UNVAN DEĞİL, MAKAM Çanakkale ruhu bugün de dimdik ayakta
Bu millet, vatan uğruna can veren aziz evlatlarını asla unutmaz. Biz biliyoruz ki; düşen sancak, düşen vatan demektir. Bu aziz millet, sancağını hiçbir zaman yere düşürmemiştir ve düşürmeyecektir.
**
Çanakkale; bir savaşın çok ötesinde, yedi düvele karşı binlerce vatan evladının istiklâl ve istikbal sevdasıyla çağrıldığı mukaddes bir cephedir.
Vatan müdafaası uğruna cepheye koşan kahramanlarımızın yazdığı büyük bir varoluş destanıdır.
1915 yılında, dünyanın en güçlü donanmalarına sahip devletlerin karşısında duran bir millet vardı. O gün cephede belki silahımız azdı, cephanemiz sınırlıydı; fakat yüreklerindeki iman, vatan ve millet sevgisi hiçbir kuvvetle ölçülemeyecek kadar büyüktü. İşte o iman, Çanakkale’de çeliği dize getirmiş; bir milletin bağımsızlık iradesini bütün dünyaya ilan etmişti.
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
Çanakkale; Seyit Onbaşı’nın sırtladığı mermide milletin kaderidir.
Siperde “Allah-u Ekber!” nidalarıyla şahadete yürüyen Mehmetçiktir.
- Alay’ın gözünü kırpmadan canını feda edişidir.
Seddülbahir’de direniş, Conkbayırı’nda cesaret, Gelibolu’nun her tepesinde fedakârlıktır.
1071’de Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açan irade,
1915’te, Çanakkale’de tezahür eden millî ruh ve şuur;
1922’de Dumlupınar’da bağımsızlık için ayağa kalkan kararlılık; milletimizi tarih sahnesinde daima dimdik ayakta tutmuş, aynı hedefte birleşmenin, bir olmanın ve vatan uğruna kenetlenmenin en güçlü göstergesi olmuştur.
Millî Mücadele’nin kazanılmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan işte bu millî ruh ve şuurdur. Dün olduğu gibi bugün de millet olarak varlığımızı sürdürebilmemizin en temel şartı; birlik ve beraberlik içinde aynı inanç ve kararlılıkla hareket edebilmektir.
Çünkü bir millet, tarihine ve değerlerine sahip çıktığı kadar millettir. Ecdadımız Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan kutlu yürüyüşte kanını ve canını feda ederek bu toprakları bizlere vatan kılmış ve mukaddes bir emanet olarak bırakmıştır.
Önemli olan tek şey; ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanması, ezanımızın semalarda yankılanması ve Türk Milletinin birliğidir.
1071 Malazgirt Zaferi’nden itibaren ebedî yurdumuz olan bu toprakların bedeli; “Vatan sana canım feda!” diyerek bir gül bahçesine girer gibi toprağa koşan şehitlerimizin mübarek kanıyla sulanmış, gazilerimizin fedakârlıklarıyla ödenmiştir.
İşte bu yüzden şehitlik ve gazilik, yalnızca bir unvan değil; milletimizin varlığını, birlik ve beraberliğini yaşatan en yüce makamlardır. Aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz; millî bilincimizin, vatan sevgimizin ve birlik ruhumuzun en güçlü timsalleridir. Bugün bu topraklarda başımız dik, onurlu ve huzur içinde yaşayabiliyorsak; bunu aziz şehitlerimizin fedakârlığına ve gazilerimizin kahramanlığına borçluyuz.
Bu millet, vatan uğruna can veren aziz evlatlarını asla unutmaz. Biz biliyoruz ki; düşen sancak, düşen vatan demektir. Bu aziz millet, sancağını hiçbir zaman yere düşürmemiştir ve düşürmeyecektir.
Ordu ve milletin omuz omuza topyekûn mücadelesiyle, milli birlik ruhuyla elde edilmiş zaferler; milletimizin hafızasında yaşayan, her nesle sorumluluk yükleyen bir iman ve istiklâl mektebidir. Bu aziz yurdun hangi büyük fedakârlıklarla bizlere emanet edildiğini hatırlatan ebedî bir mirastır.
Çünkü o kahramanların ardında;
Bir milletin en ağır imtihanını veren; Gözyaşlarını ve acıyı yüreğine gömerek vakarla duran analar, babalar, eşler ve yetim kalan evlatlar vardır.
Ve bu milletin yüreğinde Çanakkale ruhu, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır.
Bu anlamlı gün vesilesiyle, Sultan Alparslan'dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar bin yıldır bize vatan olan bu topraklarda bugünlere, bu seviyelere gelmemizi sağlayan bütün devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum.
Başta Ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,
Vatan uğruna canlarını feda eden Aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor; hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun, makamları peygamberlere komşu olsun!
Ne mutlu şehitlerimizin izinden yürüyenlere!
Ne mutlu bu cennet vatan uğruna gözünü kırpmadan şehadete yürüyenlere!
Ne mutlu Türk’üm diyene
Salih TÜRK
Türkiye Harp Malulü Gaziler
Şehit Dul ve Yetimleri Derneği
Gebze Şube Başkanı
Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde, Gebze Şehitliğindeki anmada yaptığı konuşmadan.