Şiddet pandemi gibi yayılan  halk sağlığı sorunudur
18 Mart 2026 05:00

TEK ERKEK SIĞINMA EVİ GEBZE’DE Şiddet pandemi gibi yayılan halk sağlığı sorunudur

Türkiye’de tek erkek sığınma evinin Gebze’de olduğunu söyleyen Avukat Aysun Oğuz Kılınç, “Şiddeti bir halk sağlığı sorunu olarak görmeliyiz. Pandemi gibi yayılmaya ve etrafımızı kuşatmaya devam ediyor. Kadınların yanındaki erkekleri ve çocukları çarklarının içine alıyor” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Yazı Dizisi: 116’ncı yılında 8 Mart – 11

Kadına şiddet: - 2

 

CHP Çayırova Kadın Kolları’nın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir gün öncesinden düzenlediği “Kadın Gücü: Haklarımızı Bilmek. Mücadeleyi Büyütmek”   başlıklı seminerinde;

Parti eğitmenlerinden Avukat Aysun Oğuz Kılınç’ın   “Kadına Şiddet” adlı ve konulu sunumundan, dünden devam

CEDAW

Aslında mesele sırf Türkiye’ye özgü bir konu değil. Bu çeşitli uluslararası organizasyonlarla, sözleşmelerle güvence altına alınıyor: Hiçbir sözleşmeye hiçbir ülke zorla sokulmaz.

Ben bu sözleşmeye imza atıyorum, dâhil olmak istiyorum" dersen, onlar da size, “Yükümlülüklerini yerine getireceksin” der.

  • Tamam getireceğim.
  • Kanunlarını buna göre düzenleyeceksin.
  • Denetlerim ama.

 

Bunların hepsi Anayasamıza göre Anayasadan bile üstün. Anayasanız bu sözleşmelerin mevzuatına uygun değilse Anayasa değiştireceksiniz. Anayasanız uygun ama kanunlarınız değilse kanun değiştireceksiniz.

CEDAW hala yürürlükte, o halde iş hayatımızda kadın-erkek eşitliğine aykırı her türlü davranış hem Anayasamıza hem kanunlarımıza hem de kanunlar üstü olan bu sözleşmeye aykırıdır.

CEDAW: Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

Türkiye, Kadın – erkek eşitliği alanında uluslararası düzeyde bağlayıcı tek yasal doküman olan Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine (CEDAW) 1985 yılında taraf olmuştur.

Sözleşmenin temel hedefi; toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla, kalıplaşmış kadın-erkek rollerine dayalı önyargıların yanı sıra geleneksel ve benzer tüm ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamaktır

 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

İstanbul Sözleşmesi’nin ilginç bir yanı var. Alkışlar arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütün partilerin "evet" oyuyla kabul edildi.

Yayımlayıcısı da şimdiki Cumhurbaşkanı o zamanki Başbakan, kaldıran da o. İkisinin altında da imzası var.

Bu sözleşmenin amacı "bizde kadınlar" diye çevrilmiş, orijinal metinde ev içi şiddeti anlatır "aile" yerine. Yani aile olma, evlilik bağıyla bağlı olman gerekmez, partnerlik de bunun içine girer ama bizde "kadın" diye çevrildiği zaman zaten problem bitiyor.

Bunu biz imzaladık, 2021 tarihinde de kaldırdık.

Problem şurada, Grevio’dan (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzman Grubu) bahsediliyor: Bu sözleşmeye uygun davranıyor musun davranmıyor musun? Sen kadına yönelik şiddetle ilgili verileri doğru topluyor musun? Tedbirleri düzgün alıyor musun? Yükümlülüklerini yerine getiriyor musun?

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının asıl sebeplerinden biri. Tavsiye ederim raporu okuyun.

 İçler acısı halimiz olduğu için, bir sonraki bence daha da kötü çıkacağı için, ilk adım olarak ve siyasi saiklerle bu sözleşmeye baştan beri karşı olanların desteğini alabilmek için… maalesef kaldırıldı.

Genel Başkanımız, "İktidar olduğumuz gün İstanbul Sözleşmesi’ne geri döneceğiz” dedi. Örgütümüz de bütün ülkeyi afişlerle donatmıştı. Danıştay’daki her duruşmasına katıldım. Cumhuriyetin savcısı bile davamız kabul edilsin istedi ama anlaşılmaz sebeplerle kabul edilmedi.

Sözleşmenin amacı

  • Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak, ortadan kaldırmak,
  • Kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu dahil kadınlar ile erkekler arasındaki temel eşitliği teşvik etmek;
  • Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar ve tedbirleri geliştirmek;
  • Kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmek;
  • Kadınlara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütünsel bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliğini sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamaktır.

 

Kadına yönelik şiddet; kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen, cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan bir şiddet olarak tarif ediliyor. Ve bu evrensel. Bizde çok tolerans edilecek derecede hâkim ama evrensel.

2025 yılında ülkemizde;

294 kadın öldürüldü, 197 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.

Yılbaşından bugüne kadar 70 kadın katledildi. Bunların 29’u cinayet olduğu kesin, diğerleri büyük bir ihtimalle cinayet çünkü kadın örgütlerinin mücadeleleri sonucunda kaç intihar vakası ve cinayet olduğu ispat edildi.

Şubat ayında 23 kadın, ocak ayında 22 kadın öldürüldü.

Kadınlar en çok ayrılma, boşanma gibi kendi özgür iradeleriyle hayatlarına dair karar almak istedikleri için öldürülüyorlar.

 

İki Fatmanur Çelik öldürüldü aynı gün; biri öğretmen birisi de bir dinsel vakfın yöneticisinin cinsel istismarına uğramış, sonra onunla zorla evlendirilmiş, ondan bir çocuk dünyaya getirmiş ve o çocuk da aynı kişinin babasının yani istismarına uğramıştı.

Eğer ki başıma bir şey gelirse, intihar etti derlerse inanmayın” demişti, “intihar etti” dendi.. Şimdi buna inanmayacak mıyız?

Öldürülen kadınlardan hatırlatmalar sonrası

Bir fark görüyor musunuz? Hiçbir yaşam tarzı şiddeti durdurmuyor. Şu camiadan, bu camiadan gelen; şu eğitimden, bu eğitimden gelen diyemezsin,  hiçbir fark yok. Açığı kapalısı, eğitimlisi eğitimsizi, meslek sahibi meslek sahibi olmayanı; hepsi katlediliyor.

Sadece kadınlar öldürülmüyor. Tabii ki kadınların yakınları, evlatları babaları, anneleri ablaları var... Ben öyle çok davaya baktım; karısını kıstıramıyor, baldızıyla kayınvalidesini öldürüyor mesela.

Çocuklar da aynı şekilde bu şiddetten etkileniyor, maruz kalıyor. Anneyi cezalandırmanın en kötü yollarından biri de anneyi sağ bırakıp ortak çocukları katletmek,

Bu şiddetten en çok tabii ki kadınlar etkileniyor fakat masum çocuklar daha çok etkileniyor.

Şiddete maruz kalan çocukların şiddet uygulayıcısı olduğu kanıtlandı

  • Şiddet ortamında büyüyen çocuklar şiddeti önleyemediği için çaresizlik ve suçluluk hisseder.

 

EĞİTİM AMACIYLA ŞİDDET DÖNGÜSÜ

Bir şiddet nasıl ortaya çıkar? Önce şiddet uygulayan kişi gerilim yaratır, kıskançlık gösterir, kadının davranışlarını kontrol eder, tehdit eder. Mesela arabasına, telefonuna takip cihazı koyar, her an her şeyi kontrol eder. Sonra beğenmediği bir şey olursa; "Vay sen annene gitme dedim gittin, şununla görüşme dedim görüştün, şunu giyme dedim giydin..."

Ondan sonra küçük şeylerden kavga çıkarır, psikolojik şiddet uygular. Şiddetin boyutu değişir, fiziksel şiddete dönüşür; sonra balayı aşaması başlar. Özür dilemeler...

Kadınlar genellikle ilk birkaçını affediyoruz, buna şahidim.

  • Çünkü çok pişmandı, çok üzgündü, sonraki günlerde de tam istediğim gibi oldu...

Ama bu döngü başladı mı bitmiyor. Biz bu döngü içine yer alan kadınlarımıza mutlaka bir şiddet günlüğü yapmalarını öneriyoruz. Şiddeti belgelemelerini; şikâyet etmeseler de fotoğraflarını çekmelerini. Veya bir şiddete uğradıkları zaman kaçabilecekleri bir yol hazırlamalarını.

Delilleri telefonlarına el konma endişesiyle sevdikleriyle güvenli alanlarda paylaşmalarını talep ediyoruz.

En çok daha az sosyal desteği olan, güçsüz olan, geliri az olan ve geliri çok olan; einden çok kazanan da çok şiddet görüyor.

YANLIŞ İNANIŞLARIMIZ

Kadınlar kendileri şiddet gördüğü için kendi evlatlarına ya da kız anneleri kız babaları kızlarına, “Düzenin bozulmasın” deyince, evlerine dönemiyorlar.

  • Beyaz gelinlikle çıkıyorsun, kefenle döneceksin.

Şiddeti bir halk sağlığı sorunu olarak görmeliyiz.  Pandemi gibi yayılmaya ve etrafımızı kuşatmaya devam ediyor. Sadece kadınlara değil, kadınların yanındaki erkekleri de çocukları da kendi çarklarının içine alıyor.

6284 SAYILI KANUN

İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı fakat bu sözleşmeye temel alınarak hazırlanmış olan 6284 sayılı kanun hala yürürlükte.

Sadece fiziksel şiddet yok; Duygusal, ekonomik, cinsel şiddet de var.

Kadını durmadan aşağılamak, başkasıyla kıyaslamak, hayatına karışmak, çalıştırmamak veya zorla çalıştırmak; banka kartına el koymak, maaşına el koymak... Onay vermediği cinsel faaliyetlere zorlama... Bunların hepsi bu yasaya göre şiddet kapsamındadır ve hapis cezasına sebeptir.

Fakat şimdi çok sinsi bir mücadele yürütülüyor 6284’e karşı. Zavallı erkeklere uzaklaştırma veriliyormuş. Bir beyefendi evine gidemiyor bu yasa yüzünden. Evde dövmüş, öldüresiye dövmüş, onun sonu da mutlaka cinayete kadar gidiyor. Kadını koruyamıyorsun, erkeği evden uzaklaştırıyorsun o da büyük suç oluyor ve mağdur oluyor.

Sadece Gebze’de erkek sığınma evi var Türkiye’de. Olsun ben karşı değilim, onun öyle gidecek bir yeri yoksa devlet onlara da bu korumayı versin.

Tedbir kararları var. Kimse mağdur olmasın, bütün tedbir kararlarınına itiraz hakkı var erkeklerin. Kadın haksız yere bunu istismar ediyor olabilir, insanız olabilir. O zaman derhal itiraz edecek ve haksız yere itham edildiğini ispat edecek. Oluyor mu? Oluyor. Kaldırılıyor mu? Evet. Çünkü bu tedbir kararı bir delil aranmaksızın veriliyor. Sen delille uğraşana kadar kadın ölürse ne yapacaksın?

Tedbir kararlarına uymamanın yasal mevzuatları var. Elektronik kelepçe bunlardan birisi.

NE YAPABİLİRİZ?

Konuyu ve yasaları bilebiliriz. Kadın haklarına saygılı bireyler olalım.

Cennet anaların ayakları altındadır, kadın çiçektir”den vazgeçelim.

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle İlgili Yanlış İnanışlar

  • Yoksullar ve eğitimsizler arasında rastlanır.
  • Şiddet abartılan bir durumdur. Aile içi şiddet o kadarda fazla değildir.
  • Dayak yiyen kadınlar davranışlarını değiştirler.
  • Aile içinde böyle şeyler olur. Aile fertleri birbirlerini sevdikleri için ilişkileri şiddetten etkilenmez.
  • Erkekleri daha çok kadınlar kışkırtır.
  • Dayak zamanla ortadan kalkar
  • Şiddetin asıl sorumlusu alkol ve ilaçtır.
  • Dövülen kadın bundan hoşlanır gibi yanlış inanışlar toplumumuzda vardır.

 

Çünkü hayat, evlilik, dostluk; her şey kadın ve erkeğin eşit olduğu, dayanışma içinde olduğu, kimsenin kimseye bakmak zorunda olmadığı ya da karşılıklı eşit ilişkiler içinde olduğunda çok daha güzel. Buna karşı da gözümüz açık olmalı. Kadını koruyan, kadın için her türlü imkân sağlayan bu kanunun kalkmaması için uğraş vermemiz lazım.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan

  • Kadınların,
  • Çocukların,
  • Aile bireylerinin,
  • Tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin

korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenlemektir.”

NERELERE BAŞVURMALI

  • Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü
  • ŞÖNİM
  • Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı
  • Sağlık Kuruluşları
  • 155 Polis İmdat; Polis Merkezleri, Jandarma Karakolları
  • Cumhuriyet Savcılığı, Aile Mahkemeleri
  • Belediyelerin Kadın Danışma Merkezleri
  • Baroların Kadın Hakları Merkezleri ve Adli Yardım Kurulları
  • Kadın Sivil Toplum Kuruluşları

 

Dizide dün

Ücretsiz! Hemen indirin 

KADES: Basın. 8 dakikada polis gelsin

https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/kades-yukleyin-basin-8-dakikada-polis-gelsin/3303.html

 

Dizide yarın / Dizi finali

“Hala umudum var”

8 Mart’ın çakma tarihini sildirecek

 

Güncelleme: 18 Mart 2026 05:04
BENZER HABERLER
X