Tüm yolsuzlukların hesabını birlikte soracağız
30 Mart 2024 03:43

EMEKÇİDEN YANA YEREL YÖNETİM İÇİN… Tüm yolsuzlukların hesabını birlikte soracağız

TİP KBB adayı Mahmut Hakan Koçak yarınki seçimin sonuçlarından bağımsız olarak eşit, demokratik ve emekçiden yana yerel yönetim için mücadelelerinin süreceğini belirtip, “Tüm yolsuzlukların hesabını birlikte soracağız” dedi

Türkiye İşçi Partisi Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mahmut Hakan Koçak yarınki seçimin sonuçlarından bağımsız olarak eşit, şeffaf, demokratik ve emekçiden yana yerel yönetim için mücadelelerinin süreceğini belirtip, “Tüm yolsuzlukların hesabını birlikte soracağız” dedi.

Koçak, İzmit Sabri Yalım Parkı’nda dün akşam saatlerinde gerçekleşen basın açıklamasında, “Seçimler nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye İşçi Partisi olarak tüm Kocaeli halkına söz veriyoruz: Oylarınıza talibiz. Ancak bizi seçseniz de seçmeseniz de bu sorunların ve daha nicelerinin çözümü için, bu kentin eşitliğe, şeffaflığa, demokrasiye ve emekçiden yana bir yerel yönetim anlayışına kavuşması için mücadelemize devam edeceğiz. Belediyelerdeki tüm yolsuzlukların hesabını, emekçilerin sözü ve mücadelesiyle birlikte soracağız. ‘İşçi kenti’ Kocaeli’yi yeniden işçilerin, emekçilerin ve bu kentin her bir zerresinde alın teri olan hemşehrilerimizin kenti haline getireceğiz” dedi.

 

31 Mart yerel seçimlerine Büyükşehir Belediyesi ile birlikte İzmit, Gebze, Gölcük ve Çayırova İlçeleri’nde belediye başkan adayı çıkarttıklarını; kentin tamamında halkçı bir yerel yönetim anlayışının inşası için yola koyulduklarını hatırlatan Mahmut Hakan Koçak, 1.5 ay boyunca büyük bir emek ve dayanışmayla sürdürdükleri seçim kampanyasına ilişkin gözlemlerini ve seçimlerden sonra sürdürecekleri çalışmalarının ana hatlarını paylaşmak üzere açıklamayı düzenlediklerini belirtti. Koçak açıklamasında ayrıca şu görüşlere yer verdi:

 

SEÇİM DEĞİL MÜCADELE PARTİSİYİZ

 

“Seçimden sonra neler olacağını gayet iyi biliyoruz! Tüm siyasi varlığını seçimler üzerine kurgulayan düzen partileri, 1 Nisan sabahı itibarıyla kentin işçilerine, emekçilerine verdikleri tüm vaatleri unutacaklar. Bir oy pusulasında isimlerinin altına mühür vurulsun diye kapısını çaldıkları tüm yurttaşlara sırtlarını çevirip, ertesi gün Kocaeli’yi rantın, doğa katliamlarının ve emek sömürüsünün ortasında, yapayalnız bırakacaklar.

 

Oysaki Türkiye İşçi Partisi, bir seçim partisi değil, mücadele partisidir. Biz, kendi sözlerimiz dâhil, Kocaeli halkına verilen hiçbir sözü unutmayız. Bu kenti yolsuz müteahhitlere, ihale simsarlarına ve rantçılara mahkûm edenlere karşı, örgütlü mücadelemizden asla vazgeçmeyiz. Her koşulda, her zorlukta ve her dönemde Kocaelili hemşehrilerimiz ile omuz omuza vermeye devam ederiz.

 

SÖZÜMÜZ EMEKÇİNİN SÖZÜDÜR

 

Seçim kampanyamız boyunca Kocaeli’nin emekçileri ile bir aradaydık. Limanlarda, fabrikalarda, servis duraklarında, mahallelerde sizlerle buluştuk, dertleştik. Bu kentte yaşamanın zorluklarını, AKP iktidarının bizleri sürüklediği umutsuzluğu ve bitmek bilmeyen geçim sıkıntısını uzun uzun konuştuk. Dolayısıyla burada söyleyeceğimiz her söz ve vereceğimiz her kavga, emekçilerin sözü ve emekçilerin yaşam kavgasıdır.

 

Başta AKP’li Tahir Büyükakın’ın ikinci dönemine talip olduğu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olmak üzere kentteki tüm belediyeler, derin bir borç batağının içerisindedir. Bu borç batağını ‘halka hizmet’ ile açıklamaya çalışanlar, halkın yüzüne baka baka yalan söylemektedir. İşçilerin alın teriyle yarattıkları kaynağın tamamı tarikatlara, imtiyazlı müteahhitlere, AKP yöneticilerine ve eşe, dosta, akrabaya peşkeş çekilmektedir.

 

HER SAYIŞTAY RAPORUNDA

USULSÜZLÜK İLE SUÇLANDI

 

Bugün ‘kenti tüm paydaşlar ile birlikte yönetmeyi’ vaat eden Büyükakın, Tarihi Pembe Köşk’ü Ensar Vakfı’na teslim etmiş, belediye kadrolarını AKP üyeleriyle doldurmuş, belediyenin kiralık araçlarını AKP mitinglerinde meydan meydan gezdirmiştir. Bugün belediyenin rekor düzeydeki borcuna türlü mazeretler üreten Büyükakın, yandaş etüt-proje firmalarına, AKP’li yöneticilerin peyzaj şirketlerine ve apar topar kurulmuş organizasyon ajanslarına milyonlarca liralık ihale dağıtmış, neredeyse her Sayıştay raporunda sayfalar dolusu usulsüzlük ile suçlanmıştır.

 

Ve bugün ‘doğayı belediyecilik anlayışının merkezine koyduğunu’ iddia eden Büyükakın, bu kentin başına haddehane felaketini bela eden bir şirkete Saray’dan aldığı talimatla boyun eğmiş; kentin havasını, suyunu ve toprağını zehirlemek isteyenlere ön ayak olmuştur.

 

MUHALEFETİN ETKİNLİKLERİNE

TAHAMMÜL EDEMEDİLER

 

Büyükakın önderliğindeki bu talan düzeni, seçim kampanyalarında da varlığını hissettirmiştir. Daha dün (28 Mart 2024), Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir miting için kenti onlarca kilometrelik bayraklarla donatan, trafiği umarsızca felç eden, halkın alın teriyle yarattığı milyonlarca liralık kaynağı sokağa döken muktedirler, muhalefet güçlerinin afişlerine, pankartlarına ve etkinliklerine tahammül edememişlerdir. Hem partimizin hem de seçimlere katılan dostlarımızın seçim malzemeleri kaldırılmış, tahrip edilmiş veya sansürlenmiştir.

 

Büyükakın onlarca şehirdeki billboardları teleferik reklamları ile donatırken kendisinin yolsuzluklarını, belediyelerdeki usulsüzlükleri dile getirmek isteyen parti ve adaylar engellenmiştir. Kent, adeta AKP ile düzen muhalefetinin pankart tasarımlarını yarıştırdığı bir israf sahasına dönüştürülmüştür.

 

İşte, bu adaletsiz düzenin tam ortasında, emekçilerin tüm talep ve gereksinimleri göz ardı edilmiştir. Fabrikalar ve limanlar, denetimsizlik sebebiyle birer ölüm havzasına dönüştürülmüş, emekçilerin örgütlenmelerinin önüne geçilmiş, Kocaeli’nin ‘işçi kenti’ kimliği gasp edilmiştir. Kentteki holdinglerin kendi afet yönetim programları varken halka resmi bir tahliye planı dahi sunulmamıştır. 17 Ağustos Depremi gibi acı bir deneyim karşımızda dururken deprem güvenli kent için politika geliştirilmemiş, 6 Şubat sonrası yapılan göstermelik denetimler dışında herhangi bir adım atılmamıştır.

 

Öğrenciler üniversitelerinden uzaklaştırılarak geçim sıkıntısına ve tarikat yurtlarına mahkûm edilmiş, belediyelerde gençlerin haklarını güvence altına alacak herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Belediyelerin yönetici kadroları erkeklerle doldurulmuş, toplumsal cinsiyet eşitliği göz ardı edilmiştir.

 

Bakım merkezlerine, kreşlere ve kooperatiflere ilişkin sözlerin hiçbiri tutulmamış, sokaklar karanlığa ve tekinsizliğe terk edilmiştir. Temiz suya ve enerjiye erişim hakkı yok sayılmış, Kocaeli’nin bir baraj kenti olmasına rağmen su tarifelerine sürekli zam yapılmış, yurttaşlar bir su ve enerji krizi ile karşı karşıya bırakılmıştır.

 

Başta AKP olmak üzere tüm düzen partileri tarafından halka betonlaşmadan başka hiçbir şey vaat edilmemiş, doğayı, ekolojik dengeyi ve çevreci üretimi önceleyen herhangi bir alternatif sunulmamıştır. Son olarak, yolsuzluk, rant ve sermaye odaklı yaklaşım, belediyelerde bir teamül haline getirilmiş, Kocaeli halkı bir avuç imtiyazlı sermaye sahibine karşı yalnız bırakılmıştır.”

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 30 Mart 2024 03:45
BENZER HABERLER
X