PAZAR GEYİĞİ… Tavla bahane. Şampiyon: Pardon yani Adnan abi
Bir ülkenin hükümdarı bir diğerine hediye olarak, ekibindeki ilim insanına ürettirdiği satrancı gönderir ve çözümlemesini ister. Hediyeyi alan hükümdar önce ilim insanına satrancı çözdürür ve altında kalınmamasını ister.
Pazar geyiği
**
Tavlanın tarihi Milattan Önce 3000 yıllarına kadar uzanır. Antik Romalıların Ludus duoreçim scriptorum (12 çizgi oyunu) denen ve modern tavla ile neredeyse aynı olan bir oyun oynandığı bilinmektedir. Zamanla oyunun farklı toplumlarda farklı versiyonları türetilmiştir.
Tavlada, 4 bin 500 civarında hamle ihtimali bulunduğundan oyunda ustalaşmak önemlidir. Ancak zar oyunu olmasından ötürü şans faktörü de kendisini hissettirmektedir.
Osmanlı döneminde 1400’lü yıllarda Türkler arasında tavla oyunu yaygınlaşmıştır. Osmanlı’nın yükseliş döneminde tavla çok büyük bir önem taşımaya başlamıştı. Tavla oyunu, Türkiye'de halen popülerliğini sürdürmektedir. (Kaynak Vikipedia)
Sevgili okur..
Geçtiğimiz günlerde daha önce de bir denemesini yapıp sonuç edinemediğim bir organizasyonu, gerçekleştirdim.
Mesleğimin bana kattığı en büyük zenginliğin bir gerekçeyle, toplumun farklı kesimlerinden insanlarla tanışmak olduğunu zaman zaman ifade ederim.
Maksadım; aynı düşüncede, zihniyette veya fikriyatta olmasa dahi ötekinin varlığına ve fikrini ifadesine ama tahammülü, ama saygısı olduğunu düşündüğüm, meslekten sebep tanıdığım bazı insanların, tanışması idi.
Bunun için de tavla… Eşi benzeri olmayan bir bahane.
Tavla turnuvalarına ilk katılımım ve ilgim 1990’larda Kadıköy Belediyesi çatısındaki Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı – KASDAV’ın tesadüfen duyduğum yıllık geleneksel tavla turnuvalarına katılım ile oldu.
2000’nin ilk yıllarında Bizim Kocaeli’de çalışırken Genç Kocaelililer Derneği’nin, 2000’lerin galiba ortalarında Kocaeli Gazeetesi’nin Turgay Şahbanderoğlu tarafından önce tüm ilçelerde başlayıp ardından il finalinin yapıldığı turnuva ki orada Kocaeli ikinciliğim var
Geçtiğimiz aylarda kapanışını veren Gebze Kandıralılar Derneği’nin yıllık geleneksel turnuvaları.. Bir şampiyonluğum bir üçüncülüğüm var
MMO ve Eğitim-Sen’in Gebze’deki turnuvalarında iki ayrı şampiyonluk..
Osman Tugaç’ın Bayramaoğlu Adadaki geleneksel turnuvasında birkaç sondan birincilik de bana ait. Sahil kenarı olduğundan mı ne, zarla aram hep limoni o muhitte…
Anılarım arasındadır.
Son üç sene içinde de iki defa üyesi olduğum Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin kültür sanat komisyonundaki aktivisti olarak Gebze’de iki tavla turnuvasında… çorbada tuzum var.
Velhasıl kelam geçtiğimiz günlerde ikinci denemesinde tutturduğum, “Falanca ile filanca mutlaka tanışmalı” nitelikli, tavla bahaneli organizasyondumda;
Gebze merkezli Ağaç Eğitim Vakfı Genel Sekreteri ve Gebze Kandıralılar Derneği eski Başkanı Sedat Durmuş;
Gebze Sarkuysan Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı ve Hürriyetçi Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi önceki dönem başkan yardımcısı Şükran Aydın,
Bir süre önce Gebze Yenigün Gazetesinden çıkan özel gazete sayımda geniş röportajı da yer alan; “Uçan Arkadaşım Sin” adlı ilk kitabında akran zorbalığının “alay” ve “dışlama” şekilleriyle konu edinirken eşine az rastlanır bir medeni cesaretle sevimli hayvan figürü olarak bir sineği tercih eden
Tire Öğretmen Anadolu Lisesi Konya Selçuk Üniversitesi mezunu, mesleğini halen Gebze’de Şehit İlker Ağçay İlkokulunda sürdüren okul öncesi öğretmeni Ezgi Yar,
Aslen Rize eşrafından, Dilovası Belediyespor Kulüp yönetim kurulu üyesi ve Muş’un Hasköy ilçesindeki spor kulübünün hamisi, sitemiz köşe yazarlarından; sanayici iş insanı Adnan Sak
2019 yerel seçimlerinde CHP Gebze Belediye Başkan adayı Avukat Recep Dursun’un listesinden Gebze Belediye Meclisi’ne, aynı dönemde bir muhtar adayının listesinden Köşküçeşme Mahallesi azalığına aday olup ikisinde de “çuvallayan”;
CHP Gebze İlçe Örgütünün son kongresinde ilçe başkan adayı Cüneyt Akın’dan yana taraf olan 7/24 güleç yüzlü bir güzel insan, erkek çocuk annesi Seyhan Topaç ile
Kısa süreliğini de olsa Cüneyt Akın katıldı. Akın tavla oynamadı.
Katılımcılardan Şükran Aydın, Seyhan Topaç ve Sedat Durmuş’un ocak ayındaki KOGACE tavla turnuvasından tanışıklığı vardı. Pekiştirmiş oldular.
Organizasyon
Hacı Halil Mahallesi, Yıldız Caddesi, No: 9 adresindeki, Berna Çalışkanoğlu ve Erol Özer’in ortaklığındaki Latte Cafe’de gerçekleşti.
Bilen bilir. Bilene hatırlatma, bilmeyene bilgi olsun.
Bağımsız ve serbest sürdürdüğüm mesleğimde, giderleri minimumda tutma mecburiyetimden ötürü ofisim, sabit bir işyerim yok. Haber takibi sonrası yazı işçiliğimi ama evde; ama TMMOB Gebze binası, BMİS Gebze 2 Nolu Şube, Eğitim-Sen Kocaeli 2 Nolu Şube… gibi internetlerinden de yararlanabildiğim yerlerde;
Bir de bazı kafe ve dernek lokallerinde sürdürüyorum.
Kafelerde önceki mekanım Cookiees idi. Geçtiğimiz aylarda kapandı. Cookiees’i gerek işletmenin sermayedarı, Gebze Kandıralılar Derneği eski Başkanı, sanayici iş insanı Kenan Sert ve geniş ailesinden sebep tercih etmiştim. Bir de Yeniçarşı’ya yaya iki dakika mesafede yani çok iyi bir lokasyonda idi. Cookiees Kafe kapandıktan sonra da Latte Cafe’yi önceliğini lokasyona vererek gözüme kestirmiştim ama Kenan Sert ve efradından “iyi olmasın”; (Ne bileyim öyle derler)
Mekan sahiplerinin güleryüz, samimiyet ve sıcaklığı, ortamı, menü zenginliği, hijyenlik ve lezzet kalitesinden ötürü de tavsiye ederim.
İlk Sedat Durmuş geldi ve 18.30’dan itibaren hem tavla maçları, hem sohbet muhabbet başladı. 22.00’ye kadar falan sürdü.
Organizasyon sonrası davetimle gelenlerden hiç biri beni arayıp, “O kişiyle beni nasıl bir araya getirirsin” diye, aramadı.
Altı tavlacının her biri, dört rakibiyle birer maç yaptı. Beşinci maçlar oynanmadı.
Kendi çapında bir turnuvaya dönüştü.
Ben Adnan abi ile oynayamadım ama gecenin şampiyonu; Azerbaycan ve Trabzon merkezli bir “Pardon” hikâyesi ile yine “Pardon” diye diye Adnan Sak ağabey oldu. Namağlup şampiyon. Pardon yani…
KOGACE’nin Gebze’deki turnuvalarının organizatörü olmamdan sebep oyuncusu hiç olmadım. Ama bu turnuvada oynamamda sakınca yoktu. İlk üç maçımı kazandım, dördüncü maçımda Şükran öğretmene yenildim. İkinciyim.
Şükran öğretmen ile Topaçgillerin Seyhan, üç dört… diye hatırlıyorum.
Altıncı ve beşinci ama puan cetvelini ters çevirince ilk ikide galiba Ezgi Yar ve Sedat Durmuş yer aldı. Turnuvada maç skorları not almadım.
Yine tavla ile bağlamak gerekirse
Şimdi arama motoruna girip daha başka isimlerle pazar pazar kafa şişirmeyim.
Fi tarihinde bir ülkenin hükümdarı bir diğerine hediye olarak, ekibindeki ilim insanına ürettirdiği satrancı gönderir ve çözümlemesini ister.
Hediyeyi alan hükümdar önce ilim insanına satrancı çözdürür ve hediyenin altında kalınmamasını ister.
Bunun üzerine tavla üretilir ve hayatta risk almanın, stratejinin önemli olduğu ama şansa da ihtiyaç duyulduğu belirtilir..
Tavlada kazanmak, sadece zarla ilişkili değil. Önemli olan iyi gelen zarı, iyi değerlendirebilmek. Ustalık, orada.
Oyunun yüzde 100 şansa endeksli bölümü ise pulların toplanma anı.
Tavlada bazen yanlış hamle, bazen gereksiz risk, bazen yanlış strateji, bazen de zardan sebep yenersin, yenilirsin.
Ama insanın en büyük kazancı insan tanıması ve o zenginliği paylaştırması.
Tavladan bahane, öylesi bir organizasyondu.
Benzerlerini zaman zaman tekrarlayacağım.
Bu arada şampiyonu kutlamak lazım.
Tabikine
Adnan Sak abi..
Pardon yani..