SANAYİNİN BAŞKENTİ, EMEĞİN YÜKÜ Gerçek rakamlarda değil insanların hayatında
Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı Hacı Filik, 1 Mayıs’a dair yazdı: “Emeğin hakkını aldığı bir Türkiye mümkündür. Ve bu mücadele devam edecektir.”
**
Konuk Yazar: Hacı FİLİK
Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı
Kocaeli: Sanayinin başkenti, emeğin yükü
Gebze, Çayırova, Dilovası…
Kocaeli’nin en yoğun üretim hatları. Türkiye sanayisinin kalbi burada atıyor.
Evet, bu şehir bir işçi şehridir.
Ama aynı zamanda bu ülkenin en ağır yükünü taşıyan insanların yaşadığı bir şehirdir.
Bu gerçeğe sadece üretim rakamlarıyla bakarsak tabloyu eksik görürüz.
Asıl gerçek, bu şehirde yaşayan insanların hayatında gizlidir.
Çayırova’da genç kardeşlerimizle yaptığımız sohbetlerde, bu gerçeği en açık haliyle dinledik.
Bir genç şöyle dedi:
“Okulu bıraktım, çünkü masraflar çok ağır. Çalışmak zorundayım.”
Bir diğeri ise:
“Hem okuyorum hem çalışıyorum ama yetmiyor.”
Sabah işe girip gece yarılarına kadar çalışan gençler var.
Aldıkları ücret, verdikleri emeğin karşılığı değil.
Daha fazlasını talep ettiklerinde karşılaştıkları cevap ise net:
“İşine gelirse…”
Bu cümle, bugünün çalışma düzeninin kısa özetidir.
Bir başka işçi kardeşimiz ise sendikal süreçte yaşadıklarını anlattı.
Hakkını aramak için sendikaya üye olduğunu, ancak süreç içerisinde yalnız bırakıldığını ifade etti.
Fazla mesai hakkı elinden alınırken, temsil edilmesi gereken yapı sessiz kaldı.
Bu tablo bize şunu gösteriyor:
İşçinin hakkını koruması gereken mekanizmalar zayıfladığında, emek korunmasız kalır.
Gençler ise sadece çalışma koşullarını değil, sosyal yaşam eksikliğini de dile getiriyor.
“Bir araya gelebileceğimiz alanlar yok” diyorlar.
İçlerinden biri ise çok sade bir cümle kuruyor:
“Bir PlayStation kafe olsa nefes alırız.”
Bu ifade basit değildir.
Bu, gençliğin nefes alma ihtiyacıdır.
Kocaeli’de hayat birçok insan için sabahın erken saatlerinde başlıyor.
İşe gitmek için uzun saatler trafikte geçiriliyor.
Akşam dönüşte aynı çile tekrar yaşanıyor.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Kocaeli’nin temel sorunları açıktır:
Ulaşım, geçim, eğitim ve kamu hizmetlerine erişim.
Bu başlıklar artık soyut değil, doğrudan hayatın kendisidir.
Ben de bu hayatın içindeyim.
Her gün Çayırova’dan İstanbul Mecidiyeköy’e gidip geliyorum.
Aynı yolları, aynı yorgunluğu birebir yaşıyorum.
Bu sadece bireysel değil, bölgesel bir gerçektir.
Sanayinin merkezinde, insanın kendi alanında adil şartlarda iş bulamaması ise ayrı bir çelişkidir.
Kocaeli üretmektedir.
Ama Kocaeli’de yaşayan insan, bu üretimin karşılığını aynı ölçüde hissedememektedir.
İnsanlar lüks istemiyor.
Söylenen şey çok nettir:
İnsanca yaşamak.
SONUÇ VE 1 MAYIS
Bugün 1 Mayıs.
Emeğin, alın terinin ve üretimin hatırlandığı gün.
Ancak bugün Türkiye’de emekçinin yaşadığı tabloyu görmeden yapılan hiçbir kutlama gerçek anlamını bulamaz.
Nitekim Genel Başkanımız Ümit Özdağ’ın ifade ettiği gibi:
“Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü. Ancak saray rejiminin yarattığı ağır ekonomik çöküntü, Türk emekçisinin alın terini her geçen gün daha acımasızca sömürüyor.
Sizler evinize helal lokma götürebilmek için insanüstü bir çaba harcarken; yandaş müteahhitler, saray elitleri ve mafya düzeni Türkiye’nin öz kaynaklarını yağmalamaya devam ediyor.
Türk halkı açlık sınırının altında ezilirken, birilerinin israf içinde sefa sürmesini kabul etmiyoruz.
Zafer Partisi iktidarında bu harami düzenini yıkacağız. Tertemiz Türkiye projemizle mafyanın ve yandaşların hortumlarını kesecek, Türk milletinin servetini yeniden Türk işçisine vereceğiz.
Emeğin ve alın terinin hakkını sonuna kadar aldığı, adil ve üreten bir Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz.”
Kocaeli’de gördüğümüz tablo ile bu sözler örtüşmektedir.
Sorun sahadadır, hayatın içindedir ve ertelenemez noktaya gelmiştir.
Emeğin değersizleştiği, gençliğin geleceğe mecbur bırakıldığı bir düzen sürdürülebilir değildir.
Bu vesileyle;
Başta Kocaeli’de, Gebze’de, Çayırova’da ve Dilovası’nda üretimin yükünü taşıyan emekçilerimiz olmak üzere,
Türkiye’nin dört bir yanında alın teri döken tüm vatandaşlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.
Emeğin hakkını aldığı bir Türkiye mümkündür. Ve bu mücadele devam edecektir.”