10’ncu yılında sahnelendi. 11’nci yılında kitaplaştı
22 Haziran 2026 07:17

BURSA'DAN TÜRKİYE'YE, SAHNEYE, EDEBİYATA METAL FIRTINA 10’ncu yılında sahnelendi. 11’nci yılında kitaplaştı

Gebze İşçilerin Birliği Derneği tiyatro atölyesi 2015’teki metal fırtınayı 10’ncu yılında sahneledi. 11’nci yılında kitaplaştırdı. Elif Alçınkaya, “Direnişi gündemleştirdiğimiz, deneyimleriyle tartışmalar yürüttüğümüz bir eğitim de oldu aslında” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Seri Röportaj 1

Fabrikalardan sahneye, edebiyata metal fırtına

İşçi Tiyatroları, üretime ve istihdama katkı sağlayan fabrika çalışanlarının kurduğu tiyatro topluluklarını sanatseverlerle buluşturan önemli bir kültürel etkinlik. İşçi sınıfının sahneden kendi sözünü söylemesini amaçlar.

Ülkemizde ve bölgemizde profesyoneli, amatörü ile çok sayıda tiyatro topluluğu sahneledikleri pek çok oyunda işçilere, emek hareketinin mücadelesine de yer verdi ancak Gebze’de bu nitelikteki bilinen ilk işçi tiyatro topluluğu, Gebze İşçilerin Birliği Derneği bünyesinde kuruldu.  

Ülke genelinde ise hayli yaygınlar. Örneğin geçen yıl dördüncüsü gerçekleşen Ulusal İşçi Tiyatroları Festivali’nde Bosch, Burboya, B/S/H, Capcafe, Ford, Oyak Renault, Türk Havacılık Uzay Sanayi, Tofaş ve Doca Pakkens firmalarının tiyatro toplulukları sahne almıştı.

Gebze İşçilerin Birliği Derneği’ndeki topluluğu diğerlerinden ayıran özellik ise gerek kamu gerekse özel sektörde çalışanlarından oluşan karma bir topluluk, daha doğrusu atölye olması. O atölyede yazdığını sahnelemesi ve ötesinde kitaplaştırması.

Gebze İşçilerin Birliği Derneği Tiyatro Atölyesi; 2015 yılındaki Metal Fırtına’yı yaratan direnişçi metal işçilerinin hikâyesini, “Bak İşte Yaşandı Fırtına: Mayıs 2015”i onlar ile birlikte, direnişin 10’ncu yılında yazdı. Aynı adla sahneye hazırladı ve o çalışma o direnişin 11’nci yılında, bu yılın mayıs ayında Metal İşçileri Birliği yayını olarak kitaplaştı.

Oyundan bir pasaj, Renault işçilerine atıfla “Arkadaşım yoksa üretim de yok” adlı bölüm KBB’nin Gebze Millet Bahçesi içindeki sivil toplum merkezinde, 1 Mayıs’a günler kala sahnelendi. Topluluk önümüzdeki süreçte oyunun tamamını gerek Gebze gerekse Bursa başta olmak üzere emekçi kentlerinde sahnelemeyi tasarlıyor.

Gebze İşçilerin Birliği Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda tiyatro topluluğu oyuncusu Elif Alçınkaya ile oyunu, kitabı, emek hareketiyle tiyatro ilişkisini… ve çok şeyi konuştuk:

  • Repertuarınızla başlayacak olursak
  • Repertuarımızda kitabı da yayınlanan “Bak İşte Yaşandı Fırtına: Mayıs 2015”in yanı sıra savaş ve kadın gündemli, “Savaşların Gölgesinde / Karşısında Kadınlar” adlı bir oyunumuz da var. Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi ve Ortadoğu’daki savaştan ötürü gündemde ön planda tuttuğumuz bir oyun. Yaz döneminde birkaç gösterimini daha yapmayı düşünüyor ve çalışmalarını sürdürüyoruz.

“Bak İşte Yaşandı Fırtına: Mayıs 2015”in bir bölümünü Gebze’de, 1 Mayıs öncesinde sahneledik. Talepler var. Eylül ayı içinde oyunun daha geniş bir bölümünü metal fırtınanın yaşandığı başka illerde de sahnelemeyi düşünüyoruz. Bir süredir kitabı tamamlama ve yayınlama çalışmalarından ötürü provaları askıya aldığımız oldu.

Yeni bir oyun çalışması güncelimizde yok. Uzun vadede ise atölye çalışması devam ettiği için önümüzdeki sene başka oyunlar üzerine çalışabiliriz.

Geçen sene 8 Mart sürecinde, ülkemizde “Her Şey Bedava” adıyla sahnelenen, Dario Fo’nun, “Ödenmeyecek, Ödemiyoruz” adlı oyununu Derya Erarslan ile güncel yorumla sahnelemiştik. Yaz ortasında tekrar sahnelemeyi planlıyoruz. Diğer taraftan oyunlarımızı sadece Gebze merkezde sahnelemekle yetinmeden, mahallelerine yayıp sahnelemek gibi bir amacımız da var.

  • Metal Fırtına, neden koptu?
  • Metal iş kolunda toplu sözleşme sürecinde ortaya konan zam oranları ülkemiz enflasyonist ortamında çok hızlı bir süreç içerisinde eriyor. Türk Metal oranı işçilere sormadan kendisi belirliyor. Birleşik Metal İş'in belirlediği daha yüksek bir zam oranı vardı. En temel tepkilerden biri oradan geliyor aslında. Daha yüksek bir zam oranı belirleyen bir sendikanın kendisi, belirlediği zam üzerinden süreci ilerletmek ya da oradan zorlamak yerine Türk Metal'in söylediği oran üzerinden aynı masaya oturup imzaladı. Bu da bir tepki oluşturdu.

Türk Metal, yüksek oranda zam alınırsa sonucunda işten atılma olacağına dair kaygıyı örgütlü olduğu bütün fabrikalarda çok yoğun bir şekilde işledi. Sendika tabanında tepki oldu ama eylemsel olarak dışa yansımadı, bir hamleye dönüşmedi ama arka planda işçiler çok şeyi yansıttı. Zam oranını beğenmediklerini ifade ettiler. TİS’e imza atıldıktan sonra toplu, birikmiş alacakları da uzun süre hesaplarına yatmadı. Bu gecikme de bir aşamadan sonra özel bir tepkiye dönüştü.

TİS sonrası MESS kapsamındaki fabrikalarda bir süre işten atmalar oldu. Autoliv, Gebze’deki Türkiye lokasyonunu kapatacağını duyurdu. Daha kapanacağı, taşınacağı söylenen fabrikalar var. Bu büyük bir kaygı yaratmış durumda.

  • Bu kitapta veya kitabın çalışması esnasında metal iş kolunda kadının temsili, dertleri de mevzuu olmuş…
  • Oyunun ön tartışma sürecinde de tartıştığımız konulardan biri o dönem kadın işçilerin azınlıkta olması, özellikle MESS kapsamındaki fabrikaların büyük bir kısmında kadın işçilerin sayıca fazla oldukları yerlerde dahi sürecin belirgeni olmamaları idi.

Günümüzde tablo eskisi gibi değil. Metal iş kolunda daha fazla kadın işçi çalışıyor ve öncü oldukları grevleri son dönemlerde görmeye başladık.

2015 eylemlerinde de kadın işçilerin varlığı direnişin içinde ilk başlarda çok belirgin değildi. Öte yandan kadın işçilerin çoğunlukta olduğu Delphi’de kadınların, ‘Pembe Delphililer’ çıkışına tanık olduk. Yakınımızdaki Ford’ta da çalışanların neredeyse yarısı kadın işçiydi. Bu zeminde kadınların direnişteki rolünü oyunda konu edinelim, işleyelim dedik.

Kaldı ki günümüzdeki örgütlenme süreçleri, grev veya direnişlerde de yaşadığımız bir sorun bu. Kadınla aynı fabrikada aynı işi yapan erkek işçinin bile kadının toplumdaki konumu ve yeri söz konusu olduğunda erkek egemen bir algılaması var ve bu algı bir direniş başlarken, mücadele sürerken de kırılamayabiliyor.

Metal Fırtına sürecinde de bunun yansımaları olduğu için biz bunu da yansıttık. Oyunun içinde de bunu anlatan tartışmalar, örneğin Sevim ve Zeynep karakterlerimiz var. Her iki karakter de daha bilinçli işçiler ama Zeynep kadın meselesine biraz daha duyarlı ve hassas bir arkadaş. Hamza kadınların mücadeleye gelmeyeceğini, direnemeyeceğini düşünen ya da bu noktada kaygıları var. ‘Kadınların evde işleri, çocukları var. Bırakıp gelemezler’ diye düşünüyor. Bunların çatışmasına yer verdik oyunda.

Ve çok uzun süren bir metal direnişi, fiili grevler, fabrikanın içerisinde birlikte geçen 15 günlük sürecin sonucunda Hamza'daki değişimi gösterdik. Çünkü o direnişte de biz bunu görmüştük. Hamza da hem direnişteki kadın işçilerin durumu, tutumu ve direngenliğinden etkilendi. Direniş sürecinde aileler de mücadelenin bir parçası oldu. İşçilerin eş ve çocuklarının direnişteki varlığı, o direnişe güç katması ve meseleye yaklaşımları Hamza dâhil olmak üzere birçok erkeğin, kadın işçiye bakış açısını değiştirdi. Oyunumuzun hazırlık aşamasında bunu da tartıştık ve oyunda yansıttık. Karakterleri böyle belirledik.

  • Topluluk nasıl hazırlanıyor, çalışıyor…
  • Derya Erarslan örneğin. Derya ile burada, tiyatro atölyemizde çalışmaya fırsat bulamıyoruz. Bir araya geldiğimizde sistematik bir şekilde kadın gündemli oyunlar çıkartmaya yönelik tartışmalarımız evi temizlerken, ocakta yemek hazırlarken oluyor. Tam da Derya’nın anlattığı gibi hobilerine ve sevdiği şeylere zaman yetersizliğinden yönelemeyen kadınların durumunu yansıtmaya yönelik çalışmalarımız oluyor. Eğitim nasıl dört duvarın içinde değilse bizim için de tiyatro çalışma yeri bir sahne düzeneğinden ibaret değil. Her yer sahne. Oyunlarımızın provaların büyük kısmını derneğimizde, Derya’nın yer aldığı sahnelerin büyük kısmını Derya’nın evinde alıyoruz. Biz aslında oynamıyoruz, bayağı hayatın bir parçasını orada yansıtıyoruz.

Kaldı ki Gebze’de sahne bulmakta da zorlanıyoruz. Oyunlarımızı bazen burada, bazen Büyükşehir’in dernekler yerleşkesinde sahneliyoruz. Sahne başvurusu yaptığımız tarihlerde yanıt almakta zorlanıyoruz.

  • Kamuya sahne başvurularınızda sonuç alıyor musunuz?
  • Gebze Belediyesi Kültür Merkezi’nde oyun sahnelemek için de başvuru girişimlerimiz ve yanıtsız kaldığı oldu. Talepte bulunduğumuz tarihte başka etkinlikler olduğuna, salonun tahsis edildiğine dair yanıtlar aldık. Aylar öncesinden başvurduğumuzda da olumsuz yanıtlar aldığımız oldu. Derneğimize yönelik farklı bir yargı olup olmadığını da bilmiyoruz. Ön yargılı da yaklaşıyor olabilirler.
  • Metal Fırtına’nın kalbi Bursa’da atmıştı. Oyunun da kalbi Bursa'da atıyor. Bursa'da sahneleyebildiniz mi?
  • Bursa'da, henüz sahneleyemedik ama Bursa'da sahnelemek istediğimiz yerlerden biri. Direnişin de ilk başladığı yerdi. Biz sonuçta Gebze'de bir tiyatro atölyesiyiz, bu direnişin bir Gebze ayağı da vardı. Gebze'den bir şey mi olsun diye ön tartışmalarımızda fikir yürüttük. Ama direnişin kendisini anlatmak istiyorduk. Direnişin başladığı ve bütün direniş boyunca daha işin merkezinde duran bir yerden anlatalım dedik, burası Bursa'ydı tabii ki. Ama Bursa'nın içerisinde de nereyi anlatacağız dediğimizde direnişin ilk kıvılcımını yakan Renault olsun dedik. Oradan çıkan dersleri buralara yansıtmak gibi bir yerden baktık. Ford’da ve başka yerlerde neler olduğunu da oyunun içerisine yedirmeye çalıştık.

Gebze’de 1 Mayıs öncesi oyunun bir kısmını sahneledik. Tamamını sahnelemek amacındayız.

  • Topluluk çalışmalar için her zaman bir araya gelebiliyor mu?
  • Oyunda 12 kişiyiz. Bir araya gelebilmek, en eksik yanımızdır. Bu muhtemelen bütün işçi tiyatro topluluklarının yaşadığı bir sorun. Gebze ölçeğinde, vardiya sisteminin çok olduğu bir yerdeyiz ve arkadaşlarımızın bir kısmı vardiyalı çalışıyor. Hatta döner vardiya çalışan, pazar izni olmayıp hafta içi izni olan arkadaşlar var. Ortak bir zaman bulmak, ortak zamanı sistematikleştirmek zordu. Oyunun ön tartışmalarını beraber yaptık, oyun yazıldı. Provalarına başladığımızda bunu bir otomatiğe oturttuk, hatta işte haftada üç gün çalışma aşamasına getirdik. 3-4 ay boyunca, teknik ekibin de dâhil olduğu, 10 kişiyle düzenli provalar almaya başladık. Dört ayın sonunda, uzun bir oyun olmasından ötürü yaklaşık bir sene süreye ihtiyaç olduğunu açığa çıktı. Çalışma zamanı uzadıkça vardiyaların, hafta izinlerinin uymamasında ötürü ortak gün belirlemek falan daha zor hale geldi. Birçok arkadaşta zorlandık ve soruna çözüm bulmaya, yeni yöntem geliştirmeye çalıştık.

Bu beraberinde oyunda değişiklikleri getirdi. Bir şekilde tiyatro atölyesini sürdürmek için çaba sarf ettik. Israrlı şekilde devam edince oyun kendini farklı şekilde de örgütledi. Oyunun tartışma sürecinde yer alan, zaman içinde sürecin parçası olan bir arkadaş provaları izledikçe dekor yapımını üstlendi. Bir diğeri, oyunun müziğini yaptı. Topluluk oyuncuları dışındaki başka kişileri de bu amaç doğrultusunda örgütlemiş olduk.

Bu örgütlenme, işin çok önemsediğimiz güzel bir yanıydı. Ülkemizde işçi sınıfı hareketinin yakın tarihteki bir direnişini, o süreci yaşayanlar olarak değerlendirmiş olduk. Hatta direnişi uzaktan izleyip bilen veya hiç bilmeyenler, atölyemizde öğrenmiş oldu. Direnişi tekrardan gündemleştirdiğimiz, üzerine konuştuğumuz, direnişin deneyimleriyle tartışmalar yürüttüğümüz bir eğitim de oldu aslında. Bu yanı da önemliydi.

  • Gebze yerelinden ne tür katkılar gördünüz?
  • Şair ve yazar Halil Yeni ile oyunun ön tartışmaları sürecinde bir araya geldik. Oyunun içeriği ve karakterlerine dair önerilerini aldık.

Metal Fırtına direnişini bir oyun tartışması üzerinden edebiyatla, tiyatroyla, sinemayla ilgilenen arkadaşların da gündemine sokmaya çalıştık. Halil Yeni ile birlikte İstanbul’dan gelen Berfin Koç ve Haydar Ali Albayrak’tan da katkı aldık. Yine Gebze’den Abbas Kırçıl, Derya Ağdaş, Emek Nalbant arkadaşlar ile de tiyatro konusunda geçmişte dayanışma çalışmalarımız oldu.

Bu oyunla beraber yapmaya çalıştığımız şeylerden biri direnişi gündemleştirmek, tiyatronun diliyle anlatmak, bir yanıyla da farklı alanlara da direnişi taşıyabilmek gibi amaçlarımız vardı. Kocaeli’nin İstanbul sınırındayız. İstanbul’dan da görüştüğümüz arkadaşlar oldu. Oyunun tartışma süreçleri ilerledikçe değişik alanlardaki kişilerden katkı edindik.

  • İlave olarak
  • Kitap 500 adet basıldı. Atölyedeki arkadaşlarımızın desteğiyle, dayanışma ağı ile çıktı. Kitabın kendisini yeniden döndürmesi ve oyun maliyetleri için bir ederi var.

Seride yarın

38 yaşındaki Derya Erarslan, 15 yıldır işçi. Peyderpey çalıştı. Günümüzde özel bir bankanın şubesinde yine işçi statüsünde çalışıyor.

“Sanki tek işimiz çocuk doğurmak ve ev işini hemhal etmek, diğer uğraştığımız her şey ise boşuna uğraştığımız işlermiş gibi davranılıyor. Kendimizi var etmek de çok zorlandığımız bir yere doğru gidiyor. Benim eşim meseleye, tam da bu söylediğim yerden bakıyor. ‘Aferin canım karıcığım. Ne güzel işler yapıyorsun. Ne tatlısın’ demiyor. ‘Ne işin var, saçmalama. Bulaşıkları kim yıkayacak. Çocuklara kim bakacak’ durumları oluyor.”

KİTAP TEMİN

Kitaba Metal İşçileri Birliği’nin Bursa, Gebze, İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Aksaray, Kırşehir, Nevşehir temsilciliklerinden…

Whatsapp ve sosyal medya hesaplarından…

0542 843 16 01

Facebook, x, instagram da

mibmetall

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 22 Haziran 2026 14:12
BENZER HABERLER
X