EKRAN BAĞIMLILIĞINA KATİ UYARI Babası bilmiyor, ben biliyorum. Tehlike kapınızda
Zinnur Büyükgöz iki akşam üst üste konuk olduğu Keşaplılar Derneği ve Gebze KAI’nın etkinliklerinde ekran bağımlılığına dair kati uyarılarda bulundu. Görevinden sebep ailede babanın bilmediğini bildiğini söyleyip, “Tehlike kapınızda” dedi
Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz iki akşam üst üste konuk olduğu Keşaplılar Derneği ve Gebze KAI’nın etkinliklerinde ekran bağımlılığına dair kati uyarılarda bulundu. Görevinden sebep ailede babanın bilmediğini bildiğini söyleyip, “Tehlike kapınızda” dedi
Başkan Büyükgöz önceki cuma günü akşamı Hamdi Bayram başkanlığındaki Gebze merkezli Kocaeli Keşaplılar Eğitim ve Kültür Derneği’nin Ahmet Penbegüllü Kültür Merkezi’ndeki “Bağımlılıkla Mücadele ve Farkındalık” adlı seminerine konuk oldu.
Etkinlikteki seminer hatiplerine atıfla, “Bu tür programlarda işin erbapları varken konuşmamıza gerek yok. Sadece şu kadarını ifade edeyim. Bu kentte uyuyan 485 bin insanın belediye başkanı olarak biz toplumda ailelerin çok özellerine kadar şahitlik yapıyoruz, tanık oluyoruz ve onların dramlarıyla karşılaşıyoruz” diyerek söze girdi. Şöyle devam etti:
“Babanın hayatı bambaşka. Beş vakit camii cemaati. Ama oğlu başka bir dünyanın insanı. Babanın, annenin, kardeşin bilmediği gerçekleri biz biliyoruz. Dolayısıyla biz hayata dokunmak, hayatın içinde, ailenin en mahrem yerinkadar gitmek durumunda kalıyoruz.
Aile içinde ne tür dramlar veya çelişkiler yaşanıyor, bunları yakinen gözlemliyor, şahit oluyoruz.
O yüzden bugün 1’nci Dünya Harbi ile Çanakkale ve İstiklal Harplerinde verdiğimiz mücadelenin daha fazlasını toplum ve ülke olarak bağımlılıkla mücadelede vermemiz lazım.”
Seminerde uzman hatiplerin sigara, alkol, uyuşturucu gibi maddelerin bağımlılığına dair konuşacağını ancak, “Ekran bağımlılığı”nın da giderek toplumda yayılan bir tehdit olduğuna işaret eden Büyükgöz şunları kaydetti:
“Ekran bağımlılığı: tedavisi çok daha maliyetli ve zor bir hastalık. O da gümbür gümbür geliyor. Şu anda çocuklarımız hiç başka madde alışkanlığı edinmese dahi ekran bağımlılığı, hastalığı ile karşı karşıyalar. En samimi haldeki ailenin çocuğunun halinin bu olduğunu görüyoruz. Artık o bu diye ayırım yapmaksızın bağımlılık esaslı her konuda anne babalar, dedeler mutlaka sefer görev emri kâğıdını cebine koyup işe başlamalı. Yoksa her gün kaybediyoruz. ‘Benim çocuğumda yok’ diyenler de tehlikenin kapı önünde var olduğunu bilmeli.
Uzmanlar gerekli bilgileri aktaracak. Ben tekraren, bir belediye başkanı olmanın ötesinde bu vatanın, milletin, bayrağın gölgesindeki bir birey olarak gördüklerim, şahit olduklarım, anladıklarım ve algıladıklarımın sorgusuyla her Türk vatandaşının sefer görev emri kâğıdını cebine koyup mücadeleye başlaması gerektiğini savunuyorum. Evimizden, komşumuzdan, yeğenlerimizden mücadeleye başlamalıyız. Durum bu kadar vahim ve ciddi.”
Ülkemizde depresyon hapı kullanım yaşının 30’lara düşdüğünü, toplumun yüzde 12-13’ünün depresyon hapı kullandığını belirten Büyükgöz, “Hâlbuki medeniyetimizde depresyon hapı kullanımı yoktur” dedi.
Diğer taraftan aile kurumumuzunda çatır çatır çöktüğüne dikkat çeken Büyükgöz, “Aile müessesesi ve bağları zayıflıyor. Aile bireyleri her geçen gün birbirlerinden uzaklaşıyor. İki kardeş karşılıklı çekyatlarda, Whatsapp ile yazışıyorlar. Konuşmayı unuttuk. Bunun bir adım sonrası ilişkilerin karşılıklı ifade edilmemesinden dolayı sevgi, saygı, muhabbet ve sadakatin bitmesi. Samimi olmanın, aile olmanın, birlik ve beraberliğinin gerektirdiği o vefayı maalesef unutacağız.
Vahşi kapitalist sistem ve emperyalizmin ön gördüğü çıkarcı, bireyselci, egosu yüksek, bencil anlayışlara sahip bir birey topluluğuna dönüşeceğiz. Bu da bizim çöküşümüz demek.”
Büyükgöz sözlerini, “Erneğimize, toplumun ihtiyacına, çok önemli bir konuya tabiri caizse bam teline dokunan her STK’mıza teşekkür ediyorum” diyerek tamamladı.
Bir gün sonra da Gebze KAI Derneği’nin Ardahan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 105’nci yıldönümü nedeniyle düzenlediği Çayırova, Şekerpınar’daki birlik beraberlik gecesine katılan Başkan Büyükgöz dernek başkanı Sedat Tatar ve yönetimini programdan ötürü tebrik etti, ev sahibi huzurunda tüm hazirunu selamlayarak söze girdi. Şöyle devam etti:
“Bugün Ardahan’ın kurtuluşu veya kaz gecesi için bir araya geldik. Bunlar bugün, dünden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz faaliyetler.
Kars Ardahan Iğdır’ın kurtuluşu demek, daima uyanık olmamızı gerektiren bir durum demek. Dün düşman işgalinden kurtardık, bugün de ortak paydamızda bazı şeylere dikkat etmeliyiz.
Düşüncemiz, inancımız, siyasi düşüncemiz her ne olursa olsun toplum olarak ahlaki değerlerde bir ve beraber olmamız gerekliliği kaçınılmaz. Ama bununla beraber bizi biz yapıp bir arada tutan vatan, toprak, bayrak kavramlarının altında varlığımızı ilelebet sürdürmek durumundayız.
Vatanımız, hayallerimiz ve hedeflerimiz bir.
Birliğimizi devam ettirecek ve temsil edecekler ise çocuklarımız, torunlarımız olacak. Öyleyse onları sen ben düşüncesi etrafında değil biz ve yarınlarımız etrafında beraberce düşünmek ve yetiştirmek durumundayız.”
Büyükgöz konuşmasının devamında konuyu ve sözü yine ekran bağımlılığına getirdi: “Küresel dünyada sosyal medya ve ekran bağımlılığının, aile müessesine olan zararlarından dolayı hep beraber ortak paydada birleşip gelecek kuşakları ve nesilleri sağlam bir karakterle yetiştirmek zorundayız. Aksi taktirde ne devredecek kültürümüz, ne devredecek kaz gecemiz, ne de kurtuluşunu anacak Ardahan hayalimiz, hedefimiz kalır.
Tabi ki bizim örfümüz, adetimiz, geleneklerimiz, kültürümüz, her şeyimiz bir. Toprak parçamız, değerlerimiz, hedeflerimiz, yaşamak istediğimiz toprak aynı. İçtiğimiz su, aynı kaynağın suyu.
Bazen Konyalı da Ardahanlıdır. İstanbullu da, Bursalı da. Çünkü, ‘O topraklardan geçilmeden buralara gelinmedi’ derler. Haklılar. Ben Erzurumlu isem ben de Ardahan’dan, Kars’tan geçip geldim. Sen ben olmaksızın biz anlayışıyla çocuklarımızı yetiştirmeliyiz.
Diğer ifadeyle de 485 bin insanın yaşadığı Gebze’de belediye başkanı olarak dertlenmek ve dertlerimizi paylaşmak zorundayız. Birçok ailenin hayat dramıyla karşı karşıyayız ve birçok ailenin özel hayatına, dramına dair bilgi sahibi olmak durumundayız. Öyle de oluyoruz. Öyleyse benim bunları sizlerle paylaşmam gerekiyor.
Çünkü çocuklarımız ve torunlarımız bizim kontrolümüzde değil Whatsapp’ın, diğer sosyal medya kanallarının veya dijital dünyanın etkisi altında büyüyorlar.
Çağın en büyük bağımlılığı olan ekran bağımlığı hastalığını da gümbür gümbür geldiğini görüyoruz. ‘Benim çocuklarım yapmaz, olmaz’ dersek en büyük aldananlar bizler oluruz. Çünkü biliyoruz ki aynı evde iki kardeş farklı çekyatlarda uzanmış, birbiriyle Whatsapp ile mesajlaşıp diyalog kuruyorlar. Bu ortak yaramızı beraberce telafi etmeliyiz. Tüm aile büyükleri olarak sefer görev emri kâğıdı gibi bunu cebimize koyup neslimizi ve geleceğimizi kurtarmalıyız.
Yoksa vatan devredecek kimse kalmayacak veya bugünkü geceye belki 10 yıl sonra katılacak genç bulamayacağız.
Aslında bu akşam burada katılımın en az dörtte biri gençlerden olmalıydı. Madem kültürümüzü yaşatmak ve geleceğe devretmek istiyoruz. Devretmek istediğimiz gençler bu saatlerde kafelerde veya oyun dünyasının içinde kaybolup giderken biz onları kurtaracağımızı söylersek biraz eksik kalırız.
Gecenizin amacına uygun, yarınlara hizmet eden bir gece olmasını diliyorum.”
İLGİLİ HABER…
Nargile sigaradan daha zehirli
https://www.gebzeemek.com/haber/sivil-toplum-/nargile-sigaradan-cok-daha-zehirli/3094.html