“Katil” hür şüphesi:  Bu dosya döner
05 Mayıs 2026 07:56

SORUŞTURMA EKSİK. SULH HUKUK YETERSİZ “Katil” hür şüphesi: Bu dosya döner

Çayırova'nın Özgürlük Mahallesi'ndeki Rıdvan Saygın cinayetinde davacı Saygın Ailesi’nin avukatı Neslihan Demir soruşturmanın eksik, Sulh Hukuk hakimliğinin yetersiz kaldığını, gerçek katile de beraat kararı verilmiş olabileceğini belirtip, “İstinaftan döner. Adalet yerini bulur” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Çok kişinin karıştığı, beyanlara göre en az beşinin bıçak kullandığı, Rıdvan Saygın’ın hayatını kaybettiği Çayırova’nın Özgürlük Mahallesindeki kavganın karar duruşmasında bir tek Ömer Aşut, indirimli halde 12 sene ceza yedi.

Davacı Saygın Ailesi’nin avukatı Neslihan Demir soruşturmanın eksik, Sulh Hukuk hakimliğinin yetersiz kaldığını, gerçek katile de beraat kararı verilmiş olabileceğini belirtip, “İstinaftan döner. Adalet yerini bulur” dedi

 

Uzun girizgâhın kısası…

Rıdvan Saygın davasında şubat ayında ailenin yaptığı adalet yürüyüşü sonrası maktulün önce anne babası, hemen ardından avukatları ile görüştük. Avukat Neslihan Demir’in uzun görüşmemizdeki son sözlerini, öne çektik:

“Hâlbuki sulh ceza mahkemesinde çocuklar tutuklanarak tedbir hükmüne gidilebilirdi. Bu olasılıkta çocuklar arası telefonlaşma, aileler arası ‘çatışma’ veya, ‘Biz Ahmet’i korumaya çalışıyoruz ama aslında Mehmet yaptı’ gibi itiraflarla isimler açığa çıkabilirdi. Bu vakada sulh ceza hâkimliğinin yetersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hâlbuki diğer çocuklara dair de bir haftadır bir aydır tutukluluk verilip şok yaşatılabilirdi. Bu benim düşüncem. Her türlü eleştiriye de açığım, tartışılabilir ama bence böyle olması gerekirdi. Suçluyu korumaktan ziyade mağduru korumak... Sanki yasalarımız suçluyu korumaya yönelik düzenlenmiş.

Ben dosyanın bozulacağını düşünüyorum bu dosyadaki karar istinafta bozulur ve geri gelir. Yani bu dosyayla bizim işimiz bitmez. İnşallah bittiğinde, adalet yerini bulmuş olur.

Bu davada bir tutuklunun olması sizce niye yanlış?

  • Cumhuriyet savcısının bu çocukların hepsini topladığında bir kişiyi tutuklayıp diğer çocukları serbest bırakması, cezanın caydırıcılığı ve suçların ortaya çıkması açısından çok büyük bir yanlıştır. Delillerin karartılmasına yol açıyor.
  • Tutuklama sadece bir insanı cezalandırmak değil aynı zamanda tedbir anlamı taşır. Sulh cezada yapılan da cezalandırma değil, delilleri toplamaktır. Diğer yedisi tutuklu yargılansaydı, birinden ‘Şu yaptı’ diye itiraf gelebilirdi. Şimdi bu yedi çocuğu tutuklamış olsaydı çocuklardan bir itiraf gelebilirdi. Çocukların dışarı salınması kendi aralarında örgütlenmelerine ve tek bir ağızdan konuşmalarına sebep olur.
  • İkincisi, bu çocuklar gözaltına alındığında tek tek fotoğraflanıp net bir şekilde kriminallize edilip dosya içerisine alınması lazımdı ki tekrar görüntüler incelendiğinde Adli Tıp bunları tespit edebilsin. Bu da bir soruşturma hatası. Biz soruşturma aşamasında tek tek çevredeki civarlardan kamera görüntülerini toplasak da soruşturmanın ortasında dâhil olduk, en başta da Cumhuriyet savcısının yapması gerekenler yapılmadı.
  • Kovuşturma aşamasında duruşmalarda bu durumu dile getirip hâkimden tutuklama talebinde bulunduk. ‘Yaşları küçük. Onları topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Ama tutuklama gerçeğin ortaya çıkarılması, acılı ailelerin dışarıdayken tatmin olması ve acısını dindirmek demek. Ailenin çocuklara kin nefret beslemesinin önüne geçilmesi adına tutuklanması gerekirdi."
  • Aile bahsetmiştir. Ömer içeriden aileye sürekli mektup gönderiyor: ‘Ben yapmadım, şu şekilde oldu, şunda bıçak vardı’ gibi.
  • Kovuşturmada Rıdvan’daki bıçak yaralarının izleri incelenebilir, karşılaştırmada bulunulabilir, öldürücü darbenin kimden geldiği tespit edilebilirdi.
  • Anlattıklarınıza göre cinayet suçlaması ile tutuklu yargılanın bu suçtan masum ve gerçek katilin serbest gezme olasılığı var?
  • Normal koşullarda şahsımda mağdur avukatı saldırgan tutum sergiler. Tutuklunun yargılanıp içeride kalmasını ister. Bu davada mağdur avukatı olarak ben de, mağdurun anne babası da gerçek suçlu kimse onun yargılanmasını istedik. Tutuklu yargılanın ola ki cinayet suçlamasında suçsuz ise, içeride kalmasını istemediğimizi mağdur tarafı olarak biz söyledik.
  • Bu süreçte kavgaya karışan çocukların tutuklu yargılanması, bu süreçte bıçağın incelenmesi, kamera görüntülerinin incelenmesi, kriminal yetersizlikten tekrardan rapor alınması gerektiğine dair tüm taleplerimiz, ret edildi.
  • Cumhuriyet Savcısı cinayet sanığının kasten öldürmekten cezalandırılmasını, diğer yedi çocuğun iştirakle adam öldürmekten cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti ise Ömer Aşut’un cezalandırılmasına ve cezasına indirim verilmesine, diğer çocukların beraatına hükmetti.
  • Bu durumda, mağdur çocuk toprağın altına girmiş oldu. Mağdurun ailesi adaleti neyse ki şahsınızda basın aracılığıyla arıyor. Ya hırçınlaşıp suçlanan tarafa saldırsa, yeni maktuller olsa daha mı iyi olacak? Hukukun yetersizliği işte bu tarz vakalara sebep olabiliyor.
  • Cumhuriyet savcısı dedi ki; "Kasten öldürmeden cezalandıralım, bu yedi çocuk da iştirak halinde örgütlü halde hareket ederek hepsine birlikte iştirakle adam öldürmeden ceza verelim" dedi ama maalesef mahkeme heyeti dedi ki; "Sadece Ömer Aşıt'a ceza veriyorum, diğer çocuklara beraat veriyorum, Ömer Aşıt'ta da indirime gidiyorum." E ne olmuş oldu? Çocuk toprağın altına girmiş oldu. Aile adaleti yine çok şükür ki sizler aracılığıyla arıyor. Ya bu hırçınlaşan yeni aile gidip saldırsa, yeni maktuller olsa daha mı iyi olacak? İşte hukukun yetersizliği bu tarz şeylere sebep oluyor. Burada yetersizlik var.

 

  • Tutuklu sanık Ömer Aşut aldığı indirimi, yorumlar mısınız?
  • Bir avukat olarak bu değerlendirmeyi yapmalıyım. Gebze, gurbetçiler şehri. Gebze’ye dışarıdan gelen bir meslek erbabıyım, Tokatlıyım. İnsanlar buraya geçim için gelir. İşçi şehirlerinde suç oranı yüksektir çünkü ekonomik refahın düştüğü yerlerde suç artar. Burada çocukların karıştığı suç da çok fazla. Şayet tutuklama kararları verilmezse bu o çocuğun ıslahının önüne geçer. Suçundan ötürü tutuksuz yargılanan, serbest bırakılan çocuğun popülaritesi artar. Rıdvan Saygın vakasında görüldüğü gibi, TikTok’ta paylaşımlar yapılmış. Suça karışan çocuk gereken cezayı almadığında mafyaya özeniyor. Bu vaka ve davada bir şekilde olayın üzeri örtüldü. Zaman geçti. Bu kadar sürenin ardından vakaya dair itiraf gelmesi de çok zor. Aile bu yüzden sokakta yürüdü, basına başvurdu.

 

  • - 27 Kasım’da görülen son duruşmada sanık avukatının ve diğer zanlıların varsa avukatının tutumları ne şekildeydi?
  • Sanık avukatı, İstanbul Barosu üyesi Bayram Ceyhan da aslında bizimle paralel şekilde savunma yapıyor, o da başka çocukların öldürebileceğini söylüyor. Sanığın ailesiyle hiç muhatap olmadık, duruşmalara aile gelmedi. Duruşmalar gerilimli, sözlü dalaşmalar ile geçiyor. Müvekkillerimin siniri, öfkesi yatışmadı. Karşı tarafın avukatlarına da zor günler yaşattık.

 

  • Siz ne zaman müdahil oldunuz bu olaya?
  • Soruşturma aşamasının ortasında müdahil oldum. Tahlil yapılacak bir ortam olmadı zaten, her şey onların lehine gitti. Gelinen aşamada, 27 Kasım’daki kararla birlikte Gebze Adliyesi’nde görülecek duruşma kalmadı. Dosya Sakarya Bölge İdare Mahkemesi&’ne, istinafa gidecek. İstinafta dosyaların görüşülmesi normalde iki yıl kadar sürüyor. Ama içeride tutuklu bir sanık olduğundan 5-6 ay içinde istinafın karara varacağını öngörüyorum. Tutukluluk değerlendirmesi yapacaklar.

 

  • Kararı bozup dosyanın yeniden incelenmesi için mahkemesine geri gönderebilirler. İstinafın kararı, yerel mahkemenin vereceği kararın yerine geçemez. Örneğin, tekrardan adli tıbba gönderemez ama usulde eksik davranıldığı, kimi eksiklerin bulunduğu, delil değerlendirmede hataya düşüldüğü gibi gerekçelerle dosyayı yerel mahkemeye geri gönderebilir. Açıkçası beklentimiz ve naçizane öngörüm o şekilde. Aksi durumda yani yerel mahkemenin kararının istinafta da onaylanması durumunda bu bir cinayet davası, dosyası olduğundan Yargıtay’a başvururuz.

 

  • Rıdvan Saygın cinayeti çocuklar arası kavgada meydana geldi. Gruplar arasında, ‘Sen bana bunu dedin. Sen bana niye böyle baktın’ tarzı bir vakadan gençler arasında kavga çıkmış.

 

  • Bütün tanıkların ifadesine göre de öldürülen Rıdvan Saygın’ın elinde, kavga esnasında bıçak vardı. Mahkeme bunu tek taraflı tahrik indirimi sayarken diğer çocuklar yönünden de sayması gerekiyordu. ‘Diğer çocuklar kolundan tuttu’, ‘Başka çocuklarda da bıçak vardı’ gibi detaylar var. ‘Yumruk geliyor’ ki, yumruk nereden geliyor? Aslına baktığında cinayetten bir tutuklu sanığın olduğu bu vakada yaralama da söz konusu. ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesinde, ‘Sen bunu gerçekten somutlaştıramazsan’ deniliyor. Ama bu dosyada sanığı şüpheden kurtarmamalısın. Önce gerçekleri ortaya çıkaracak, ardından indirim olasılıklarını değerlendireceksin. Örneğin diğer yedi çocuğu da yaralama suçundan tutuklanma cezası verebilir, ondan sonra bu indirimleri uygulayabilirdi. Sen o çocukları tutuksuz yargılarsan, tepki ortaya çıkar. Kaldı ki, bu kadarına da razıyız. Yanlış anlaşılmasın. Tepki gösterilmesini desteklemiyorum. Bir avukat olarak konuşuyorum, korkuyorum. Neden başka bir çocuğun canına kıyılsın? Rıdvan’ın babası veya bir akrabası şüpheliler arasındaki çocuklardan birine zarar verse, hoş olur mu?Olmaz.
  • Olaya her anlamda bakıyorum; hem acı bir toplum, geride bırakabileceği mağdur insan, aynı zamanda adalete ve hakimlerimize yeni bir külfet. Ceza yerlerimize, cezaevlerimize yeni bir yük. Halbuki olması gerekeni baştan uygula, bu yüklerden kurtul.
  • Kavgaya karışan çocuklardan A.K’ın adli suç kaydı, sabıkası varmış. Bu çocuğun bu tarz kavgalara karışırken hiçbir pişmanlık duymadığını, daha önce başından böyle bir eylem gerçekleştiğini ve sonrasında tekrar bu eyleme kalkışacağını görebiliyoruz. Ve şu anki bu olayda A.K beraat aldı ve dışarıda. Adli sicil kaydı var evet, sabıkası var. Ve mahkeme tutanaklarında da geçiyor. Söz konusu kavgada elinde bıçak olan çocuklardan biri.
  • Tutuklu sanığın avukatı Bayram Ceyhan’ın dilekçesinde özetle; ‘Kasten öldürme suçu işlemedi. Olay yerinde birden fazla bıçak ele geçirildi. Maktulle arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet yok’ denmiş.

‘Görüntü izleme ve çözümleme tutanağında da görüleceği üzere müvekkilimizin hedef gözetmeksizin kolunu savurduğu, maktule yönelik doğrudan bir eyleminin söz konusu olmadığı, bu yönden müvekkil açısından suç vasfının değişme ihtimali söz konusu olduğu’ demiş.

Kavga esnasında A.K’da bıçak var. H.İ’de bıçak olduğu sabit.

Vakanın tanığı E.C.Ş, ‘Rıdvan bıçağı geri çekmeye çalışıyordu. A.D ise bıçağı Rıdvan’ın göğsüne doğru ittiriyordu’ diyor.

  • Ailenin söylediğine göre vakanın başka tanıkları da var, tanıklık etmiyorlarmış?
  • Kameralara da yansıyor. O esnada sevgilisiyle duvarın üzerinde oturan ve kavgayı gören bir kız var. Onu da mahkemeye getirmeye çalıştık. Hakime söyledik. Kabul etmedi ve ‘Siz hazır ederseniz dinlerim’ dedi. Aslında karakol polisince tutanakla tespitleri yapılmış olsaydı mahkeme mecburen getirtip dinleyecekti. Mahkeme kolaya kaçtı. Civarda, olay dışında ama olaya tanık alanları soruşturmaya dahil etmeliydi. Bu davada eksiklik, soruşturma esnasından başlıyor.
  • Şahıs bazında insanları yermek istemiyorum, bu tarz bir saldırı bana çok hoş gelmiyor. Yani yetersiz kalmış olabilir; dosya çok kapsamlıydı, çok fazla kişi vardı. Bir yandan savcı şunu da düşünmüş olabilir: ‘Tutuklu var, ölümlü bir dosya, mağdur var, bir an önce iddianameyi hazırlayayım, kamu davasını açayım, mahkeme değerlendirmiş olsun’ deyip hareket edip de gözden kaçırdığı olabilir. Sadece savcıya da bağlamak istemiyorum, karakolun da yetersizliği var. Belki bu konuda yeterli bir eğitim verilmedi ya da bu tarz dosyalar tecrübeli savcılara verilerek daha verimli yol kat edilebilir diye düşünüyorum.
  • Bir yandan hızlandırma, bir yandan ezbere bir sistem var. Eminim sizin mesleğinizde de vardır; bir şablon vardır o ezberi takip ederler. Bizim mesleğimizde de o var; hâkimlerde de, savcılarda da avukatlarda da var. Ezbere takip edelim, kalksın gitsin ama her dosya kendi içerisinde farklılaşır; kişiler farklıdır, olay farklıdır, yaşanan şeyler farklıdır, hâkimi farklıdır, kâtibi farklıdır. Ona göre yaklaşmak, bir tutum sergilemek gerekir. Bu dosyada da böyle oldu.

 

  • Muhtemelen, ‘Klasik bir ölüm dosyası. Otopsi yaparım, suça ilişkin delilleri toplayıp emanete alırım, şüphelilerin ifadelerini alırım, sevkini yaparım, sulh ceza hâkimi bakar, ya adli kontrol verir soruşturma devam edene kadar ya da tutuklama yapar’

**

 

RIDVAN SAYGIN VAKASI, DAVASI

 

23 Ekim 2023’te Çayırova’nın Özgürlük Mahallesi’nde iki grup arasındaki bıçaklı kavga sonrası 16 yaşındaki Rıdvan Saygın aldığı bıçak darbeleri sonrası hayatını kaybetti.

Dava, Gebze 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü ve 27 Kasım 2025’te karara bağlandı:

B.Ç ve A.K.Ç kardeşler ile A.D, A.K, H.İ, S.Ü ve T.Y.E hakkında; kasten adam öldürme suçundan TCK’nın 81/1 hükmü gereğince cezalandırma istemiyle açılan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suça sürüklenen çocukların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmasına yeter derecede kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden, ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi ve 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu 223/2-e hükmü gereğince yüklenen suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle suça sürüklenen çocukların müsnet suçtan ayrı ayrı beraatlerine;

Tutuklu sanık Ömer Aşut’un üzerine atılı ‘Kasten öldürme’ suçunu işlediği anlaşıldığındanmüebbet hapis ile cezalandırılmasına,

İlk haksız eylemin hangi tarafça gerçekleştirildiği sabit olmadığından ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi gereğince suça sürüklenen çocuğun eylemini haksız tahrik altında işlediğinin kabulü gerektiğinden… 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Suça sürüklenen çocuğun fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmadığı anlaşıldığından… 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına

Tanıklardan A.H’ın beyanına göre hükümlü sanık Ömer Aşut ile birlikte A.K’nın da elinde bıçak vardı.

Bir diğer tanık M.E, kavgada yer alanlardan H.İ’nin dükkanına gelerek bıçağını saklamasını istedi. B.Ç’de de bıçak olduğunu öne sürdü.

Hükümlü sanık Ömer Aşut bir mektubunda olayı (cinayeti) kardeşi B.Ç’den aldığı bıçakla A.K.Ç’nin gerçekleştirdiğini yazdı.

Tutanaklara göre;

Kavgaya karışan tüm çocuklar Rıdvan Saygın’a saldırıp darp etti. Ömer Açut’un bıçak darbesi, göğüs kısmına gelince ölümüne sebep oldu. Öte yandan Rıdvan Saygın’ın da elinde bıçak olduğu gerekçesiyle tüm zanlı ve sanıkların ağır tahrik altında olduğuna hükmedildi.

Hükümlü sanık Ömer Aşut karar duruşmasında, “Ben öldürme kastı ile hareket etmedim. Sadece kavga sırasında maktulü bacağından yaraladım. Zaten olay yeri kalabalık olduğundan kimin kime vurduğu da belli değildi. Beraatımı ve tahliyemi talep ederim” dedi.

Sincan Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu Ömer Aşut cezaevinden Rıdvan Saygın’ın babası Şenol Saygın’a gönderdiği mektuplardan birinde geçmişte yaşanan bir vakada maktul Rıdvan Saygın’ın A.K.Ç’yi bıçakla yaraladığını öne sürdü.

Ben kamera kayıtlarını göremiyorum. Görsem, kimin kimi bıçakladığını söylerim” diye belirtti.

Cinayetle sona eren kavgayı başlatanın S.Ü olduğunu yazdı.

 ‘Bu anlattığım her şey 15-20 saniye içinde oldu. 19’ncu saniyede vazgeçtim ama olan oldu. Şimdiki aklım olsa o akşam evde otururdum ama kader. İnan çok pişmanım. Ama tek zoruma giden şey. Bu kadar her şeyi hep birlikte yaptık. Bir çocuğu öldürmeye yönelik herkes bir şey yaptı ama tek ceza yiyen benim. Pişmanım. Allah’ım her zaman büyük. Bakalım adaletimiz büyük olacak mı? mektup devamı gelirse, Ömer de gelir.”

Şenol Saygın karar duruşmasında Ömer Aşut’un gönderdiği mektubu mahkeme heyetine sundu ancak öylesine bir göz atılıp dosyaya iliştirildiğini, dikkate alınmadığını söyledi.

Saygın Ailesi ve destekçileri 17 Şubat’ta kısa mesafeli bir yürüyüş ve kavganın gerçekleştiği yerde basın açıklaması yaparak adalet aradı.

 

**

 

İLGİLİ HABER

Sızlatan yara: Adalet arayan analar

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/sizlatan-yara-adalet-arayan-analar/3627.html

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 05 Mayıs 2026 08:01
BENZER HABERLER
X