Cumhur’a: Resmi bayram ve tatil ilan edilsin
22 Mart 2026 08:47

NEWROZ BİR TARİH BİLİNCİDİR Cumhur’a: Resmi bayram ve tatil ilan edilsin

DEM Parti’nin Darıca’daki “Özgürlük ve Demokrasi Newroz”unda Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Newroz’un bir tarih bilinci olduğunu söyledi. Gergerlioğlu, Bahçeli ve Erdoğan’a resmi bayram ilan edilmesi çağrısında bulundu

Aktan Uslu Tüm haberleri

Haber Analiz – Foto galeri

“Değerli halkımız, direnişin ve yeniden doğuşun günü olan Newroz’a, özgürlüğün ve demokrasinin buluşmasına hoş geldiniz. Bugün burada yalnızca bir bayram değil; halkların iradesini, direnişini ve özgürlük yürüyüşünü selamlıyoruz.”

“27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ışığında; 2026 Newroz’u Önder Apo’nun özgürlüğünün, umut hakkının ve demokratik çözümün Newroz’udur. Biji Newroz. Newroz piroz be!”

Sunuculuklarını DEM Parti öncesi DEHAP veya HADEP Gebze İlçe eski Başkanı Meral Kurum ile Mehmet Said Demirkaya’nın üstlendiği;

Ramazan Bayramının ikinci gününe denk gelen ve dün gerçekleşen

DEM Parti’nin “Özgürlük ve Demokrasi Newroz”unun açılış programı yukarıdaki sözlerle başladı ama hemen öncesi vardı.

Dünkü haberlerimizde de yer aldı. Gün içinde serbest bırakılan dokuz gözaltı vardı. Haricinde…

DEM Parti’nin bu yıl ki Newroz etkinliği için de yer yine halkın görebileceği yerden alabildiğinesote” bir yerde, Darıca’daki Millet Bahçesi içinde yapıldı. Öyle ki yeri lokasyon olarak şöyle tarif etmek mümkün:

Darıca ilçe merkezine iki kilometre kadar mesafedeki Ayşa Hatunlar Camii otobüs durağına yaya, ortalama 15 dakika.

Otobüs durağından inip Millet Bahçesi Batı giriş kapısına bir mesafe kat ettikten sonra Millet Bahçesinden içeri girince seyrek sayıda da olsa sarı kırmızı yeşil renkli bere, atkı.. satıcıları ile yüz boyayıcılar vardı. Bu, mitinge renk yasağı uygulanmayacağına dair bir emare gibiydi ama… Aması var işte.

Meydana girerken kurulan bir tezgâhta balık ekmek ve çay satışı gerçekleşti. Hava muhalefetinden ötürü de olsa gerek, çaya rağbet hayli vardı.

Kadınlar ve erkekler ayrı düzeneklerde ağırlandı. Kadınların çantasında bakım malzemesi, çakmak, bozuk para… bir kenara istif edilirken erkeklerin üst aramasında öyle bir uygulama ya hiç yapılmadı. Ya biz geçerken denk gelmedi ancak emniyetin bir iç uygulamayı bile bütünlük içinde yapamadığı, adeta her polis memurunun kafasına göre takıldığı gözlendi.

Bu arada o hayli şatafatlı duyuruları yapılan Millet Bahçesi içinde tuvalet eksikliği dikkat çekti.

Millet Bahçesinin Batı girişinde polis konuşlanmıştı ama bir arama olmadı gibi. İkinci bir geçiş noktasında ise kısmi arama olur gibi oldu. Tam oradan geçtiğimiz esnada yine polisle vatandaş arasında bir gerilim yaşandı ancak gerek devreye girenlerin uzlaştırıcı hali, gerekse memurların uzlaşıcı yaklaşımları ile tatlıya bağlandı.

Meydana girerken biraz detaylı arama vardı. Tam önümde denk geldi. Polis tarafından üstü aranan bir vatandaş o esnada cep telefonundan canlı yayın kabalığında bulundu. Polis memuru fark edince, hak verdiğim bir tepki gösterdi. İçimden, “Aha.. Günün ilk gözaltı vakası” derken memur bey tepkisini abartmadı.

Kıyamet” saat 13.00 sularında, tam da programın başladığı esnada koptu. Sunucular Meral Kurum ve Mehmet Said Demirkaya’nın programı açacağı esnada, meydanın girişinde, polis arama noktasında malum müdahale ve gözaltılar yaşandı…

“Kürt sorununun barışçıl ve demokratik  çözümü, demokratik Ortadoğu’nun inşası ve barış mücadelesinde büyük katkılar sunan; barış ve demokratik toplum mücadelesinin öncülerinden..” anonsu ile Sırrı Süreyya Önder yad edildi.

DEM Parti, PM Üyeleri Songül Hacıoğlu ve Ünal Yusufoğlu’nun sahneye davet edilip katılımcıları selamladığı mitinge;

Anonslardan ve sahadan tespit edilebildiği kadarıyla CHP İl Başkanı Erdem Arcan, 2024 yerel seçimlerinde DEM Parti’den Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Demokratik Aleviler Derneği Genel Merkez Sekreteri Engin Güleser ve ailesi; Çayırova Karakoçanlılar Derneği kurucusu Hakan Atalay, DEM Parti ve Emek Partisi’nin ilimiz ve komşu Sakarya’dan başkan, yönetici ve üyeleri; TMMOB ve KESK bileşenleri; Çayırova merkezli Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Sosyalist Dayanışma Platformu – SODAP temsilcileri katıldı.

Konuşmalar, Newroz ateşinin yakılmasının ardından mitingin sonunda sanatçılar Serhede Muşe ve Ferhat Roni sahne aldı. Sevilen sanatçılar hareketli Kürtçe türkülerle katılımcıları coşturdu ve coşkulu halaylar çektirdi.

Mitingin tertip komitesi üyeleri; İbrahim Ergin, Ebru Öcal, Mehmet Alçınkaya, Damla Bağcı, Metin Temel, Kureyş Bilgiç ve Alattin Ertuğ’dan oluştu. Anons üzerine bir kısmı platformdan katılımcıları selamladı.

Komite üyelerinden;

DEM Parti İl Eşbaşkanı İbrahim Ergin, 2.5 dakika süreli ve Kürtçe bir selamlama konuşması yaptı. DEM Kocaeli’nin diğer il eşbaşkanı Avukat Selda İlgöz, programda yer almasına rağmen söz almadı. Metin Temel ise KESK adına söz aldı ve şunları kaydetti:

“Biliyoruz ki bu coğrafya çok dilli, çok kültürlü, çok etnisiteli bir coğrafyadır. Yüzyıllardır, tektikleştirmek için bu coğrafyayı cehenneme çevirdiler. Ama buna inat direndik, sizlerin sayesinde direndik. Halen ‘varız’ demek için buraya geldiniz bugün. Yeniden bu coğrafyayı özüne kavuşturmak için buradayız. Yeniden o çok dilli, çok kültürlü, çok etnisiteli yapıyı var etmek için buradayız. Mücadelemiz devam edecek; sömürüye, zulme, savaşa karşı mücadele devam edecek. Savaşa karşı barışı, zulme karşı direnişi, sömürüye karşı emeği savunmaya devam edeceğiz. Bundan sonraki mücadelemizde Newroz ateşi yolumuzu aydınlatacak. Newroz ateşi mücadelemizi büyütsün diyorum.”

Peşi sıra; DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Barış, demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesine katkılarıyla tanınan; Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tüm siyasi tutukluların özgürlüğünü savunan…” anonsuyla mikrofona davet edildi. Gergerlioğlu özetle şunları kaydetti:

“Bu sene iki bayram bir araya geldi; Newroz Bayramımız ve Ramazan Bayramı. 'Cejna we pîroz be' diyoruz hep beraber. Söyleyelim mi? Duysunlar! 'Cejna we pîroz be!', 'Cejna we pîroz be!', 'Cejna we Ramazanê pîroz be!' İki bayram bir arada."

 

Kürt halkını durduramayacaklar, boyun eğdiremeyecekler, dize getiremeyecekler arkadaşlar. Az evvel olanları gördünüz. Burada biz güzel bir bayram kutlamaya gelmiştik. Sizleri şekerlerle, bayram yüzüyle, güler yüzle karşıladık. Herkese ama herkese şekerlerimizi sunduk; burada arkadaşlarımızı darp ettiler, gözaltına aldılar. Onları bırakmadan buradan bir yere gitmiyoruz arkadaşlar.

Özellikle tertip komitesine teşekkür ederim. İl ve ilçe örgütlerimiz günlerdir büyük bir gayretle hazırlık yaptı ve bu önemli mitingi gerçekleştirdi. Her şeye, tüm engellemelere rağmen bunu gerçekleştirdik. Tüm arkadaşlarımızın, genel merkezimizin, il ilçe örgütlerimizin, tüm emektar arkadaşlarımızın ellerine emeklerine sağlık.

Newroz’u geçen sene de kutladık. Newroz'u her sene kutluyoruz ve inanılmaz olaylarla karşılaşıyoruz. Sabahtan beri burada sarı, kırmızı, yeşil renklerin içeri alınması mücadelesini veriyoruz. Nerede o yenganım arkadaşımız. Sarı kırmızı yeşil şalı almamaya çalıştılar.

Bakın. Burada kim var. (Atkısını gösterir) Sayın Selahattin Demirtaş.

 Mitingin girişinde, vatandaşın boynunda Selahattin Demirtaş atkısı var diye vatandaşı içeri almıyorlar. Müdahale ettim, en sonunda vekil olarak ben boynuma sararak içeri soktum. Bu halkı dize getiremezsiniz. Boyun eğdiremezsiniz.

Geçen sene de vardı. Yaşlı amcamız sarı şemsiyesini unutmuş. Geçen sene sarı şemsiye ile almadılar. Daha sonra onu Meclis’te açtım. Herkes güldü Kocaeli Valisi’ne, Kocaeli Emniyeti’ne. Seddar Yavuz diye bir Vali vardı. Polislere emretmiş: ‘Sarı, kırmızı, yeşil. Ne görürseniz içeri almayın.’ Gülsek mi ağlasak mı arkadaşlar. Halleri bu.

Az evvel konuşuyorum memur beylerle: ‘Bakın biz Meclisteyiz. Milletvekiliyiz.

Bu Meclis'te 1,5 yıldır bir İmralı-Ankara trafiği var, bir süreç var. Sayın Devlet Bahçeli 'Gelsin Meclis'te konuşsun' diyor. Hatta, ‘Beni tutmayın ben İmralı’ya gideyim' demiyor mu, diyor. Peki sonrasında ne oldu? Meclis'te bütün partilerin oy birliğiyle Kürt meselesiyle ilgili tarihi bir rapor çıktı. Meclisin yüzde 95’i aylarca Kürt meselesini konuştu. Öyle veya böyle, Kürt meselesiyle ilgili tarihi bir rapor oy birliğiyle çıktı.

Memur arkadaşlara söylüyorum, raporu anlatıyorum. İmralı heyeti gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda, her yerde var. Neden engellemeye çalıştıklarını soruyorum.

'Hayır, o sizin raporunuz' diyorlar. Yahu kardeşim, Kocaeli Valisi (İlhami Aktaş): Sen kim oluyorsun ya. Kocaeli Emniyet Müdürü (Faruk Karaduman), sen kim oluyorsun.

Devletin, Meclis'in hazırlattığı raporu 'tanımıyorum' nasıl diyebiliyorsun ya?"

Kim oluyorsunuz siz? Ben yıllardır söylüyorum:

"Bu memlekette Kürt sorununu Kürtler çıkarmadı; devlet ve iktidarlar, işgüzar bürokratlar çıkardı. Devletin, milletiyle beraber yürüttüğü 1.5 yıldır süren süreci raporu ‘tanımıyorum’ diyen bir Kocaeli Emniyeti var. Yazıklar olsun. Ardından da arkadaşlarımızı gözaltına alıyorlar. Neymiş, içeri bayrak sokuyormuş. O arkadaşlarımız serbest bırakılmadan buradan bir yere gitmiyoruz. Böyle bir rezalet olmaz.

Ben bir Türk’üm ama bu memlekette, Ortadoğu’da Kürtlere yapılanı görünce en sıkı Kürt hakları savunucusu oldum. Bunun için vekilliğim düşürüldü, zindanlara atıldım ama boyun eğmedim. Çıktım. Anayasa beni yine Meclis’e getirdi. Halkımı savunmaya devam ettim. İkinci seçim oldu. Halkım beni tekrar bu Meclis'e gönderdi.

Siz kime boyun eğdirmeye çalışıyorsunuz.

Bu memlekette Kürdün adı bile yoktu. Değil mi sayın kardeşim. Sen bu memlekette varlığını ispat etmeye çalıştın. Zindanlara girdin. Bilmiyor muyuz? Kürdün varlığı bile kabullenilmiyordu.

Kürt halkı varlığını kabul ettiremiyor. Amedspor ve hajon yazısı cezaevine giremedi. Kürtçe hajon ne demek, var olmak. Yani biz Kürtler var olmak istiyoruz diyor. Cezaevi idaresi, ‘Yok. Almayız.’ Şu memleketin haline bak. Kürt varlığını ispat edemiyor. Amedspor ve hajon yazısı cezaevine giremedi. Siz neden bahsediyorsunuz. Bu ülke böyle bir ülke işte.

Kürtler, Kürtçeyi ispat etmeye çalıştı yıllarca. Kürtlere, ‘Sen yoksun. Sen Türk boyusun. Dağ Türküsün. Kart kurtsun dediler. Böyle bir rezaleti yıllarca okullarda okuduk. Sen Kürt değilsin dediler, Kürtçeden başka dil bilmeyen çocuklara.

Nihayetinde bir süreç başladı, yürütülüyor ama Emniyet bu süreci tanımıyor. ‘Bize ne o rapordan. O bizim raporumuz değil’ diyorlar. Devletin üzerinde devlet görüyorlar kendilerini. Önüne geleni gözaltına aldı. Yasaya aykırı iş yaptı. Biz bunu kabul etmiyoruz.

Kürtler varlıklarını ispata çalıştılar. İspat ettiler. Kürtler, Kürtçenin ayrı bir dil olduğunu yıllardır ispat etmeye çalıştı. Sonunda ispat ettiler. Bu kadar basit şeyleri ispata çalıştılar. Allah’tan korkun. Bu mazlum halka yaptıklarınızdan korkun. Bayram günü yapılana bakan. Arkadaşlarımız güler yüzle gelmiş. Güler yüzlerimizle bayramı kutlamak için varız. Kürt Halkı şunu çok iyi bilir.

Kürt halkı ne varlığının engellenmesine ne dilinin engellenmesine hiçbir zaman boyun eğmedi, eğmeyecek. Meclis'te yıllardır engellenmeye çalışılan Newroz Bayramı'nın resmi bir bayram ve tatil günü ilan edilmesi için önerge verdik. Hadi bakalım buyrun. ‘Kürtlere bir şey yapmıyoruz’ diyenler buyrun. Önergemizi kabul edin. Bu toprakların Ortadoğu Halklarının en kadim bayramı Newroz’un resmi bayram ve tatil günü ilan edilmesini gelin hep birlikte kutlayalım.

Yıllardır çocuklar ölmesin, analar ağlamasın dedik. İnsanlar işinden edildi. Zindanlara atıldı. Siyasetçilerimiz terörist ilan edildi. Sevgili Selahattin Demirtaş, 10 yıldır içerde. Ne var kardeşim ne var, ne yaptı bu adam size. Bu adam Kürt halkının haklarını savunmak için 10 yıldır eşinden, çocuklarından ve halkından ayrı. Nedir bu yaptığınız?

Bölgede barış sürecini destekliyoruz. Her şeye rağmen, uzatılan ele elimizi uzattık. Yeter ki bu işgüzar bürokratlar bu işi bozmaya kalkmasın. Çok net söylüyorum: Devletin raporunu kimse ayaklar altına almaya çalışmasın. Devletin pişman olup da, ‘Evet. Biz hata yaptık. İnsanlara haksızlık yaptık. Bu konuda bir mutabakat, uzlaşma sağlayacağız. Bir süreç yürüteceğiz’ dediği dönemde şu yapılanlara bakın.

Şunu da görüyoruz. 1.5 yıldır devam eden bir süreç var ama hala hasta mahpuslar serbest bırakılmadı. Hala Kürt meselesinde zulüm devam ediyor. Antidemokratik adımlar devam ediyor. KHK rejimi ile Anayasayı ayaklar altına aldılar.

Erdoğan ve Bahçeli’ye söylüyorum: 1.5 yıldır süreç var diyorsan hasta mahpuslar niye hala içeride. Niye Selahattin Başkan ve diğerleri cezaevinde. Niye kayyımlar devam ediyor. Cevabını verin. Sabrımızı zorlamayın.   

Kürt halkı barışsa barışa var, sonuna kadar var ancak barış diyerek kimse bizi aldatmaya, kandırmaya çalışmasın. En başta burada yapılanlar sorgulansın. Meclisin raporunu tanımayanlar sorgulansın.

Bölgede barışın ne kadar önemli olduğu, bu 1.5 yıllık sürecin ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Ortadoğu kan gölüne döndü. ABD ve İsrail’in saldırganlığından ötürü bölge halkı birbirine girebilir. Bölge bir cehenneme dönebilir. Bu dönemde barışı tercih etmek çok önemliydi ve biz bu nedenle barışı tercih ettik. Bölgeyi kana boğmak isteyenlere rağmen Kürt Halkı barışı tercih etti. Ama kimse Kürt Halkının sabrını zorlamasın.

Türkiye Devletinin tavrına bakın. Bölgede Amerika ve İsrail’in saldırılarına karşın Türkiye, Azerbaycan ve 10 Arap ülkesi İran’ı kınıyor ama bölgeye bomba yağdıran ABD ve İsrail’i kınayamıyor. Korkuyorlar. Tek kelime edemiyorlar. Böyle bir anlayışla mı barışı tesis edeceksiniz.

Bunları söylemeye devam edecek, emperyalist ülkelere karşı duracak ve barışı söylemeye devam edeceğiz.”

Günün son konuşmacısı; DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz oldu. Boz konuşmasının tamamını Kürtçe yaptı.

Yapay zeka, ses kayıtlarını yazıya döken yapay zeka platformu Gemini’nin Türkçe’ye çevrisiyle…

Boz özetle şunları kaydetti:

" Newroz bir tarih bilincidir, biz Newroz’u sadece sıradan bir gün olarak görmüyoruz. Newroz’un yüzlerce yıllık tarihinde inkara karşı bir varoluş, bir direniş ve bir öz tanıma vardır. Kürt halkı kendini tanıyarak ve varlığını koruyarak bugünlere gelmiştir. Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın da belirttiği gibi; Kürt halkı artık varlığını tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Artık öyle bir güçtür ki, kimse 'Kürt yoktur' diyemez. Evet, şimdi Kürt halkının özgürlük zamanıdır, zafer zamanıdır, varlık zamanıdır.

Bugün Kadın ve Newroz ateşiyle buradayız. Hepinize tekrar hoş geldiniz diyorum. Newroz’un amacı kendini var etmek, demokratik ulus birliğini sağlamak ve aynı zamanda Kürt halkının ve önderinin özgürlüğünü haykırmaktır. Bunun için emeğinize, yüreğinize, elinize ve bilincinize sağlık.

Kürtlerin tarihinden bugüne kadar hiçbir güç bizim varlığımızı engelleyememiştir. Bugün bu alan, renklerimizle ve direnişimizle doludur. Bu mücadele temelini 27 Şubat deklarasyonundan almaktadır. 27 Şubat deklarasyonu; barışın ve demokratik toplumun sesidir. Dünyanın her yerinde, Kürdistan'ın dört parçasında demokratik ve özgür bir yaşam inşa edilmelidir. Bu inşa süreci, demokratik modernite paradigmasına bağlıdır. Biz de bu bilincin ve bu yol haritasının takipçisiyiz. Bu yaşamı hep birlikte inşa edeceğiz, bu çağrıyı büyüteceğiz. Bu bir hayal değildir; hayal olsa bile biz bu hayalin peşindeyiz.

Rojava'da kadın öncülüğünde verilen o muazzam mücadele, tüm dünyaya örnek olmuştur. Biz de diyoruz ki; bu mücadele Kürt halkının ve Ortadoğu halklarının kurtuluşudur. Dehak'a karşı Nevruz nasıl bir direnişse, bugün de modern Dehaklara karşı aynı direniş devam etmektedir. Kürt kadınları Zekiyelerin, Berivanların, Rahşanların ve Sema Yücelerin yaktığı o direniş ateşini asla söndürmeyeceklerdir.

2026 Nevruz'u; demokrasi ve ulusal birlik Newroz’udur. Tüm halkımız için, zindanlardaki siyasetçilerimiz için, diasporadaki halkımız için özgürlük vesilesi olsun. Biz inanıyoruz, siz de inanıyor musunuz? Mutlaka kazanacağız. Cezaevlerindeki, zindanlardaki tüm yoldaşlarımızın, Kürdistan'ın dört bir yanındaki Kürtlerin kalbi birdir. Kimse bu birliği ve direnişi engelleyemez. Rojava'da katliam yapmak isteyenlere karşı; hukuki, siyasi ve diplomatik her alanda Kürtler kendilerini dünyaya tanıtmıştır.

Newroz ateşini Kocaeli'de, demokratik birlik ateşiyle harmanlayalım. Cezaevlerinden Figen Yüksekdağ'ın, Leyla Güven'in, Selahattin Demirtaş'ın, Gülten Kısanak'ın ve tüm siyasi tutsaklarımızın selamlarını getirdim. Hepsi bu sürecin özgürlükle sonuçlanacağına inanıyor.

 'Jin, Jiyan, Azadî' (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sadece bir slogan değil, demokratik yaşamın inşasıdır. Eğer bir ülkede kadın özgür değilse, o toplum ne demokratiktir ne de özgürdür. Bu temelde, yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğini savunacağız.

Yaklaşık 1,5 yıldır bir süreçten bahsediliyor. Bu süreçte Kürt halkının ve çözümün yolunu gösteren yine Kürt halk önderidir. Bugün bu alanda onun resmini kaldırmak isteyenler bilsinler ki, o resim halkın kalbindedir ve söküp atamazlar. 2026 Nevruz'u; tüm halklar için, siyasi tutsaklarımız için, sürgündeki kardeşlerimiz için özgürlük yolu olsun. El ele, omuz omuza Kürdistan'ın ve dünyanın her yerinde özgürlük halayına duracağız. Bayramınız kutlu olsun."

Miting sunuculardan Meral Kurum’un, “Devrimci Kawa'nın zulme karşı yaktığı direniş ateşi, bugün de halkların özgürlük mücadelesine ışık olmaya devam ediyor. Bu ateş; karanlığa karşı aydınlığın, esarete karşı özgürlüğün ve suskunluğa karşı direnişin sembolüdür. Arkadaşlar, şimdi Newroz ateşimizi hep beraber yakacağız. Öncelikle Barış Annelerimizi, ardından milletvekillerimizi ateşin yanına davet ediyoruz” anonsu ve program rutini ile sona erdi.

 

Güncelleme: 22 Mart 2026 08:51
BENZER HABERLER
X