BAKAN TUNÇ GİTTİ. O KALDI… Şahıslar gidici, Anayasa ve hukuk kalıcıdır
Saraçhane eylemlerinde gözaltına alınan ve 40 gün tutuklu kalan Gebze Teknik Üniversitesi öğrencisi Cansın Nurettin İnce, “Korku İmparatorluğu”nda ideallerinden geri adım atmayacağını belirtip, “Şahıslar gidici, Anayasa ve hukuk kalıcıdır” dedi
11 Şubat tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Erdoğan imzalı kararın başında, Tunç ve Yerlikaya'nın görevden aflarını istedikleri ve görevden af taleplerinin kabul edildiği belirtildi.
Ali Yerlikaya ve Yılmaz Tunç, sosyal medyadan Erdoğan'a teşekkür etti. Ancak iki isim de görevden aflarını istediklerine yönelik bir ifade kullanmadı.
Yılmaz Tunç, 4 Haziran 2023'te Adalet Bakanlığına atanmıştı.
Tunç'un Adalet Bakanı olduğu dönemde Türkiye'de yargı politikaları ve hukuk devleti tartışmaları yoğun biçimde gündemde oldu.
Bu dönemde Tunç'un sık sık Türkiye'de hukuk devletine ve yargı bağımsızlığına vurgu yapması, muhalefet tarafından sert şekilde eleştirildi.
Muhalefet ısrarla, yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin arttığını vurguladı. (Basından)
Yılmaz Tunç’un Adalet Bakanlığı sürecine denk gelen Saraçhahe eylemleri sonrası tutuklamalar da gündemde yerini edinmişti.
Saraçhane eylemlerinde gözaltına alınan ve 40 gün tutuklu kalan Gebze Teknik Üniversitesi öğrencisi Cansın Nurettin İnce, “Korku İmparatorluğu”nda ideallerinden geri adım atmayacağını belirtip, “Şahıslar gidici, Anayasa ve hukuk kalıcıdır” dedi. İnce, bugün İstanbul’da yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Ben Gebze Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi Cansın Nurettin İnce;
Bugün burada 40 günlük bir haksızlığın ardından sadece özgürlüğü alınmış bir genç olarak değil Anayasa’nın rafa kaldırıldığı bir süreçte adaletin enkazı altından çıkmış bir yurttaş olarak konuşuyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19’ncu maddesi kişi hürriyetinin güvenliğini, 26’ncı maddesi düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini güvence altına alır.
Ancak benim yaşadığım 40 günlük süreç bu Anayasal hükümlerin sadece kâğıt üzerinde kaldığının, yargı erkinin ise adalet dağıtıcısı olmaktan çıkarılıp toplumu terbiye etme sopasına dönüştüğünün ispatıdır.
Hiçbir somut delile dayanmayan, hukuki dayanaktan yoksun bu süreç bir yargılama değil açık bir hak ihlali ve kişi hürriyetine saldırıdır.
Bir üniversite öğrencisinin eğitim hakkının siyasi nedenlerle gasp edilmesi sadece şahsıma değil bu ülkenin geleceğine yönelik bir saldırıdır.
Tutukluluk bir tedbir olmaktan çıkmış, peşinen bir mahkûmiyet ve infaz yönetimine dönüşmüştür.
Toplumun ortak vicdanı olan ifade özgürlüğü bu tutuklamalar ve zorlamalarla tıkanmaktadır. Korku iklimi yaratarak gençlerin iradesini kırmaya çalışan bu sistem evrensel hukuk ilkelerini ve insan onurunu ayaklar altına almıştır.
Gözaltına alındığım andan itibaren maruz kaldığım hukuksuzluklar silsilesi ülkemizdeki yargı bağımsızlığının ağır bir yara aldığını bir kez daha tescillemiştir.
Ancak unutulmamalıdır ki şahıslar gidici, Anayasal ilkeler ve hukuk kalıcıdır.
Beni 40 gün boyunca hürriyetimden mahrum bırakan bu irade düşüncelerimi ve demokratik bir Türkiye idealimi hapsedememiştir. Özgürlüğümün bedeli olarak ödetilmeye çalışılan bu 40 günün her saniyesinin hesabını yine hukuk çerçevesinde sormaya devam edeceğim.
Sesimi duyan tüm demokratik kamuoyuna sesleniyorum: Hukuksuzluk, sessizlikten beslenir. Anayasal haklarımıza, demokratik devlete ve hukuk ilkelerine sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Özgürlük sadece hapisten çıkmak değil korkmadan konuşabildiğimiz bir ülkeye uyanmaktır.”
https://www.instagram.com/reel/DUsfp1LlEQ2/