Türkiye’de siyaset alaşağı edilmeli
09 Eylül 2025 09:15

KAHRAMAN’A GÖRE DE DÜZEN DEĞİŞLMELİ! Türkiye’de siyaset alaşağı edilmeli

Dilovası Belediyesi eski Başkanı 75 yaşındaki Musa Kahraman, 12 Eylül sürecinin sürgün edilen, Dilovası’na da sürgün rüzgarı ile gelenlerinden. Düzenden rahatsız ama alaşağı edilmesinin demokratik yollardan olmasını savunuyor

Aktan Uslu Tüm haberleri

 Seri röportaj: 4

“Orada o, burada bu varmış. O yüzden Türkiye’nin yeniden 12 Eylül’deki, 2003’teki gibi… çünkü Türk Milleti’nin içinde güzellikler çok. Güzellik başımızdaki liderlerde değil bu milletin kendisinde. Türk Milleti derken ırki anlamda konuşmuyorum. Bunun içinde Alevisi, Sünnisi, Kürtü de, Türkü de, muhaciri de herkeste böyle bakıyor.

  • 12 Eylül benzeri müdahaleye ihtiyaç mı var, demek istediniz?

 

  • Hayır öyle bir müdahale değil. Türkiye’de siyaset (iktidar) alaşağı edilmeli. Belli bir siyasi yapı öne çıkarmalı. Tabi siyaseten olmalı, ihtilal yok. İhtilalde ne kadar olsa, inadına hesap sorulan olmuş oluyor. Adam iktidardayken hakkı elinden alınmış oluyor. Türkiye’de o kişi ve yapıya destek verenlerin ihtilalle müdahalede oluşan gönül kırgınlığını epey bir zaman temizleyemiyor. O yüzden siyaseten olmalı bu işler.

 

Dilovası Belediyesi eski Başkanı Musa Kahraman ile seri röportajın bugünkü bölümü, tamamen doğaçlama:

“Türkiye’de bir güzel yönetim, benim partim, şu bu gelsin diye bir sinyalim yok. Böyle bir düşüncem yok. Türkiye’de herkesin güvenebileceği bir ortam oluşsun. Bu devam etsin gitsin. Parti kurmada şu kadar kar var. Hazineden destek yardım alınıyor diye bir büro kurup, etrafına üç beş çöpçatan buluşturup Türkiye’yi kimse kurtaramaz. Kimse kendini kandırmasın.

Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi bir demokratlar bir de cumhuriyetçiler var. Türkiye’de iki ağırlıklı bir toplumun test edilmesi lazım. Şunu çok iyi biliyorum ki Türk Milleti’nin görüşü, ufku, çektikleri, karşılaştıkları sıkıntıların karşılığında bu milletin gönlünde bir şey vardır ama kesinlikle değişkenliğe uyum vardır. Bu milletin içinde vardır. Adamı, adamlığı görürse bu millet oraya destek verir.

Şimdi Türkiye’de kırılan kalpler, aşağılanan toplum var. Çok yanlış. Ben bir öğretmenim. Görüyorum. Ben sadece buraya gelip, öğretmenlikten emekli olmadım. Güneydoğu, Doğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz ve burada da görev yaptım. Her yerde insanlarla sohbet ettik. Her yerde birbirleriyle tartışan  siyasileri gördük. Köyüne bir devlet adamı geldiğinde o devlet adamını mutlu ve memnun edebilmek için elinden gelen gayreti gösteren bir Anadolu insanı var. Bu siyasette de böyle. Sen bozulur, kendi menfaatini arayan insan olursan bu millet seni bırakır. Senden soğur, üşür. Öyle oldu. Türkiye’nin siyasette serinlemeye, ferahlamaya ihtiyacı var.

Evvela öğretmenim. Beni devletim yetiştirdi. Anne babamdan, bölgemden aldığım değerler üzerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin okullarında değer verdiğim, ilim yapmış insanlardan ders alarak öğretmen çıktım. Ve çocuklarımın toplumda iyi bir insan olması için; onları yetenekli, dürüst, bilgili birer öğrenci olarak yetiştirmek için gayret etmiş bir adamım.

 

Türkiye’nin içerisindeki bu çalkantılarda CHP’li bir ailenin çocuğu olmama rağmen Ozan Arif, Burhan Sorgunlardan bizi yetiştiren Nazım Çankaya gibi öğretmenlerden öğrendim. Avrupa ve Rus edebiyatlarından eserler okudum. Osmanlı kültürünün yetiştirdiği yazarların verdiği örneklemelerden de edindiğimle Anadolu’ya gittiğimizde saf birisi gibi gitmeyelim istedim. Ticaret yapmak amaçlı değil iyi bir eğitim vermek için gittim. Herkesin çocuğunun devletine, milletine, bayrağına, toprağına, vatanına bağlı aynı zamanda bilgili, üretken, devlete millete faydalı elemanlar olarak yetişmesi için yetiştik biz.

Asıl olayım bu. Ama ülkücüyüm. MHP’liyim. Fakat ben buyum diye Türkiye’nin içinde gördüğüm sıkıntıları da karnımın içine atacak değilim.

Biz bu işlerin içindeyiz. Ben buraya sürgün geldim. Ordu’da 5 bin öğretmen varsa 4 bini sürgüne gönderildi. Sürgünler siyasi idi. Bir TÖBDER bir de Ülkü-Bir vardı. Bizim sendikamız Ülkü-Bir idi, onların ki TÖBDER.

Gürgentepe o zamanlar beldeydi. Gölköy’e bağlıydı. 250 öğretmen vardı. 247’si TÖBDER’e kayıtlıydı daha doğrusu kayıtlı olmak zorundaydı. Bunların prensip olarak cumartesi günü İstiklal Marşı okunması, okulun önünde bayrak töreni yapılmasına bile tepki gösteriyorlardı. TÖBDER üyelerinden o töreni yapmamalarını istiyorlardı. Çoğunluğa uyun, sonunuz kötü olur diye. Biz ne yapıyorduk? Devletin bize yüklediği misyon budur. Benim ülkemin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bayrağını ve İstiklal Marşı’nı kimse benden esirgeyemez diyen üç kişiydik. 12 Eylül olduktan sonra toplumu devrimcilik, yenilenme adı altında sıkıntıya felakete doğru götüren, bu konuda sınıfında iyi yetiştirilip sokak hareketlerine yönlenmiş ve etkinliklerde fotoğraflanmış kişiler vardı ve 12 Eylül’de toplamalar yok yere olmadı. İftiradan alınanlarda oldu, ayrı mesele.”

 

Seri röportajda dün

Hadi buyursun. Dilovası’nı da incelesin

https://www.gebzeemek.com/haber/siyaset/hadi-buyursun-dilovasini-da-incelesin/1817.html

Güncelleme: 09 Eylül 2025 09:17
BENZER HABERLER
X