SÜRECE 2013’TE KARŞIYDI ŞİMDİ TARAF Akan kan duracaksa Apo serbest kalabilir
Bidri Aşireti’nin kanaat önderi Gıyasettin Seçkin, 1995’te terörü, 2015’te hem terörü hem çözüm sürecini telin mitingleri organize etmiş. Günümüzde ise, “Terörsüz Türkiye”ye dair Bahçeli ile hareket ediyor ve, “Akan kan duracaksa Apo serbest kalabilir” diyor
Yazı dizisi - Muş: Seri röportaj – 3
Hasköy – Gebze arası yaşanmış hikâyeler
Dünden devam…
Hayatta değişmeyen tek şey, değişimin kendisi.
Yaşadıkları da, insana çok şey öğretiyor ve etkili oluyor olsa gerek.
Muş’ta Bidri Aşireti’nin kanaat önderi, her ne kadar kendisi o unvanı pek kabul etmese de aşiretin reisi Gıyasettin Seçkin, aşireti PKK’ya karşı gerilla mücadelesi verirken gerek Devlet gerekse orduya mesafeli ve ondan da bağımsız imiş ama PKK tarafından dağa kaldırılıp ölümden döndükten, örgütün bazı hallerini gördükten sonra tutumunu değiştirmiş:
“Bu olayları gördükten sonra karar verdim. Biz, ben yanlış yapıyorum. Yani devlete küsülmez. Aşiret üyelerini topladım ve, ‘Mücadeleyi böyle değil, benim dediğim gibi yapalım’ dedim.
Aşireti; dağda silahlı mücadele vermek ve sosyal yapıyı yani toplumu, halkı harekete geçirmek şeklinde, ikiye böldük.
O süreçte hem MHP'yi teşkilatlandırdım hem halkı harekete geçirdim. İlk mitingim 1995 yılının şubat ayında oldu, terörü telin ettik. İkincisi de Tayyip Erdoğan tarafından bir çözüm süreci konulmuştu. Hem çözüm sürecini hem de terörü telin etmek yaptık Tabii bu mitingleri çeşitli mücadelelerimin neticesinde gerçekleşti.
Mevzu Cumhurbaşkanı'na kanaat önderi olarak, aşiret reisi olarak gidişimde açılmıştı. O zaman, ‘Külliye sizi çağırıyor gider misiniz?’ dediler, ‘Giderim’ dedim. Muş'u temsilen, üç kişi gitmiştik. Delegasyon olarak bizi ağırladı. Çok mükemmel görüşmeler oldu. Çok samimi ve dürüst gördüm. Yaptığımız açıklamalar, yaptığımız mücadeleler de önemsendi. Bir iftar yemeğine çağırmıştı. Üç sefer de istişare noktasında kendileriyle görüştük.
- İki farklı dönemde, iki farklı süreç var. Hangisi?
- Tayyip Erdoğan'ın 2013’te yaptığı çıkış doğrudur. Her savaşın, mücadelenin, çatışmanın neticesinde bir barış, bir birliktelik, bir bitirme olur. Hiçbir savaşilelebet sürecek diye yapılmaz. Bütün savaşlar barış için, hak için yapılır. Birisi haklıdır birisi haksızdır veyahut ikisi de haksız olabilir. Ancak Erdoğan'ın birinci çıkışı zamansız ve plansız yapıldı. Hakimiyeti, ipin ucunu kaçırdı ve dolayısıyla akamete uğradı. O süreçte ben de karşı çıktım.
- O süreçte PKK’lıların serbest bırakılmasıyla Doğu ve Güneydoğu’da bütün halkın, devletin eli kolu bağlandı. İstediklerini yapıyorlardı. Devlet kurmuşlardı, mahkemeler kuruyorlardı, cezaevleri yapmışlardı. Buna da karşı çıktım.
Vali, ‘Kardeşim. Bu Cumhurbaşkanı'nın emridir. Ya sen ne yapıyorsun?’ dedi.
Valiye, ‘Ben bunu kabul etmiyorum’ dedim.-
- Yahu, sen kim oluyorsun kardeşim?
- Ben halkım.
- Olsun, Devlet karar vermiş. Sen, ben ne yapabiliriz?
- Osmanlı'da da karar verilmişti yıkılmaya ama Atatürk çıktı kabul etmedi. Ben de kabul etmiyorum.
- Sen Atatürk müsün?
- Olabilirim.
Dönemin Valisi ile böyle birbirimize girdik. O dönemde de gene bir ciddi manada bir oluşum yapmıştım. Muş'ta. 72 STK'yı bir araya getirdim, tertip komitesini kurdum, tertip komitesi başkanı bendim. 2015 veyahut da 16 olabilir. 100 bin nüfuslu Muş'ta 15 bin kişiyle yürüdüm. Nüfusa oranla hesap et, İstanbul'da olsa 3 milyon kişiyle yürüdüm demektir. Domino etkisi yaptı. Güneydoğu ve Doğu’daki, Orta Anadolu’daki dönemin diğer tüm benzer mitingleri, Muş’taki mitingin devamıdır.
Böyle devam ettik ve o çözüm sürecine ben bundan dolayı karşı çıktım. Zamansızdı, tutmadı ve halk gene el koydu bu şekilde.
- Ya bugün. Terörsüz Türkiye diye adlandırılan sürece dair düşünceniz nedir?
- Günümüzdeki Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hareketini destekledim. Herkes de şaşırdı. Devlet Bahçeli çıktı ilk açıklamayı yaptı, ben hemen arkasından bir paylaşım yaptım.
Ülküdaş dedim, Sayın Devlet Bahçeli'nin sözü sözümüz, fikri fikrimizdir; arkasında dik dur.
Herkes şaşırdı; Gıyasettin Seçkin nasıl bunu yapar gibisinden, telefon eden edene.
Her ne kadar biz Apo'yu sevmiyorsak, da eğer bu kan duracaksa Apo'nun çıkması benim için hiçbir mahsuru yoktur. Apo'ya karşı oluşum; insanların ölmesi, devletin zarara uğratılması, devletin parçalanmasından ötürüydü. Ben Apo'yu öldürdüm veyahut da yaşattım, bana ne getirir ne götürür? Ve herkes de hak verdi yani, fazla da üzerime gelemediler.
- Kardeşim hangi savaş ilelebet devam etsin yapılır, siz ne anlatıyorsunuz?
- Şehit düştük.
Şehit düşmüşüz tabii ama şehit niye düşmüşüz? Bunlara diz çöktürdük, vatanı böldürtmedik. ‘Benim oğlum şehit düştü herkes şehit düşsün’ diye mi mücadele verilir? Biz de mücadele verdik, biz de şehit düştük kardeşim ama ben bugün böyle söylüyorum.
Devlet Bahçeli, benim liderimdir diye anlatmıyorum. Lider noktasında olan insanların başka bir liderin emrine girmek gibi bir hareketi kolay değildir. Ve Devlet Bahçeli burada, benim şahsi kanaatim, dünyada en büyük fedakârlığı yaptı. Birliği ve beraberliği sağlayarak devlete, millete ve bölgeye bir nefes aldırdı. Kendi nefsini ayaklar altına aldı. Bu öyle basit bir olay değildir. Ben şahsen kendisini takdir ediyorum. Bilmiyorum tabii herkes böyle düşünmüyor; çoğu insanlar var veriştiriyorlar, olmadık laflar da söylüyorlar. Tabii insanız, herkesin bir ayrı ayrı fikri olur. Eğer hepimiz motamot bir kişi gibi düşünsek zaten hayat durur, dolayısıyla doğaldır yani.
- Aktif siyasette milletvekillliği adaylığı, belediye başkan adaylığı gibi süreçleriniz oldu mu?
- Ben bu mücadeleleri sürdürürken ilk Ülkü Ocakları İl Başkanlığını aldım. Sonradan şunu farkına vardım: Eğer bir siyasi talepte bulunsam veyahut da öyle bir yol çizsem, sadece ve sadece girdiğim yolun üzerine etkin olur veyahut da olmaz. Ama halk noktasında, yani sivil inisiyatif olarak bu çalışmaları sürdürürsem daha yararlı olacağıma inandığım için o şekilde bir siyasete atılmadım.
Ve ilk olarak 2016’da Malazgirt'te Malazgirt Zaferi yıldönümü etkinliklerinde bir elimle ülkücü, bir elimle Rabia işaretiyle fotoğraf verdim. Bütün Ülkücüler bana veryansın yaptılar a. Çok zor duruma düştüm.
‘Ülkü Ocakları İl Başkanlığını yapan binlerce gence Ülkücülüğü anlatan bir şahıs kalkıp da bu işareti nasıl verir?’ gibisinden beni yediler neyse.
O zamanların başkanı Doçent Doktor Cengiz Taşkıran’a, ‘Linç ettiler beni. Hocam, beni çağır gençlere bir cevabımı vereyim yani öldürürlerse de linç ederlerse de orada etsinler’ dedim. Toplantı yaptık. Gençlere,
Önce ben size bir sorayım, sonra siz sorun.
- Rabia'nın dört sembolü var; tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak. Bunların bize uymadığı, ters olan yer hangisidir?
- Ya o yok da işte bizim davamız...
Bakın kardeşim. Siz Ülkücüler, biz Ülkücüler İlahi Kelimetullah ve Nizam-ı Âlem diyoruz. Yani bütün insanlığı adaletle yönetmek. İddiamız o değil mi? E şimdi İngiliz’i, Alman’ı kabul ediyorsun, alacaksın onlara adaleti götürüyorsun. Böyle bir düşünceye sahip Tayyip Erdoğan'ı niye kabul etmiyorsun? Olur mu, Bir AK Parti'yi kabul etmemek. Bunlar yanlış şeyler. Güzel düşünün taşının; genel manada bütün insanlık birbirine yardımcı olmak için yola çıkar. Herkesin yolu ayrı ayrıdır fakat neticede insanlığa yararlı olmaktır. Ben bu noktada önce Türkiye'de, sonra bölgede, ondan sonra dünyada insanlığa yararlı olabileceğime inandığım için böyle yaptım.. Böyle düşündüm. Mesela Malazgirt Ruhu ve Manevi İklimi'ni niye savundum? Orada bütün insanlık için mücadele vermiş. O tarihte bütün İslam âlemi fitne içerisindeydi. Bizans İmparatorluğu bütün insanlığı haraca bağlamıştı. O gün Alparslan bunun için mücadele vermiş, bir nebze insanlığı rahatlatmış. Aynı ruhla bugün de terörü ortadan kaldırıp beş daimi ülkenin insanlığa yaptığı zulüm...
Trump, derebeyi ya! Buna karşı birileri çıkması lazım. Biz öyle düşünüyoruz. Sosyal demokratlar da farklı düşünüyorlar ama neticede aynı düşünüyoruz. Birisi buradan geliyor birisi buradan geliyor. Dolayısıyla bağnaz olmamamız, birbirimize hoşgörüyle bakmamız, hatta birbirimizi de desteklememiz lazım. Herkes kendi mecrasında, birbirini desteklemeli. İnsanlık böyle kurtulur. Tarihte de bu tür olaylar olmuştur.
Benim şahsi görüş açım, penceremden baktığımda sadece Türk milleti, İslam âlemi değil insanlık büyük zulüm içerisindedir. Aydınlığa çıkarabilecek her hareket benim için kutsaldır.
Eğer kişi insanlık için kendisini ortaya koymuşsa sevmeyebilirsin, benimsemeyebilirsin ama bir kendini onun yerine koy bak. Deniz Gezmiş niye ölmüş, hakikaten bir kendini onun yerine koy ve bir düşün. Onun yolunu benimsemeyebilirsin, o ayrı ama onu anlayabilmen için empati yapman lazım. Empati şart. Ama empati yaparken de ‘mış’ gibi yapmayacaksın. Gerçekten özümseyeceksin.
Allah-u Teala bizi, tüm kainatı yaratmış. Allah-u Teala, ‘Dinde zorlama yoktur’ diyor. İnsanın hür iradesine ne kadar önem verdiğini görüyor musun? E sen kim oluyorsun insanın iradesine ipotek koyuyorsun? Allah koymamış! Sen nasıl koyuyorsun? Allah-u Teala bütün insanoğlunun yüzü suyu hürmeti için yaratmış. Bütün kainatı insanoğlunun hizmetine sunmuş ve onun hür iradesine de önem vermiş. Onun için birbirimize bu noktada değer verirsek, yüceltirsek, birbirimize saygı duyarsak dünyada adalet sağlanır.
Adaleti sağlayabilmek için Allah'a net olarak iman etmek lazım. Allah'ın kanunlarında adaleti bulabilirsin.
Müslüman olarak söylemiyorum bunu. Felsefe, ilim olarak söylüyorum
Hepimiz ego sahibiyiz. Nefis olarak hepimizde var. Nefis sahibi olan fertlerin koyduğu kural, taraf olur. Taraf kanunda adaleti sağlayamaz. O zaman tarafsız olan Allah'ın kanunuyla adaleti koyabilirsin. Bu Ülkücü için de geçerli. Allah'a inanan herkes için geçerli.
‘Biz insanız, insana da Allah-u Teala çok değer vermiş. İnsanın koyduğu kaide kurallara da önem verirsek adaleti sağlarız dersen diyenler’ vardır. Ben buna inanmıyorum. Ego sahibi olan insanın tarafsız düşüneceğine inanmıyorum, ihtimal yoktur. Bir İngiliz, bir Türk, bir Alman kendi kanunlarını koyarken asla ve kat'a eşit bir şekilde koymaz. Kendi lehine, kendi ülkesinin, kendi insanının lehine koyar, diğerinin de aleyhinde olur. Ama Allah'ın kanununu uygulamaya çalışırsan bütün insanlara adil olabilirsin.
Bir insan bana, ‘Bu evet tarafsızdır fakat eksiktir’ diyebilir. Hâşâ. Olabilir. Ben bunun eksikliğine razıyım ama adaletsizliğe razı değilim diyorum. Şeriat kanununun eksikliğine hâşâ varsa razıyım, ama diğer kanunların adaletsizliğine razı değilim.”
DİZİDE DÜN
Dağda ölümden döndü. Telin mitingi düzenledi
https://www.gebzeemek.com/haber/yasam/dagda-olumden-dondu-telin-mitingi-duzenledi/3726.html
DİZİDE 18 MAYIS PAZARTESİ
Bulanık’ta bir Trabzonlu
2019 yerel seçimleri İYİ Parti Belediye Başkan adayı
CHP Bulanık İlçe Başkan Yardımcısı Faruk Çebi
Diziye dair
https://www.gebzeemek.com/haber/yasam/yazi-dizisi-mus/3645.html