BAKAN TUNÇ’U İSTİFAYA DAVET ETTİLER Adalet isterken susan adalete karşıyız
Hürriyet ve İstikbal Derneği’nin Gebze, İzmit. Pendik ve Güngören’de öldürülen çocukların ailelerini bir araya getirdiği eyleminde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç istifaya davet edildi. Aileler adına konuşan Esat Aydın, “Adalet isterken susan adalete karşıyız” dedi
“Mağdur aileler sizlerden adalet isterken, körler pazarında ayna satanlar; evlatlarımız katledilirken susan adalete karşıyız. Adaletin er ya da geçi kalmamıştır. Adalet vicdanların değil makamların adı olmuştur. Mahkemenin yüceliği dinerken, adaletin adilliği, hâkimliğin sessizliği, savcılığın uykusu kışı dahi geçmişken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un istifasını bu milletin vicdanına sunması belki de adaleti yeşertecek ilk adım olacaktır.”
Hürriyet ve İstikbal Derneği’nin Gebze, İzmit. Pendik ve Güngören’de öldürülen çocukların ailelerini bir araya getirdiği eyleminde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç istifaya davet edildi. Aileler adına konuşan Esat Aydın, “Adalet isterken susan adalete karşıyız” dedi.
Eyleme Atlas Çağlayan’ın aile bireylerinin yanı sıra –tespit edilebildiği kadarıyla-
Gebze’nin Pelitli Mahallesi’nde 12 Temmuz 2021’de Afganistan uyruklu 20 yaşındaki Muhammed Atikullah tarafından öldürülen Ayşegül Aydın’ın abisi Esat Aydın ve aile bireyleri;
İzmit, Kemalpaşa Mahallesi’nde İnönü Caddesi’ndeki parkta 15 Mayıs 2022’de Y.K, H.M.K ve Y.A tarafından dövülerek öldürülen 15 yaşındaki Kıvanç Uman’ın ailesi;
Gebze’de 27 Mart 2024’te ‘Kız meselesi’ nedeniyle çıktığı iddia edilen tartışmada 20 yaşındaki E.K.D tarafından öldürülen 16 yaşındaki Kadem Can Çiçek’in annesi Kibar Çiçek;
Gebze’de 07 Şubat 2025’te çalıştığı spor salonunun önünde tekerlekli sandalyeli Alihan Şeker’in bir aracın içinden silahla vurarak öldürdüğü Velican Aras’ın annesi Zuhal Aras;
Gebze’nin Mimar Sinan Mahallesi, Piri Reis Caddesi, 25’nci Sokak’taki evinde 16 Mart 2025’te C.Y tarafından kurulan pusuda öldürülen Bayram Zunluoğlu’nun abisi;
İstanbul’un Pendik İlçesi’nde 18 Mayıs 2025’te Sahilyolu Kaynarca Mahallesi, Erol Kaya Caddesi üzeri Tuzla yönünde Ömer Faruk Ballı yönetimindeki aracın çarpması nedeniyle hayatını kaybeden Işıl Öykü Dinç’in annesi Özlem Dinç de katıldı.
Tüm aileler adına Ayşegül Aydın’ın abisi Esat Aydın açıklama yaparken eylemde Velican Aras’ın annesi Zuhal Aras, Kadem Can Çiçek’in annesi Kibar Çiçek, Işıl Öykü Dinç’in annesi Özlem Dinç de konuştu:
Ayşegül Aydın’ın abisi Esat Aydın:
“Hürriyet ve İstikbal Derneği; Türk Milleti'nin sosyolojik intiharın eşiğinde bilinç kaybı yaşadığı bir dönemde bıçkın duruşlu, kalender yürekli, sanata sarılmış, ilim ve bilimi özümsemiş, töresini bilen bir Türk Gençliği inşaa etmektedir.
Bugün, bu inşaanın namusuna göz dikmiş; katil, katil sevicisi, mağdur edebiyatçısı, yalancı, ruhu kirli, eli kanlı kişilere karşı ses olmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Mağdur ailelerin feryatları gözyaşlarına teslim olmayacaktır. Acılı yüreğin bağrından çıkan yakarışlar bu meydanlarda bugün itibariyle başlatmış olduğumuz Adalet Yürüyüşleriyle haykırışa dönüşecektir.
Akıl tutulması yaşayan ceza yasaları, vicdanını kaybetmiş cüppelerin arasında ziyan olmaktadır.
Atlas Çağlayan'ı katleden baş fail bu akıl tutulmasını yaşayanlardır.
Kıvanç Uman'ı yattığı yerde inciten Suça Sürüklenmiş Çocuk safsatasıdır.
Yüreğimize sıkılan mermi Kadem Can Çiçek diye yazılmıştır.
Kardeşim Ayşegül Aydın'ın katledildiği gün, gülümsemelerimizin kaybedildiği gün olarak tarihe geçmiştir.
Işıl Öykü Dinç'i bizden alan cüppesinde düğme olanlardır...
Onlarca canımızın bedeni toprağa sarılsa bile ruhları aramızdadır. Bize onlardan kalan, ondan kalan diyebilmek için mücadele etmektir.
Konuşmak lazımdır: Uyuşturucunun kol gezdiği ve mücadelesinin zayıf kaldığı bir dönemde nasıl olurda 50 bin suçlu, oldubittiye getirilerek dışarı salınır? Buna karar verip destekleyenler adalet divanına çıkmışlar mıdır? Buna karar verenler sosyolojiden anlarlar mı? Bu oldubittiyi mutlulukla karşılayanların tahsilleri kaç dolardır? Suçlular salındığı gibi cinayetler, yaralamalar artmıştır. Adalet kapısı aşınmış, kolu da biz vatandaşa kalmıştır. Vatandaşı bu kadar çıldırtan hareketler nasıl sineye çekilmektedir?
Mağdur aileler sizlerden adalet isterken, körler pazarında ayna satanlar; evlatlarımız katledilirken susan adalete karşıyız. Adaletin er ya da geçi kalmamıştır. Adalet vicdanların değil makamların adı olmuştur. Mahkemenin yüceliği dinerken, adaletin adilliği, hâkimliğin sessizliği, savcılığın uykusu kışı dahi geçmişken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un istifasını bu milletin vicdanına sunması belki de adaleti yeşertecek ilk adım olacaktır.
Bugün burada Yılmaz Tunç için istifa çağrısı yapacağız. 70 bin kişiyi aralık ayının sonunda saldınız. İlk yedi günde yüzde 45’i tekrar suça bulaştı. Önümüzdeki aylarda 10 bin kişinin daha salınması bekleniyor. Bu Türk Milletinin vicdanını sarsmaktadır. Toplumsal olaylara artık göz yummayın.
Matia Ahmet’in katiline yardımcılık yapan iki kişiye dair beraat kararı verildi. İstinaf itiraz etti. Ve Sayın Bakan Yılmaz Tunç, twitter mesajıyla ‘Adalet yerini bulmuştur’ dedi. Katile yardım edenlerin beraat etmesi nasıl bir adalet anlayışıdır?
Ne utanmaz, ne kör bir düzendir ki bizi adalet dilencisi yapmaya itmektedir!
Yüreklerimiz adaleti bekleme adaleti sağla diye yakarmaktadır.
Adalet hikâyemiz, mağduriyetçi fanatiklerle devam etmektedir.
Kardeşim Ayşegül Aydın'ı, Behiye Ediz'i, Necati Bağcı'yı, Selahattin Çelik'i katleden sığınmacılar bu ülkeye nasıl alınabilmektedir!
Taksici Oğuz Erge'yi, Mattia Ahmet'i, Atlas Çağlayan’ı katledenlerin katil profilleri aynı değil midir?
Tas kafa, şişme mont diye anlatılan bu profillerde etnik sorun yok mudur?
Fakirliği övünerek anlatanlar, bugün nasıl, ‘Bu katiller fakir oldukları için suça eğilimliler’ diyebilirler?
İkbal ve Ayşenur'un katilinin katil profili, Eskişehir Odunpazarı'nda 10 civarı kişiyi bıçaklayan ergenle aynı değil midir?
''Ailesinin terbiye edemediğine hiç bulaşma'' yakın gelecekte atasözü olarak geçecektir. Bu çocuğun terbiye sorununun en başta okullarda kaldırılan ''adab-ı muaşeret'' dersleriyle bağıntısı var mıdır? Avuca cetvelle vuran öğretmenlerin yerini neden gevşek ve arkadaş canlısı öğretmenler almıştır? Eğitimciler bundan isyan etmiyor mu? 15 yaşında alkollü mekanlara giden çocukların 15 yıl sonra topluma faydaları ne olacaktır?
Bugün tarlada terlemeyen çocuk, şehirde kumarda terlemektedir. Bugün avucunda cetvel izi görmeyen çocuk, iradesiz, idealsiz bir yapıyla yetişirken onu hayvanlardan ayıracak şey ne olacaktır?
Tüm bunlar karşısında kavgamız ayarı bozulmuş kantarla
Kavgamız suçluyu masumlaştıranla,
Kavgamız bu çarkı bozulmuş düzenledir.
Sözlerimi merhum Abdurrahim Karakoç'un şu dörtlüğüyle bitiriyorum:
Makine çalışmıyor, belki bir alet bozuk / Yahut çalıştıranda bilgi, maharet bozuk / Ülkenin her yanından pislik fışkırıyorsa / Mutlaka ve mutlaka orada adalet bozuk!
Velican Aras’ın annesi Zuhal Aras:
“Siz sessiz kaldıkça sizin de canınız yanacak benim gibi. Ne olursunuz, elinizi vicdanınıza koyun. Ben anneyim anne. Ben çocuğumu bir saat önce işe gönderdim. Sonra dediler ki bana, ‘Çocuğun kaza yapmış.’ Meğer çocuğum vurularak ölmüş. Üç gün sonra öğrendik, üç gün sonra. Ve dediler, ‘sakat’ bir arkadaşı yaptı bunu. İnanmadım. ‘Sırtında taşıyordu onu, değildir’ dedim. Dedim ama, öyleymiş. Koynunda yılanı beslemiş. Çocuklarınızın arkadaşlarına güvenmeyin. Hiç kimseye güvenmeyin artık. Ben hiç kimseye güvenmez oldum.
Benim çocuğum askere gidecekti, toprak oldu. Neden olsun? Bugün bana olan yarın başkasına olacak. Adalet yok bu ülkede. Ben anneyim içim yanıyor, başkalarının yanmasın. Benim çocuğumu öldürdü, altı ay sonra ev hapsi verildi. Benim çocuğum mu seni sakat bıraktı, hayır. Sen zaten o işi yaparken sakattın. ‘Ben sakatım’ deyip her önüne geleni de tarayamazsın ki. Dilekçe verdim, tekrar tutuklattım. Ama altı ay sonra tekrar aynı şeyi yaşayacağım. Ben bunu istemiyorum. Hakkımı verin, adalet istiyorum.”
Kadem Can Çiçek’in annesi Kibar Çiçek
“Biz caydırıcı cezalar istiyoruz. Biz istiyoruz ki Kademcanlar, Velicanlar ölmesin. Atlaslar ölmesin istiyoruz biz. Artık caydırıcı cezalar gelsin. Kaç annenin daha yüreğinin yanması gerekiyor caydırıcı cezalar gelme için. Bunlar büyüklerin evlatları olsa aynı şeyi uygularlar mı, çok merak ediyorum. Adalet adalet diyorlar ya. Kendi canları yansa, kendileri için de aynı adaleti uygularlar mı, çok merak ediyorum. Pırıl pırıl evlatlarımız nerede bizim ya? Bu nasıl bir adalet? Biz çocuklarımız ölmesin istiyoruz. Hepimiz öldük, biz. Mutluluklarımız, sevincimiz kursağımızda kaldı. Bu ailelerin hepsi ölü artık. Yani ölen sadece Velican değil. Sadece Kadem Can değil. Abileri, anneleri, babaları, hep beraber bizi toprağa gömdüler. Biz sadece nefes alıyoruz, yaşamıyoruz biz. Caydırıcı cezalar istiyoruz. Çocuklar ölmesin istiyoruz.”
Öykü Dinç’in annesi Özlem Dinç:
“Adil cezalar istiyoruz. Bizim çocuklarımız toprak altında, katilleri dışarıda geziyor. Bunu kabul etmiyoruz. Ben bugüne kadar pırıl pırıl bir çocuk yetiştirdim. Devlete olan bütün sorumluluğumu yurttaş olarak bugüne kadar yerine getirdim. Devlet bana olan sorumluluğunu yerine getirsin, benim çocuğumun adaletini sağlasın. Benim çocuğumun dosyasındaki kirli eller çekilsin. Herşey açığa çıksın artık.”
Eylemi takip eden yurttaşların da söylemleriyle destek verdiği basın açıklamasında ayrıca şu tepkiler dile geldi:
“Çocuklarımız pazara, kafeye gitmesin mi? Kitap taşımasınlar, kendilerini koruması için artık silah mı taşısınlar? Bizde mi öyle yetiştirelim. Sustalı bıçakla eğitim verelim, okutmayalım, okula göndermeyelim mi? Ne yapalım siz söyleyin Sayın Bakan Yılmaz Tunç? Terörist mi yetiştirelim? Eli kanlı katil mi yetiştirelim? Bunu istiyorsanız, ona göre yetiştirelim biz de. Nasıl koruyalım biz çocuklarımızı? Başka analar ağlamasın. Atlas’ın anası ağladı. Ahmet Munzudi’nin anası ağladı. Sırada kimin anası var, çıkıp söyleyin. Onların yanına gidip onların çocuklarını koruyalım. Sesimizi duyun. Biz vatandaşız. Sıradan vatandaşlar olarak, istemiyoruz sizi. Bizim çocuklarımıza sahip çıkın. Çocuk silah taşımaz. Çocuğun elinde bıçak olmaz. Çocuğumu evimin yanındaki fırına ekmek almaya gönderemiyorum artık.
İstanbul Barosu. Suça sürüklenen çocuklar ile ilgili ne düşünüyorsun? İstanbul Barosu, koruyabildin mi? Neredesiniz?
Adalet Bakanı uyumasın. Adalet istiyoruz.
Ülke, toplum adaletsizlikten bu halde. Yargı paketi değil adalet istiyoruz.
Aileler tehdit ediliyor. Anneler hem evlatlarından oluyor, hem tehdit alıyorlar. ‘Şunu yaparsan, bunu yaparsan seni de böyle yaparız’ diyorlar. ….. annesi neler yaşadı. Şunu yaparım, bunu yaparım. Yahu sen kimsin? Bu nasıl bir devlet, nasıl bir yönetim. Bu nasıl bir Adalet Bakanı. Kim yönetiyor bizi, nasıl bir Bakan yönetiyor? Katiller dışarıda. Devlet uyuyor. Bakan uyuyor. Biz de 7/24 ağlıyoruz.
Sayın Bakan. Ödeyeceksin annelerin gözünün yaşının bedelini.
Benim ne yaşadığımı kimse bilmiyor. Ben yandım, başkaları yanmasın. Adalet istiyorum. Başka bir şey istemiyorum.
Bakanları, vekilleri sokağa, çarşılara istiyoruz. Gelsinler, çıksınlar inlerinden. Gelsin görsün bu vatandaşın halini. İnlerde yerleşmişler, kalkmıyorlar. Televizyonlarda bağırıyorlar bize.
Nefes aldığınızda ciğeriniz yanıyor mu? Benimki öyle yanıyor. İçim parçalanıyor, yanıyor. Nefesim kesiliyor. Nefes aldıkça tüm kemiklerim kırılıyor. Adalet istiyorum. Velican gibi çocuklarımızın kaybedilmesini istemiyorum. Toprak olmasını istemiyorum.
Sizlerin de evine ailesine ateş düşecek, sustukça. Suçluların hakkından gelmiyorsa adalet, o zaman bize teslim etsinler.”
İLGİLİ HABER
Çocuklar değil katiller öldürür
https://www.gebzeemek.com/haber/sivil-toplum-/cocuklar-degil-katiller-oldurur/2904.html