ÇÜNKÜ ONLAR İÇİN İNSAN BİR SAYI. Ölenin adı değişiyor. Kazanan aynı
**
ABD ve İsrail, İran’a vurdu…Haberin adı bu.
Ama asıl haber bu değil.
Asıl haber şu: Dünya “hukuk” diye bir kelime biliyor.Ama “uygulama” diye bir şey bilmiyor.
Birileri yine “güvenlik” dedi.
Birileri yine “meşru müdafaa” dedi.
Birileri yine “önleyici vuruş” dedi.
Bu kelimeleri bir yerden hatırlıyorsunuz.
Çünkü aynı kelimelerle Irak’a girdiler.
Aynı kelimelerle Libya’yı dağıttılar.
Aynı kelimelerle Suriye’yi paramparça ettiler.
Ve her seferinde aynı masal: “Biz halkı değil, rejimi hedefliyoruz.”
Hah! Hedefliyorlar. Ama hedef tahtasında her zaman, halkın ekmeği duruyor.
halkın ilacı duruyor.
halkın mazotu duruyor.
halkın çocukluğu duruyor.
“Yaptırım” diyorlar.
“Ambargo” diyorlar.
“Finansal kısıtlama” diyorlar.
Türkçesi şu: Senin cebini hedefliyorlar. Senin tencerene ateş ediyorlar. Senin hastanene kilit vuruyorlar .Bir de utanmadan ekliyorlar: “İnsan hakları.”
İnsan hakları, bombanın altında, bankanın önünde, ilaç kuyruğunda,elektrik kesintisinde ne güzel duruyor değil mi?
İran dediğiniz ülke, sadece İran değildir.
İran; petrolün fiyatıdır.
İran; doğalgazın vanasıdır.
İran; koridorların kilididir.
İran; yaptırım ekonomisinin kasasıdır.
İran; vekâlet savaşlarının kavşağıdır.
Oraya vurduğun an, yalnız bir ülkeyi değil, bir bölgeyi titretirsin.
Kâğıt üstünde “operasyon” dersin.
Gerçekte “yangın” çıkar.
Peki kim kazanır bu yangından?
Silah tüccarı kazanır.
Petrol baronu kazanır.
Sigorta lobisi kazanır.
“Güvenlik” adıyla ihale toplayan kazanır.
Krizden siyaset devşiren kazanır.
Kim kaybeder? Çocuk.
Kadın.
İşçi.
Yoksul.
Sokaktaki adam.
Bu, emperyalizmin en sade formülüdür:
Kâr yukarıya, bedel aşağıya.
Uluslararası hukuk metinlerde var. Ama düğmesi yok. Çünkü düğme Güvenlik Konseyi’nde.
Orada da “veto” diye bir kutsal inek var.
Bir yerde “işgal” dersin…Başka yerde “güvenlik kuşağı” dersin.
Bir yerde “savaş suçu” dersin…Başka yerde “kaçınılmaz zarar” dersin.
Bir yerde “terör” dersin…Başka yerde “stratejik ortak” dersin.
Hukuk seçici olunca, adalet dekor olur.
Dekor olunca, vicdan yorulur.
Vicdan yorulunca, nefret büyür.
Sonra dönüp sorarlar:“Niye radikalleşme artıyor?
”Niye artmasın?
Sen bir coğrafyayı yıllarca bombayla terbiye etmeye çalış.
Sonra “barış” kelimesini ağzına al.
İsrail Siyonizmin ve ABD emperyalizmin İran'a yönelik saldırısı kabul edilemez, şiddetle kınıyorum.
Ama en kritik cümleyi unutmayalım:
Dış güçler kapıyı kırmaz. Çürüyen damdan girer.
Yani İran’ı sadece dışarıdan vurmadılar. İçerideki çürümeyi de kullandılar.
Otoriter yönetim halkı susturduğunda,
mezhepçi-etnik siyaset toplumu böldüğünde…
yolsuzluk devleti kemirdiğinde…
kurumlar adalet yerine sadakatle çalıştığında…
Dışarıdan gelen darbe “darbe” olmaz, “fırsat” olur.
Çürümüş binaya deprem gerekmez. Küçük bir sarsıntı yeter.
Şimdi bazıları “yok edelim” diye bağırıyor.
Bir dakika.“yok etmek” dili…kolayca şiddetin diline dönüşür.
Şiddetin dili devreye girince, insan hayatı araç olur.
İşte tam da bunu istiyorlar.
Çünkü onlar için insan bir sayı.
bir istatistik.
bir manşet malzemesi.
Bizim aradığımız şey “yok etmek” değil.
Bizim aradığımız şey: kötülüğün mekanizmasını söküp atmak.
Silah ticaretini.
Savaş ekonomisini.
Yaptırımın sivile kesilen faturasını.
Veto saltanatını.
“İnsan hakları”nı PR’a çeviren propaganda endüstrisini.
Son söz: Haysiyet, yüksek sesle bağırmak değil.
Haysiyet, çifte standarda razı olmamaktır.
Haysiyet, “bizden” olana da “ötekine” de aynı hukuku istemektir.
Haysiyet, insan hayatını petrol fiyatına endekslememektir.
Dünyayı kurtarmak büyük laf…
Ama dünyayı kirleten düzen küçük hesaplarla büyür.
Soruyu büyütelim:
Bu saldırıdan kim kazanıyor?
Kim ölüyor?
Ölenin adı değişiyor.
Kazananın adı ise hiç değişmiyor!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bataklık haritada değil, akılda 02 Mart 2026 Pazartesi
- Şiiri yaşayıp, acıyı bal eyleyen adam 28 Şubat 2026 Cumartesi
- Acısını yaşayan bizler ve coğrafyamız!... 27 Şubat 2026 Cuma
- Polyak Maden işçileri direniyor... 26 Şubat 2026 Perşembe
- Çaylarrr 25 Şubat 2026 Çarşamba
- Laikliğin yerine konan izin 24 Şubat 2026 Salı
- Dostluk 23 Şubat 2026 Pazartesi
- Savunma saat kaçta başlar?.. 19 Şubat 2026 Perşembe
- 8 Yıl 9 Ay… Bir Diploma Daha 18 Şubat 2026 Çarşamba
- Böyle şafak baskını mı olur? 17 Şubat 2026 Salı