SURİYE’DE SATRANÇ HAMLESİ YDD ve Türkiye’nin stratejik şahlanışı
***
Denizcilikte bir kural vardır: Fırtınayı önceden sezemeyen kaptan, gemisini karaya oturtur. Bugün dünya siyasetinde ve Suriye sahasında yaşananlar, sıradan birer haber başlığı değil; yüzyıllık bir düzenin çöküşü ve yeni bir devrin, Yeni Dünya Düzeni’nde Türkiye merkezli bir dönemin şafağıdır.
Sahada Taviz Yok: Yarım Kalan İş Bitiriliyor
Suriye’de bugün gelinen nokta, "bekle-gör" politikasının bittiğinin, "vur ve kur" iradesinin zaferidir. Yıllarca bölgeyi terör koridoruyla kuşatmak isteyenler, bugün havlu atmış durumdadır. İsrail’in bölgede bloke edilmesi ve İran’ın kendi iç meselelerine hapsolarak etkisizleşmesi, Türkiye’nin satranç tahtasında attığı hamlelerin ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Bizim lugatımızda bir işe başlanmışsa, o iş bitirilir. Entegrasyon süreciyle birlikte Suriye, artık bir kaos coğrafyası değil, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik hinterlandının bir parçası haline gelmektedir.
KÜRESEL SERMAYENİN YENİ ROTASI: İSTANBUL
Yıllarca dünyayı Cenevre’den, Londra’dan yöneten; paranın ve gücün sahibi olduğunu sanan o "hanedanlar" ve gizli yapılar için yolun sonu göründü. Tapınakçı zihniyetin finans kaleleri birer birer patlatılırken, paranın yeni güvenli limanı İstanbul oluyor. Türkiye, sadece askeri bir güç değil, artık küresel finansın ana kumanda merkezi olma yolundadır. İçerideki sermaye gruplarının devletle aynı hizada saf tutmaya başlaması, bu kaçınılmaz yükselişi görmelerindendir.
ŞİA HİLALİ’NDEN TÜRKİYE EKSENİ’NE
Bölgedeki dengeler artık Türkiye’nin lehine evriliyor. Şia Hilali’nin kırılmasıyla oluşan boşluğu, Türkiye’nin birleştirici ve yapıcı gücü dolduruyor. Bu durum, bizim gibi sınırlar ötesinde iş yapan, yatırım yapan insanlar için sadece bir moral kaynağı değil, aynı zamanda devasa bir ekonomik sahadır. Türkiye’nin evlatları artık her yerde; fabrikalarımızla, projelerimizle ve bayrağımızla sahadayız.
SONUÇ: DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
Muhalif seslerin kesilmesi, vesayet kalıntısı zihniyetlerin rezil rüsva olması tesadüf değildir. Ortada büyük bir gövde gösterisi ve sessiz bir devrim vardır. Biz, bu toprakların evlatları olarak ülkemizin bu durdurulamaz yükselişine şahitlik ediyoruz.
Moralimiz yüksek, vizyonumuz net: Türkiye artık sadece bölgesel bir güç değil, küresel oyunun bizzat kurucusudur.
Selam olsun Türkiye’nin bu kutlu yolculuğuna omuz verenlere...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Dik yamaçların soyulmuş emeği 31 Mayıs 2026 Pazar
- Türkiye’nin bıçak sırtı stratejisi 29 Mayıs 2026 Cuma
- Dondurucuya, tatile sığmayan gerçek bayram 26 Mayıs 2026 Salı
- Berat Albayrak’ın sessiz devrimi 20 Mayıs 2026 Çarşamba
- Türkün durdurulamaz küresel şahlanışı! 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Etiket çetesi ve mezatın vicdanı 15 Mayıs 2026 Cuma
- İki sultan, iki mimar: Bir ses senfonisi 10 Mayıs 2026 Pazar
- Bir siyasi illüzyonun anatomisi 07 Mayıs 2026 Perşembe
- Mizaç ve toprağın sessiz çığlığı 05 Mayıs 2026 Salı
- Zalim görevini yapıyor, peki siz neredesiniz? 04 Mayıs 2026 Pazartesi