KÜRTLERİN MODELİ HÜMANİST MODEL Önderliğe özgürlük olmadan barış mümkün değil
Öcalan’ın yakalanışının 27’nci yılında Demokratik Kurumlar Platformu’nun Darıca’daki açıklamasında Ergin ve İlgöz, Kürtlerin hümanist bir modeli olduğunu, Öcalan serbest bırakılmadan barışın gelemeyeceğini söyledi
Kocaeli Demokratik Kurumlar Platformu, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye tesliminin 27’nci yıldönümünde Darıca Osmangazi Mahallesi’ndeki Darıca Saat Kulesi altında basın açıklaması yaptı. DEM Parti İl Eşbaşkanı İbrahim Ergin açılıştı yaptığı konuşmada Öcalan’ın yakalanmasını “komplo” olarak tanımlayıp içinde bulunduğumuz ve “Terörsüz Türkiye” diye tanımlanan barış sürecine atıfla şunları kaydetti:
“O komployu yapanların günümüzde Sayın Öcalan’a muhtaç olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır. Bu mesele Sayın Öcalan’ın çağrısıyla bir yılını doldurma noktasında. Ortadoğu’da anahtarın Sayın Öcalan’da olduğunu bir kez daha bunlar da görmüştür. Ortadoğu’da Kürtler özgürleşmediği sürece hiçbir halk özgürleşemez. Çünkü Kürtler’in modeli hümanist ve dünyada herkesin birlikte yaşayabileceği bir model. Rojava’da ortaya çıkan modeli bazı kesimlerin kabul etmemesi bundandır. Oysa tüm çırpınışlar nafiledir. Artık Ortadoğu’da Kürtler bir güçtür ki onun için Kürtleri ve Sayın Öcalan’ı muhatap kabul ediyorlar.”
“15 Şubat Uluslararası Komplosunun 27. Yılında Önderliğe Özgürlük, Rojava’ya Statü!” başlığıyla yapılan açıklamayı DEM Parti Kocaeli İl Eş Başkanı Av.Selda İlgöz okudu: “Önderliğimize yönelik uluslararası komplonun üzerinden 27 yıl geçti. 15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen bu saldırı, yalnızca Sayın Abdullah Öcalan’a değil; Kürt halkının iradesine, Ortadoğu halklarının özgür ve eşit yaşam umuduna karşı yapılmıştır. Aradan geçen yıllar, bu komplonun bir kişiye değil, bir halkın özgürlük mücadelesine yönelik olduğunu açıkça göstermiştir.
Kürt halkı yıllardır baskı, inkâr ve yok sayma politikalarına maruz kalmıştır. Ancak tüm bu saldırılara rağmen mücadelesinden vazgeçmemiştir. Önderliğin ortaya koyduğu düşünce ve mücadele çizgisi sayesinde Kürt halkı kendi gücüne güvenen, kendi yolunu çizen bir halk haline gelmiştir. Komplo tam da bu nedenle devreye sokulmuştur. Kürt halkının kendi ayakları üzerinde durması ve söz sahibi olması engellenmek istenmiştir.
Sayın Abdullah Öcalan, 27 yıldır İmralı’da ağır tecrit koşullarında tutulmaktadır. Buna rağmen mücadele ve çözüm arayışından geri durmamıştır. 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla sorunların savaşla değil, diyalog ve halkların ortak iradesiyle çözülebileceğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Önderliğin özgür çalışma ve yaşam koşullarına kavuşması temel bir gerekliliktir.
Bugün Ortadoğu’da halkların birlikte, eşit ve özgür yaşayabileceğini gösteren en somut örnek Rojava’dır. Rojava’da kadınların öncülüğünde kurulan sistem, farklı halkların bir arada barış içinde yaşayabileceğini kanıtlamıştır. Rojava’ya yönelik saldırılar bu nedenle yalnızca bir bölgeye değil; kadın özgürlüğüne ve halkların ortak yaşam iradesine yöneliktir.
Bizler bir kez daha açıkça ifade ediyoruz;
Komplo yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değildir. Aynı şekilde Önderliğin özgürlüğü de yalnızca bir kişinin özgürlüğü değildir. Önderliğin özgürlüğü, halkların özgürlüğüdür.
“Önderliğe özgürlük, Rojava’ya statü” talebi; adalet, barış ve eşitlik isteyen herkesin ortak talebidir.
Kürdistan’ın dört bir yanında ve dünyanın birçok yerinde bu haksızlığa karşı ses çıkaran, direnen ve dayanışma gösteren herkesi selamlıyoruz. Kadınların, gençlerin ve emekçilerin yürüttüğü mücadele büyüyerek umut olmaya devam etmektedir.
Bu temelde başta kadınlar olmak üzere tüm halkları, demokrasi ve barış isteyen herkesi ortak mücadeleyi güçlendirmeye çağırıyoruz.
Önderliğe özgürlük sağlanmadan gerçek bir barış mümkün değildir.
Rojava’nın kazanımları korunmadan Ortadoğu’da kalıcı bir istikrar mümkün değildir.
İnanıyoruz ki örgütlü halk gücüyle bu karanlık aşılacak,
- yüzyıl kadınların ve halkların özgürlük yüzyılı olacaktır.”