TEORİDEN DEĞİL HAYATIN İÇİNDEN Ekmek için başladı Yaşam için devam ediyor
Dilesen Karataş, CHP Çayırova Kadın Kolları’nın 8 Mart seminerinde yurttan direniş örneklerine yer verip, “Kadın hareketi teoriden değil hayatın içinden doğdu. Ekmek için başladı. İş için büyüdü. Oy için siyasallaştı. Yaşam için devam ediyor” dedi
**
Yazı Dizisi: 116’ncı yılında 8 Mart – 9
Bölüm: Dünyada ve Anadolu’da Kadın Mücadele Tarihi – 3
CHP Çayırova Kadın Kolları’nın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir gün öncesinden düzenlediği “Kadın Gücü: Haklarımızı Bilmek. Mücadeleyi Büyütmek” başlıklı seminerinde;
Parti eğitmenlerinden CHP Gebze İlçe Sekreteri ve önceki dönem kurultay delegesi Dilesen Karataş’ın “Dünyada ve Anadolu’da Kadın Mücadele Tarihi / Kıvılcımlar, Direnişler ve Kazanımlar” sunumundan, dünden devam
TEKEL DİRENİŞİ
Güvencesizliğe karşı ayağa kalkış
Tekel direnişi Türkiye'de emek hareketinin son büyük kitlesel işçi eylemlerinden biri olarak tarihe geçti. Bu direnişte kadınlar en öndeydi; mücadeleyi büyüten, seslerini duyuran kadınlardı. Burada özelleştirme vardı, iş güvencesinin kaldırılması, ücret ve sosyal hak kaybı vardı; kadınlar haklarına sahip çıktılar ve mücadelelerini büyüttüler.
Bedeli; uzun süreli işsizlik, polis müdahaleleri, ekonomik ve psikolojik yıpranma olarak peşin ödendi.
Zafer direnenin oldu; çünkü bu mücadele bize bugün güvencesiz çalışma meselesinin ülke gündemine girmesini sağladı, sendikal hak tartışmalarının güçlenmesini sağladı, kadın işçilerin mücadelede görünür olmasını sağladı.
BELEDİYE VE KAMU EMEKÇİSİ KADINLARIN MÜCADELESİ
Özel sektörde öyle bir direniş vardı ama kamu işçileri, KESK çalışanları, ‘Biz de artık haklarımızı istiyoruz, biz de ses yükseltiyoruz’ dedi.
Çünkü kamuda da esnek çalışma vardı, bakım yükü kadınların sırtındaydı ve yönetim kademelerinde kadın eksikliği söz konusuydu; yani eşitlik ortadan kaldırılmıştı. Kadınlar kreş hakkı, doğum izinleri, eşit işe eşit ücret, mobbing ve şiddete karşı düzenlemeler için örgütlü bir mücadele başlattı. Soruşturmalar, sürgünler, işten uzaklaştırmalar onlar için en ağır bedelleri oldu. Bugün toplu sözleşme metinlerinde kadınlara özgü maddeler varsa KESK'li kadınlar sayesindedir. İş yerlerinde şiddet, ayrımcılık konusunda kurumsal bir gündem varsa KESK'li kadınlar sayesindedir.
Hani biz hep bir umutsuzluğa düşüyoruz; ‘Bu kadar mücadele, hiçbir şey elde edemiyoruz’ diye. İşte elde ettiğimiz şeyler var. Mesele şu: Elde ettiklerimizden vazgeçmemek, onlara sahip çıkmak, onları korumak, onlardan vazgeçmemek, onları diri tutmak önemli. Biz onlardan vazgeçtiğimizde, diri tutmadığımızda onlar da bizim elimizden kayıp gidiyor.
FABRİKA VE ATÖLYE DİRENİŞLERİ
Görünmeyen emek görünür oldu
Tekstil, gıda, hizmet sektöründe, özellikle tekstil sektöründe çok fazla kadın çalışan vardı ve madenlerden sonra en kötü çalışma koşulları bence buradaydı ve buralar örgütlenmeye müsait değildi. Ama burada da kadınlar başardı. Sigortasız çalışmaya, düşük ücrete ve uzun mesailere karşı yerel direnişlerle ses getirdiler.
O mücadele ile kadın emeği artık yardımcı gelir değil, ana gelir olarak göründü. Sendikal örgütlenmede kadın oranı arttı. İş yerlerinde taciz ve mobbing ilk kez açıkça konuşulmaya başlandı.
Türkiye’deki mücadeleler şunu gösterir:
Hak kaybı direnişi doğurur.
Direniş, görünürlük yaratır.
Görünürlük, hukuki ve toplumsal değişimi tetikler.
TEKEL direnişi, kamu emekçisi kadınların örgütlenmesi ve 8 Mart alanları; kadınların yalnızca “hak verilen” değil, ‘’hak üreten’’ bir özne olduğunu gösterdi.
Polonez grevindeki direnişçiler kentimiz Gebze’ye de geldi ve burada da polis müdahalesine maruz kaldı.
Farplas'ta da kadınlar ciddi anlamda taciz ve mobbinge maruz kalıyordu. Orada da işveren çeşitli oyunlarla onların örgütlenmesini engelliyordu ama onlar en sonunda ses yükseltti. Bugün sendikalaşma noktasında çok bir yere gelemediler belki ama bir adım attılar. Bu kıymetliydi, mobbingi ve tacizi görünür hale getirdiler.
KADIN DİRENİŞLERİNİN ORTAK ÖZELLİĞİ
Dünya ve Anadolu örnekleri incelendiğinde üç ortak nokta görülür:
1)İhtiyaç tetikler
- Açlık, eşitsizlik, şiddet, temsil eksikliği.
2)Örgütlenme büyütür
- Dernekler, sendikalar, yürüyüşler, grevler.
3)Bedel kazanımı getirir
- Tutuklama, işten atılma, hatta ölüm.
Bugün kazanılmış haklar; geçmişte ödenmiş bedellerin sonucudur.
Türkiye mücadelesi şunu gösteriyor: Hak kaybı varsa direniyoruz. Direnişin olduğu yerde görünürlük artıyor, görünürlük varsa hukuki ve toplumsal değişimi tetikliyor.
Tekel direnişi, kamu emekçisi kadınların örgütlenmesi, 8 Mart alanları; kadınların yalnızca hak verilen değil, hak üreten birer özne olduğunu da ortaya koydu.
Kadın hareketleri kitaplarda başlayan bir fikir değil; hayatın zorladığı bir direnişti. Ekmek yoktu, yürüdüler. Ücret yoktu, greve çıktılar. Oy yoktu, meydanlara indiler.
Kadın hareketi teoriden değil hayatın içinden doğdu.
Ekmek için başladı. İş için büyüdü. Oy için siyasallaştı. Yaşam için devam ediyor.
TÜRKİYE’DE KADIN MÜCADELESİNİN DÖNÜM NOKTALARI
- Bergama Köylü Kadınları: Toprağı ve Yaşamı Savunmak
1990’larda altın madenciliğinde siyanür kullanımına karşı başlayan direnişte en önde kadınlar vardı. Bergama köylü kadınları yalnız çevre değil, yaşam hakkı mücadelesi yürüttü.
Ne tetikledi?
- siyanürle altın çıkarma
- toprağın ve suyun kirlenme riski
- geçim kaynaklarının yok olması
Bedeli Peşin Ödendi!
- gözaltılar
- baskılar
- yıllarca süren hukuki mücadele
Yaşam Hakkı Mücadele ile görünür oldu!
- çevre mücadelesinde kadınların öncü rolünün kabul edilmesi
- ekoloji ve kadın hareketinin birleşmesi
- “yaşam hakkı”nın politik mücadele başlığı haline gelmesi
Bu direniş Türkiye’de çevre mücadelesinin başlangıç anlarından biri sayılır.
ÜNİVERSİTELİ KADINLAR
Kamusal alanı geri almak
2000’li yıllarla birlikte üniversitelerde kadın öğrenciler: tacize karşı kampanyalar başlattılar, eşit temsil talep ettiler, gece yürüyüşleri örgütlediler.
Ne tetikledi?
- kampüs içi şiddet
- akademide erkek egemen yapı
- kadın öğrencilerin görünmezliği
Bedeli Peşin ödendi!
- disiplin soruşturmaları
- baskılar
- hedef gösterilme
Yaşasın Kadın Mücadelesi!
- Üniversitelerde toplumsal cinsiyet birimleri
- taciz karşıtı yönetmelikler
- genç kadınların politik özneye dönüşmesi
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ SÜRECİ
Kadın örgütleri yıllarca şiddete karşı hukuki güvence için mücadele etti. Bunun sonucu olarak uluslararası bir metin ortaya çıktı:
Istanbul Convention
Ne tetikledi?
- artan kadın cinayetleri
- hukuki koruma eksikliği
- cezasızlık
Bedeli peşin ödendi!
- uzun kampanyalar
- toplumsal kutuplaşma
- siyasi baskı
Koruma , Aklama, Yargıla!
- şiddetin açık biçimde “insan hakkı ihlali” kabul edilmesi
- koruma mekanizmalarının hukuki zemine kavuşması
- kadın hareketinin kitleselleşmesi
Bu süreç, kadın hareketinin Türkiye’deki en geniş toplumsal tabanına ulaştığı dönemlerden biri oldu.
CUMARTESİ ANNELERİ: KAYBEDİLENLERİN HAFIZASI
- 1995’ten itibaren gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan kadınlar, her hafta meydanlarda toplanmaya başladı.
Hareketin sembol mekânı: Galatasaray Meydanı
Ne tetikledi?
- gözaltında kayıplar
- adaletin işlememesi
- devlet şiddeti
Bedeli evlatlarını yitirmekten daha ağır değildi!
- polis müdahaleleri
- gözaltılar
- yıllarca süren travma
Her kazanım bir başka çocuğun yaşam güvencesiydi!
- zorla kaybetmelerin toplumun gündemine girmesi
- hafıza mücadelesinin kurumsallaşması
- anneliğin politik bir direniş biçimine dönüşmesi
Cumartesi Anneleri, dünyanın en uzun süreli sivil itaatsizlik eylemlerinden biri oldu.
TÜRKİYE’NİN VE DÜNYANIN ORTAK HİKAYESİ
Farklı ülkeler, farklı dönemler, farklı ideolojiler…
Ama mücadele aynı yerden doğdu:
- yoksulluk
- eşitsizlik
- görünmez emek
- şiddet
- Temsilsizlik
- Hukuki eşitsizlik
Kadınlar bu sorunların hiçbirini “kader” olarak kabul etmedi.
- Fabrikada direndiler.
- Tarlada direndiler.
- Evde direndiler.
- Sokakta direndiler.
- Mahkemede direndiler.
- Kapüste direndiler.
Kadınlar hiçbir dönemde hazır haklar almadı.
- Fransız Devrimi’nde idam sehpasına yürüyerek
- fabrikalarda ömür tüketerek
- meydanlarda kayıplarını arayarak
- evde görünmeyen emeği taşıyarak hak ürettiler.
Bugün sahip olunan her hak:
- bir direnişin sonucu,
- bir bedelin hatırası,
- bir kadının cesaretidir.
GEÇMİŞTEN GELECEĞE KADIN MÜCADELESİ
Bu tarih bitmedi, devam ediyor
Bu anlattıklarımız bir mücadele haritası.
Kadın hareketi, kitaplarda başlayan bir fikir değil;
hayatın zorladığı bir direnişti.
- Ekmek yoktu — yürüdüler.
- Ücret yoktu — greve çıktılar.
- Oy yoktu — meydanlara indiler.
- Adalet yoktu — kayıplarını aradılar.
- Şiddet vardı — dayanışma kurdular.
Ve bir şeyi değiştirdiler.
Kadınlar artık sadece hayatı taşıyan değil hayatın yönünü değiştiren özne oldu.
Kadın mücadelesi hiçbir zaman tek başına kadın meselesi olmadı.
Bu mücadele:
- emeğin mücadelesidir
- demokrasinin mücadelesidir
- eşitliğin mücadelesidir
- insan olmanın mücadelesidir
Kadınların kazandığı her hak, toplumun tamamını dönüştürdü.
BUGÜN NEREDEYİZ
Bugün hâlâ:
- ücret eşitsizliği sürüyor
- bakım yükü kadınların üzerinde
- şiddet bitmedi
- temsilde eksiklik devam ediyor
- güvencesiz çalışma artıyor
Yani mücadele tarih olmadı. Güncel kaldı.
Bu yüzden kadın hareketi geçmişe ait değil, şu ana ait bir güçtür.
Gelecek
tıpkı geçmişte olduğu gibi:
- örgütlenerek
- dayanışarak
- söz alarak
- itiraz ederek kurulacak.
Umut geçmişte değil
- Umut mücadelede.
- Bir fabrikanın kapısında,
- bir meydanda,
- bir sınıfta,
- bir evde,
- bir sendika toplantısında,
- bir yürüyüşte…
Bir kadının “artık yeter” dediği her yerde
Değişim bir kişinin cesaretiyle başlar ancak birlikte kalıcı olur.
DİZİDE DÜN
Erkek vuruyor Devlet koruyor Yoğurtçu’da türedi
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/erkek-vuruyor-devlet-koruyor-yogurtcuda-turedi-/3286.html
DİZİDE PAZARTESİ
Avukat Aysun Oğuz Kılınç ile Kadına Şiddet