BAKAN AKLASIN KAÇIRIN. BAŞKAN KAÇSIN Belediyenin “katile yardımını” dünya duysun
Dilovası Ravive Kozmetik bürokratların göreve iadesi, belediyecilerin görevi sürdürmesinin ardından 24 Mart’taki ilk duruşma Kandıra’ya verildi. Aileler adına açıklamada yangından sonra binayı yıkarak delil karartıp adeta katil kollayan belediye başkanının ailelere de randevu vermediği belirtildi
Dilovası Ravive Kozmetik faciasında iki bürokratın göreve iadesi, belediyede rüşvet zanlılarının görevini sürdürmesi, davanın Kandıra’ya taşınması isyan ettirdi. Aileler adına yapılan açıklamada yangından hemen sonra binayı yıkarak delil karartma gibi bir tutumu bilinçli veya bilinçsiz sürdüren Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu’nun da katliamda hayatını kaybeden emekçilerin ailelerine randevu dahi vermediği deşifre edildi.
24 Mart’ta Kandıra’da ilk duruşması görülecek dava öncesi Gebze Adliyesi önündeki basın açıklamasına İSİG Kocaeli Meclisinden Avukat Elif Yetigin, Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Üyesi Avukat Sevgi Evren, katliamda hayatını kaybeden emekçilerden Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu;
Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut ve Emine Bulut’un eşi Mehmet Bulut,
Hanım Gülek’in ailesinin vekili Kocaeli Barosu üyesi Avukat Uğur Çelebi ile açıklamayı destek için DEM Parti Gebze İlçe Eşbaşkanı Ömer Yıldız, Emek Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar ve Emeklilerle Dayanışma Sendikası Gebze Temsilciliği Başkanı Elmas Duman katıldı.
Aieleler adına açıklama İbrahim Esetoğlu tarafından okundu:
“8 Kasım 2025 günü Dilovası’nda ruhsatsız bir şekilde ve hiçbir iş güvenliği sağlanmadan çalıştırılan Ravive Kozmetik isimli şirkette meydana gelen patlamada 3’ü çocuk olmak üzere 7 işçi canımızı kaybettiğimiz katliamın ilk duruşması 24 Mart’ta görülecek. Bu zamana kadar yapılan soruşturmada Ravive Kozmetik firmasının sahiplerinin tutuklanması dışında elle tutulur hiçbir adım atılmadı. Katledilen canlarımızın emekleriyle yaratılan zenginliği paylaşanlar soruşturmaya dâhil edilmedi. Katliamın yaşanmasından sorumlu yetkililer hala dışarıda rahatça gezebiliyorlar.
Soruşturmanın başında göstermelik bir şekilde görevlerinden uzaklaştırılmış olan İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ile SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın görevlerine iade edildi.
Gebze Başsavcılığı tarafından iddianamenin eksiklikler sebebiyle iade edilmesinin ardından yeni bir iddianame daha düzenlendi. Ancak yeni iddianamede de büyük marka ve şirketlerin sorumluluğuna dair gerekli araştırmalar yapılmadığı için olası faillerin büyük bir çoğunluğu soruşturmaya dâhil edilmiyor. Biz aileler ve avukatlarımız bu süreçte pek çok kez dilekçe sunup yetkili makamlarla görüşerek bu eksiklikleri gidermeye çalıştık. Ancak etkili bir soruşturma yapıldığını söylemek hala imkânsız. Özellikle kamu görevlilerini kapsayacak şekilde soruşturma genişletilmediği gibi taleplerimiz değerlendirilmemiş ve adeta bu süreç sürüncemede bırakılmıştır. Duruşmaya bir hafta kadar bir zaman kalmasına rağmen bu soruşturmada bir arpa boyu yol gidilmemiştir. Savcı ile görüşme taleplerimiz savcılık tarafından reddedilmiştir. Savcılık biz şikâyetçileri, bedel ödeyenleri dinlemeyecekse kimi dinleyecektir?
Bu katliam mahallinde işyeri faaliyete geçtiği tarihten itibaren yıllar boyunca neredeyse hiçbir kamu kurumunun etkin denetimi ve yaptırımı ile karşılaşmadan faaliyetini sürdürmüştür. Türkiye'nin en büyük sanayi kentlerinden birinde, kentin merkezinde, 3 ü çocuk olmak üzere 7 işçi canımızın feci şekilde yanarak yaşamını yitirmesi, yüksek düzeyde kamusal sorumluluğu gerektirmektedir ve bu gereklilik yerine getirilmemiştir. Yanıcı ve parlayıcı maddelerle çalışılan bu işyeri, yüksek riskli işyeri sınıfında olmasına ve yasanın açık yetkisine rağmen Çalışma Bakanlığı müfettişlerince etkin denetim yapılmamış, işyerinin ruhsatsız ve mevzuata aykırı faaliyeti yıllarca denetlenmemiştir. SGK, işyeri tescil kayıtları üzerinden, İŞKUR ise işçi bildirimleri üzerinden işyerinin varlığından haberdar olmasına rağmen denetim görevini yerine getirmemiştir.
Tehlikeli kimyasalların üretimi, depolanması ve kullanılması faaliyetlerinde bulunanların Çevre ve Şehircilik Bakanlığından izin alması ve denetlenmesi gerekmesine rağmen denetlenmemiştir. Belediyelere bu işyerlerini ruhsatlandırma ve denetleme yetkisi tanımıştır. Ayrıca halk sağlığına ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak yetkisi verilmiştir.
Ama binanın yıkım kararlarına rağmen üretimin devam etmesine izin verilmiş, denetleme yapılmamıştır. Bu ihmaller yangının ve ölümlerin meydana gelmesinde etkili olmuştur. Sevdiklerini kaybeden aileler olarak bizzat biz kamu kurumlarına giderek sorumluluk almaları yönünde çağrılarda da bulunuyoruz, kayıplarımızı anlatmaya çalışıyoruz. Ancak başta Dilovası Belediyesi, SGK ve İŞKUR olmak üzere hiçbir kurum çağrılarımıza kulak vermedi. Bunun yanı sıra Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu her gittiğimizde belediye binasında bulunmasına rağmen bahaneler üreterek karşımıza çıkma cesaretini bile göstermedi.
Denetimsizlik ve cezasızlık yüzünden kaybettiğimiz canların baş sorumluları olan kamu kurumlarındaki yetkililer, ihmallerinin sebep olduğu katliamdan sorumlu tutulmadıkları gibi bir gün dahi görevlerinden alınmadılar. Tedbiren bile olsa, göstermelik bile olsa bir gün görevden uzaklaştırılmadılar. Aynı ihmallerle aynı koltuklarda oturmaya devam ediyorlar. Hâlbuki katliamın yaşandığı bina hakkında yıkım kararı olmasına rağmen burada üretim bir şekilde devam ettiriliyor. Ta ki ölümlere kadar, bina yıkılına kadar.
Bunca sene, iki farklı belediye başkanı döneminde bir kere bile yetkililerin gözüne batmayan, alınan yıkım kararının dahi uygulanmadığı bu yapının ortadan kaldırılması için 7 işçinin yanarak can vermesini bekleyen belediye yetkilileri katliama sebep oldukları yetmezmiş gibi adeta katilleri korumak istercesine katliamdan sonra binayı yıkarak delillerin yok olmasına da sebebiyet vermişlerdir.
İş güvenliği ve işçi sağlığına dair hiçbir tedbir alınmamasına ve şikayetlere rağmen denetimler yapılmıyor. Katliamdan sonra işçilerin çocuğunun kayıt dışı çalıştırıldığı ortaya çıkıyor. Biz bu katliamda canlarını, sevdiklerini kaybetmiş aileler olarak daha yasımızı yaşamaya başlayamadık. Kurum kurum, sokak sokak, adliye adliye gezip adalet için adeta çığlık atıyoruz. Biz 18 yaşından küçük çocuklarını, annesini, ablasını bu katliama kurban vermiş aileler olarak davamızı tüm Türkiye hatta tüm dünya duysun istiyoruz. Ama onlar duruşmayı Kandıra cezaevi kampüsüne alarak adeta kamuoyunun gözünden kaçırıyorlar. Neyi kimden kaçırıyorsunuz? Neden duyulmasını anlaşılmasını istemiyorsunuz? Kimden neyi gizliyorsunuz? Kimi koruyor, kimi kolluyorsunuz?
Davanın adliyeye alınması için dilekçe verdik, ama dilekçemize hala cevap verilmediği gibi, kendi bildiklerini okuyup kendi istediklerini yapıyorlar. Bu davanın sahibi biziz ve bu davanın sahibi tüm Türkiye’dir. Bu davanın sahibi bir daha böyle katliamlar yaşanmasın diye mücadele edenlerdir. Değil cezaevi kampüslerine, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızı engellemeniz mümkün değildir. Bir defa daha haykırıyoruz: Katliamın yaşanmasında katkısı olan vardiya amirinden, müdürüne, şirketlerin sahibinden markalara, zabıtalardan belediye başkanlarına tüm sorumlular yargılana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Esetoğlu’nun açıklamasının ardından avukatlar Elif Yetigin, Sevgi Evren ve Uğur Çelebi ile Emine Bulut da açıklamada bulundu. Detayları yarın