TESİS YETERSİZ TESİS Valide’nin Yozgatlı validesi testi kebabı da biliyor

11 Ekim 2025 09:51
“Hem bir yemek eleştirmeni hem de bir sosyolog olarak bu hizmeti gastronomik ve sosyolojik açıdan değerlendirmek istedim. Hiçbir kurumdan ödeme almadım.

Cumartesi Yazıları: YİYİyorum

 “Hem bir yemek eleştirmeni hem de bir sosyolog olarak bu hizmeti gastronomik ve sosyolojik açıdan değerlendirmek istedim. Hiçbir kurumdan ödeme almadım. Bundan sonra bu tür asılsız iftiralar karşısında hukuki yollara başvuracağım”

Vedat MİLOR

Gurme

Ticaret Bakanlığı’nın İBB’ye ait Kent Lokantası’nda yemek yiyerek deneyimlerini paylaşan yemek eleştirmeni Vedat Milor hakkında, “örtülü reklam” iddiasıyla başlattığı soruşturma sonrası tepkisinden…

Bir, “Burası Türkiye…” girizgâhı okudunuz…

**

“Tuncay Dursun'un objektifinden Gebze'nin halleri...” yazılı Facebook paylaşımım ve üzerine;

 

Tarık Aşkın: Aktan abi. Haber hep kötü şeyi paylaşmak mıdır?

Özetle yanıtım: Tek haber ve paylaşım üzerinden bir yaklaşım, tespitinize katılmıyorum… Kentleşememiş, hala çarpık büyüyen büyük bir kentiz! Yanılmıyorsam Pendiklisiniz. Komşunuz Kartal bir zamanlar sanayi şehri idi şimdi kültür sanat şehri. Kartal E5 boyunda sürülen ne kadar fabrika varsa onların neredeyse tamamının sürüldüğü ilçeyiz. Haliç kıyısındakiler de cabası..

 

Tarık Aşkın kimdir?

Facebook sayfasından ‘araştırmacı gazeteciliğim’ neticesinde;

Ortak arkadaşlarımız arasında Camide buluşuyoruz ile Ayhan Yılmaz, Birol Köksal, Ensar Acar, Eray Demirci, Ferhat Yılmaz, Hasan Hüseyin Köse, Yunus Köse, Vahdet Kılıç, Serdar Zengin, Yusuf Balcı’nın da aralarında bulunduğu ağırlığı spor camiasından kişiler var.

Yanılmıyorsam; Gebze Bölgesi takımlarından birinde de top koşturdu ve kapatılan Demokrat Gebze Gazetesi’ndeki üç bir diğer tanımla dördüncü ve son dönemimde, sadece spor muhabirliği yapmam gerekçesiyle, tanışıklığımız da var aslında.

Milliyetçi, muhafazakar bir duruşu var gibi: “Öyle bir zamandayız ki eski KURT lar İT olmuş olmuş sanki.”

Atarlı:

“Seçimden önce: Elif, Be, te, se. Seçimden sonra: le, ge, be, te…”

Karizmatik ve otomobil tutkusu var.

 Aslen Gümüşhane, Bayburt, Erzurum, Artvin… dolayları eşrafından gibi geldi bana.  

Oldum olası, haber ve yorumlarıma yönelik soru varsa, önemser ve kesinlikle, bazen geç de olsa dönüş yaparım.

Naçizane şahsımı özellikle cumartesi ve pazar günkü yorumlarımda format üretip yenilemeye götüren de zaman zaman bu tür tespitleri duymak olmuştur. Gerek haber gerek yorumlarımda negatif içerikliler pozitif içeriklilerden daha fazladır ama tek yaptığım, Gebze Bölgesi’nde gördüğümü haberleştirip yorumlamak aslındı. Yansıttığım, bölge itibariyle Gebze halleri oluyor.

Cumartesi yazılarımda ilk yemek/yiyecek tarifli olan 06 Eylül’de, “Şener Usta’dan şenlendiren lezzetler” idi. Üzerinden neredeyse bir ay geçti. Acıkmışsınızdır! Bugün tekrarlıyım.

Bu arada ilgili yorumumdan ötürü Ticaret Bakanlığı şahsıma soruşturma başlatmadı. Gözden kaçırmış olabilirler veya yerelleri takip çok kolay olmuyor.

Mekan bu sefer Gebze merkezden, belediyenin ana kapısının çaprazdan tam karşısında. Valide Ev Yemekleri.

Bir aile işletmesi.

İşçi emeklisi Yılmaz Atak, nazik eşi Fatma Atak, oğlu Oğuzhan ve kızı Feyza birlikte işletiyor.

Yılmaz Atak; satın alma, muhasebe, gelir gider…

Fatma Atak; aşçı…

Yılmaz Atak; Garsonluk ve benzeri gibi yardımcı işlerde.

Feyza Atak; Çimbali ustası kahveci güzeli. Pasta servisini de bakıyor.

3 ila 20 kişi arası ofislere, abonelik sistemiyle toplu yemek hizmeti veren işletme sabah çorba alternatifiyle birlikte kahvaltılıklarla kahvaltı hizmeti veriyor. Yakın civardaki esnafın varlığından ötürü poğaça, börek türü çeşitler yok. Öğlen ev yemekleri, 17.00’den sonra kafe konumunda hizmet veriyor. İşletmenin tüm hikâyesi, kuruluş süreci, önümüzdeki günlere sarkan bir haberde.

Aile, İzmir doğumlu ama Yozgat kökenli. Testi kebabı tarifi almadan olmazdı ama eşiyle birlikte verdiği yanıtta;

“Yozgat’ın testi kebabını biliyorum ama buradaki şartlarım yetmez. Fırın ve küp olacak. Lokum gibi olması için 4-5 saat pişmeli. Yapmadım. Nasıl yapıldığını bilmiyorum ama yedim. Testi kebabı için, Yozgat’ı öneririm. Her şey yerinde güzel. Öte yandan Gebze’nin girişinde bir yer var ama çok yaygın değil…”

Fatma Atak’tan tarifler ufak ipuçları ve ‘işin sırrı’ detayları ile şöyle:

“En çok tavuk yemeğimi beğeniyorlar. Tavuk göğsünü doğranmış bir şekilde alıyorum. Suyunu çektirene kadar yüksek ateşte pişiriyorum. Sonra kremasını ve köri sosunu veriyorum ve haşladığım makarnanın suyundan azıcık ekliyorum. Bir kiloya bir kepçe makarna suyu veriyorum. 40 dakika sürüyor.

Bugün patatesli, kıymalı, beşamel soslu tavuk vardı. O da çok seviliyor. İlk önce patatesleri yuvarlak yuvarlak kesip fırında çok kızartmamak şartıyla, kızartıyorum. Ardından içini hazırlamaya başlıyor ve önce kıymaları veriyorum. Soğanını da verip bir güzel pişiriyorum. Domates sosu, sarımsak, salça; bunları bir güzel pişiriyorum. Üzerine sıcak su koyup hafif ısılandırıyorum. Bunları kızartıp patateslerin üzerine döküyorum. Beşamel sosunu kendim hazırlıyorum. Üç kaşık una üç bardak süt koyuyorum. Beşamel sosu, hafif karabiber ve tuzu kıymalı sosun üzerine döküyorum. Son olarak üzerine kaşar peynir veriyorum fırına. Bu da çok güzel bir yemek oluyor ve bunu da çok seviyorlar.

Geçen orman kebabı yapmıştım. Bilirsiniz, içerisinde bezelye olur. Beyefendinin birisi geldi ve, ‘Ben bugüne kadar bezelyeli bir şey yememiştim. Ama bezelye çok güzel bir şeymiş’ dedi. Kendisine bezelyeyi sevdirdik: Patateslerini, havuçlarını küp küp kızartıyorum. Tavuk ya da etli, daha güzel oluyor. Etini güzelce kavuruyorum. Üzerine soğanını, kapya biberini, salçalı suyunu veriyorum. Orada bir güzel sos yapıyorum. Kızarttığım patatesle havucun üstüne bezelyeleri, ardından o hazırladığım tacı koyuyorum. Yine fırına veriyorum bu şekilde. Bunu da çok seviyorlar. Bu da güzel bir ana yemek oluyor.

Makarnayı çok tutturduk, anlam veremedim. Yapıyorum. Servisin ortasında mutfağa tekrar gelip makarna yapmak zorunda kalıyorum. Makarnayı da zerdeçallı yapıyoruz. Makarnanın suyunu dökme taraftarı değilim. Haşladığım su bitiyor. Demleme diyorlar şimdi ona. Üzerine zerdeçal, krema ve tuz döküyorum. Hafif, sulu, güzel bir makarna oluyor.

Evde yaptığım kendi makarnam var. Onu da deneyeceğim: Makarnayı haşlıyorsun. Dibine soğan, sarımsak rendeliyorsun. Bol acı döküyorsun. Bu da çok güzel bir makarna oluyor. Ama burada riske giremiyorum. Acıyı severler mi, sevmezler mi? Böyle bir makarnam da var. O da çok güzel oluyor.

Pastalarımız Antalya’dan günlük geliyor.

Fırında sütlacımı ben yapıyorum. O çok tutuluyor: Önce bir su bardağı pirincimi çok güzel bir şekilde, mama kıvamına gelene kadar, az suda haşlıyorum. Su hiç kalmayacak, su sıfırlanana kadar haşlanıyor. Ardından üzerine yağlı süt dökülüyor. Ondan sonra bağlamak için bir yemek kaşığı nişasta koyuyoruz. Nişastayı yine sütle açıyoruz, su koymuyoruz. Sonra iki kilo süte iki su bardağı şeker koyuyorum. Bunlar bir güzel telve, kıvam alıyor. Sonra fırın kaplarına koyup üstlerini yakıyoruz. Fırın sütlacım da çok seviliyor.

Sütlacın hammaddesi süt ve pirinç. Sütlaca bazı insanlar su koyuyormuş. Su olmayacak.

Paket sütlerle sütlaç güzel olmuyor. Süt yağlı olmalı. Benim sütçüm var. Bizim etlerimiz de, sütlerimiz de Balıkesir’den geliyor. Memnunum. Güzel oluyor.

Yemeklerde en çok dikkat ettiğim konu, etlerim günlük gelmeli. Dolaba girmemeli. Sabah 07.00 - 08.00 veya akşam 18.00 – 19.00 gibi etlerim elimde olacak. Et konusunda riske girmek istemiyorum. Etimi Gebze’de kasaptan alıyorum ama asıl geliş yeri Balıkesir.

Zeytinyağım, Muğla Milas’tan geliyor. Zaten burayı açmadan önce ticaretini yapıyordum. Zeytinyağının yanı sıra nar ekşisi, karadut özü, bal… bunların hepsi doğal gıda ürünleri. Karadut özünü burada kendim sulandırıyorum insanlara ikram ederken. Nar ekşim de doğal. Salatımın sırrının ne olduğunu soruyorlar. Nar ekşisinden kaynaklanıyor.

Beşamel sosunu asla hazır kullanmam. Beşamel sosu benim. Çünkü ben hazırlara güvenmiyorum. Elimden geldiğince her şeyi kendim yapmaya çalışıyorum. Hatta bazı tavuklardaki kremayı bile kendim yapmaya çalışıyorum.

Burada lezzetin sırrı, el maharetinde. Yiyenler, ‘Abla. Çok lezzetli ve farklı olmuş’ diyorlar. Mesela hiç kabak sevmeyen insana ben geçen iki kabak yedirdim. ‘Kabak mı bu, emin misin?’ diye soruyor bana. Sevdiriyoruz yani. Üzerindeki beşamel sosu bana ait. Onları tek tek kızartıyorum hafif olarak. Fırın yemeklerim çok lezzetli oluyor.

Eskiden futbol için hayli yaygın söylemdi: Bizde ne cevherler var da tesis yetersiz tesis!

Valide’nin validesi  testi kebabı da biliyor ama tesis yetersiz tesis!

İşleri güçleri rast gitsin. İşi büyütürler ve fırınlı bir yer edinir veya şubeleşirlerse, testi kebabı da yapacak. Tarifini de o zaman alırım…

Foto galeri

Kısa seçenek

https://tls.tc/GCg6Y

Uzun alternatif

https://www.facebook.com/photo?fbid=3837117946581275&set=pcb.3837118483247888

 

 

Ortak karar ürünü bir aile işletmesi: Valide Kafe’nin hikayesi önümüzdeki günlerde Gebze Emek’te…

 

İlgili yorum:

Şener Usta’dan şenlendiren lezzetler

https://www.gebzeemek.com/yazar/aktan-uslu/sener-ustadan-senlendiren-lezzetler/1789.html

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X