ÇOCUK TACİZE UĞRARKEN SUSULMAZ 20 yılın ihmalini bir meydanla silemezsiniz
KBB Meclisi’nin DEM Partili üyesi Eylem Güleser, Dilovası Belediyesi’nin 24 çocuğun tacizi sonrası suskunluğunu, “Susamazsınız” diye kınadı. 20 yılın ihmalinin bir meydanla silinemeyeceğini belirtip Diliskelesi girişine acil çözüm istedi
Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kavgayla gündemde yer edinen önceki günkü şubat ayı olağan toplantısında DEM Partili Belediye Meclis Üyesi Eylem Güleser biri kentsel, diğeri travmatik ve sosyal iki önemli konusunu gündeme getirdi. Güleser gündem dışı yaptığı konuşmasında söze içinde bulunduğumuz Hızır Orucu günlerine atıfla girdi. Bu esnada sözü meclise başkanlık eden Zinnur Büyükgöz tarafından kesildi ancak Güleser karşı cevapla temennilerini dile getirebildi.
Güleser, Dilovası Belediyesi’nin 24 çocuğun tacizi sonrası suskunluğunu, “Susamazsınız” diye kınadı. 20 yılın ihmalinin bir meydanla silinemeyeceğini belirtip Diliskelesi girişine acil çözüm istedi. Açıklamasında AKP Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman’ın bir süre önceki, ‘Dilovası dünyanın en güzel şehri’ sözlerine atıfta bulunan Güleser ilk önce Diliskelesi girişinin kronikleşen sorununa değindi:
“20 yıldır Dilovası’nı yönetenler, bu kente bir kent meydanı yapmayı bugün büyük bir başarı gibi sunuyorlar. Açık konuşalım: 20 yıl sonra yapılan bir meydan hizmet değil, gecikmiş bir mecburiyettir.
Geçtiğimiz günlerde Dilovası için, ‘Dünyanın en güzel şehri’ denildi. Bu söz kulağa hoş gelebilir. Ancak bu ilçede yaşayan insanların gerçek hayatına bakmak zorundayız.
Dünyanın en güzel şehri denen yerde insanlar her gün sanayinin ağır yükünü sırtlayarak yaşıyor. Yıllardır hava kirliliği, çevresel faktörler ve artan kanser vakaları kamuoyunun gündemindedir. Bu ilçede yaşayan annelerin, babaların en büyük korkusu çocuklarının sağlığıdır.
Eğer burası dünyanın en güzel şehriyse, neden bu kadar çok insan sağlığı konusunda endişe duymaktadır? Sanayinin yükünü çeken Dilovası, bunun karşılığında neden insanca bir yaşam standardına kavuşamamıştır?
Sorun sadece çevre de değildir. Tek giriş ve çıkışı bulunan Diliskelesi Mahallesi her yoğun yağışta sular altında kalmaktadır. Bu yalnızca bir altyapı sorunu değildir; bu bir planlama gafletidir. Acil bir durumda ambulansın, itfaiyenin o mahalleye nasıl ulaşacağı sorunu ortadadır.
20 yıldır yönetilen bir ilçede, tek girişli bir mahallenin kronik su baskını sorunu çözülemiyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır. Artık bu sorunun ilçemiz gündeminden çıkmasını, kalıcı bir şekilde çözülmesini bekliyoruz.”
Güleser, Dilovası’nın ülke gündeminde de yer edinen yeni travması, 24 ortaokul öğrencisinin maruz kaldığı taciz vakasına dair şunları söyledi:
Geçtiğimiz hafta ilçemizde bir okulda yaşanan ve kamuoyuna yansıyan son derece ağır istismar olayı hepimizi derinden sarsmıştır. Bu çok ağır ve sarsıcı bir konu. Böyle bir iddia karşısında sessizlik hem etik hem de hukuki açıdan ciddi sorundur. Yerel yönetimlerin, ‘Bizim yetkimiz değil’ deyip kenara çekilmesi doğru değil.
Yerel yönetimlerin sorumlulukları ve yapabilecekleri;
Çocukların korunması konusunda kamusal sorumluluk:
Türkiye’de çocukların korunması yalnızca MEB’in ya da savcılığın işi değildir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu. Madde 14 ve 15.
Bu mevzuata göre belediyeler; Çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal gelişimini korumakla, risk altındaki çocuklar için önleyici ve destekleyici hizmetler sunmakla yükümlüdür.
Taciz iddiası varsa bu açıkça, ‘Risk altındaki çocuk’ durumudur. Sessiz kalamazlar, aktif davranmak zorundalar.
Yerel yönetimler şunları yapabilir ve yapmalıdır:
Açık bir kamuoyu açıklaması, ‘Soruşturmayı takip ediyoruz, çocukların yanındayız’ demek bile bir yükümlülüktür.
Savcılığa suç duyurusu: Olay zaten soruşturuluyor olsa bile belediye ayrıca suç duyurusunda bulunabilir.
Ailelere ve çocuklara destek sağlamak,
Psikolojik danışmanlık,
Sosyal hizmet uzmanı desteği,
Gerekirse ücretsiz hukuki destek
Sosyal hizmet ve psikolojik destek sağlamak
Belediyelerin bünyesinde veya iş birliğiyle çocuklara travma sonrası psikolojik destek, ailelere rehberlik… bunlar yapılmazsa ikinci travma oluşur.
Konu yargıya intikal etmiştir ve elbette hukuki süreç titizlikle yürütülmelidir. Ancak burada sormak zorundayız:
Bu olayın ardından belediye mağdur çocuklar ve aileleri için hangi sosyal ve psikolojik destek mekanizmaları devreye alınmıştır?
Ailelerin yanında olmak, çocukların rehabilitasyon sürecine katkı sunmak adına somut olarak ne yapılmıştır?
Çocukların güvenliği söz konusu olduğunda sessizlik kabul edilemez. Sosyal belediyecilik, kriz anında halkın yanında durabilmektir. Dilovası’nın gerçeği şudur: Sanayinin yükünü taşıyan, sağlığı konusunda kaygı duyan, altyapı sorunlarıyla boğuşan, sosyal travmalar karşısında yalnız bırakıldığını hisseden bir ilçe.
Bu tablo ortadayken, ‘Dünyanın en güzel şehri’ söylemi gerçeklikle örtüşmemektedir. Bir kent meydanı yaparak 20 yıllık ihmali silemezsiniz. Birkaç vitrin projeyle kronik sorunları görünmez kılamazsınız.
Dilovası’nın ihtiyacı tören değil; temiz hava, sağlam altyapı, güvenli okullar ve güçlü sosyal destek mekanizmalarıdır. Bu halk artık secim dönemlerinde hatırlanmak istemiyor. Bu halk artık masal değil çözüm istiyor.
Biz burada siyasi polemik yapmak için değil, Dilovası’nın gerçek sorunlarını konuşmak için bulunuyoruz. Ve açıkça söylüyoruz: Dilovası hak ettiği yaşam kalitesine kavuşana kadar bu soruları sormaya devam edeceğiz.”
İLGİLİ HABER…
Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, Eylem Güleser’in eleştirilerine yanıt verdi.
Gündeme getirmek istemiyoruz
Fiili taciz yok. Sözlü taciz var
https://www.gebzeemek.com/haber/guncel/fiili-taciz-yok-sozlu-taciz-var/3066.html