Kente proaktif siyaset lazım
26 Ekim 2026 04:41

Çayırovalı Konuk Yazar Çiftçi Kente proaktif siyaset lazım

Yerel siyaset, sadece ajandayı sosyal etkinliklerle doldurmaktan ve görünür olmaktan ibaret görülemez. Toplumsal ve siyasal yaşamımızdaki bu "kopyala-yapıştır" anlayışı, ne yazık ki kentin biriken dertlerini çözmeye yetmiyor

**

Konuk Yazar: Tuncay ÇİFTÇİ

Yönetim Danışmanı / Mentor

Değişmeyen cümleler, değişmeyen kader: Kente proaktif siyaset lazım

Yaklaşık 20 yıldır siyasetin içerisindeyim. Son 10 yılını biraz daha pasif, dışarıdan bir gözle izleyerek geçirmiş olsam da bu işin mutfağında bulundum; tozunu yuttum, havasını soludum. Bu süre boyunca sayısız kongreye, etkinliğe, açılışa ve toplantıya katıldım. Siyasete girmiş, girmeye niyetlenmiş ya da yıllarını bu yola vermiş yüzlerce adayın konuşmasını dinledim.

Tüm bu yıllar boyunca değişmeyen, adeta bir gelenek haline gelen tek bir şey var: O sihirli açılış cümlesi.

Siyasi kürsüye çıkar, mikrofonu eline alır ve o malum ifadeyle başlar: "Bugün burada..."

Gerisi o anın konusuna, salonun atmosferine göre şekillenir gider. Ancak zamanla fark ettim ki, yerel siyasette değişmeyen tek şey sadece bu açılış cümlesi değilmiş. Zemin aynı, zihniyet aynı, kullanılan dil ve yöntemler aynı…

Yerel siyasette göreve gelen her yeni yönetim veya siyasi figür, kendisinden öncekinden devraldığı "rutin sorumlulukları" aynen yerine getirmeye devam ediyor. Nedir bu rutinler? Hepinizin yakından bildiği o klasik ajanda: Hafta sonları düğün düğün gezip nikah şahitliği yapmak, taziye ziyaretlerinde ön saflarda görünmek, her açılışta kurdele kesip özel ve resmi gün törenlerinde onurluk takdim edip fotoğraf çektirmek…

 

Şüphesiz bunlar insani, sosyal ve kent kültürü açısından kıymetli görevlerdir; kimse bunları göz ardı edemez. Ancak yerel siyaset, sadece ajandayı sosyal etkinliklerle doldurmaktan ve görünür olmaktan ibaret görülemez.

Toplumsal ve siyasal yaşamımızdaki bu "kopyala-yapıştır" anlayışı, ne yazık ki kentin biriken dertlerini çözmeye yetmiyor. Siyasi partiler veya kadrolar değişse de zemin ve o zemini tutan direkler aynı kalıyor. Aynı yüzler, aynı söylemler, aynı ezberler… Hal böyle olunca, ortaya çıkan yapı da her yönüyle bir öncekinin aynısı oluyor.

Bugün geldiğimiz noktada, bölge siyasetindeki son dönem değişimleri izlediğimde açıkçası bana ve bu kentte yaşayan insanlara yeterince umut vermiyor. Çünkü halkın ve kentin temel ihtiyaçları çok net: Barınma krizi, geçim sıkıntısı, altyapı yetersizlikleri, derinleşen sosyal ve kentsel sorunlar…

Oysa siyaset, sorunlar kapıya dayandıktan sonra sahneye çıkmak değildir. Yani yağmur yağdıktan, sokakları sel bastıktan sonra sahaya inip durum tespiti yapmak siyasetçilik değildir. Gerçek yerel siyaset; yağmur yağmadan, sel basmadan önce sokağa inmek, mahalle mahalle gezip halkın derdini yerinde dinlemek, usule ve hukuka uygun şekilde proaktif çözümler üretmektir.

Siyaset mekanizmasını bildiğini iddia edenlerin, bu kentin ve insanımızın hukuki haklarını da çok iyi bildiklerini varsayıyoruz. O halde beklentimiz net: Halkın sözcüsü olma görevini sadece tören ve protokol siyasetiyle değil; daha efektif, sorun odaklı ve kentin geleceğini inşa eden bir yaklaşımla yapmalarıdır.

Bu gözlemlerimi, geçmiş tecrübelerimin bana yüklediği bir sorumluluk gereği paylaşıyorum. Amacım birilerini eleştirip kenara çekilmek değil; bu yolda hedefi olanlara, siyasete yeni atılacak gençlere ufak da olsa bir ışık tutabilmektir.

Unutulmamalıdır ki; siyasetin tek bir kazananı olmaz. Siyasette asıl mesele skoru tutmak değil, kent için ve halk için "birlik" olabilmektir.

Temennim ve umudum odur ki; kürsülerdeki ezber cümlelerin yerini icraatlar, vitrin siyasetinin yerini ise sahici ve kalıcı çözümler alsın.

Çünkü günün sonunda kazanan koltuklar değil, her zaman halk olmalıdır.

Güncelleme: 26 Ekim 2026 04:42
BENZER HABERLER
X