GÜNEYDOĞU’YA GİDEMİYORUZ! Belediyeler salonlarını bilabedel kiralamalı
Kadıköy Halk Tiyatrosu’ndan Ayşegül Yalçıner ve Damla Özen, Gebze Emek’e konuştu. Özetle; “İBB’nin kaşe bedelleri çok düşük. Maliyetler yüksek, Güneydoğu’ya gidemiyoruz. Belediyeler salonlarını bilabedel kiralamalı” dedi
Kadıköy Halk Tiyatrosu’ndan Ayşegül Yalçıner ve Damla Özen, Gebze’de “Müzeyyen”i sahneledikten sonra Gebze Emek’e konuştu. Özetle; “İBB’nin kaşe bedelleri çok düşük. Maliyetler yüksek, Güneydoğu’ya gidemiyoruz. Belediyeler salonlarını bilabedel kiralayıp panolarınız topluluklara açmalı” dedi ve kültür sanat alanında örgütlenmenin önemine değindi.
**
“Felsefesini ve ruhunu Köy Enstitüleri’nden alan, vizyonunu toplumsal fayda olarak belirleyen BİLKAR dün akşam #Müzeyyen isimli oyunumuzda grev ve direnişte olanları bir araya getirerek muazzam bir emek dayanışması yaşattı.
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz, Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Genel Sekreteri Erdal Kopal ile her iki sendikanın Gebze’deki şube başkanlarının da davetli olduğu oyunumuzda seyircimizin ilgisi de şahaneydi.
Daha fazla insana ulaşmamıza vesile olan, emek veren herkese tek tek teşekkür ederiz...
Kalabalık olunca daha güçlü çıkıyor sesimiz, dayanışmayla”
Ayşegül YALÇINER
Gebze’de, “Müzeyyen”in ardından sosyal medya paylaşımından…
**
Gebze BİLKAR’ın davetlisi olarak “Müzeyyen” adlı oyunu bir süre önce Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde sahneleyen;
Celile adlı oyunla izleyicinin kalbinde taht kuran ve “Yılın Kadın Performansı” ödülünü alan Ayşegül Yalçıner ile 1994’ten bu yana sahne ve ekranlarda yer alan Damla Özen oyunun hemen ardından seyirciyle bir araya geldikleri fuayede, Gebze Emek’in sorularını yanıtladı.
Ayşegül Yalçıner, Gebze’de tiyatro seyircisiyle yine BİLKAR organizasyonunda, “Celile” ile buluşmuştu. Damla Özen ise ilk Gebze deneyimini, “Müzeyyen” ile yaşadı:
- Bir seyirci değerlendirmesi alabilir miyiz?
- Sıcak, coşkulu bir seyirci vardı. Zaten alışkın olduğumuz bir seyirci portföyü. Her kesimden insanlar, işçiler, kadınlar, gençler, öğrencilerle bir arada olmak çok kıymetliydi.
- Kente dair izleminiz var mı?
- Kenti çok dolaşamadık.
- İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin topluluk oyunlarını satın alması, yeterli bir katkı mı?
- Yalcıner: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tiyatrolara ödediği kaşeler o kadar düşük ki; belki yeni sezonda değişir politika bilmiyorum ama tiyatroya kar amaçlı bir şey kalmıyor açıkçası. Sadece oyuncuya ödenek, nakliye ihtiyaçlarını karşılama ya da ekipteki arkadaşların giderlerini karşılamaya yetebilecek kadar düşük bir gelir elde edebiliyoruz maalesef. Bütün salonlarda oyun oynamak çok zorlaştı. Sahne kiraları aldı başını gidiyor. Yüksek meblağlar var. Sadece sahne kirasıyla da bitmiyor iş. Salonu kiraladıktan sonra reklam için para harcıyoruz.
- İşin maddi kısmından ziyade insanlara ulaşma hikâyesi var. Tanıtım için birilerinin yardımcı olması gerekiyor bence. Belediyelerin de, bir takım panolar var. Özel tiyatrolar için kullanabilirler.
- Özen: Ben bu noktada biraz daha farklı düşünüyorum. Çünkü İstanbul Büyükşehir veya herhangi bir belediyenin oyun satın almasından ziyade her konuda olduğu gibi, kültür sanat alanında örgütlenme toplumda inşa edilebilir bir şeydir. Kültür sanat bir lüks değildir fakat günümüzde artık bir sınıfa, bir zümreye ait bir şey olarak kaldı. Bugün de giderek bu şekilde ilerliyor. Bunun 80’lerden itibaren bu hale geleceği, kapitalizminin kültür sanatı bu anlamda metalaştıracağı zaten öngörülen bir şeydi. Fakat bu zeminde kamusal alanlarının kültür sanat emekçilerine açılmasından ziyade bizlerin de bizzat örgütlenmesi yani özel tiyatroların, tiyatro sanatçılarının ve sanatçıların, bizzat onların da örgütlenmesi çok kıymetli ki buradan çıkabilelim. Ama şu anda çok zor bir yerde. Kamuya ait mekânların ve olanakların nasıl kullanılacağı tabi ki önemli. Belediyeler bu anlamda kamusal alanları özel tiyatrolara açabilir.
- Ancak özel tiyatroların kanunları, bir mevzuatı var. Maalesef, ticaret odalarına tabiyiz. Bunlardan çıkartılamadığımız sürece, biraz iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmalıyız: Bizim örgütlenmemiz gerekiyor.
- Bu detay çok önemli: Aksi halde kültür sanat sadece bir sınıfın, zümrenin tüketeceği bir şey oluyor. Bu çok tehlikeli bir şey. Kültür sanat metalaşması, böyle olur.
- Yalçıner: İstanbul Büyükşehir veya belediyeler tarafından satın alınıp halka ücretsiz izletilen tiyatro oyunları, çok ücretsiz gibi değil aslında. Vergi de çok yüksek.
- Özen: Belediyenin satın aldığı oyunlar ücretsiz değil. Seyircilerin de bu konuyu, altını çizerek bilmesi gerekiyor. Diyelim ki Gebze’de bir kişi Gebze Belediyesi’nin satın aldığı bir oyunu izlerken aslında belediyeye o gideri baştan, toptan; çevre ve çöp vergisi, emlak vergisi olarak ödemiş oluyor. Bu bilinci yerleştirmek gerekiyor.
- Toplumumuz ne yazık ki 23 yıllık bu baskın iktidarla birlikte bu şeye çok alışıldı: Bir şeyi, bir kültür sanat etkinliğini sanki bedava imiş gibi izlemek. Hayır, hiçbir şey bedava değil.
- Yalçıner: Korku imparatorluğu zemininde, insanlar üzerinde bir şeyler yapılmaya çalışılıyor ve bir avuç insan kendi kendine mücadele ediyoruz. Keşke işte sahneler topluluklara bilabedel açılsa ve bizler de seyircimizden makul bilet fiyatları alabilsek. Ya da vergiler daha düşük olsa ve bilet fiyatlarını daha makul yapabilsek. Gibi, gibi.. Biz daha çok oyun sahneleyip daha çok insana ulaşmak istiyoruz ama bunun için devletin ve belediyelerin de bir kültür sanat politikası olmalı. Ama maalesef; politikayı geçtik, bari sansür uygulamasınlar.
- Özen: Topluluklara ve oyun metinlerine, son 10 yıldır özellikle çok ciddi bir baskı var. 2015 yazı ve 2016’dan sonra, o terör eyleminden sonra değişen kanunlarla gerek sendikal hareketler olsun, gerek kolluk kuvvetlerinin ‘imtiyazları’ ile birlikte diyelim, çok ciddi zorluklarımız oldu. Bu bir şey değil, şikâyet anlamında söylemiyoruz, bu bir mağduriyet değil. Bu toplumsal bir yara. Örgütlenmemiz şart.
Sosyal medya paylaşımlarından ne kadar dikkat çekiyor, bilinmez ancak son zamanlarda İstanbul merkezli tiyatro toplulukları ve sanat çevrelerinin Gebze’de Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi ve Çayırova’da Fatih Erbakan Kültür Merkezi’nde sahne almaları yoğunlaştı. Hemen her etkinliğin bilet fiyatları ise 1000 TL civarında…
- İstanbul toplulukları için Gebze ve Kocaeli’de oyun sahnelemenin mesafe kısalığından ötürü maliyetlerinizi düşürdüğünü söyleyebilir miyiz?
- Yalçıner: İstanbul toplulukları için kısa mesafeli Gebze turnesinin avantajı otel masrafının devreden çıkması, geriye sadece yol masrafının kalmasıdır. İstanbul’dan Antalya turnesine çıktığımızda harcadığımız yakıt gideriyle Kocaeli’ye turne yaptığımızda harcanan gider arasında çok ciddi fark var. Daha makul oluyor, konaklama olmaması da daha makul hale getiriyor. Bir de burada salonların kirası daha makul olabiliyor. Ama işte zor, zor işte..
- Özen: Gebze, Anadolu turnesi kapsamına girmiyor. Memuriyette Gebze, Anadolu sayılıyormuş ama burası bizim için o anlamda ‘İstanbul.’ Marmara Bölgesi’nde bir çeper yani. Anadolu turnesi çok başka bir kavram.
- Yalçıner: Eskiden Diyarbakır, Antep, Urfa’ya oyun koyabiliyorduk. Şimdi koyamıyoruz. Çünkü mümkün değil. Uçak maliyetleri, uçmuş durumda. Dekor maliyetleri, konaklama… Gidebileceğimiz kadar uzaklara gitmeye çalışıyoruz. Müzeyyen ile Antalya’ya gideceğiz mesela.
- Özen: 01 Aralık Ankara, 02 Aralık Denizli, 03 Aralık Antalya…
- Yalçıner: Durumları çok zorladığımız için gidiyoruz. Yoksa Antalya’ya, ‘Hadi çıkalım, gidelim’ diyemeyiz yani.
İLGİLİ HABER…
CAS’tan Uzuner: Kamu sanatı hep tehdit gördü
https://www.gebzeemek.com/haber/kultur-sanat/castan-uzuner-kamu-sanati-hep-tehdit-gordu/2344.html