Recep Dursun yazdı: Aydınlık lütufla gelmez Koltukta muhalif, çıkarda iktidar

26 Ekim 2026 04:25
Zübük siyaseti, yalnızca iktidar koridorlarında yaşamaz. Muhalefetin gölgesinde de büyür; sustukça kök salar, ödüllendirildikçe dallanır. Onu besleyen düzen kırılmadıkça sandıkta değişen yüzler, yönetimde değişmeyen alışkanlıkları gizleyebilir.

Şair İsmet Özel’e atfedilen "karanlıktan aydınlığa çıkmak için aceleniz yoksa, karanlıklardan menfaatiniz var demektir” sözü, karanlığın yalnızca ışık yokluğu olmadığını hatırlatıyor bize.

Öyleyse şu soruyu sormak gerekmez mi?

Memleketin karanlığından kimler şikâyet ediyor, kimler o karanlıkta yolunu buluyor?

Türkiye’de mesele yalnızca iktidarın gücü mü, yoksa  iktidarın karşısında durduğunu söyleyenlerin hangi çıkar ağlarıyla temas ettiği mıdır?

AKP iktidarının tek adam anlayışını eleştirirken kendi partisinde küçük saltanatlar kuranlar varsa, önce o aynaya bakılmalıdır.

Muhalefetin tabelası başka, alışkanlıkları aynıysa demokrasi yalnızca renk değiştirmiş olur.

Evet, “kontrollü muhalefet” ağır bir tanımlamadır; kanıtlanmadan kimseye mühür gibi vurulamaz.

Ama şu soruyu sormak da yurttaşlık hakkıdır: İktidarı denetlemesi gereken siyasetçi, iktidarın imkânlarından yararlanıyorsa denetimi nasıl yapacaktır?

Aynı masada hem kamu adına hesap sormak hem kişisel kazanç beklemek mümkün müdür?

Bir siyasetçi meydanda özgürlükten söz edip kapalı kapılar ardında ihale pazarlığı yapıyorsa, onun muhalefeti kime yarar?

Parti örgütünü halkın kürsüsü değil, iş takip bürosu sayıyorsa hangi muhalefetten söz edilebilir?

Ayrıca, karanlıkla mücadele, karanlığın yöntemleriyle yürütülemez.

Anayasa’nın 68.maddesi partilere girme ve partilerden ayrılma hakkını tanır.

Bu nedenle bir belediye başkanının parti değiştirmesi tek başına hukuka aykırılık değildir.

Fakat her yasal davranış, seçmenin gözünde meşru sayılmaz.

Sandıkta bir programı, bir sözü, bir ortak umudu temsil ederek yetki alan kişi, o emaneti başka bir siyasi adrese taşırken halka hesap vermelidir.

Seçilmiş olmak, seçmenin iradesini şahsi mülke çevirmek değildir.

Halkın oyuyla kazanılan makam, bir parti rozetinden büyüktür; fakat seçmenin o rozete yüklediği siyasi anlam da yok sayılamaz.

Bu yüzden ayrılma hakkı kadar, ayrılmanın gerekçesini açıklama ödevi de vardır.

Hukuk izin verir; ahlak gerekçe sorar.

Çünkü oy pusulası açık çek değildir.

Onun için "..AKP'ye geçeceğime paşa paşa yatarım.. "  diyen arkadaşlarını geride bırakmamak için tahliyesini dahi istemeyen, itirafçıların iftiraları ile haksız yere tutuklanıp özgürlüğünden, çocuklarından yoksun bırakılan İzmit Belediye Başkanı Fatma Hürriyet Kaplan'ı bu cesareti, iradesi duruşu ve söyleminden dolayı tebrik etmek gerekir.

Anayasa’nın 69.maddesi parti içi yaşamın demokrasi ilkelerine uygun olmasını ister.

Demokrasi, sadece genel başkanın konuşmasıyla değil, üyenin korkmadan konuşabilmesiyle başlar.

Adayların belirlenmesinde kapalı pazarlıklar değil, şeffaf ölçütler; sadakat gösterileri değil, liyakat vicdan ve ahlak aranmalıdır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 28.maddesi de belediye başkanlarıyla meclis üyelerinin belediyelerine karşı belirli ticari ilişkilerini yasaklar.

Hukuk, makamın ticarethaneye dönüşmemesi için sınır çizer.

Siyasetin görevi bu sınırı aşmanın kurnazlığını değil, kamu yararını korumanın onurunu öğretmektir.

Adayı nasıl tanıyacağız?

Cebindeki parayı sayarak değil; çıkar karşısında nasıl davrandığına bakarak.

Sırtındaki abayı ölçerek değil; zor günlerde omurgasının eğilip eğilmediğini görerek.

Kalabalıklar önündeki nutkunu değil; yalnız kaldığında tuttuğu sözü tartarak.

Geçmişte hangi ihalelerin çevresinde dolaştı?

Mal varlığını açıklıyor mu?

Yakınlarını kayırmış mı?

Parti değiştirmeyeceğine dair verdiği söz kadar, o sözü bozmaması için hangi ahlaki ilkelere bağlı?

Eleştirildiğinde hesap mı veriyor, eleştireni mi susturuyor?

İşte öncelikle sorulacak sorular bunlardır.

İşte örgütün görevi budur: Alkışlamak değil, denetlemek. Koltuk dağıtmak değil, karakter sınamak.

Üstelik iyi niyet, tek başına yeterli güvence değildir.

Açık mal bildirimi, erişilebilir ihale kayıtları, bağımsız denetim, üyelerin gerçek söz hakkı, gerekçeli aday belirleme ve düzenli faaliyet raporları kurumsal güvenin temelidir.

Temiz siyaset, temiz insan kadar temiz usul de gerektirir.

Denetlenmeyen erdem, kolayca propagandaya dönüşür.

Zübük siyaseti, yalnızca iktidar koridorlarında yaşamaz. Muhalefetin gölgesinde de büyür; sustukça kök salar, ödüllendirildikçe dallanır.

Onu besleyen düzen kırılmadıkça sandıkta değişen yüzler, yönetimde değişmeyen alışkanlıkları gizleyebilir.

Unutulmasın ki; Milletin emaneti, kişinin tapusu değil, vicdan da satılık değildir.

Kahramanlardan önce, yanlışı durduran ilkelere ve onları savunan cesur insanlara ihtiyacımız var.

Aydınlık, birilerinin lütfuyla gelmez.

Aydınlık, kendi saflarındaki karanlığa da itiraz edebilenlerin cesaretiyle doğar.

Saygılarımla...

İyi haftalar!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X