GÖZ KORURKEN GÖZ ÇIKIYORMUŞ Bu rejime karşı tek çare birleşmek
Darıca’daki Newroz kutlamasında polis şiddeti ve gözaltılar EMEP’in basın açıklaması ile kınandı. Yusuf Akar polisin “göz korurken” az kaldı göz çıkartacağını söyledi. Seyit Aslan, “Saray rejimine karşı tek çare birleşmek” dedi
Dün Darıca’da DEM Parti tarafından düzenlenen Newroz ve Ramazan Bayramı kutlamasına polis tarafından uygulanan bastı, gözaltı ve darp Emek Partisi öncülüğünde, Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenlerinin desteklediği açıklama ile kınandı.
15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanında bu akşam gerçekleşen basın açıklamasında Emek Partisi Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, “Bize yani 'Bu bayrak göz çıkarabilir' diyen Emniyet Müdür Yardımcısı ve polis, DEM Parti Gebze İlçe Eşbaşkanı Ömer Yıldız arkadaşımızın az kaldı gözünü çıkarıyordu” dedi.
Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Çağrımız şudur: Bu ülkedeki saray düzeni ve rejiminin ayakta kalabilmek, varlığını sürdürebilmek için şiddetten, baskıdan başka bir araç elinde kalmamıştır. Yargıyı bir sopa olarak kullanıyor. Güvenlik güçlerini kendisi ayakta kalabilmek için kullanıyor. O yüzden bu saray düzenine, rejimine karşı işçisiyle, emekçisiyle, genciyle, kadınıyla birleşmekten başka bir yolumuz yok” diye konuştu.
“Keyfi engellemeler, gözaltılar, baskılar bizi yıldıramaz. Ekmek, barış, özgürlük mücadelemizden vaz geçmiyoruz” yazılı döviz açılan;
“Birleşe birleşe kazanacağız”, “Katil ABD, Ortadoğu'dan defol”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Mehmet Türkmen yalnız değildir”, “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarının da atıldığı açıklamaya;
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, İl Başkanı İlhami Şahbaz ve Darıca İlçe Başkanı Orhan Kaya, CHP Gebze İlçe Başkanı Gökhan Orhan ve İl Başkan Yardımcısı Fahrettin Ekinci ile DEM Partili yöneticiler katıldı.
Açıklamada ilk sözü Yusuf Akar alıp özetle şunları kaydetti: “İkinci arama noktasında bize gördüğünüz bayrakların çubuklarının metal olduğunu ve bununla girilemeyeceğini söylediler. Biz de onları çıkarıp plastik olanları kullandık. 'Bununla da giremezsiniz' dediler.
Türkiye’nin her yerinde böylesi etkinliklerde bu bayrakların kullanıldığını ve böylesi keyfi bir yasaklamanın neden gerçekleştiği üzerine Kocaeli Emniyet Müdür Yardımcısı'yla değerlendirmeler yaparken birden arkadaşlarımıza yönelik bir gözaltı, darp ve saldırı gerçekleşti.
Alana girmek isterken hem Newroz Bayramı'nı hem de Ramazan Bayramı'nız kutladığımız programı provoke etmek için yapılan girişim sonunda dokuz arkadaşımız gözaltına alındı. Onlarca arkadaşımız darp edildi ama biz yine alana girdik ve Newroz bayramımızı kutladık.
Akşam 20.00 – 20.30 civarı Darıca Emniyetinde gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakıldı. Arkadaşlarımızın savcılığa dahi sevk edilmeden serbest bırakılması uygulanın keyfi olduğunun göstergesidir. Bizlere bir düşman hukuku uygulandı.
Gebze'de, Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri, Gebze Sendikalar Birliği olarak yaklaşık 30 yıldır buna benzer eylemler, basın açıklamaları yaparız. Bir sıkıntı olduğunda Kaymakamlık, Emniyet Müdürlüğü ve Emek Demokrasi Güçleri'nin temsilcileri görüşür, bir orta yol bulunur ve çözüm ortaya çıkardı. Ama bu sefer farklı bir şeye denk geldik ve arkadaşlarımız darp edilerek gözaltına alındı.
Aslında bunu bizim güvenliğimiz için yaptığını savunan Emniyet Müdür Yardımcısı, onlarca arkadaşımızı darp ederek alanı provoke etmeye çalıştı.”
Yusuf Akar’ın ardından konuşan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Her gün, her saat Türkiye'nin herhangi bir bölgesinde, bir şehrinde hukuksuzluklar, keyfi saldırılar devam ediyor. Dün gece Tokat'ta Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, bayramlaşmaya gittiği evde gözaltına alınıp Ankara’ya getirildi.
Dilovası’nda Ravive Kozmetik’te yaşanan faciada insanların ölmesine neden olan, hiçbir önlem almayanlar; Darıca’da ‘Bu bayrakların sopaları göz çıkarır’ diye parti üyelerimize ve diğer demokrasi güçlerine saldırma cüretinde bulunuyorlar. Bunu bir kez daha kınıyoruz. Bizim mücadelemizi asla ve asla geri tutamayacaklar, bu mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Aslan şöyle devam etti:
“Dilovası'nda önlem almayanlar aynı zamanda duruşmaların yapılacağı yeri Dilovası'ndan uzaklaştırarak, Kandıra'ya taşıyarak ailelerin de; demokrasi güçlerinin, baroların, hukukçuların, siyasi partilerin de bu davayı takip etmesinin önüne geçmeye çalışıyorlar.
Hukuksuzluk Antep'te de devam ediyor. Bakın Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Antep'teki patronların pervasızlığına, keyfi uygulamalara, iş cinayetlerine karşı çıktı. İşçilerin insanca yaşamak ve insanca çalışmak mücadelesine destek verdiği için; aylardır ücretlerini almayan işçilerin yanında olduğu için; iş yerinde yaşanan iş cinayetinden dolayı işverenlere hiçbir yaptırım yapılmadığı için eleştirdi diye patronların talimatıyla önce gözaltına alındı, sonra tutuklandı.
Yani nereyi tutsak elimizde kalıyor. Utanmasalar dün akşam bu arkadaşlarımızı duruşmaya çıkarıp, ‘Polise mukavemet gösterdi’ diye tutuklamaya kalkacaklar.
Şunun altını bir kez daha çizmek isteriz: Dilovası'nda çocuklarımızın iş cinayetlerinde ölmesine neden olanlarla sendikacı Mehmet Türkmen’i tutuklayan, Birgün muhabirini gözaltına alan saldırı anlayışı aynı anlayıştır, aynı saldırıdır.
Bunlar bu ülkede demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış istemeyenlerdir.
Silivri'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin davası görülüyor. İlk gün oradaydık. Hâkimi, savcısı, oradaki görevliler daha baştan kanaatlerini ortaya koymaktan geri durmuyorlar. Daha dava bitmeden, sonuçlanmadan, deliller toplanmadan yargılananları adeta açıkça mahkûm eden kararlarını önceden verdiklerini gösteriyorlar.
Bir tarafta seçme ve seçilme hakkını elimizden alıyorlar, öbür tarafta işçinin hukuku için mücadele eden, onun emeği için mücadele eden sendikacıları tutukluyorlar. Burada halkların eşit koşullarda bir arada yaşama mücadelesini verenlere saldırıyorlar. Sokakta kadınları katledenleri, ‘iyi halden’ salıveriyorlar. Çocuklarımızı MESEM'lerde adeta köle gibi çalıştırarak yaşamlarını kaybetmelerine ve sömürülmelerine neden oluyorlar. O yüzden birleşmek, bunlara karşı tek vücut, tek yumruk olmak zorundayız.
Bakın bölge bir savaş çemberine, ateş çemberine dönmüş durumda. Emperyalistler binlerce kilometre öteden gelerek İran'a saldırıyorlar. Gerekçeleri, ‘Orada molla rejimi var.’
Biz biliyoruz ki mesele İran'ın yeraltı ve yerüstü zenginlikleridir. Bu savaş politikalarına bu saray rejimi, düzeni açık destek veriyor. Buradaki üsleri kapatmıyor, Amerikalıların kullanmasına izin veriyorlar, Siyonistlerin kullanmasına izin veriyorlar.
O yüzden savaş politikalarına karşı çıkmak, işçi mücadelesine destek, halkların bir arada eşit koşullarda yaşama mücadelesi artık birleşmiştir.
Bir kez daha şunu ifade etmek istiyoruz: Saldırılarınızla, gözdağlarınızla, tutuklamalarınızla, hapislerinizle halkın, işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların, gençlerin mücadelesini durduramayacaksınız. Er ya da geç bu yaptıklarınız karşısında işçi sınıfına, emekçilere, halka hesap vermekten kurtulamayacaksınız.”