BEŞİ BİR YERDE MANŞETLER Deniz “kurtuldu” da kara kurudu

03 Şubat 2026 08:14
Ülkemiz malum şartlarından ötürü, kamunun da ekonomik desteği kaçınılmazdır. Ama nasıl? Veren el nasıl veriyor. Alan el nasıl alıyor?

Meslekte henüz altı, yedinci senemde…

AKP’nin kuruluşuna da denk gelen 2002-2003 aralığında Bizim Kocaeli çalışanı iken mesleki gelişmeme katkı sağlayan önemli deneyimler edindim.

Mesleği nasıl yapmam ve nasıl yapmamam gerektiğini, yaşayarak gördüm.

Her iş gününün sabahı genel yayın yönetmeni, yazı işleri ve haber müdürleri ve muhabirler ile birlikte ertesi günkü sayı için hangi gündemlerin takip edileceği ve özel haber çalışmaları ile gündemin nasıl belirleneceğine dair toplantılar olurdu.

Ve toplantıların aynısı refiklerde; Özgür Kocaeli ve Kocaeli Gazeteleri’nde de olurdu. Üç gazetenin aynı sayısının manşetinde aynı konunun yer alması da zaman zaman yaşanan vakaydı ancak yaklaşımları farklılık gösterirdi.

 

Önceki cuma günü sabahı CHP Gebze İlçe Örgütü ile bu dönemin ve geçmiş dönemin belediye meclis üyeleriyle birlikte Balçık’ta düzenlediği basın toplantısı öncesi aynı günün gazetelerinden beşine göz atma fırsatım oldu.

Beşi de; KBB tarafından servis edilen, Başkan Büyükakın’ın Eskihisar’daki dip temizliği vakasını konu edindiydi.

Hâlbuki aynı Eskihisar’da artık Bakanlık mı, Büyükşehir mi veya Gebze Belediyesi’nce mi sürdürüldüğü unutulan Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi’ndeki tadilat, bu yıl beş yaşında.

Genel ve yerel idareleri ile karadaki binayı kurtaramayan vakti zamanının “Üçlü olsun güçlü olsun” sloganlı düzeni, karada üçü birden batmış. Ne gam.

Sevgili okur…

Beş günlük gazetenin beşinde de aynı konunun aynı gün manşet edilmesi gün itibariyle tesadüfi değil.

Çünkü cuma, Başkan Büyükakın’ın Gebze Bölgesi için tahsisli bir günü.  

Karaosmanoğlu döneminde günün adı, perşembe idi.

Yine sevgili okurun şunu bilmesinde fayda var:

Ülkemizde her belediyenin sorumluluk alanı dâhilindeki il, ilçe veya beldede, yerel basına ekonomik desteği, yasal bir mevzudur.

Oranını unuttum ama ilgili belediye yasa maddesi, belediye gelirinden o oranda miktarın yerel basına, ekseri dini ve milli bayram günleri ya da belediye icraatları duyurusuyla aktarılmasına olanak tanır.

Yerel basın… Pratiğiyle aslında ülke geneli ulusal basını da haberleriyle besleyen..

Bunun ötesinde kurtuluş yıllarımızda Kuvayi Milliyeci olanları ile halkın örgütlenmesini sağlayan..

Beka derecesinde öneme sahip bir değerdir.

Yaşamak zorundadır.

Ülkemiz malum şartlarından ötürü, kamunun da ekonomik desteği kaçınılmazdır.

Ama nasıl?

Veren el nasıl veriyor. Alan el nasıl alıyor?

Sevgili okur..

Benim bu meslekte biraz da geçime dayalı mecburiyetten kaynaklı, altı ay süreli de olsa bir Çerkezköy, Tekirdağ ve Trakya deneyimim de oldu.

Ülkemiz siyasi haritasında malum CHP yoğun bir bölge.

Tablo, bir takım istisnalar hariç neredeyse aynı.

Belediyelerin yerel basına o desteğini, özünde halkın desteğini, o kaynağı kendi parası sanan yerel yönetim anlayışı.

Yeri geldiğinde sopaya da dönüştürüyor:

Belediye ve başkanı aleyhinde olası haber ve yorumlarda, musluğu kesiveriyor.

Gazete veya dergi demeye, şekli haricinde 1000 şahit gerektiren bayat belediye haberleri ile bezeli, vıcık vıcık cıvık cıvık yayın organlarına, kaynak baki.

Bir de geçiniz basın özgürlüğünü, susmaya zaten dünden razı, basının içine susmak ve nemalanmak için girenlerin varlığı.

“Solcu” ve muhalif olduğu sanılanların dahi tatlı su solculuğu

Her cuma benzerini farklı örneklerle yaşatıyor.

Dün akşam; Migros depo işçilerinin Gebze Kent Meydanı’ndaki eyleminde ve CHP Gebze’nin geçen haftaki Balçık açıklamasında, işin basın tarafında hep aynı kişiler olmak üzere, üç zaman zaman dört kişiyiz.

Dörtlediğimiz zamanlar haber dönüşü “Hadi okeye oturalım” desek, yancımız yok.

Gebze Belediyeler Birliği ve Gebze Ticaret Odası’nın 10 Ocak organizasyonlarında ise herkesin ayıracak vakti var da komik detay şu: Gerek belediye gerek oda servis etmezse, haber yapan da yok.

Hâlbuki bugün Gebze Belediye Meclisi’nde de konuşulacağı  sanılan;

Balçık’ta 300 dönümlük konut arazisinin sanayiye dönüşmesi için yargıya rağmen çaba sarf eden Büyükşehir’in o inadının halka faturası, 180 bin lira civarında oldu.

Hukukçu değilim ama: bu gibi konularda davacı mahkemece haklı bulunursa tüm yargılama giderleri davalıya aittir.

Günümüzde söz konusu davanın yargı gideri, 60 bin lira civarında imiş. Büyükşehir bu bedeli, kaybettiği ilk dava sonrası ödedi. Anlaşılır olabilir.

Ama ikinci ve üçüncü ısrarların belediyeye daha doğrusu halka maliyeti, 180 bin lira civarında.

Balçık’taki toplantıda geçen dönemin Gebze Belediye Meclis Üyesi Saide Arslan Çalışkan, CHP Gebze yönetimi ve belediye meclis üyelerinden Başkan Büyükakın başta olmak üzere bu israfa inatla sebep olan herkes hakkında görevi kötüye kullanmaktan, suç duyurusunda bulunulmasını beklediğini söyledi.

Bence, belediye kasasından çıkan yargılama giderleri de Büyükakın’dan; evet için el kaldıran Cumhur ittifakının tüm meclis üyelerinden talep edilmeli, diyorum.

Denizde “Batak bataklık” kurtuldu da karadakileri ne etsek, diyorum.

Bugün bu kadar yeter. Başka da bi’şi demiyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X