KÖRFEZ VE DARICA RAPORU Dursun: Delege seçmişse, atama iradesi onu silemez
Avukat Recep Dursun, CHP Körfez ve Darıca İlçe Başkanları ile yönetim kurullarının görevden alınmasına ilişkin MYK kararının hukuki yönden tespit ve değerlendirmesini, rapor etti
**
CHP Gebze İlçe eski Başkanı Avukat Recep Dursun, CHP Körfez ve Darıca İlçe Başkanları ile yönetim kurullarının görevden alınmasına ilişkin MYK kararının hukuki yönden tespit ve değerlendirmesini, rapor etti.
Dursun’un sonuç kısmında, “Delege seçmişse, atama iradesi onu silemez” diye fikir ifade ettiği raporu aynen şöyle:
1-İNCELENEN KARARIN ÖZETİ:
Gönderilen Genel Merkez yazısında;
"Kocaeli Körfez İlçe Başkanı Yaprak Fidancı ile Kocaeli Körfez İlçe Yönetim Kurulu üyelerinin durumunun 30/06/2026 tarihli MYK toplantısında görüşüldüğü,CHP Tüzüğü’nün 25/1. maddesi dayanak gösterilerek, gizli oy ve oybirliği ile görevden alma kararı verildiği,Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2026 tarihli ve 2026/32 E., 2026/658 K. sayılı kararıyla 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay ve sonrasında yapılan kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan kararların hukuki geçerlilik taşımadığının kabul edildiği,Bu nedenle Kocaeli Körfez İlçe Yönetimine ilişkin önceki atama ve görevlendirme işlemlerinin geçerliliğini yitirdiği belirtilerek,Mahkeme kararı kesinleşinceye kadar Kocaeli Körfez İlçe Başkanlığına Tolga Papakçı’nın atanmasının uygun görüldüğü,İlçe yönetim kurulu atamasının ayrıca bildirileceği ifade edilmiştir."
Bu yazı, görünüşte “görevden alma” kararıdır; ancak içeriği itibarıyla yalnız görevden alma değil, aynı zamanda ilçe başkanlığına doğrudan atama ve devamında ilçe yönetiminin yeniden oluşturulması sonucunu doğurmaktadır.
- HUKUKİ ÇERÇEVE
A-Anayasal ilke:
Siyasi parti örgütü demokrasi dışı biçimde tasfiye edilemez. Anayasa’ya göre siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır; önceden izin almadan kurulur ve Anayasa ile kanun hükümleri içinde faaliyet gösterirler.
Anayasa Mahkemesi 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu da siyasi partileri, milli iradenin oluşmasına katkı sağlayan, ülke çapında örgütlenen tüzel kişilikler olarak tanımlar; ayrıca siyasi partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararlarının demokrasi esaslarına aykırı olamayacağını düzenler.
Bu nedenle siyasi parti içi kararlar, sadece “parti içi idari tasarruf” olarak görülemez. Seçilmiş ilçe başkanı, seçilmiş yönetim kurulu, delege iradesi ve kongre düzeni, anayasal örgütlenme hakkı ve parti içi demokrasi ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
B- Siyasi Partiler Kanunu’na göre il ve ilçe organları seçimle gelir.
Siyasi Partiler Kanunu’nun 19. maddesine göre il başkanı ve il yönetim kurulu il kongresince seçilir; işten el çektirme kararı, istisnai haller dışında, yetkili kurulların üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla alınır; il yönetimi görevden alınırsa kırk beş gün içinde il kongresi toplanır.
Kanun’un 20. maddesine göre ilçe başkanı ve ilçe yönetim kurulu da ilçe kongresince seçilir; ilçe yönetimine işten el çektirme kararı yine üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oy şartına bağlıdır; kararın ilçe yönetim kuruluna bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde ilçe kongresi toplanarak yeni ilçe yönetimini seçer.
Aynı Kanun’un 21. maddesi, siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organ seçimleri ile kongre delege seçimlerinin yargı gözetimi altında, gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılacağını düzenler.
C-CHP Tüzüğü’ne göre ilçe başkanı ve ilçe yönetimi seçimle oluşur
CHP Tüzüğü’nde ilçe örgütünün organları arasında ilçe kongresi, ilçe başkanı ve ilçe yönetim kurulu sayılmıştır.İlçe başkanı ilçe kongresince gizli oyla seçilir; ilçe yönetim kurulu üyeleri ve yedekleri de ilçe kongresinde gizli oyla ve aldıkları oy sırasına göre belirlenir.
Bu nedenle kural şudur: İlçe başkanı ve ilçe yönetimi, atamayla değil, kongre iradesiyle gelir. Atama ancak tüzükte açıkça öngörülen geçici ve sınırlı hallerde mümkündür.
III.KARARIN HUKUKA AYKIRILIK NOKTALARI
A-Kararda somut, kişisel ve denetlenebilir gerekçe yoktur.
CHP Tüzüğü’nün 25/1. maddesi; görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen, mali yükümlülüklerini aksatan veya partinin ilkelerine, amaçlarına ve çalışma kurallarına aykırı davranan il, ilçe, belde başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin, MYK tarafından üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla ve gizli oyla, gerekçesi belirtilerek görevden alınabileceğini düzenler.
İncelenen karar yazısında ise Yaprak Fidancı ve ilçe yönetim kurulu üyeleri yönünden;Hangi görev veya sorumluluğun yerine getirilmediği,Hangi mali yükümlülüğün aksatıldığı,Hangi parti ilkesine veya çalışma kuralına aykırı davranıldığı,Hangi somut eylemin hangi yönetim kurulu üyesine isnat edildiği,Görevden almanın neden zorunlu ve ölçülü olduğu,açıklanmamıştır.
Kararda yalnızca Ankara BAM kararına atıf yapılmıştır.
Ancak bir üst yargı kararına genel atıf yapmak, Tüzük m.25/1 anlamında kişiselleştirilmiş görevden alma gerekçesi yerine geçmez.
Görevden alma kararı, her bir seçilmiş kişi bakımından somut, açık, denetlenebilir ve hukuki gerekçeye dayanmalıdır.
Bu nedenle kararın en zayıf noktası, gerekçe yokluğu / gerekçe yetersizliğidir.
B- Mahkeme kararının kapsamı ile ilçe örgütünün görevden alınması arasında illiyet bağı kurulmamıştır.
Genel Merkez yazısında, Ankara BAM kararının 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ve sonraki kurultayların geçerliliğine ilişkin olduğu belirtilmektedir.Ancak Kocaeli Körfez İlçe Başkanı ve İlçe Yönetim Kurulu’nun; Hangi kongrede seçildiği,Bu ilçe kongresinin BAM kararında doğrudan iptal edilip edilmediği,İlçe kongresinin, geçersiz sayıldığı belirtilen kurultay kararlarından hangi hukuki işlem zinciriyle etkilendiği, İlçe örgütü bakımından seçilmiş organların neden doğrudan görevden alınması gerektiği,kararda açıklanmamıştır.
Bir kurultay kararının geçerliliği hakkında verilen karar, doğrudan ve otomatik olarak bütün ilçe örgütlerinin görevden alınması sonucunu doğurmaz.
Bunun için her örgüt işlemi bakımından ayrıca yetki zinciri, sebep, konu, amaç ve ölçülülük değerlendirmesi yapılmalıdır.
C- Kesinleşmemiş karar, kesin hüküm gibi uygulanmıştır.
Yazıda açıkça “mahkeme kararı kesinleşinceye kadar” denilmiştir. Bu ifade, dayanak gösterilen kararın henüz kesinleşmediğini veya en azından kesinleşme sürecinin tamamlanmadığının kabul edildiğini göstermektedir.
Kesinleşmemiş bir mahkeme kararının, seçilmiş ilçe başkanı ve ilçe yönetimini tasfiye edecek biçimde genişletilerek uygulanması hukuken tartışmalıdır.
Özellikle ihtiyati tedbir veya henüz olağan kanun yolları tamamlanmamış bir karar söz konusu ise, tedbirin veya kararın kapsamı dar yorumlanmalı; asıl uyuşmazlığın sonucunu peşinen doğuracak şekilde uygulanmamalıdır.
İhtiyati tedbir hukukunda da temel mantık budur: Tedbir, geçici koruma aracıdır; asıl davanın sonucunu peşinen yaratacak kalıcı tasfiye aracı değildir.
D-MYK’nın doğrudan ilçe başkanı ataması Tüzük m.26 ile çatışmaktadır.
CHP Tüzüğü m.26’ya göre yalnız başkan görevden alınmışsa yönetim kurulu kendi üyeleri veya partililer arasından olağan kongreye kadar görev yapmak üzere başkan seçer. İlçe başkanı ve ilçe yönetim kurulu birlikte ya da yalnız ilçe yönetim kurulu görevden alınmışsa, il yönetim kurulu, başkan dahil beş kişilik geçici kurul atar; bu geçici kurul, görevden alma kararının bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde olağanüstü ilçe kongresini toplar.
Gönderilen yazıda ise MYK’nın doğrudan Kocaeli Körfez İlçe Başkanlığına Tolga Papakçı’nın atanmasını uygun gördüğü belirtilmektedir. Bu yönüyle karar, Tüzük m.26’daki sistemle uyumlu görünmemektedir.
Eğer ilçe başkanı ve ilçe yönetim kurulu birlikte görevden alınmışsa, tüzüğe göre doğrudan MYK tarafından “ilçe başkanı” atanması değil, il yönetim kurulunca beş kişilik geçici kurul atanması ve otuz gün içinde olağanüstü ilçe kongresine gidilmesi gerekir.
E- Otuz günlük olağanüstü ilçe kongresi zorunluluğu açıkça gösterilmemiştir.
Siyasi Partiler Kanunu m.20, ilçe yönetimine işten el çektirme kararının bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde ilçe kongresinin toplanarak yeni ilçe yönetimini seçmesini öngörür.
CHP Tüzüğü m.26 da ilçe geçici kurulunun otuz gün içinde seçimleri yapmak üzere olağanüstü ilçe kongresini toplamasını düzenler.
İncelenen yazıda ise:Geçici kurulun kimlerden oluşacağı,Geçici kurulun hangi organ tarafından atanacağı,Otuz gün içinde olağanüstü ilçe kongresi yapılacağı,Kongrenin hangi delegelerle toplanacağı, Görevden alınanların kongrede açıklama hakkının nasıl kullanılacağı, belirtilmemiştir.
Bu eksiklik, kararın yalnız geçici bir örgüt tedbiri değil, fiilen seçilmiş örgüt iradesini belirsiz süreyle askıya alan bir tasarruf gibi uygulanması riskini doğurur.
F- MYK Gizli oy ve üçte iki çoğunluk şartı belgelenmemiştir.
Karar yazısında “gizli oyla ve oybirliği ile” denilmektedir.
Ancak tüzük ve kanun bakımından asıl denetlenmesi gereken hususlar şunlardır:MYK üye tam sayısı kaçtır?Toplantıya kaç MYK üyesi katılmıştır?Gizli oylama nasıl yapılmıştır?Oy pusulaları, sayım tutanağı ve karar tutanağı var mıdır?Üye tam sayısının üçte ikisi sağlanmış mıdır?Kadın ve gençlik kolları genel başkanları gibi oy kullanamayacak kişilerin oy kullanıp kullanmadığı denetlenmiş midir?
CHP Tüzüğü’ne göre MYK, aksi hüküm yoksa üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır; ancak görevden alma gibi özel hükümlerde Tüzük m.25’teki üçte iki ve gizli oy şartı uygulanır.
Bu nedenle kararın hukuken savunulabilmesi için yalnız “oybirliği” ifadesi yeterli değildir; gizli oylama ve üçte iki çoğunluk belgeyle ispatlanmalıdır.
G- Karar kendi içinde yetki zinciri tartışması doğurmaktadır.
Kararın dayanağı olarak gösterilen BAM kararı, 4-5 Kasım 2023 kurultayı ve sonrasındaki kurultay kararlarının geçerliliğini tartışmalı hale getiriyorsa, bu kararın hangi Genel Başkan, hangi Parti Meclisi ve hangi MYK yetki zinciriyle alındığı da ayrıca tartışma konusu olur.
Başka bir deyişle, kararın mantığı şudur: “Önceki kurultay ve sonrasındaki işlemler geçersizdir; bu nedenle ilçe örgütüne ilişkin önceki atama ve görevlendirmeler geçerliliğini yitirmiştir.
Fakat aynı mantık, kararı alan MYK’nın yetki kaynağı bakımından da sorgulanmalıdır.Bu durum, kararın yetki unsuru bakımından ayrıca incelenmesini zorunlu kılar.
H- Görevden alma ile geçersizlik tespiti birbirine karıştırılmıştır.
Eğer iddia, ilçe yönetiminin zaten hukuken geçerli biçimde oluşmadığı ise bunun sonucu “görevden alma” değil, “yokluk/ geçersizlik tespiti” tartışmasıdır.
Eğer iddia, geçerli biçimde seçilmiş ilçe başkanı ve yönetimin tüzüğe aykırı davrandığı ise bunun yolu Tüzük m.25 uyarınca somut gerekçeli görevden almadır.
İncelenen yazı bu iki hukuki rejimi karıştırmaktadır.
Hem “önceki işlemler geçerliliğini yitirdi” denilmekte, hem de Tüzük m.25/1’e göre “görevden alma” kararı verildiği belirtilmektedir.
Bu, kararın sebep ve konu unsurlarında belirsizlik yaratır.
- KARARA KARŞI BAŞVURU VE KORUNMA YOLLARI
A- Önce kararın tüm ekleriyle birlikte usulüne uygun tebliği istenmelidir.
Görevden alınan ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyeleri derhal yazılı başvuruyla şu belgeleri istemelidir:
MYK kararının tamamı,gerekçeli karar,MYK toplantı hazirun listesi,gizli oylama tutanağı,oy pusulası / sayım tutanağı / karar nisabı belgeleri,dayanak gösterilen Ankara BAM 36. HD kararının onaylı örneği, BAM kararının kesinleşme veya kanun yolu durumuna ilişkin belge,Tolga Papakçı’nın atanmasına ilişkin karar,ilçe yönetim kurulu atamasına ilişkin karar,varsa geçici kurul kararı,olağanüstü ilçe kongresi takvimine ilişkin karar.
Sözlü bildirim, WhatsApp bildirimi, basın açıklaması veya telefonla tebliğ hukuki sürelerin sağlıklı başlaması için yeterli kabul edilmemelidir.
Süre hesabı, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliği üzerinden yapılmalıdır.
B- PARTİ İÇİ İTİRAZ: BEŞ GÜNLÜK SÜRE KAÇIRILMAMALIDIR.
CHP Tüzüğü m.25/4’e göre MYK kararı ile görevden alınanlar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren beş gün içinde Parti Meclisine itiraz edebilir.
İtirazın kabulü için Parti Meclisi üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu gerekir; Parti Meclisi kararı kesindir.
Bu nedenle görevden alınanlar, tebliğden itibaren beş gün içinde Parti Meclisine itiraz etmelidir.
İtiraz dilekçesinde özellikle şu talepler yer almalıdır:
MYK kararının kaldırılması, ilçe başkanı ve ilçe yönetim kurulunun görevlerine iadesi,atama işlemlerinin hükümsüz sayılması, olağanüstü kongre sürecinin hukuka uygun biçimde yürütülmesi,karar kesinleşinceye kadar örgüt iradesini sakatlayacak işlemlerin durdurulması,MYK kararının gerekçesizliği nedeniyle yok hükmünde veya hükümsüz sayılması.
Tüzükte “itirazda bulunmak görevi bırakmayı ve devretmeyi geciktirme nedeni sayılmaz” hükmü bulunduğu için yalnız parti içi itiraz yeterli değildir; eş zamanlı olarak yargısal koruma da istenmelidir.
C-Asliye hukuk mahkemesinde işlemin iptali / yokluğu / hükümsüzlüğü davası açılmalıdır.
Görevden alınan ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, hukuki yararları bulunduğundan, görevden alma ve atama işlemlerine karşı genel mahkemelerde dava açmalıdır.
Dava başlığı somut duruma göre şöyle kurulabilir:“CHP MYK’nın 30/06/2026 tarihli Kocaeli Körfez İlçe Başkanı ve İlçe Yönetim Kurulu’nun görevden alınmasına, ilçe başkanı atanmasına ve devamındaki örgüt işlemlerine ilişkin kararlarının yokluğunun / hükümsüzlüğünün / iptalinin tespiti ile kararların uygulanmasının tedbiren durdurulması talebidir."
Dava dilekçesinde özellikle şu hususlar vurgulanmalıdır:
Kararın somut gerekçeden yoksun olduğu,tüzük m.25/1’deki görevden alma sebeplerinin gerçekleşmediği,kararda kişiselleştirilmiş isnat bulunmadığı,BAM kararının kapsamının ilçe örgütünü doğrudan tasfiye edecek nitelikte olmadığı, kesinleşmemiş kararın kesin hüküm gibi uygulandığı, MYK’nın doğrudan ilçe başkanı atamasının Tüzük m.26’ya aykırı olduğu,otuz günlük olağanüstü kongre zorunluluğunun belirsiz bırakıldığı,gizli oy ve üçte iki çoğunluk şartının belgelenmediği,delege iradesi ve parti içi demokrasi ilkesinin ihlal edildiği.
D- Tedbir talebi açık ve güçlü kurulmalıdır.
Dava açılırken mutlaka ihtiyati tedbir istenmelidir. Tedbir talebi soyut bırakılmamalı; açıkça şu sonuçlar talep edilmelidir:
30/06/2026 tarihli görevden alma kararının dava sonuna kadar uygulanmasının durdurulması,atanan ilçe başkanının işlem yapmasının tedbiren engellenmesi,ilçe yönetim kurulu ataması yapılmışsa bu atama işlemlerinin uygulanmasının durdurulması,ilçe örgütüne ait defter, mühür, banka, yazışma, delege listesi ve dijital erişimlerin görevden alınan seçilmiş yönetime iadesi veya korunması, olağanüstü kongre yapılacaksa seçilmiş delegeler, seçim kurulu süreci ve delege listeleri üzerinde tek taraflı işlem yapılmasının önlenmesi,parti içi itiraz sonuçlanıncaya kadar veya mahkemece karar verilinceye kadar mevcut fiili durumun korunması.
Tedbir talebinin gerekçesi şudur: Görevden alma ve atama işlemleri uygulanırsa, seçilmiş ilçe örgütü fiilen tasfiye edilecek; delege iradesi, kongre düzeni ve siyasi faaliyette bulunma hakkı bakımından telafisi güç zarar doğacaktır.
E- Dayanak ihtiyati tedbir kararına karşı HMK yolları kullanılmalıdır.
Eğer Genel Merkez kararının dayanağı olan mahkeme kararı bir ihtiyati tedbir kararı veya tedbir etkili bir karar ise, bundan doğrudan etkilenen kişiler HMK 394 kapsamında itiraz yolunu değerlendirmelidir. HMK 394’e göre tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunan karşı taraf uygulamadan itibaren; hazır bulunmayan taraf ise uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına, yetkiye ve teminata itiraz edebilir.
Durum ve koşullar değişmişse, HMK 396 uyarınca tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi de talep edilebilir.
F- Kongre ve seçim kurulu süreci ayrıca takip edilmelidir.
Eğer görevden alma sonrası olağanüstü ilçe kongresi süreci başlatılırsa, süreç seçim kurulu aşamasında çok dikkatli izlenmelidir.
Siyasi Partiler Kanunu m.21 uyarınca parti organ seçimleri ve kongre delege seçimleri yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılır; seçim kuruluna verilecek listeler, askı, itiraz ve kesinleşme süreçleri kısa süreli ve teknik süreçlerdir.
Bu aşamada yapılması gerekenler:Delege listeleri derhal istenmeli,askı ilanları takip edilmeli,süresi içinde seçim hakimine itiraz edilmeli,geçici kurul üyelerinin delege değilse oy kullanamayacağı ileri sürülmeli,kongre gündemi, çağrı usulü, çoğunluk ve seçim usulü denetlenmeli, tutanaklara şerh düşülmeli,sandık, oy pusulası, açık tasnif ve sayım işlemleri gözlemlenmeli.
- SİYASİ DEĞERLENDİRME..
Bu karar yalnızca bir ilçe başkanı ve ilçe yönetim kurulunun görevden alınması meselesi değildir.
Kararın siyasi sonucu şudur:Seçilmiş ilçe örgütü, mahkeme kararına geniş anlam yüklenerek tasfiye edilmektedir.
Kongre iradesi yerine geçici ve atama temelli bir örgüt düzeni kurulmaktadır.
Delege iradesi, mahkeme kararının gölgesinde etkisizleştirilmektedir.
Görevden alma, somut tüzük ihlali yerine genel siyasal/yargısal gerekçeye bağlanmaktadır.
Bu yöntem yaygınlaşırsa, her il ve ilçe örgütü “kesinleşmemiş karar” gerekçesiyle görevden alınabilir hale gelir.
Siyasi mücadele hattı bu nedenle şu cümleye oturtulmalıdır:
Seçilmiş örgütler, gerekçesiz MYK yazılarıyla ve kesinleşmemiş mahkeme kararlarının genişletici yorumuyla tasfiye edilemez.
Kongre iradesi ancak kongreyle değişir; delege iradesi ancak sandıkla yenilenir.
- SONUÇ VE KANAAT...
İncelenen karar, mevcut haliyle ciddi hukuka aykırılık iddialarına açıktır.
Başlıca hukuka aykırılık nedenleri şunlardır:
A-Gerekçe eksikliği:
Tüzük m.25/1’de aranan somut ve kişiselleştirilmiş gerekçe yoktur.
B-Sebep unsuru sakatlığı:
BAM kararının ilçe örgütünü doğrudan görevden alma sonucunu doğurduğu gösterilmemiştir.
Kesinleşmemiş kararın genişletilmesi: “kesinleşinceye kadar” ifadesine rağmen karar kesin hüküm gibi uygulanmıştır.
C-Atama usulü sakatlığı:
MYK’nın doğrudan ilçe başkanı ataması, Tüzük m.26’daki geçici kurul ve olağanüstü kongre sistemiyle uyumlu değildir.
Otuz günlük kongre zorunluluğu belirsizdir: SPK m.20 ve CHP Tüzüğü m.26’da öngörülen olağanüstü ilçe kongresi mekanizması açıkça işletilmemiştir.
Gizli oy ve üçte iki çoğunluk belgelenmemiştir: “oybirliği” ifadesi tek başına yeterli değildir.
D- Yetki zinciri tartışmalıdır:
Dayanak gösterilen geçersizlik kararı, kararı alan organın meşruiyeti bakımından da açıklama gerektirir.
E- Parti içi demokrasi ihlali vardır:
Seçilmiş organların yerine atama yöntemiyle örgüt kurulması, parti içi demokrasi ilkesini zedeler.
Bu nedenle görevden alınan ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyeleri bakımından önerilen mücadele yolu şudur:
Beş günlük parti içi itiraz yapılmalı, aynı anda asliye hukuk mahkemesinde kararın yokluğu/ hükümsüzlüğü/iptali ve uygulanmasının tedbiren durdurulması talep edilmeli, dayanak tedbir veya BAM kararına karşı müdahale ve kanun yolu imkânları kullanılmalı, kongre/seçim kurulu süreci yakından takip edilmeli ve tüm fiili işlemler tutanak altına alınmalıdır.
Son söz olarak: Delege seçmişse, atama iradesi onu silemez.
Kongre belirlemişse, gerekçesiz karar onu boğamaz.
Tedbir geçicidir; sandık iradesinin yerine geçemez.
Parti içi demokrasi, butlan gerekçesiyle askıya alınamaz...