AÇIKLANMAYAN AMA SIZDIRILAN RAPOR.. Deformasyon yokmuş!..
**
Bina çökmüş.
Canlar gitmiş.
Şehir sarsılmış.
Ama en önemlisi şuymuş:
Metroda deformasyon yok.
Oh, oh ne ala içimiz çok rahatladı.
Zaten bu memlekette hep öyle olur:
Önce insan gider…
Sonra “rapor” gelir…
O da gelirse tabii.
Gebze Aksesapağı'nda bir apartman devriliyor, kamuoyu soruyor:
“Niye oldu bu?”
Cevap hazır:
“Raporu açıklama yetkisi AFAD’da.”
Yani?
Yani topu aldık, taca attık.
Bina devrildi, sorumluluk da devrildi.
Zemin “sağlam” deniyor… sonra “zayıf zon” çıkıyor
Bak, çok basit anlatacağım.
Rapor özetlerinde diyorlar ki:
Zemin sınıfı “ZC”… kaya… fena değil.
Ama aynı raporlar diyor ki:
13 metreden itibaren “düşük özdirençli zayıf zon” var.
20–30 metreye kadar gidiyor.
Oturma riski yüksek.
Üstte de 8 metreye kadar “çok düşük özdirençli” gevşek/suya doygun bir tabaka ihtimali var.
Çatlak, oyuk, karstik yapı… su girişi… yumuşama… taşıma gücü kaybı…
Şimdi soruyorum:
Bu memlekette zemin “kaya” diye övülüyor diye…
Kayanın içi çatlak, su dolu, killeşmişse, o kaya ne oluyor biliyor musun?
Süngere dönüyor.
Ve süngerin üstünde apartman olmaz.
Olsa olsa…
enkaz olur.
“Geçiş formasyonu” demek ne?
Bu da şudur:
Bir adımda zemin değişiyor.
Bu da demek ki aynı binanın temeli, bir tarafında başka davranıyor, öbür tarafında başka.
Sonuç?
Bina “hep beraber” oturmuyor.
Bir köşe oturuyor, diğeri oturmuyor.
Adı: diferansiyel oturma.
Sokaktaki adı:
“Bina bir tarafa çöktü, öbür taraf hâlâ ayaktaymış gibi göründü.”
İşte devrilme böyle olur.
Şimdi burada bir devlet dili var, insanı delirtiyor.
“Metroda deformasyon yok.”
Metro “deformasyon yok” diye beraat mı alıyor?
Hakeza, Metro tüneli kendi içinde sağlam durabilir.
Tünel durur, üstteki zemin oynar, bina kayar.
Deformasyon tünelde değil, tünelin üstündeki zayıf zonlarda birikir.
Bir de raporlar “tünel çevresinde su girişi, yumuşama, taşıma gücü kaybı” riskini yazıyorsa…
Ben de sorarım:
İnşaat boyunca oturma ölçümleri nerede?
İzleme verileri nerede?
Komşu binalar hangi periyotla kontrol edildi?
Yeraltı suyu rejimi nasıl yönetildi?
Zemin iyileştirme yapıldı mı, nerede yapıldı, nasıl yapıldı?
“Deformasyon yok” cümlesi, bunların yerine geçmez.
Bu, olsa olsa…
PR cümlesi olur.
Asıl skandal: Raporu devlet açıklamıyor, gazeteden okuyoruz
Bir memlekette kritik teknik raporu vatandaş, Nokta Gazetesi’nden okuyorsa…
Orada sadece bina değil, kamu ciddiyeti çökmüştür.
Çünkü bu rapor “geçmişi” anlatmıyor sadece.
“Bugün”ü anlatıyor.
Eğer bölgede zayıf zon, suya doygun tabaka, süreksizlikler, karstik boşluk ihtimali varsa…
Bu, aynı hat üzerinde oturan başka binalar için de risk demektir.
O yüzden rapor saklanmaz.
Rapor saklanırsa…
risk büyür.
Sorumlu kim?
Bu memlekette sorumluluğu hep “binaya” yıkarlar.
Sanki bina kendi kendine ruhsat aldı.
Kendi kendine temel attı.
Kendi kendine beton döktü.
Kendi kendine denetlendi.
Hayır.
Bu işin zinciri var:
Müteahhit / yapım: malzeme, işçilik, proje dışına çıkma.
Proje / mühendislik: temel tasarımı, zemin verisini doğru okuma.
Yapı denetim: Kağıtta değil, sahada denetim.
Belediye / ruhsat süreçleri: kontrol, iskân, riskli alan refleksi.
Altyapı idaresi: tünel–zemin–su etkileşimi, izleme, mitigasyon.
Merkezi idare / koordinasyon: şeffaflık, kamu güvenliği, rapor paylaşımı. ..
Bir halkada sorun varsa, zincir kopar.
Zincir koparsa, bina düşer.
Bina düşerse…
insan düşer.
Bize “yetki AFAD’da” demeyin.
Bize “metroda deformasyon yok” demeyin.
Şunları deyin:
Bu binanın zemin etüdü neydi?
Temel projesi neydi?
Beton/donatı gerçekleri ne?
Denetim raporları nerede?
Metro inşaatı boyunca izleme verileri nerede?
Yeraltı suyu ve zayıf zon için hangi önlem alındı?
Aynı bölgede oturan diğer binalar için acil tarama planı var mı?
Bu ülkede her felaketten sonra aynı tiyatro sahneleniyor.
Perde açılıyor: “İnceleme başlatıldı.”
Ara perde: “Yetki onda.”
Final: “Kader.”
Sonra yeni bir bina, yeni bir sokak, yeni bir enkaz.
Ve biz hâlâ rapor bekliyoruz...
Bu ülkede raporlar gecikir.
Ama enkaz…
Hiç gecikmez...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bataklık haritada değil, akılda 02 Mart 2026 Pazartesi
- Ölenin adı değişiyor. Kazanan aynı 01 Mart 2026 Pazar
- Şiiri yaşayıp, acıyı bal eyleyen adam 28 Şubat 2026 Cumartesi
- Acısını yaşayan bizler ve coğrafyamız!... 27 Şubat 2026 Cuma
- Polyak Maden işçileri direniyor... 26 Şubat 2026 Perşembe
- Çaylarrr 25 Şubat 2026 Çarşamba
- Laikliğin yerine konan izin 24 Şubat 2026 Salı
- Dostluk 23 Şubat 2026 Pazartesi
- Savunma saat kaçta başlar?.. 19 Şubat 2026 Perşembe
- 8 Yıl 9 Ay… Bir Diploma Daha 18 Şubat 2026 Çarşamba