Seçim ittifakına dönüşmez. Dönüşürse…
21 Mart 2026 07:59

AKP İLE DEM’İ (HDP) TERCİH GEREKÇEM AYNI Seçim ittifakına dönüşmez. Dönüşürse…

2011’den AKP’den milletvekili aday adayı olup 2018’te HDP’den seçilen DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu her iki tercihinin aynı gerekçeyle olduğunu söyledi. “AKP ile konu temelli ittifak, seçim ittifakına dönüşmez. Dönüşürse …..” dedi

Aktan Uslu Tüm haberleri

Röportaj Analiz: 1

 

Naçizane şahsıma ait Facebook sayfasından 26 Ekim 2025’te, “Yerel basın fakir basın. Panik yok işler yetişir” başlıklı paylaşımımın beş aylık sürenin ardından bugüne nihayet “yetişdiğim” işbu röportaj/analiz serisine atıfla;

 “DEM Parti Kocaeli Milletvekili Doktor Ömer Faruk Gergerlioğlu  ile

İyi bir hukukumuz da vardır…

Nicedir, “Geçmiş olsun…” ziyaretine niyeti vardı.

Dün için 16.30 dediler. “Tamam” dediydim.

Aslında eve de gelebileceğini söyledim ama dışarıyı tercih etti. Aslında iyiki de öyle olmuş…

Milletvekili Gergerlioğlu ile DEM Parti Kocaeli İl Eş Başkanı Avukat Selda İlgöz ve yönetiminden Halise Akın, Gebze İlçe eşbaşkanı Ömer Yıldız ve yönetiminden Elfesiya Gügsün, danışmanı Baran Koçak eşliğinde görüştük…

Yerel basın, fakir basın. Ben de ofiste yok…

Nerede ağırlayacağımı düşünürken kafamdan geçen kafeler vardı ancak çok uygun olmayacağını düşündüm…

Çorbacı Emice Sultan Sofrası’nın Tatlıkuyu Köprü girişindeki yerinde karar kıldım…

Ardından işletme sahibi, Gebze Belediye Meclis AKP Üyesi Emrullah Bilgin’e de bilgilendirdim… Hem ola ki tanışmak isterse haberi olsun hem de, “Ev sahibi benim. Arkadaşları uyarın, hesap bana aitttir” dedim.

Arama maksadım o değildi ama jestte bulundu… “İkramlar benden…”

Misafirlerin tercihiyle kısıtlı; çay taze, sütlaç her zamanki gibi bence 10 numara idi…

Gergerlioğlu’na da ikramın kime ait olduğunu söyleyince, teşekkürlerini iletti.

Gergerlioğlu’nun danışmanına, röportaj talebimi de iletmiştim. Geçmiş olsun dileklerini aldıktan sonra vaktimi sordum… 1.5 saat… Eksik olmasınlar, röportaja göre planlamışlar…

Sayın Gergerlioğlu; üçü genel, 12’si yerel… 15 civarı sorumu yanıtladı…

diye yazmışım.

Röportaj tarihinden de belli ama yine de hatırlatmakta fayda var. Bu röportaj Gebze’de Arslan Apartmanı ve Dilovası’nda Ravive Kozmetik faciaları öncesi gerçekleşti.

Bugünkü ilk bölümde yerelimizi de ilgilendiren genel gündemle başlayacak. Bundan sonraki günlerde, muhtemelen üç dört gün sürecek;

 Çevre, kentsel dönüşüm, sağlık, toplu taşıma, iş cinayetleri, sendikal örgütlenme, adalet, baskı, toplu taşıma, yabancı sermaye yatırımları, belediyeler ve başkanları, yerel ve genel seçimler, “Fırıldak Kubi”ler… konuları Gebze Bölgesi yoğun Kocaeli yereli üzerinden, yer yer ve kısmen genel değerlendirmeler ile konu edilecektir..

 

  • AKP’den de bir dönem milletvekili aday adaylığınız oldu. AKP’de ne gördünüz de yer aldınız. Ne gördünüz de yolları ayırdınız?
  • İnsan hakları alanında uzun süreli uğraşım olmuştu. İnsan hakları savunucularının derdi Türkiye’nin haklarının, özgürlüklerinin genişlemesidir.

2003’te Mazlumder Kocaeli Şube Başkanı oldum. Biz o süreçte hem iktidarı eleştirdik. Ama bir taraftan da, mesela İHD’de de böyle yapmıştı ve onlarla ortak bir anlayışımız vardı. İktidarı hem eleştiriyor hem de Türkiye’nin AB’ye uyum sürecini destekliyorduk. Mazlumder Kocaeli Şubesinde, AB’ye uyum yasaları ile ilgili seminerler yaptık. Çeşitli insan hakları raporlarında Türkiye’de demokratikleşme ile ilgili eğilimleri destekledik. Ama TMK’daki, CMK’daki olumsuz değişiklikler, bir takım ‘Makul şüphe’ gibi ibareler, bütün bunların yer almasını eleştirdik.

Evrilen süreçte;

2009’da bir açılım sürecinin başlaması, 2013’te çözüm sürecinin devam etmesi insan hakları savunucularını heyecanlandıran işlerdi. O zamanlar siyasi bir angajmanım yoktu. Bu süreci desteklemek için AK Parti’den siyasete girme denemesi yaptık. Bu girişimimin tek nedeni o dönem hak ve özgürlükler alanının genişletilmesine yardımcı olayım düşüncesiydi.

  • Tüm söylenenlerin yapılacağına inanıyor muydunuz?
  • Bunları yapacağına inanıyordum. Türkiye’de önemli gelişmeler vardı.

AB uyum yasaları. Roman ve Kürt meseleleri. Açılımlar, vesaire.

Ben de, ‘Şu ana kadar en yoğun şekilde eleştiren birisi olsam da bu süreci destekleyelim. Türkiye bir şans yakaladı. Biz de bu şansı insan hakları savunuculuğu açısından destekleyelim.’ Tek niyetim buydu.

Hatta 2011’de bana bu sorunuzu, 2011’de AK Parti’den niye aday adayı olduğumu çok yerde sordular. Ben de şimdi tekrarlayacağımı söyledim: ‘2011’de AK Parti’den aday adayı olmamın gerekçesi her neyse 2018’te de HDP’den aday olmamın gerekçesi oydu.’

Siyasette derdim hak ve özgürlükler alanı nerede genişlediyse orada yer almak.

2011’de demokratikleşme adımları, şudur budur, Kürt meselesi, Roman ve Alevi açılımları girişimlerini görünce, ‘İyi’ dedim. ‘Biz buraya destek verelim. İş bilmezlerin elinde kalmasın bu iş. İnsan hakları savunucuları buraya destek versin. Türkiye demokratikleşsin.’

Ama onların niyeti başkaymış ve beraber yol yürümedik. Bizleri ret ettiler. Yollarına devam ettiler.

Bir iki yıl sonra baya net bir şekilde eleştirmeye başladım. İnsan hakları, hak ve özgürlükler temelinde olumsuz noktaya gitmeleri açısından eleştirdim.

2018’te HDP’den aday olurken de hak ve özgürlüklerin burada gelişeceğine dair kanaatim oluştuğundan HDP’de yer aldım.

  • 28 Şubat’a atıfla bir söyleminizde; bugün iktidarda yer alan o dönemin mağdurlarının 28 Şubatçılara rahmet okuttuğuna dair tepkiniz oldu, üzerinden 10 sene geçmiştir.. Günümüzde, Tele1’e kayyım atandı… Günümüz güncelliğinde de, bir değerlendirme alabilir miyim?
  • 28 Şubat’ta zorba devlet ve iktidar uygulamalarına karşı neden muhalefet ediyorsak şu anda da aynı iddialarla bu iktidara karşı muhalefet ediyoruz. Bir iktidar kendi gücünü kullanarak muhaliflerinin boğazına çöküyorsa, sesini kısmaya çalışıyorsa, buna nerede olursa olsun karşı çıkmalıyız. Ben buna dünyanın başka devletlerinde olsa da karşı çıkıyorum. Siyaseten ve ideolojik olarak bana yakın veya uzak olsun fark etmiyor. Nerede olursa olsun baskıcı devletlere karşı çıktım.

28 Şubat süreci gerçekten de çok baskıcı bir dönemdi. O dönemlerde siz gazeteciler de akredite vakalarını yaşadınız. Günümüzde de akredite edilen diğer gazeteciler var. Onlar Cumhurbaşkanının uçağına binebiliyor, onlar takip edebiliyor. Onun dışındaki bütün basın davet edilmiyor, işsiz bırakılıyor. Ve holdinglere boyun eğmesi isteniyor gazetecilerin.

Günümüzde, 28 Şubat’tan daha berbat günler yaşıyoruz. Ben bunu Meclis’te yüzlerine de söylüyorum. ‘Dünün masumu bugünün zalimi oldu’ diyorum: ‘28 Şubat’ta o zulmü yaşadınız ama şimdi hak ve özgürlükler alanında diğer insanlara zulüm ediyorsunuz. Dün mazlumdunuz. Okuyamıyordunuz. İşe giremiyordunuz. Polis sizi copluyordu. Şimdi siz ‘polis’ oldunuz, başkasını coplamaya başladınız.’

Bunu sürekli söylüyoruz. Ama çok büyük bir iktidar şımarıklığı var. Şiddeti, baskıyı arttırıyorlar.

  • Tele1’e kayyım?
  • Tele1’e kayyım meselesi gerçekten o kadar zorlama ki; kanalın genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ hoşuna gitmeyen bir şey yapmış diye televizyona kayyım atıyor. Televizyonun sahibi ile git uğraş. Genel yayın yönetmeninden dolayı televizyona yürüyor. Böyle bir iktidar anlayışı olur mu Allah aşkına. Dünyanın neresinde görülmüş. Ama bu böyle aklı sıra herkesi tehdit ediyor. Tahminim, ‘Tele1 bak, uslanmadın. Biz sana bir sarı kart göstermiştik. Şimdi de kırmızı kartı yedin’ tutumudur. Bunu çok kişiye yapıyor: ‘Bak sana bir uyarı verdik. Aklın başına gelecek mi? Akıllı ol. Otur bakalım yerinde. Bizimle uğraşma.’

Vardır böyle bir racon. Aynısı, hep bu racon uygulanıyor şu anda.

  • DEM Parti iktidarla bir konu ittifakı diyelim, konu ittifakı içinde. Bu sizce bir seçim ittifakı dönüşür mü, dönüşmeli mi? Bu olasılıkta sizin bireysel tavrınız ne olur?
  • Seçim ittifakına dönüşmez. Öyle bir düşünceniz yok. Partimizin üyeleri, yöneticileri, AK Parti – MHP ittifakından en çok çile çekmiş insanlar. An itibariyle burada dahi, arkadaşlarımızın bir kısmı cezaevine girmiş, çıkmış. Ben dâhil, iktidarın her türlü siyasi zulmüne uğramış arkadaşlarımız. Burada tek derdimiz Türkiye’nin demokratikleşmesi çerçevesinde Kürt meselesinin çözümü konusunda bir kanal bulabilir miyiz? Derdimiz bu. En az 100 yıldır süren, hatta 200 yıla uzayan Kürt meselesindeki çözümsüzlüğü bir şekilde aşabilir miyiz? Bu konuda muhaliflerin oturup konuşacağı kişi, kurum belki Erdoğan değil, iktidarda yer alan başka birisi olabilirdi. Onu da desteklerdik. Biz meseleye sadece bir parti ile oturup konuşma olarak bakmıyoruz. sağlasaydı onunla masaya otururduk. Zaten yıllardır da bunu söylüyoruz. Yeni bir söylemimiz yok aslında. 7 yıldır meclisteyim. İktidara sürekli şunu söyledik: ‘Kardeşim, bak. Tüm yaptığın zulümlere rağmen oturup seninle konuşmak istiyoruz.’

Millet, ‘Bu iktidarla niye oturup konuşuyorsun?’ diyor. Zaten biz söyledik. Ben ve arkadaşlarım, iktidarın her tür tavrına, her şeye rağmen, ‘Gelin. Oturun. Biz masada konuşuruz’ dediler.

Ben şunu söyleyeyim: İktidar işbirliği yapmıyoruz. Sorun giderme işbirliği yapıyoruz. Yarın öbür gün bu bir iktidar işbirliğine dönmez. Dönerse de, benim desteklemem söz konusu olmaz.

YARIN

  • En sevilen milletvekilli nitelikli bir kamuoyu araştırmasında Marmara dördüncüsü, Kocaeli birincisi oldunuz. Partinizden bağımsız, toplumun hiç ummadık ve DEM Parti karşıtı bireylerinden şahsınıza yönelik gizli hayranlık var gibi. Sizin bu yönde bir gözleminiz, tespitiniz var mı?

 

  • İlimizde 12 ilçenin belediye meclisini takiptesiniz. Büyükşehir ve Dilovası Belediyeleri meclis üyeniz Eylem Güleser geçen Büyükşehir Meclisinde ikamet ilçesinin dışında, İzmit’ten bir sorunu gündeme getirdi. Söz konusu takip çalışması nereden esinlendi. Bu ne tür bir çalışma?

 

  • Dilovası’nda son yerel seçimde DEM Parti’nin de desteklediği partiler üstü kişi Ercan Dalkılıç vefat etti. Partiniz Dilovası Belediye Başkan adaylığı için Van’dan DEM Partili getirdi. İlçede, aktif ve halkta karşılığı olan siyasetçi yetiştirmekte eksik kalındığını düşünüyor musunuz?
  • 2019 yerel seçimleri sonrası Gebze’de CHP listesinden belediye meclisine giren üyeniz Osman Kurum, dönemi cezaevinde tamamladı. Dilovası’nda SP adayı merhum Dalkılıç’ın listesinden seçilen partiliniz Metin Dalgalı, dönemin belediye başkanı Hamza Şayir’in ağır tahriki altında, belediye meclisindeki bir ifadesinden ötürü dönemi Valilik yasağıyla meclis dışında tamamladı. Değerlendirir misiniz?

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 21 Mart 2026 08:03
BENZER HABERLER
X