TAKSİRLE ADAM ÖLDÜRMEDEN YARGILANIYORLARDI Ravive Kozmetik davasında üç tahliye
Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik faciasının ikinci duruşması, bugün günün ilk saatlerini gördü. Olası kastla öldürmekle yargılanan Aleyna Oransal ile bilinçli taksirle öldürmekle yargılanan Güven Demirbaş ve Ünal Aslan tahliye edildi
Dilovası’nda geçtiğimiz yıl kasım ayında Ravive Kozmetik’te yaşanan ve yedi emekçinin hayatını kaybettiği facianın 20 Mayıs Çarşamba günü başlayan ikinci duruşması bugün (22 Mayıs Cuma) günün ilk saatlerinde sonuçlandı.
Olası kastla öldürmekle yargılanan Aleyna Oransal ve hapsi şartı ile; bilinçli taksirle öldürmekle yargılanan Güven Demirbaş ve Ünal Aslan yurtdışı çıkış yasağı ile tahliye edildi. Mahkeme heyeti 56 maddeden oluşan yeni ara kararında, ailelerin avukatlarından gelen pek çok talebi ret etti. Duruşma 21 Temmuz 2026 gününe ertelenirken yine Gebze’ye yaklaşık 100 kilometre mesafede, Kandıra’da, Kocaeli Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü içinde görülecek.
Faciada hayatını kaybeden ailenin vekillerinden Avukat Mürsel Ünder, duruşma sonrası yaptığı açıklamada önce duruşma salonundaki ‘pespayeliklere’ değindi: “Karşımıza çocuğunun ya da torununun doğum gününü göremediği için tahliye isteyen bir rezillikle karşı karşıya kaldık. Yani burada çocuklarının küllerini toplayan insanların ailelerinin arasında, kendi çocuklarının doğum gününü göremediği için tahliye isteyen insanların rezilliğiyle karşı karşıya kaldık.
Tahliye haberlerinin yanında sevinç çığlıkları atan insanları gördük utanmazlıkla.
İletişim Fakültesi mezunu bir kişinin karşımıza yangın uzmanı olarak çıkarılıp işçilerin kendi kusurunun olduğunu, kendi kendilerini yaktıklarını söylemeye varacak bir pespayelikle karşı karşıya kaldık.
Biz açıkçası mahkemenin verdiği kararları da, duruşmayı yürütüş sürecini de, bu pespayeliklere hiçbir şekilde müdahale etmemesini de şaşkınlıkla karşılıyoruz açıkçası.”
Aleyna Oransal’ın hamileliğinden kaynaklı olarak, tahliyesine karar verildiğini, suç vasfının değişmediğini, bunun bekledikleri bir karar olduğunu kaydeden Ünder, “Ama Güven Demirbaş ve Ünal Aslan'ın tahliyesine karar verildi. Güven Demirbaş ve Ünal Aslan bu dosyada bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermek suçundan yargılanan iki kişi. Şimdi bu suçlarla yargılanan iki kişiye dair katliamdan 6 ay sonrasında neden tahliye kararı verirsiniz? O zaman kayırma suçuna sebep olan Ali Osmanları ve diğerlerini de tahliye etmeniz gerekir” dedi.
Ara kararların tamamında delilleri toplamaktan kaynaklı, gerçeği aydınlatma yükümlülüğünden ziyade, bir an önce dosyayı bitirmeye yönelik bir girişimi kabul edilemez bulduklarını kaydeden Ünder, “Çünkü Ali Osman Akat ve Akat ailesinin yüz binlerce dolarlık banka hareketleri, para hareketleri, binlerce telefon görüşmeleri ve kayıtlarının hepsi, şirketlerin iç içe geçmiş hallerini bugün saatlerce hepimiz anlattık. Buna rağmen sanki bunların hiçbirisi konuşulmamış, sanki bunların hiçbirisi yaşanmamış gibi hepsinin rededelmesi kabul edilemez. Bu yargılama, sürdürülebilir bir yargılama değil.
Biz mahkemenin bu tutumlarının hepsini kınıyoruz. Şiddetle mücadele edeceğiz. Bu yaklaşımın tamamı, 6 ay geçmiş olmasına rağmen bir tane kamu görevlisinin hala yargılamasının yapılmamış olması, gerçek sorumluların, şirket yetkililerinin hala burada sanık sandalyesine oturmamış olması, bizim duruşmalarımızı takip edebilmek için insanların gecenin karanlığında ve İzmit'in en ücra köşesine getirilmiş olmasını kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz. Adalet mücadelemiz devam edecek. Bu pespayeliklere her aşamada itiraz etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz.
Bir sonraki duruşma 21 Temmuz'a ertelendi. Tüm toplumsal kesimleri ve kamuoyunu bu duruşmaya sahip çıkmaya ve bu pespayelikleri bir şekilde durdurabilmek ve son verebilmek için birlikte sahip çıkmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
Faciada hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut da mahkemenin ara kararlarına tepki gösterdi. Adalet duygusunu artık kaybetmeye başladıklarını belirten Bulut, “Ben adalet istiyorum. Bizim ölmüşlerimiz ne olacak? Adalet bunun neresinde kaldı? Niye geliyoruz biz daha başından? Şu saatlere kadar uğraşıyoruz burada. Niye uğraşıyoruz? Yeter artık ya! Canımız yandı, artık yakmasınlar. Çocuğun doğum gününü burada utanmadan konuşuyorsun da salonda, kafa sallatıyorsun. Utansınlar, ayıptır, yazıklar olsun. Böyle de adalet olacaksa olmasın” dedi.
İSİG Meclisi avukatından yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi:
“Bu duruşmanın gidişatını, örüntüsünü biz işçi katliamı davalarından tanıyoruz, biliyoruz. Soma'dan biliyoruz, Gayrettepe'nin durumu ortada. Ermenek, İliç, buraların durumları ortada. Dolayısıyla bu gidişat iyi değil. Biz aileler olarak da bu gidişatı kabul etmeyiz. Burada bugün üç tane tahliye, kabul edilebilir bir şey değil. Bu pervazsızlığın kendisi kamu görevlileri dosyasına da yansıyor. Kamu görevlileri dosyası da hiçbir şekilde ilerlemiyor.
Dilovası'ndaki eski belediye başkanı Hamza Şayir, tekrardan ‘Ben aday olabilirim’ diyor. Şimdiki Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu dışarıda rahat rahat dolaşıyor. Zabıta Müdürü Nizamettin Balcı; gelip buralardan parfüm aldığı açığa çıkan Nizamettin Balcı, Dilovası'nda rahat rahat dolaşıyor. Kocaeli SGK İl Müdürü'nü görevden alıyorlar, kamu görevlileri dosyası ilerlemezken SGK Müdürü göreve iade ediliyor, görev yeri değişiyor.
Biz aileler ve avukatları olarak en başından beri buradayız. Bundan sonra da aramızda en yakın zamanda toplantı alacağız. Bu seyri değiştirmek için hemen bir eylemsellik planı ortaya koyacağız. Bu örüntüyü kabul etmemiz, suskun kalmamız mümkün değil. Bunu da tekrardan kamuoyuna açıklıyoruz.
Biz Meclis'e de gittik, muhataplarımızı da aradık. Günlerce buraya da geldik, emek de ettik. SGK'nın önüne de gittik, Dilovası'nda da durduk. Bundan sonra daha da fazlasını yapmaya devam edeceğiz.
Ali Osman Akat'ı, toplumsal baskıdan ötürü tutuyorlar. Bir yandan, adam öldürmeden yargılanan adamları dışarı salıyorlar. Güven Demirbaş'ı, bile bile orayı kiralayan adamı dışarı salıyorlar. Bu gidişatı biz biliyoruz. Mahkeme heyeti inatla Dilovası'nda tekrardan böyle şeyler yaşansın istiyor. Bir ay önce Çolakoğlu'nda, Dilovası'nda üç işçi kazan düşmesi sebebiyle öldü. İşçi cinayetleri Kocaeli havzasında yaşanmaya devam ediyor. Bunun önüne devlet geçecekse, yargı böyle kararlar almayacak. Onlar bize kendilerini kanıtlayacak.
Biz sürekli, ‘Bunu da yapmalısınız’ dedikten sonra reddedilmek zorunda değiliz. Onlar bu aksiyonları alacak. Almıyorlarsa bedeliyle karşılaşacaklar. Biz aramızda toplantı alıp hemen buna dair eylemsellik koyacağız. Bunu da tüm Dilovası halkı, tüm Kocaeli halkı görecek.”