Tek yer ilk yer
05 Mayıs 2026 06:41

BİR KEREDEN… ÇOK ŞEY OLUR Tek yer ilk yer

Psikolog Ferhat Polat bağımlılığın sanıldığı gibi irade problemi olmadığını belirtip, “Bağımlılığın irade problemi olduğu tek bir yer var; kişinin en başta bu maddeyi ya da alkolü kullanıp kullanmama kararını verdiği aşama” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Dizi: Bağımlılık / 2

Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, yüksek lisans programı kapsamında Alkol Madde Tedavi Merkezi – AMATEM ve Gebze, Pozitif Psikolojik Danışma Merkezi’nde görevli Psikolog Ferhat Polat seminerde bağımlılığın ne olduğuna ve psikolojik altyapısına, bununla beraber beynimizde nasıl bir etkiye sebep olduğuna değindi. Tedavi aşamasında neler yapılabileceğini aktardı.

BAĞIMLILIK NEDİR?

“Bağımlılık toplumumuzda bir irade problemi olarak görünüyor. Bir birey bağımlılık dediğimiz hastalığa yakalandıysa ve bu hastalığa sahipse bu artık bir irade problemi değildir. Bağımlılığın irade problemi olduğu tek bir yer var; en başta bu maddeyi ya da alkolü kullanıp kullanmama kararını verdiği aşama. Kişi eğer bu maddeyi kullanma kararı verdiyse artık kendisi hayatı boyunca sürecek olan bir beyin hastalığına sahiptir.

Bağımlılık hastalığını tam olarak şöyle tarif edebilirim: Bir salatalık, turşu olduktan sonra tekrar eski haline çeviremeyiz. Bir insan beyni de bağımlılık hastalığını edindikten sonra eski haline asla geri dönemez. Yani tam olarak bir tedaviden bahsedemeyiz. Kişi, sadece bağımlılıkla nasıl mücadele edebilir ve hayatı boyunca neler yapması gerekir, bunu öğrenebilir.

Bağımlılık, ömür boyu süren bir beyin hastalığıdır? Çünkü beynimizdeki *dopamin ödül sistemini tamamen bozar.

Keyif aldığınız şeyleri yaptığınızda örneğin bir pasta, çikolata yediğinizde, çok sevdiğiniz bir arkadaşınızla vakit geçirdiğinizde beyniniz direkt dopamin salgılar. Yaptığınızdan keyif, haz alırsınız.

İlk iki kullanımınızda dopamin salgılanıyor. Üçüncü tekrarında, yavaş yavaş, aldığınız miktar size yeterli gelmemeye başlıyor. Çünkü artık aynı seviyede dopamin salgılanmıyor. Bu sebeple bazı belirtiler yaşamaya başlıyorsunuz.

Bunlardan en önemli olanı tolerans geliştirmek. Yani bu ödül sistemini bozan ana etken aslında tolerans.

Tolerans dediğimiz; bağımlı olduğunuz maddeye ihtiyaç miktarının artmasıdır. Birçok haberde denk gelmiştir: “Aşırı dozdan hayatını kaybetti.”

İnsanlar neden bile bile aşırı doz kullanıyor: Çünkü ilk kullandıkları andaki o dopamini tekrar salgılamak istiyorlar ama bu sonraki aşamada asla mümkün olmuyor çünkü beyindeki dopamin sistemi bozulmuş oluyor.

Bağımlılığın özelliklerinden birisi, yoksunluk:

‘Yoksunluk krizi yaşadı, filancaya saldırdı”, “Kullanabilmek için etrafından para almaya başladı.’

Bilişsel olarak bir şeylere odaklanamamak, aklınıza bir şeylerin gelmemesi, elinizin ayağınızın titremesi, ateş basması, terleme sanki gribal enfeksiyon geçiriyor gibi belirtiler vermeye başlarsınız ve çevrenizden de oldukça fark edilir olmaya başlar.

Başarısız olunan ama sürekli tekrarlanan bırakma girişimleri.

“Kanka, yarın tüketmeyeceğim”, “Bu sonuncu bitsin bir daha olmayacak.”

Bağımlılığın diğer temel özelliği en çok dikkat çeken şeylerden birisi: Kişi zarar görmesine, sosyal çevresi ve birçok organı bundan etkilenmesine rağmen kullanmaya devam eder.

Diğer kullanma isteği, craving. Türkçe’de buna aşerme diyebiliriz.

Bazen bir çikolatayı çok isteriz. Bağımlılar da siz normalde neyi aşeriyorsanız, hayatları boyunca bağımlı olduğu maddeyi aşerir.

Bunun üstesinden gelmeleri için belli başlı ilaçlar kullanırlar ama bağımlılık yaşam boyu sürer ve sürekli aşerirler.”

KİM BAĞIMLIDIR?

Bağımlılık deyince genelde kırık dökük, yırtılmış şeyler giyen, etrafta çok da dönüp çoğu kişinin ona bakmayacağı ve erkek cinsiyetinde kişiler gelir akla. Madde kullanan, belki delici ya da ateşli silahlar taşıyan, kötü olduğunu düşündüğümüz kişiler olduğunu düşünürüz. Buna **stigma diyoruz.

Toplumda, üst düzey yöneticiler dâhil olmak üzere toplumun her kesiminden her birey, bağımlı olabilir. Unutmamak gerekiyor ki bir savunma mekanizması olduğu için herkes her şeyin bağımlısı olabilir. Savunma mekanizması; işlevsel olmayan baş etme mekanizmalarıdır.

İnsanlar hayatlarında üzgün, stresli, kaygılı, korkulu süreçler yaşar. Bazı insanlar bunların üstesinden gelmek için sosyal medyayı kullanır ya da çok yakın olduğu arkadaşıyla çok fazla zaman geçirir. Bazıları her şeyi kontrol edebileceğini düşünür. Bazıları, ‘Her şeyi ben yapacağım’ diye aşırı sorumluluk alır. Diğeri, otoriter davranarak herkesi kontrol altına aldığında stresin üstesinden geleceğini düşünür.

Bunlar; işlevsel olmayan ve farkında olmadan bir şeyleri çözmek uğruna kendimizi çok daha fazla yorduğumuz baş etme mekanizmalarıdır. Kendinizi üzgün, mutsuz, kaygılı hissettiğinizde alkol kullanıyorsanız, bağımlı olursunuz. Bu yüzden bağımlılık, işlevsel olmayan savunma mekanizmasıdır.

KAYMA RİSKİ

Belli süre boyunca iyilik halini yürütmüş yani madde ya da alkol kullanmamış kişiler tekrar alkol ya da madde kullanırlarsa buna kayma diyoruz. Kayma riskini düşürmek için mobilitesi daha düşük işleri tercih etmeleri gerekiyor.

Kuryeler, taksiciler ya da mobilitesi yüksek işler yapan kişiler bağımlılık geliştiren kişiler değildir. Ama bağımlılık geliştiren kişilerin kurye ya da mobilitesi yüksek işler yapması tekrar kayma tehlikelerini çok yüksek oranda artırıyor. Çünkü bir yerden bir yere herhangi bir teslimat yaparken kafalarına göre tekrar gidip bu maddeyi kullanıp geri gelebiliyorlar ve bunu çok güzel gizleyebiliyorlar çünkü tek başınalar. Bu yüzden bu tarz işlerden uzak durmaları gerekiyor.

Aynı şekilde sosyal desteğin yanı sıra profesyonel desteğe yani terapi almaya ya da belli başlı kurumlardan destek almaya devam etmeleri gerekiyor.

Boş zamansa bağımlıların asla ama asla yapmamaları gereken bir şey; boş kalmak yerine belli başlı hobiler edinmeliler. Resim, müzik gibi kurslara katılabilirler ya da kendileri bu boş vakitlerini daha iyi bir şekilde değerlendirebilirler.

Bazı bağımlıların, “Hiçbir zaman değişmeyeceğim”, “Bunu filanca arkadaşım yüzünden yapıyorum”, “Aptalın tekiyim”, “İyi olan hiçbir şeyi hak etmiyorum”, “İnsanlar beni hayal kırıklığına uğratmamalı” gibi “Bilişsel çarpıtmalar” diye tanımlanan, bağımlılıktan kurtulamayacağına dair düşünceleri oluyor.

Oysa aptalca şeyler yapmak sadece aptalların işi değildir, bazen aptalca şeyler yapanlar yalnızca aptalca şeyler yapanlardır.”

*Dopamin ödül sistemi: Beyinde zevk, motivasyon ve öğrenmeyi yöneten, hayatta kalmayı sağlayan davranışları (yemek, üreme) pekiştiren bir nörotransmitter devresidir. VTA (Ventral Tegmental Alan)'dan salgılanan dopamin, Nucleus Accumbens'e iletilerek haz duygusu ve eylemi tekrar etme isteği yaratır. Beklenti anında en yüksek seviyeye ulaşır ve bağımlılık süreçlerinde anahtar rol oynar.

*Stigma: (damgalanma), bir bireyin veya grubun, toplumun normlarına uymadığı gerekçesiyle olumsuz etiketlenmesi, küçümsenmesi, önyargıyla karşılanması ve sosyal dışlanmaya maruz kalmasıdır. Genellikle ruhsal hastalıklar, fiziksel engeller veya davranışsal özellikler nedeniyle oluşan bu durum, bireyin kendini değersiz hissetmesine ve ayrımcılığa uğramasına yol açar.

**

 

KESİ ÖLÇEĞİ

Son bir sene içinde…

Kesmek: Alkolü kesmeniz ya da azaltmanız gerektiğini hiç düşündünüz mü?

Eleştiri: Çevrenizdeki insanlar alkol kullanımından dolayı sizi eleştirdi mi?

Suçluluk: İçmekten dolayı kendinizi kötü ya da suçlu hissettiniz mi?

İlk iş: Sabah uyandığınızda kendinize gelmek ya da akşamdan kalma belirtilerini yok etmek için hiç ilk iş olarak alkol aldınız mı?

Bu dört sorudan herhangi biri veya birkaçına yanıtınız ‘Evet’ ise bu bir ‘Madde bağımlısısınız’ demektir.

**

YANINDA “HEDİYESİ” DE VAR

Asla “tek başına” gelmiyor

 

Eğer alkol ya da madde bağımlısı olursanız;

“Psikozla gelen bozukluklar”, “Bipolar bozukluklar”, “Depresyon bozuklukları”, “Kaygı bozuklukları”, “Obsesif kompulsif bozukluk”, “Uyku bozuklukları”, “Cinsel işlev bozuklukları”, “Deliryum” ve “Nörobilişsel bozukluklar” yanında ‘hediye’ olarak geliyor.

Sadece alkol ve madde bağımlılığıyla ilişkili bir beyin hastalığıyla değil, söz konusu tüm psikiyatrik rahatsızlıklarla da baş etmeniz gerekiyor. Özellikle (3)nörobilişsel bozukluklar böyle geçici bir süreliğine değil hayatınız boyunca baş etmeniz gereken bir rahatsızlık oluyor.

*Nörobilişsel bozukluklar; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme gibi zihinsel işlevlerin, beyin hasarı veya hastalığı (Alzheimer, inme vb.) nedeniyle bozulduğu, günlük yaşamı ve bağımsızlığı etkileyen durumlardır. Genellikle yaşlılıkta görülse de her yaşta ortaya çıkabilen bu bozukluklar, demans ve deliryum gibi türleri içerir.

**

 

TEDAVİDE ÖNCELİKLE PSİKOTERAPİ.

Sosyal destek ve önlem:

Amatem, Bahar, Badem

Tedavide önceliğin psikoterapi olduğunu kaydeden Polat peşi sıra, sosyal destek ve önlemler için kapısı çalınması gereken kamu kurumlarını sıraladı. Tecrübeyle sabit biçimde;

“Oradaki birçok kişi aslında çok da farkında değil ama çevrelerinden kazandıkları, daha doğrusu edindikleri bu bağımlılık davranışını orada yenmeye çalışıyorlar. Ve orada şunu net bir şekilde görüyorum: Bağımlı olan kişiler arasında sosyoekonomik bir sınıf ayrımı yok. Orada en iyi şirketlerde çalışan, kişileri yöneten, yön verenler olduğu gibi herhangi bir yerde çalışan kişiler de var. Ya da kendisini çok büyük gören, bağımlılığa asla kapılmayacağını düşünen birçok insan var” deyip  Alkol Madde Tedavi Merkezi – AMATEM, Bağımlı Danışma ve Eğitim Merkezi – BADEM ve Bağımlı Hastalar Ayaktan Rehabilitasyon – Erenköy BAHAR’a dair bilgilendirmede bulundu:

AMATEM: ARINDIRMA

VE AŞERME SÜREÇLERİ

Alkol Madde Tedavi Merkezi – AMATEM’de birçok uzman hekim ve asistan hekim, psikolog, hemşire; bağımlılara tıbbi tedavi uyguluyor. Bağımlıları, bağımlılıklarından arındırma ve aşerme süreçlerinde ilaçla destek oluyorlar. Psikolojik bazı bilgiler edindikleri seminerler gerçekleştiriliyor.

Yatılı serviste onları tekrar topluma kazandırabilmek için belli başlı kurallar var ve bu kurallara uymayan kişiler servisten atılıyor. 100 puana ulaştıklarında tekrar topluma kazandırılabilmek için bazı kuralları öğrenmeleri gerekiyor. Yani yalnızca maddeyle nasıl baş edeceklerini değil aynı şekilde toplum içerisinde nasıl yaşayacaklarını da tekrar öğreniyor bu kişiler. Bağımlılıkla mücadele için resim, spor, müzik, el işi kursları gibi bazı hobileri orada ediniyorlar.

BAHAR ve BADEM: ‘HAYIR’

DEMEYİ ÖĞRENMELİLER

En az 3 hafta boyunca bu süreçten geçmiş, iyileşme sürecini devam ettirmiş, madde ya da alkol kullanmamış kişiler BAHAR ve BADEM’den ayaktan tedavi alabiliyorlar.

Sosyal destek ve önlemler kısmında bağımlı olan kişiler bunu aşmak istiyorlarsa çevrelerini değiştirmek zorundalar. AMATEM’de uygulanan ilk adım bu kişilerin iletişim numaralarını, telefonlarını değiştirmeleri. Mümkünse oturdukları semtlerini değiştirmeleri. Çünkü bağımlılık geliştirdikleri gruptan kopmaları gerekiyor.

Kopamıyorlarsa ikinci madde: ‘Hayır’ demeyi öğrenmeleri lazım.

  • Bu akşam gel, biraz takılalım.
  • Hayır

Bunu genelde söyleyemiyorlar çünkü kendilerinin o kadar da farkında değiller. Gitseler de kullanmayacaklarını düşünüyorlar çünkü kendilerini neyin tetiklediğinin çok da farkında değiller. Bu farkındalığı geliştirebilmeli ve hayır demeyi öğrenmeleri gerekiyor.”

Psikolog Ferhat Polat’a seminer bitiminde günün anısına onurluğu Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Elmas tarafından verildi.

Dizide dün

Bağımlılık suçlu yapmaz ama suça sürükler

https://www.gebzeemek.com/haber/saglik/bagimlilik-suclu-yapmaz-ama-suca-surukler/3623.html

Dizide yarın

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Şube Müdürlüğü

Komiser Fatih Eraslan

“Meraktan başlanıyor. Erken

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 05 Mayıs 2026 06:44
BENZER HABERLER
X