Hiçbir çocuk hiçbir öğretmene güvenmeyecek
12 Şubat 2026 06:45

DİLOVASI’NDA YENİ YARA, GÖRÜNENDEN DERİN Hiçbir çocuk hiçbir öğretmene güvenmeyecek

Bu sefer de 24 kız öğrenciye tacizle sarsılan Dilovası’nda okul idaresi şikâyetçi olunca gazeteci poliste ifade verdi. Baro, 24 avukat gönderdi. Sosyal hizmetler evlere psikolog yolladı. Bir baba “O okulda hiçbir çocuk hiçbir öğretmene güvenmeyecek” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

 

Ülkemizde çarpık ve denetimsiz sanayileşmenin çevreye olumsuz etkisinden ötürü kanserden ölüm vakalarının en çok göründüğü…

8 Kasım’da Ravive Kozmetik faciasında yedi kişinin toprağa verildiği

12 ilçeli Kocaeli’de adli suç oranı en düşük ilçe olmasına karşın

Amatör liglerdeki futbol takımlarının il sınırları içindeki deplasman maçlarında terörle ilişkilendirilip sözlü ve fiziki tacize maruz bırakıldığı…

Sadece ilçenin değil ilin de adli suç oranı en düşük mahallesi Turgut Özal sınırlarındaki Mübeccel Çolakoğlu Ortaokulu’nda taciz skandalında yara, görüldüğünden çok daha derin.

Dün akşam Gebze Emek’e konuşan mağdur çocuklardan birinin babasından edinilen bilgiye göre;

“Sizden önce de basına röportaj verdim böyle. Okul müdürü bizi şikâyet etmiş. ‘Öyle bir şey yok. Öğretmen öyle bir şey yapmamış.’ Gazeteciyi bugün (11 Şubat) karakola, ifadeye çağırmışlar. Beni aradı arkadaş. ‘Abi, böyle bir şey yokmuş. Müdür bizi şikâyet etmiş. Elinizde bir belge melge varsa evraklarla gideyim karakola. Aileler şikâyet etti falan deyim’ dedi. Ben de kendisine, ‘Bunu polis de biliyor. Oraya gittiğinde bizim şikâyetlerimiz var’ dedim.

Müdüre gidip, ‘Böyle bir şey var. Sen bir de basını gidip şikâyet mi ediyorsun’ diye sordum. ‘Öyle yapmak zorundayım. Okulun adı çıkmasın. Bu çocukların geleceği kararmasın’ dedi. Bizi manipüle ederek olayı kapatmaya çalışıyor.

Dünkü haberimizde de yer alan röportajı gerçekleştiren İhlas Haber Ajansı bölge muhabiri Mert Gürenç, okul iradesinin şikâyeti sonrası Dilovası Polis Karakolu’nda ifade verdi. Gebze Emek’in ulaştığı Gürenç vakayı doğrulayıp, “Okul idaresi şikâyetçi olmuş. Polise gittiğimde benim sadece bilgime başvurduklarını söylediler. Herhangi bir gözaltı veya tutanak imzalama durumu olmadı” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı/Müdürlüğü okula yedi rehber öğretmen atadı. Ancak: “Bugün okulda toplantı yapmışlar yine. Milli Eğitim buraya yedi rehber öğretmen atamış. Onlar da, ‘Ses etmeyin. Adalet yerini bulacak’ demiş. Bulacak ama başımızdan böyle bir şey geçti.”

Sosyal Hizmetler’den psikologlar ailelerin evlerine gidip görüştü: “Evimize galiba sosyal hizmetlerden, psikiyatri gönderdiler. Kızımla görüştüler.”

Dilovalı’yı ‘çileden çıkartan’; henüz Bakan, Vali, Kaymakam veya milli eğitim müdürünün izah getirmediği detay:

“Bu öğretmen Gebze’de daha önce bu suçu işlemiş ve şikâyetçi olmuşlar. Orada olayı kapatmışlar. Gebze’den buraya sürgüne göndermişler. Dilovası’nın namusu yok mu yani? Gebze’nin namusunu temizlediniz, Dilovası’na mı gönderdiniz? Bizim gücümüze giden bu. Hani burada ilk yapsaydı, ‘Adamın günahını aldık’ derdik.”

İnanmamışlar, inanamamışlar:

“Hatta kızım anlatınca kızıma inanmadım, biliyor musun? Hatta hanıma, ‘Şaka yapmıştır öğretmen, kafasını okşamıştır falan filan. Adamın günahını almayın. Bakın bu çok büyük bir iddia. Kul hakkıdır. Adam bugün yarın Allah katında, ben bir de hacıyım. Gidip Allah katında hesap vereceğiz bu adama. Hayatını karartacağız’ dedim. Ben biraz böyle şey yaptım. Kızıma şaka yapmıştır dedim. Yook. Öyle değilmiş. Daha önce bu adam böyle yapmış, burada sürgüne gönderilmiş. O zaman kendime dedim: Hadi burada şaka yapmış, orada da mı şaka yapmış? İşte o zaman, dedim. Bir yıl boyunca 24 kızımıza şaka yapar gibi tacizde bulunmuş.”

Sorumuz üzerine;

“Bu vaka sonrası ailesi tarafından okuldan alınan kız çocuğu olmadı ama çoğu aile, ‘Şu ortaokul bitsin de biz kızları daha okula göndermeyeceğiz’ dedi. Gerçek söylüyorum, ben de şahsen öyle düşünüyorum. Çünkü en güvendiğimiz kişiler öğretmenlerdi. Bu öğretmenler böyle yapınca sütten ağzımız yandı, bu sefer yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz. Gerçek söylüyorum, çocukların psikolojisi bozuldu. Artık bu saatten sonra o okulda hiçbir çocuk hiçbir öğretmene güvenmeyecek.

Sorumuz üzerine;

“Mahallemizde Ağrılılar daha çok. Muşlular da var. O öğretmen dışarıda olsaydı aileler onu parçalardı. Polise şikâyet ediyor aile, bireysel olarak gidiyor. Öğretmen tutuklandıktan sonra zaten diğer kızlar konuşmaya başladı. Tacize uğrayan diğer kız çocuklarının önceden, ‘Ben gideyim aileme söyleyeyim. Ailem buna ceza verir’ diye bir şey, akıllarına gelmiyor.

Burada çevre, namus, onur.. Allah göstermesin. Bugün Allah göstermesin. Bir kızın başına bir şey gelse idi. O kızın hayatını karartsaydı o şerefsiz.

Sorumuz üzerine;

“Hiçbir siyasi partiden gelen olmadı. Birkaç dernek geldi. Dilovası Dernekler Platformu sözcüsü İsmail Sami, ondan Allah razı olsun. O gelip açıklama yaptı burada. Saadet Partisi, geldi! Zaten Dilovası’nda bir onlar var. Diğerlerinin hepsi rantçı.”

Saadet Partisi Dilovası İlçe Başkanı Erkan Bilikli, Gebze Emek’e yaptığı açıklamada, şahsının bir ziyareti olmadığını, partililerinin gitmiş olabileceğini belirtip sosyal medya paylaşımında şu görüşlere yer verdi:

“Gebze’de görev yaptığı okulda öğrencilerine yönelik taciz iddiaları nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulan bir öğretmenin, cezalandırılmak yerine Dilovası’nda başka bir okula gönderilmiş olması kabul edilemez bir skandaldır.

Bu kişinin Dilovası’ndaki görev süresinde çok sayıda öğrenciye yönelik taciz iddialarıyla tutuklanmış olması, ihmaller zincirini açıkça gözler önüne sermiştir.

Bu noktada yalnızca failden değil; bu atamaya onay veren, görmezden gelen ya da sessiz kalan idari sorumlulardan da hesap sorulmalıdır. Bir öğretmeni sürgün ederek sorumluluktan kurtulduğunu sanan anlayış, bugün yaşanan vahim tablonun doğrudan sebebidir.

Çocukların güvenliğini riske atan hiçbir idari tasarruf kabul edilemez. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü başta olmak üzere, bu sürecin her aşamasında imzası ve ihmali bulunan herkes derhal açıklama yapmak ve hukuki-idari sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.”

Belediye başkanından, hemşerileri olarak utanıyorlar:

“Bir Ağrılı olarak belediye başkanımızdan utanıyoruz, gerçek söylüyorum. Bugün belediye başkanının kızı da o okulda okuyabilirdi. Belediye başkanına yazıklar olsun, ben bunu yürekten söylüyorum. Bizim mahallede belki 14-15 yeğeni okuyor. Bir gün bile demedi, ‘Benim burada yeğenim okuyor’ diye. Sonuçta hepimiz akraba gibiyiz burada. Geçmiş olsun’u geçtim. Bir açıklama yapmadı. Oraya gelip de bir şey yapmadı. Belediye başkanından utanıyorum. Niye? Hemşerim olduğu için. Sadece ben değil herkes sitem ediyor belediye başkanına.

En büyük ayıbı belediye başkanı yapıyor. Tamam, Milli Eğitim’in konusudur. Aile toplantı yapıyor, öğretmen konuşuyor. Bir tane destek yok. Millet var ya böyle, çıldırmış. Toplantıda adam diyor ki, ‘Ben bunu büyüttüm, besledim, bu yaşa getirdim. Namussuzun biri buna kötü gözle mi baksın?”

Toplumsal tepkiyi, yetersiz buluyorlar:

“Bu olayı kadınlar daha çok takip ediyor. Benim eşim avukat. İstanbul Hukuk’ta dördüncü sınıf öğrencisi. Biraz daha yasaları biliyor. Kadınları eşim organize ediyor.

Bu olay başka yerde olsa, örneğin Gebze’de olsa yeri göğü inletirlerdi. Dilovası, tavuk kümesi gibi. Kimsenin umurunda değil. Burası biraz da Doğu kökenli. Devlet de burayı ikinci sınıf mahalle gibi görüyor. Adam orada tacizde bulunmuş, açığa alınmış: ‘Sen git Dilovası’nda görev yap.’

Dahası…

“En son bir kızımıza ‘Regl oldun mu? Mini etek sana çok yakışır’ falan gibi sözler sarf ettiğinde kızımız ailesine söylüyor. Ailesi okul idaresine gidip şikâyetçi oluyor. Öğretmen sınıfta kızımıza, ‘Nasıl benden şikâyetçi olursun. Ben şaka yaptım’ deyince aynı sınıfta diğer kızlar da öğretmene, ‘Hocam sen bize şöyle böyle yaptın. Oramızı buramızı elliyorsun’ demiş.

 Hatta bir kızımıza affedersin erotik (pornografik) içerikli video göstermiş. Evimde o kızla da görüştüm. ‘Abi. Bana bir ödev gösterdi telefonda. Sayfayı kaydırdı. Telefonda pis bir fotoğraf gördüm ben. Hocam bu ne diye sordum. Bana sen izlemiyor musun dedi. Ayıp değil mi bunu izlemek. Ben utandım’ dedi.

Geçenlerde sınıfları, kız çocuklarını Hereke’ye pikniğe götürmüş. Orada kızlara yine cinsel içerikli konuşmalarda bulunmuş. Ben bunları hep kızlarla konuşuyorum. Bana yeni yeni anlatıyorlar.

Benim kızımın saçlarına, omuzuna elini atmış. Rahatsız olup olmadığını sormuş. Benim kız, ‘Rahatsız oluyorum. Elini çek üzerimden’ demiş.

Daha önce bir kız çocuğu, annesine, öğretmenin kendisine, ‘Senin affedersin çok güzel göğüslerin var’ dediğini söylemiş. Annesi bir şey yapmamış. Bilmiyorlar. Bizim mahallede Doğu Anadolu kadınları şikâyeti, adaleti, yasayı falan bilmiyorlar.

Hatta bir kız çocuğunu Gebze’ye çağırıyor. ‘Sen Gebze’ye gidecen mi? Ben Gebze’de oturuyorum. Yalnız oturuyorum. Evime gel’ deyince kız, ‘Sen ne diyorsun hocam. Öyle bir şey mi olur’ demiş. Allah göstermesin. Kızın cahilliğine denk gelir. Evine götürür falan, kızın hayatını karartır. Yani…

Adamın daha önce böyle bir vakaya bulaştığını karakola gidip şikâyetçi olduğumuzda öğrendik. Polis bize, ‘Bu adamın böyle bir dosyası var. Bu adam bu suçu işlemiş, ikinci defa burada bu suçu işliyor’ dedi.

Sonra gidip kızları dinledim…

Güncelleme: 12 Şubat 2026 06:48
BENZER HABERLER
X