Bağımlılık suçlu yapmaz ama suça sürükler
04 Mayıs 2026 06:38

EN GÜÇLÜ KORUYUCU: AİLE Bağımlılık suçlu yapmaz ama suça sürükler

Uzmanlık alanı çocuk ve ergen psikolojisi olan Ecenaz Güngör her tür madde ve alışkanlığa bağımlılığın kişiyi suçlu yapmadığını ama her tür suça sürükleyen faktör olduğunu söyledi. En güçlü önleyici ve koruyucunun ise kontrol mekanizması ile aile olduğunu söyledi

Aktan Uslu Tüm haberleri

 

Dizi: Bağımlılık / 1

Gebze merkezli Kocaeli Keşaplılar Derneği Eğitim ve Kültür Derneği, 13 Şubat’ta Ahmet Penbegüllü Kültür Merkezinde, “Bağımlı olma özgür ol” sloganı ile “Bağımlılıkla mücadele ve farkındalık” semineri düzenledi. Seminerde yine Gebze’de kurulu Pozitif Psikoloji Danışmanlık Merkezinden Psikolog Ecenaz Güngör ergenlik döneminde görülen risk faktörleri ve ebeveynlerin karşılaşabilecekleri sorunlara değindi. Aynı zamanda çocukların hangi davranışlarının onları bağımlılığa sürükleyebildiğini ve bu süreçte ailelerin neleri fark etmesi gerektiğini ele aldı.

Uzmanlık alanı çocuk ve ergen psikolojisi olan Ecenaz Güngör, “Aslında konu, toplumumuzda oldukça yaygın bir davranış biçimiyle bağlantılıdır. Genel olarak insanlar hastalandıklarında, ateşleri yükseldiğinde ya da bir sağlık sorunu ciddi bir noktaya ulaştığında doktora gitmeyi tercih ederler. Örneğin dişimiz apse yaptığında diş hekimine gitmek aklımıza gelir. Oysa yapılması gereken en temel şey, sorun ortaya çıkmadan önce önleyici adımlar atmaktır” dedi.

Çocukluk ve ergenlik döneminin de tam olarak önleyici adımlar atılmasında önem kazandığına dikkat çeken Güngör, “Çünkü bu dönem, sorunların henüz başlangıç aşamasında olduğu ve önleyici müdahalelerin en etkili şekilde yapılabileceği bir süreçtir. Başka bir ifadeyle, ateş yükseldikten sonra müdahale etmek yerine, ateş yükselmeden önce gerekli önlemleri almak gerekir. Psikolojik destek ve terapi süreçleri de yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra değil, önleyici bir yaklaşım çerçevesinde ele alınmalıdır” diye konuştu. Güngör şöyle devam etti:

“Çocuklar ve ergenler zaman zaman çevrelerini oldukça etkili biçimde manipüle edebilirler. Bu davranış örüntülerini fark edebilmek ve tanıyabilmek oldukça önemlidir. Çünkü farkındalık kazanmak, hem ailelerin kendi çocuklarıyla ilişkilerinde daha sağlıklı adımlar atmalarını sağlar hem de bu bilgilerin başka ailelerle paylaşılması yoluyla toplumsal farkındalığın artmasına katkı sunar. Bu seminerin en temel amacı da bu farkındalığın yaygınlaşmasıdır.

Çocuk ve ergenlerde bağımlılık yalnızca fiziksel bir sorun değildir. Aynı zamanda akademik başarıyı, sosyal ilişkileri ve çocuğun tüm yaşam alanlarını etkileyen çok boyutlu bir durumdur. Bu süreçte ailelerden sıklıkla şu ifadeyi duyarız: ‘Benim çocuğum böyle değildi. İki yıl önceye baksaydınız onu tanıyamazdınız.’

Bu nedenle çocukların herhangi bir alandaki işlevselliğinde meydana gelen değişimleri fark etmek son derece önemlidir. Davranışlarda belirgin bir değişim, çoğu zaman altta yatan bir sorunun işareti olabilir.

Ergenlik dönemi aynı zamanda risk alma davranışlarının arttığı bir gelişim evresidir. Özellikle erkek ergenlerde araba kullanırken yüksek hız yapma eğilimi gibi davranışlar görülebilmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, ergenlerin “Bana bir şey olmaz.” düşüncesiyle hareket etmeleridir. Ergenlik döneminde özgüvenin yüksek olması ve beynin özellikle karar verme ve risk değerlendirme ile ilgili bölgelerinin gelişiminin henüz tamamlanmamış olması, risk alma davranışlarını artırabilmektedir.

Bu nedenle ergenler sıklıkla kendilerini tehlikeye atabilecek davranışlara yönelme eğilimi gösterebilirler. Özellikle riskli akran grupları ve çevresel etkilerle birlikte “Bir şey olmaz.” düşüncesiyle madde kullanımı gibi davranışlara başlama ihtimali artabilmektedir.”

Ecenaz Güngör önerilerini şu şekilde sıraladı:

“Bağımlılık davranışlarını önlemede en güçlü koruyucu faktörlerden biri ailedir. Sorun yaşandığında yalnızca yasaklama veya uzaklaştırma yaklaşımı her zaman çözüm olmayabilir. Bunun yerine açık iletişim, anlayış ve tutarlı sınırlar içeren pozitif ebeveynlik yaklaşımı daha etkili sonuçlar vermektedir.

Okullarda gerçekleştirilen psiko-eğitim programları ve risk tarama çalışmaları da bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır. Ancak en önemli yaklaşım, her zaman önleyici ve koruyucu çalışmaların güçlendirilmesidir.

Bağımlılık tek başına bir bireyi suçlu yapmaz; ancak bağımlılık durumunun kontrolsüz kalması, bireyin suça sürüklenme riskini artırabilir.

Bağımlılık sürecinde bireyin beyin fonksiyonlarında bozulmalar meydana gelebilir ve kişi istediği şeye ulaşmak için riskli davranışlara yönelebilir. Bu süreçte aile ve okul bağlarının zayıflaması, çocuğun riskli akran gruplarına yönelmesine neden olabilir.

Bu nedenle bağımlılık bireyi doğrudan suçlu yapmasa da, gerekli önlemler alınmadığında çocuğu suça sürükleyebilen bir risk faktörü haline gelebilmektedir.”

 

SU SATARAK BAŞLADI: Psikolog Ecenaz Güngör, “Örneğin bir vakada, elektronik sigara satın alabilmek için sokakta su satmaya başlayan bir çocuğun zamanla bulunduğu akran çevresi nedeniyle suça sürüklendiği ve tehdit gibi davranışlara yöneldiği görülmüştür” dedi.

 

**

ALKOL, TÜTÜN, UYUŞTURUCU

Başlangıç yaşı 12-13’e indi

İntihar düşüncesini tetikliyor

“Ne yazık ki günümüzde alkol kullanımının başlangıç yaşının 12–13 yaşlara kadar indiğini görmekteyiz. Bu durum yalnızca alkol için değil; tütün ve çeşitli uyuşturucu maddeler için de geçerlidir. Başka bir ifadeyle, madde kullanımına başlama yaşı giderek düşmektedir.

Bu tür bağımlılık davranışları çoğu zaman kaygı bozuklukları, depresyon, kendine zarar verme davranışları ve intihar düşüncelerinde artış ile birlikte görülmektedir. Bağımlılık yalnızca bir alışkanlık değildir; çocuğun tüm ruhsal mekanizmalarını etkileyebilen bir süreçtir.”

**

ELEKTRONİK SİGARA…

Karpuzlu, çilekli, naneli

ve saklanabilir: Kontrol edin

“Son yıllarda özellikle elektronik sigara kullanımının çocuklar arasında hızla yaygınlaştığını görmekteyiz. Hatta bazı çocukların okul tuvaletlerinde elektronik sigara kullandığına dair vakalarla karşılaşmaktayız. Elektronik sigaralar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen ürünlerdir. Ancak bu ürünlerin karpuz, çilek veya nane gibi aromalarla pazarlanması, çocuklara daha cazip ve masum görünmesine neden olmaktadır. Bu durum aslında oldukça yanıltıcı bir pazarlama stratejisidir. Gerçekte söz konusu olan ürün bir sigaradır ve ciddi bağımlılık riski taşımaktadır.

Çocuklar bu tür ürünleri ailelerinden gizleyebilmekte ve saklayabilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin zaman zaman çocuklarının kullandığı eşyaları ve ortamları kontrol etmeleri önemlidir.”

**

ENERJİ İÇECEKLERİ

Masum duruyor ama

kalp krizini tetikliyor

“Enerji içecekleri de çoğu zaman masum görünen ancak önemli riskler taşıyan ürünlerdir. Yüksek miktarda kafein içeren bu içecekler, gençlerde kalp ritim bozuklukları ve kalp krizi riskini artırabilmektedir. Ayrıca enerji içeceklerinin bazı durumlarda alkol tüketimine geçişi kolaylaştıran bir etkisi olabildiği de bilinmektedir.”

 

**

DİJİTAL BAĞIMLILIK ve SOSYAL MEDYA

Konuşmayı geciktiriyor

Sosyal etkileşimi zayıflatıyor

 

“Günümüzde çocuk ve ergenler açısından en önemli risk alanlarından biri de dijital bağımlılıktır. Dijital ortamların yoğun kullanımı, beynin gelişim süreçlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Özellikle erken yaşlarda aşırı ekran maruziyeti olan çocuklarda konuşma gecikmesi, empati kurmada zorlanma ve sosyal etkileşim becerilerinde zayıflama gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Bu durum çocuğun yalnızca sosyal ilişkilerini değil, aile içi ilişkilerini ve duygusal gelişimini de etkileyebilmektedir. Özellikle telefon veya tablet kullanımına sınır getirildiğinde bazı çocukların yoğun öfke tepkileri gösterebildiği gözlemlenmektedir.

Bu noktada ebeveynlerin koyduğu kuralların dengeli, tutarlı ve sürdürülebilir olması son derece önemlidir. Çünkü tutarlı sınırlar çocuklar için koruyucu bir faktördür.

Sosyal medya kullanımı da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Günümüzde hem çocuklar hem yetişkinler sıklıkla “scrolling” olarak adlandırılan, yani ekranda sürekli içerik kaydırma davranışını sergilemektedir. Bu davranış beynin sürekli olarak “Bir sonraki içerikte ne var?” beklentisi içine girmesine neden olmaktadır.

Benzer şekilde sosyal medyada paylaşılan bir hikâyenin kaç kişi tarafından izlendiğini sürekli kontrol etmek gibi davranışlar da problemli sosyal medya kullanımının örnekleri arasında yer almaktadır.

 

**

DİSCORD VE EMSALLERİ

Akran zorbalığı ekranda!

“Ergenler arasında sık kullanılan uygulamalardan biri olan Discord gibi platformlar, oyun oynarken aynı zamanda mesajlaşma ve sosyalleşme imkânı sunmaktadır. Ancak bu tür platformlarda akran zorbalığı ve riskli sosyal etkileşimler de sıklıkla görülebilmektedir.

Bazı yeni uygulamalarda ise karşılıklı fotoğraf gönderimi üzerinden ilerleyen sistemler bulunmaktadır. Bu tür uygulamalar çocukları ve ergenleri ciddi istismar riskleriyle karşı karşıya bırakabilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının kullandığı dijital platformları ve uygulamaları bilmesi son derece önemlidir.

Oyun bağımlılığı da çocuk ve ergenlerde sıklıkla karşılaşılan bir başka sorundur. Özellikle oyun içi satın alma sistemleri, çocukların farkında olmadan ailelerinin telefon hatları üzerinden ödeme yapmalarına neden olabilmektedir. Oyun içinde kazanma ve ödül mekanizmalarının bulunması, bağımlılık davranışını güçlendiren önemli bir faktördür.

 Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının oynadığı oyunların içeriğini ve kullanım sürelerini takip etmeleri önemlidir. Aksi takdirde çocukların uzun süre ekran başında kalması, fiziksel hareketsizlik, obezite ve zaman algısında bozulma gibi sorunlara yol açabilmektedir.

**

BAHİS ve SANAL KUMAR

Finansal kayıplar, psikolojik sorunlar

“Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir diğer risk alanı ise çevrim içi bahis ve sanal kumardır. Bazı oyunlar görsel olarak masum görünmesine rağmen arka planda kumar mekanizması içerebilmektedir. Ergenler arasında bu sistemler bazen farklı isimlerle anılmakta ve sosyal çevre üzerinden yaygınlaşabilmektedir.

Bu tür platformlar ergenleri ciddi finansal kayıplara ve psikolojik sorunlara sürükleyebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bu platformların varlığı hakkında bilgi sahibi olması ve çocuklarını bilinçlendirmesi oldukça önemlidir.”

 Psikolog Ecenaz Güngör'e seminer bitiminde onurluğu Gebze İlçe Sağlık Müdürü Doktor İlhan Kadıoğlu tarafından takdim edildi. 

**

DİZİDE YARIN

Psikolog Ferhat Polat

Kumarbaza maddi destek eş bağımlılıktır

İLGİLİ HABER

Ekran bağımlılığını anlatan film birincilik getirdi

https://www.gebzeemek.com/haber/egitim/ekran-bagimliligini-anlatan-film-birincilik-getirdi/3614.html

 

 

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 05 Mayıs 2026 06:41
BENZER HABERLER
X