılar. Bir şekilde bazı binaları hatalı çıkardılar. Bizim binamıza da hala açık yer. Kapattıklarını söylüyorlar ama yarım yamalak bir şey oldu.
Olaydan sonra Balyonoz Koyu’ndaki KBB tesislerinde, 20 metkerakelik odalarda konakladık. Kısa süreceğini, daha sonra sağlıklı bir yere geçeceğimizi düşünüyorduk. Tabii olmadı. Bir yıl oldu, hala evlerimiz açılmadı.
CİMER üzerinden 50 kez sordum. Kurumlar topu birbirine atıyor. Gebze Belediyesi de zayıf halka görülüyor galiba, ona gönderiliyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum canlı yayınlarda, ‘Hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz, müsterih olsun vatandaşlarımız’ dedi. Gönlünü aldıkları bir vatandaş varsa özür dileyeceğim.
Belediye vergi borcu çıkarttı. Giremediğim evin vergisini neden ödediğimi sordum, ‘Ödemek zorundasın’ dediler. Kamu Denetleme Kurumu ile yazışarak iptal ettirdim. KDK vatandaşın bilgilendirilmesini istedi, hiçbir dönüş yapmadılar. Sadece şifahi olarak söylüyorlar. Niye daha önce vergi borcunu ödemek zorundasınız dediniz? Şimdi KDK yazınca sildik diyorsunuz dedim. ‘İşimize öyle geldi’ dediler. Yani işlerine geldikleri gibi hareket ediyorlar. Maalesef bir karşımızda muhatap yok.
Gebze Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Yandık, ‘Niye eleştirdiniz?’ diye bize tepki gösterdi. Bizi provokatörlükle suçluyor, suçladı. Siz gelmediğiniz için insanlar buraya geliyor. Çukur açık hala, niye bu çukur kapanmadı?
İnsanları 70 bin lira vererek evlerinden taşıdılar, ayrıştırdılar, bir araya gelmemesini istediler ve istedikleri oldu.
Eze İnşaat hakkında 5 Kasım’da suç duyurusunda bulunduk. Kocaeli Büyükşehir ve Gebze Belediyeleri bir ay sonra, ‘Soruşturmaya yer yoktur. Kamuyu ilgilendiren bir durum yoktur’ diye döndü.
Biz kimiz, bilmiyoruz. Onlar geldiğinde ‘Devletiz’ diyorlar. Tüm vatandaşlık görevlerimi yerine getirmeme rağmen hiçbir talebim karşılanmıyor.
Maalesef zalim bir yönetimin mağdur ettiği vatandaşlar olarak sokağa çıktık. Hak mücadelesine çıktık yani. Bunu da resmi yoldan yazıyla soruyoruz ama her seferinde bize şifahi olarak söylemlerde bulunuyorlar. Hiçbir zaman yazılı cevap vermediler, vermiyorlar. Cumhuriyet Başsavcılığı da vermedi. Biz bu ülkenin vatandaşı olarak daha ne kadar örseleneceğiz? Bilmiyoruz.”
Ranta karşı bilimi ve tekniği, ihmallere karşı yaşamı ve güvenli barınma hakkını savunuyoruz başlıklı açıklama aynen şöyle:
“Gebze Mevlana Mahallesi’nde, metro inşaatı tünel kazı sahasının hemen yanı başında bulunan Arslan Apartmanı’nın bir anda çökmesi sonucu 5 kişilik bir ailemizi enkaz altında bırakan ve can kayıplarıyla yüreğimizi yakan o elim felaketin üzerinden tam bir yıl geçti.
Ailesini kaybeden genç evladımızın ve tüm yakınlarının acısını hâlâ yüreğimizde taşıyor, hayatını kaybeden yurttaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. Olayın ilk gününden bu yana altını çizdiğimiz gibi; yaşanan bu acı olay bir tesadüf ya da kaçınılmaz bir kaza değil, halkın can güvenliğini, bilimi ve tekniği göz ardı eden anlayışın acı bir sonucudur.
Yeraltı kazıları ve tünel çalışmaları yürütülürken çevredeki binaların ve zeminin durumunu en ince ayrıntısına kadar incelenmek, sürekli kontrol altında tutulmak zorunluluktur.
Yoksul emekçilerin, dar gelirli halkımızın yaşadığı mahallelerde güvenlik önlemlerinin es geçilmesi, risk uyarılarının ve vatandaşın feryadının kulak arkası edilmesi kabul edilemez.
Bir yerde tünel ya da altyapı çalışması yapılacaksa, o bölgedeki tüm binaların deprem ve hasar alma riskleri daha işin başında bilimsel olarak tespit edilmeli, insanlarımızın canı ve malı tehlikeye atımladan gerekli tüm güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Bilim ve teknik; rantın, kâr hırsının ya da müteahhit aceleciliğinin değil, doğrudan insan hayatının ve güvenli barınma hakkının hizmetinde olmak durumundadır.
Nitekim Arslan Apartmanı sakinlerinin yaşanan riskleri, zemindeki değişimi ve çatlakları defaatle ilgili kurumlara bildirmesine rağmen yetkililerin hiçbir önlem almadığı ortadadır.
Yaşanan bu acı süreç, projelerden uygulama aşamasına kadar binalarda ve yürütülen altyapı çalışmalarında teknik denetimlerin sürekli ve kesintisiz yapılması zorunluluğunu bir kez daha göstermiştir.
Özellikle metro gibi ağır altyapı projelerini üstlenen kurum ve yüklenici firmaların teknik yeterlilikleri titizlikle ölçülmeli, kamu kurumlarının denetim yetkisi ve sorumluluğu eksiksiz işletilmelidir.
Çevre halkı riskler konusunda şeffaf bir şekilde bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.
Altyapı ve kentleşme politikaları; sermayeye rant aktarmanın ve kişileri zengin etmenin bir aracı değil; halkın ulaşım hakkını ve güvenli yaşamını esas alan, teknik ve kamusal bir anlayışla yürütülmek zorundadır.
Olayın yaşandığı günden bu yana sadece felaketin olduğu sokak değil, Akse Sapağı ve çevresindeki mahalleler de büyük bir belirsizlik ve mağduriyet yaşanmıştır.
Akse Sapağı’ndaki vatandaşlarımız ve bölge esnafı, tam bir yıldır süren belirsizlikler, iş kaybı, güvenlik endişeleri ve yetersiz destekler nedeniyle çok zor günler geçirmektedir.
İnsanların evlerinden, dükkânlarından ve mahalle kültüründen koparıldığı, can korkusuyla baş başa bırakıldığı bir kent düzenini reddediyoruz. Güvenli bir konutta, korkusuzca ve insanca yaşamak her yurttaşımızın en temel hakkıdır. Akse Sapağı’ndaki esnafımızın ve mahalle sakinlerimizin mağduriyeti derhal giderilmeli, bölgedeki riskli tüm yapılar bilimsel esaslarla güvenli hâle getirilmelidir.
Yurttaşlarımızın güvenli, insanca bir yaşam için sağlıklı evlerde yaşamlarını savunuyoruz.
Depremde ve altyapı çalışmalarında binaların evlerinin başına yıkılmayacağı, sokakların çocukların güvenle oynayabileceği, insanların gece yataklarında rahatla ve huzurla yatabilecekleri bir yaşamın var olduğunu biliyor; her yurttaşımızın her gün ve her an güvenli, sağlıklı binalarda ve sokaklarda yaşaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi vurguluyoruz.”