KOYUNCU’NUN, BÜLBÜL’ÜN YATACAK YERİ VAR Bahis'te Bilazer’i gönderdik: Yatacak yerimiz yok!
***
“Somaspor maçının üçte birlik bölümünde; ilk yarının ilk 20 ikinci yarının ilk 10 dakikasında maçın mutlak hâkimiydik. Takım kondisyonu ile ilişkili bu zaman dilimini daha da yükseltmeliyiz. Neticede futbol, sonuç oyunu.
Bu zaman diliminde bulduğumuz fırsatlarda son vuruşlarda yetersiz kaldığımız veya topa vursak dahi kaleyi tutturamadığımız pozisyonlar oldu. Kesinlikle kazanabileceğimiz, en kötü senaryoda berabere bitebilecek bir maçı, bence ofsayt olan bir pozisyonda yediğimiz golle kaybettik.
Devre arası öncesi öngörmüştük. Bahis operasyonun yan etkisi olarak futbolcu sayısı azalınca, arz talep dengeleri ölçeğinde transfer bedelleri yükseldi. Bu kulübün ederinin üzerinde bedeller ödeyerek sokağa atılacak parası yoktu. İki yeni transferimiz, Antalya Kampı sonrası takıma dâhil oldu. Adapteleri, biraz süre alacaktır ama Aliağa maçının ardından fikstürde, kâğıt üzerinde avantajlı haftalara gireceğiz.
Aliağa zorlu bir ekip. İç sahada Aksaray Belediye beraberliği hariç tüm maçlarını aldılar. Sezonun ikinci devresine İstiklal’e Maraş’ta 2-0 yenilerek başladılar. Yara sarmak isteyecekler, ama biz de öyle. Bu takım çok zorlu deplasmanlarda, örneğin Mardin’de neler yapabileceğini gösterdi. Yine gösterecektir. Somaspor maçında, sarı kart ceza sınırında olanların kart görmemesi tesellimiz…
Muzaffer BİLAZER
Görevde olsaydı, haftalık geleneksel demecinde muhtemelen yukarıdaki gibi derdi.
**
Muzaffer hocanın geride kalan Somaspor ve önümüzdeki Aliağa maçına dair ne diyebileceği için, “Yapay Zeka” denilen zamazingoya da başvurmadığımı belirtmek isterim..
Önceki pazar günü Somaspor ile iç saha maçımızı; Zafer Partisi Genel Başkanı Prof.Dr.Ümit Özdağ’ın bölgemizdeki üç ilçede temaslarını ama sahadan, ama sosyal medyadan takipten ötürü, izleyemedim.
Sıfır TV’den canlı yayınlanan maçı, gece kanalın sitesindeki bandından izleyip detaylı haberleştirdim.
İlgili haberin “Maçın hikâyesi” bölümünde iki kritik dakika şöyle…
Dk.74 Gebzespor tribünlerinde taraftar takıma, “Oyna oyna oynasana l..n” diye tezahürata yöneldi.
Dk.80 Az sayıda bir grup taraftar teknik direktör Muzaffer Bilazer’i kısa süreliğine aleyhte tezahürat ile istifaya davet etti.
Hâlbuki…
Sezonun ilk devresinin hayli kritik maçında, Ankara Demirspor’u ağırlamış, 80 dakikası golsüz geçen maçta sonuca son 10 dakikada bulduğumuz iki golle gitmiştik.
Muzaffer Bilazer’in gerek maç öncesi, gerekse maç sonrası ve kamp öncesi demecinde de izah ettiği gibi..
Kritik bir eşikti. Kazanmaya mecburduk…
Her ikisi de stratejik bir oyun olun satranç ve tavla üzerinden yorumlayacak olursak…
“Ya hep ya hiç. Ya üç puan ya hiç puan” diye bir satranç hamlesine gidilirken tavla şansına da ihtiyacımız vardı.
Taraftarın maç boyunca süren; son çeyrekte de taviz vermediği pozitif tezahüratı ve rakip takıma tribünden kurduğu manevi baskıyla, kazandık.
Satranç hamlesiyle, tavla şansının da “yardımıyla” kazandık. Kaybedebilirdik de…
Akabinde..
Sezonun tam da ikinci devresinin başlamasına ramak kala…
Bahis operasyonunun üçüncü dalgası, teknik direktörlere yönelik oldu. Muzaffer Bilazer de, fi tarihinde doldurduğu bazı kupon veya kuponlardan ötürü, TFF Disiplin Kurulu’na sevk edildi.
Öncelikle şu bilinmeli.. Kesin bilgi:
Bilazer’in bahis oyunlarında kupon yaptığı doğrudur ama hiçbir zaman, görevde olduğu takımların maçlarına oynamamıştır.
Ötesinde..
İyi bir araştırma ile rahatlıkla açığa çıkacaktır.
Muzaffer Bilazer, yakın tarihte Gebzespor’u da çalıştıran Galata Teknik Direktörü yazar ve yorumcu Ümit Metin Yıldız…
Şike veya şike türü her tür ahlaksızlığa bulaşan her hakem, futbolcu ve teknik adam..
Savunma hakları dahi kullandırılmadan futboldan aforoz edilse, gıkımı çıkarmam.
Bu süreçte Gebzespor yönetimine dönünce..
Yusuf Öztürk’ün istifa edip geri döndüğü zaman diliminde, dört futbolcunun olumsuz şekilde adının geçtiği kaotik süreçte fatura bu sezonun ilk teknik direktörü Cihan Erdil ve teknik heyete kesildi, gönderildiler.
Adı o süreçte disiplinsizlikle anılan dört futbolcu da, takımda kaldı.
Eyvallah…
Bahis operasyonunun ikinci dalgasında dört futbolcumuz cezalandırıldı. Başkan ve yönetim bence çok doğru bir tavır ve tercihle, futbolcuların yanında durdu.
Çok değil daha 1.5 ay önce, iç sahada Muşspor beraberliği sonrası birkaç taraftarın sosyal medya paylaşımına kızan Yusuf Öztürk, kongre resti çekip sonra –neyse ki- sumen altı etti.
Bahis operasyonunda üçüncü dalganın, teknik direktörlere yönelik olacağı, zaten belliydi.
Zamanlama ise tam bir çuvallama…
Cezalandırılan; aynı zamanda kulüpler de oldu.
Ne gariptir ki...
“Nesine” yahu, “Nesine…”
Bahis sitesi, talih oyunu makyajlarında bildiğin kumar şirketi.
Liglerinin isim hakkını kumar şirketlerine satan sistem, TFF’nin bilmem kaçıncı ilgili maddesine göre 100’erli, 1000’erli operasyonlar düzenledi.
Olması gereken…
Varsa şikeciler onların üzerine gidilmesi, operasyonun onlarla sınırlı kalması ve bahis oyunları oynadıkları tespit edilenlerin, “İlgili maddeye rağmen filanca tarihten itibaren de oynamayı sürdürenler disipline sevk edilecektir” denmeliydi.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nu Trabzonspor Kulübü Başkanlığı’ndan, bilirim.
Trabzonspor Başkanı iken Gebze’ye geldiği ve Fırtına Trabzonspor Taraftar ve İş İnsanları Derneği’ne de konuk olduğu gün derneği ziyaretinde…
Sorudan haz etmeyeceğini bile bile ve biraz da muzip damarım kabarınca..
“Yılmaz Güney’e simanız çok benziyor. Böyle anılmaktan da memnun musunuz?” benzeri bir “soru” sormuştum.
Bugün itibariyle diyeceğim o ki: Keşke sadece tipine değil, az biraz huyuna, karakterine de benzese imiş…
Bir federasyon ancak bu kadar kötü yönetilir…
TFF’nin ilk kongresinin potansiyel adayıdır. Karşısına çıkacak her kim olursa, şimdiden şuna kefilim: İbrahim Hacıosmanoğlu’ndan, daha kötü yapamaz.
Bu yorumumda yer vermedim ama zaman zaman sosyal medyadaki taraftar tepkilerini önemsediğimden göz atarım..
Muzaffer Bilazer ve teknik heyetin gönderilmesini teee Muş maçından beri isteyenlerden bazıları, meseleyi alt kimlik üzerinden de irdeledi..
Siyaseten…
Aklıselim MHP’lilerin, Zafer Partililer’in bile ret ettiği;
Gel gör ki Atatürk Milliyetçiliği ile uzaktan yakından ilgisi olmasa dahi CHP’ye de sızan…
Mikro milliyetçilik..
Topluma yansıyan yönüyle…
Sınır tanımayan. Vakadır ve Gebze’de de yaşanmıştır ki çocuk tacizcisini bile kollayan, saklayan, aklayan, ahlaksızı dahi koruyan bir hemşericilik…Daha doğru tanımla, “hemşericilik”
Gebze’nin kentleşememesindeki en önemli etkenlerden biridir kanaatindeyim.
Muzaffer Bilazer’in memleketi, Trabzon…
Bu süreçte, alt kimliği üzerinden dahi sözüm ona, “değerlendirildi.”
O Trabzon ki tam anlamıyla futbolun beşiği, eşiği, bir futbol kenti.
Annelerin hamilelik döneminde karınlarında bebek değil neredeyse “futbol topu” taşıdığını düşündüğüm, futbolun bir yaşam biçimi olduğu şehir.
Biz dâhil hemen her takımın hemen her sezon illaki 61 numaralı bir futbolcusu varsa, bundan sebep var.
Doğru okumak lazım: Trabzonspor…
Doğu Karadeniz’in önemli kısmında, ülke geneline de yayılan bir sevdadır.
Şehit Eren Bülbül’ün yüreğimizi burkan, film konusu olan kısa hikâyesinde de tanık olduk: Trabzon’un en fakir mahallelerinde bile, aşktır.
Çernobil sızıntısından sebep kanser vakasından kaybettiğimiz, devrimci sanatçı, Artvin’in Hopa eşrafından Kazım Koyuncu için de, aşk…
Her teknik adam ama maç maç ama sezon sezon; tercihleri ve taktikleri ile elbette konu edilmeli ama kişileri alt kimlikleri üzerinden sorgulamak, kırıcı olmayım üç nokta…
Daha da ötesinde..
Hiç olmadık bir süreçte ve zaman diliminde..
Çivisi çıkmış bir düzende..
Tam da bugün; her tür skor ve sonuçtan bağımsız şekilde yanında olmamız gereken süreçte..
Bu kentin ortak değerini teslim ettiğimiz kişiyi..
Üstelik, aynı sebepten mağdur futbolcularımıza kol kanat gerdiğimizi unutarak ve akla zarar bir tezatlıkla..
Yarı yolda bıraktık.
Kazım Koyuncu’nun yatacak yeri var. Hatta gittim, gördüm. Köyünde, yatıyor.
Eren Bülbül’ün yatacak yeri, zaten var. Yüreklerde, yatıyor.
Ama bizim ya bizim…
“Yatacak yerimiz yok” diyorum.
Ötesi Kandıra, Silivri diyorum.
Şimdilik, başka da bi’şi demiyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bu da mı ofsayt değil hocam! 02 Mart 2026 Pazartesi
- “FETÖCÜ” davam 0-1 idi. Şimdi durum 1 – 1 28 Şubat 2026 Cumartesi
- 30 Nisan’da, Adliye önüne 25 Şubat 2026 Çarşamba
- Kocaeli “Düştü” de niye düştü! 23 Şubat 2026 Pazartesi
- Gebze’de de emek hareketi yerel basına mecbur 19 Şubat 2026 Perşembe
- Şartların değişimi ile Cemil’in değişimi mümkün 14 Şubat 2026 Cumartesi
- Ekonomik çöküntü giderilir. Ahlakisi beka meselesi 09 Şubat 2026 Pazartesi
- Cumhuriyet'te de 06 Şubat 2026 Cuma
- Tesadüfen yaşıyoruz. Elanur Tabakoğlu hariç 05 Şubat 2026 Perşembe
- Migros işçisi için Halkın İttifakı var 04 Şubat 2026 Çarşamba